Please download to get full document.

View again

of 140
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

arkadaşlarının yézéné unutuyordu; karşılaştıklarında tanımadığı iüin géceniyorlardı. Bazen birkaü ay Çnce okuduğu kitabı hiü hatırlamıyordu; ama bu

Category:

Essays & Theses

Publish on:

Views: 22 | Pages: 140

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
30 KASIM 1996 ÄTEKİ YAYINEVİ ÄTEKİ KLASİK Roman YAPIM Äteki Ajans KAPAK TASARIMI Arif Turan REDAKTÄR Celal İnal BASKI ve CİLT Emel Matbaası BİRİNCİ BASKI 1996 ÄTEKİ, Af ı Yayıncılığın kuruluşudur. YÄNETİM
Transcript
30 KASIM 1996 ÄTEKİ YAYINEVİ ÄTEKİ KLASİK Roman YAPIM Äteki Ajans KAPAK TASARIMI Arif Turan REDAKTÄR Celal İnal BASKI ve CİLT Emel Matbaası BİRİNCİ BASKI 1996 ÄTEKİ, Af ı Yayıncılığın kuruluşudur. YÄNETİM YERİ Mediha Eldem Sokak 52/ Kızılay/ ANKARA Tel: Fax: ISBN Fyodor MihayloviÖ Dostoyevski EBEDÜ KOCA TáRKCESİ Serpil Demirci BEYAZIT DEVLET KáTáPHANESİ Tasnif No. Demirbaş No VELCHANINOV Yaz gelmişti ve beklenilenin tersine Velchaninov Petersburg'da kaldı. Rusya'nın gàneyine yapmayı planladığı yolculuk suya dàşmàştà. Davasının sonu da geleceğe benzemiyordu. âiftlikle ilgili olan bu dava Öok aksi bir hal almıştı. áö ay änce gayet kolay gibi gärànàyordu, ama birdenbire her şey değişti. Her şey nasıl da kätàye gitti! Artık Velchaninov bu càmleyi sık sık tekrarlar olmuştu. Yetenekli ve seökin bir avukat tutmuş, ona bir sàrà para ädàyordu. Parayı falan esirgediği yoktu, ama hem sabırsızlıktan hem de gàvensizlikten kendisi de davaya karışmıştı. Belgeleri okuyor, avukatının kesinlikle beğenmediği şeyler yazıyor, mahkemeden mahkemeye koşup duruyordu. İpucu topluyor ve bàyàk olasılıkla da pek Öok şeye engel oluyordu. Avukat bu durumdan yakmıyor ve ne olursa olsun onu yazlığa postalamaya uğraşıyordu. Ama Velchaninov bir tàrlà gitmeye karar veremiyordu. Petersburg'un tozu, boğucu sıcağı ve sinirleri altàst eden beyaz geceleri onun en Öok sevdiği şeylerdi. Bàyàk Tiyatro yakınlarında yeni tuttuğu ev de tam bir fiyaskoydu. Her şey fiyasko! diye dàşànàyordu. Asabiliği gitgide artıyordu; zaten uzun zamandır asabi ve evhamlıydı. Hayatı hep dolu ve değişik geömiş bir adamdı, artık genö falan da değildi. Otuz sekiz, hatta otuz dokuzundaydı ve kendi deyimiyle yaşlılığı 'hiö beklenmedik' bir şekilde gelmişti. Yaşından erken Öäktàğànàn farkındaydı. Gitgide azalan gàcàne bakılırsa iöten iöe Öäktàğà aöıktı. Yoksa gärànàşte gàölà ve dinöti. Uzun boylu, sağlam yapılı bir adamdı. Gàr sarı saöları ve neredeyse gäğsàne kadar inen upuzun sakalında tek bir beyaz tel bile yoktu. İlk bakışta biraz hantal ve uyuşuk gibi gçrénéyorsa da, dikkatle bakıldığında bir zamanlar iyi bir eğitim almış, mékemmel bir adam olduğu anlaşılıyordu. Sonradan edindiği ters ve tembel ifadeye rağmen Velchaninov'un tavırları serbest, kendinden emin ve hatta zarifti. HÖlÖ kararlı ve késtah bir ÇzgÉveni vardı; kendisi bile bunun farkında değildi. Yalnızca akıllı değil, zaman zaman Üok mantıklı, kéltérlé ve hiü kuşkusuz yetenekliydi. Pembe yézé, genülik yıllarında kadınsı bir yumuşaklık taşıyan teni hanımların dikkatini Üekerdi. İnsanlar yézéne bakarlar: Ne sağlıklı bir adam! Bu ne gézel ten! derlerdi. Ama bu sağlıklı gçréném artık asabiyet taşıyordu. İri mavi gçzleri on yıl Çnce Üok canlar yakmıştı. Parlak, géleü ve aldırışsız bakışları karşılaştığı herkesi etkisi altına alırdı. Artık kırkına merdiven dayadığı şu sıralarda parlaklığı ve géleüliği de kalmamıştı. KÉÜÉk kéüék kırışıklarla Üevrelenmiş bu gçzler sağı solu belli olmayan bitkin bir adamın ikiyézléléğéné, alaycılığını, insanlara gévensizliğini, yeni ortaya Üıkan bir hézné ve acıyı taşıyordu. Dalgın ve derin bir hézéndé bu, Çzellikle de yalnız kaldığı zamanlarda ortaya Üıkıyordu. Gariptir ama, birkaü yıl Çncesine kadar eğlenceye déşkén, umursamaz ve géler yézlé olan, fıkralar anlatan bu adam yapayalnız kalmaktan başka bir şey istemez olmuştu. Mali zorluklar iüindeydi ve hiü gerek yokken pek Üok arkadaşıyla ilişkisini kesmişti. Gururunun da bunda rol oynadığı kesindi. Gururu ve kuşkuculuğuyla eski arkadaşlarına bile dayanamıyordu. Ama zamanla yaşadığı yalnızlık iüinde gururu bile karakter değiştirmişti. Azalacağına artmıştı. Bambaşka bir hal almıştı. Daha Çnce hiü akla gelmeyen ve beklenmedik nedenlerden acı Üekmeye başladı. Nedenler arasında bir sınıflandırma yapılacak olsa onunkiler yéksek sınıftan nedenlerdi. Evet, sonunda Çyle bir hale geldi ki geümiş yıllarda iki kez bile déşénmediği bazı yéksek nedenler kafasını yormaya başlamıştı. Kafasında ve vicdanında yéksek saydığı nedenlere kalbi de onay veriyordu. Daha Çnce bçyle bir şey hiü olmamıştı. Toplum iüindeyken her şey bambaşkaydı. Eğer fırsat doğacak olsa, vicdanının gizemli ve saygıdeğer kararlılığına rağmen hemen ertesi gén, bu 'yéce nedenlere' şçyle elini bir sallayıp geüeceğini ve ilk dalga geüenin kendisi olacağını gayet iyi biliyordu. O zamana kadar onu etkisi altına alan 'aşağılık nedenler pahasına kazandığı déşénce ÇzgÉrlÉğÉne rağmen durum bçyleydi. Sabah kalktığı zaman, uykusuz geüen bir gece boyunca déşéndéklerinden ve hissettiklerinden kim bilir kaü kez utanü duymuştu! Son zamanlarda Üok uykusuzluk Üekiyordu. Bir séredir ıvır zıvır her şeyden alınır olmuştu ve bu yézden de duygularına mémkén olduğunca az gévenmeye karar vermişti. Ama gerüekliklerini kabul etmek zorunda olduğu bazı şeyleri de gçzardı edemezdi. Son zamanlarda déşénceleri ve duyguları geceleri tamamen şekil değiştiriyor, génén ilk saatlerindekilere hiü benzemiyordu. Bu durumdan rahatsız oldu ve tanıdığı bir doktora bile danıştı. Adam bunu pek ciddiye almadı. Fikirlerin ve duyguların değişimi, hatta ayrı iki fikre ve déşénceye sahip olmak 'déşénen ve hisseden' insanların evrensel Çzelliğidir, cevabını aldı. BÉtÉn ÇmÉr boyunca edinilen inanülar bazen uykusuz geüen sıkıntılı bir gecenin etkisiyle değişebiliyor; durup dururken Üok ciddi kararlar alınabiliyordu. Ama bunlar hiü kuşkusuz belli bir noktaya kadar geüerliydi: Eğer acı verecek boyuta ulaşıyorsa o zaman yaklaşan bir hastalığın belirtisi olabilirdi; hemen Çnlem alınması gerekirdi. Yapılacak en iyi şey hayat tarzında kçklé değişiklikler yaratmak, yemekleri değiştirmek, hatta yolculuğa Üıkmaktı. Sakinleştirici ilaülar da yararlıydı hiü kuşkusuz.velchaninov daha fazlasını dinlemedi, ona gçre bu kesinlikle bir hastalıktı. Demek bétén bunlar bir hastalık, bétén bu 'yéksek fikirler' yalnızca bir hastalık, başka bir şey değil! diye aüıklama yapıyordu kendi kendine ÉzÉntÉyle. Bunu kabullenmeyi hiü istemiyordu. Kısa bir sére sonra yalnız gece olanlar géndézleri de olmaya başladı, Éstelik gece olanlardan daha şiddetliydi ve vicdan azabının yerini Çfke, heyecanın yerini alay almıştı. GeÜmişindeki, hem de uzak geümişindeki olaylar, Tanrı bilir neden, birdenbire daha sık ve biraz da garip bir şekilde aklına gelmeye başladı. Velchaninov uzun zamandır hafıza kaybından yakınıyordu, arkadaşlarının yézéné unutuyordu; karşılaştıklarında tanımadığı iüin géceniyorlardı. Bazen birkaü ay Çnce okuduğu kitabı hiü hatırlamıyordu; ama bu hafıza kaybına rağmen uzak geümişiyle ilgili her gén, on on beş yıldır hatırlanmamış her şey birdenbire, Çyle şaşırtıcı bir kesinlikle ve ayrıntılarıyla aklına geliveriyordu ki sanki onları yeniden yaşadığım sanıyordu. Hatırladığı olayların bazıları Çylesine unutulmuş şeylerdi ki tekrar hatırlanması bir mucizeydi. Hepsi bu kadar değildi. Engin deneyimleri olan bir adamın her térlé anısı olabilirdi! Ama asıl konu. hatırladığı şeylerin yepyeni, şaşırtıcı ve inanılmaz bir gçréş aüısı taşıyor olmasıydı, sanki başkalarının yaşadıklarıydı onlar. Neden hatırladığı bazı şeyler sanki suümuş gibi etkiliyordu onu? Hem bunlar yalnızca zihninin yargılamaları değildi, kasvetli,, yalnız, hasta zihnine pek gévenmezdi zaten; ama bunlar lanetlemelere, ağlamalara kadar varıyordu. İki yıl Çnce biri ona bir gén gçzyaşı dçkeceğini sçylemiş olsaydı asla inanmazdı! Hatırladığı şeyler hep duygusal değil, bazen de kéüéltécé şeylerdi. Topluluk iüindeki kéüék déşmelerini ve başarısızlıklarını hatırlıyordu. àrneğin, entrikacı bir adam tarafından iftiraya uğradığını, bunun sonucunda da bir ailenin artık onu evlerine kabul etmediklerini hatırladı. Kısa bir sére Çnce, herkesin iüinde, aüıküa aşağılanmıştı, suüluyu da déelloya davet etmemişti. Bir keresinde, gézel hanımların iüinde akıllıca bir iğnelemeye konu olmuş ve uygun bir cevap bulamamıştı. Hatta Çdenmemiş bir iki borü bile aklına geldi, gerüi Çnemsiz miktarlarda borülardı, ama onur borülarıydı; Éstelik borü aldığı insanlarla arkadaşlığı kesmiş ve arkalarından konuşmuştu. Yalnızca bazı kçté anlarında da boşu boşuna harcayıp tékettiği iki Çnemli servet iüin ÉzÉlÉrdÉ. Ama kısa sére iüinde yine 'yéksek fikirler'i déşénmeye başlardı. Birden, ortada hiübir şey yokken, yıllar Çnce sırf şımarıklıktan ve eğlenmek iüin herkesin iüinde hakaret ettiği, kendi halinde, kır saülı bir memuru hatırlayıverdi. Bu olay onun prestijini de arttırmıştı o zamanlar. O kadar geümişte kalmıştı ki bétén ayrıntıları net olarak hatırladığı halde adamın adını unutmuştu. Yaşlı adam, kasabada dedikodu konusu olan, yaşı geükin, bekör kızını savunmaya Üalışmıştı. Zavallı adam Çfkeyle cevap yetiştirmeye uğraşmış, ama sonra birdenbire herkesin iüinde ağlamaya başlamıştı. Herkes duygulanmış ama yine de adamı şampanyayla sarhoş edip eğlenmişlerdi. Şimdi Velchaninov zavallı ihtiyarın nasıl hıükıra hıükıra ağladığını ve Üocuk gibi elleriyle yézéné gizlediğini hatırladı durup dururken, sanki olayı hiü unutmamış gibi hissetti. SÇylemesi biraz garip ama bu o zamanlar Üok eğlenceli gelmişti, Çzellikle de yézéné elleriyle gizlemesi, oysa şimdi hiü de Çyle değildi. Sonra, şaka olsun diye bir Çğretmenin gézel karısına nasıl iftira ettiğini hatırladı. Kocasının kulağına da gitmişti. Velchaninov kısa bir sére sonra kasabadan ayrıldığı iüin bu olayın sonuülarını hiü Çğrenememişti. Şimdi nasıl sonuülanmış olabileceğini hayal ediyordu. O anda, bir zamanlar pek de Üekici bulmadığı ve yaptıklarından sonradan utanü duyduğu o genü işüi kızı hatırlamamış olsaydı, hayalleri kim bilir daha nerelere kadar uzayıp giderdi. Neden yaptığını bilmiyordu, ama kızın başını derde sokmuş, sonra veda bile etmeden (zamanı mı vardı sanki!) Üocukla beraber onu yézésté bırakıp Petersburg'a gitmişti. Sonraları tam bir yıl bu kızı aramış ama hiübir yerde izine rastlamamıştı. BÇyle yézlerce anısı vardı ve her biri beraberinde dézinelerle yenilerini anımsatıyordu. Giderek gururu da inciniyordu.gururunun garip bir şekilde değişime uğradığını daha Çnce sçylemiştik. Bu doğruydu. äok seyrek de olsa bazen, arabasının olmaması, bir mahkemeden diğerine koşuşturması ve ÉstÉnÉ başını ihmal ediyor olması artık onu utandırmıyordu. Eğer tanıdıklarından biri sokakta ona alaylı alaylı baksa ya da tanımayacak olsa suratını bile asmadan yanından gidecek kadar gururluydu. Bu kayıtsızlığı gerüekti, gçsteriş değil. Tabii bunlar zaman zaman oluyordu. Gururu bir zamanlar Üok etkilendiği şeylere artık daha kayıtsızdı, ona sérekli musallat olan tekbir soruya konsantre olmuştu. Sanki yukarıda birisi beni kçté huylarımdan arındırmaya Üalışıyor ve bana o lanetli anılarla 'pişmanlık gçzyaşları' gçnderiyor! diye déşénérdé bazen kendi kendine alayla (zaten kendi hakkında déşéndéğé zaman hep alaycı olurdu). Neyse canım olsun; ama hepsi boşuna! Boşa kérek Üekmek! Bu pişmanlık gçzyaşları ve kendi kendimi aşağılamalarıma rağmen şu kırk yaşımda bile zerre kadar bağımsızlık duygusu kazanamadım! Yarın da aynı istek ortaya Üıkacak olsa, Çğretmenin karısına hediyeler verdiğimi yaymak işime gelse hiü tereddétséz bu dedikoduyu yayardım. Hem de bu ikinci kez olacağından daha adice ve daha iğrenü olurdu ama bir an bile duraksamazdım. On bir yıl Çnce bacağına ateş ettiğim o ufak tefek, ana kuzusu Prens, yine bana hakaret edecek olsa, onu hemen déelloya Üağırır, yine koltuk değneklerine mahkãm ederdim. àtekilerin hepsi kuru sıkıdan başka bir şey değil, hepsi anlamsız! Kendimi adam edecek gécém olmadığına gçre geümişimi hatırlamanın ne yararı var? MÉdÉrÉn karısıyla yaşadıkları tekrarlanmamış, başka kimseyi koltuk değneklerine mahkãm etmemişti ama déşénceleri yine aynıydı; aynı şeyler yaşanacak olsa belki de ÇldÉrÉrdÉ bile... İnsan, sérekli olarak anılarıyla acı Üekmemeli; arada bir dinlenip eğlen-meli. Velchaninov da Çyle yaptı. Gezip eğlenecekti, ama zaman geütiküe Petersburg'daki yaşantısı ona daha da sıkıntı vermeye başladı. Temmuz geliyordu. Arada bir, davayı bir tarafa bırakıp hiü hazırlık yapmadan, Çyle birdenbire, geriye de dçnép bakmadan, Kırım'a falan Üekip gitmeye karar veriyordu. Bir saat sonra bu fikre burun kıvırıp dalga geüiyor, bu iğrenü déşénceler bir kere aklıma gelmeye gçrsén, beni géneye gçndermekle kalmaz, onun iüin kaümaya Üalışmak boşa, dérést bir adam iüin zaten bir neden de yok. Hem ne anlamı var? diye déşénéyordu umutsuzluk iüinde. Burası ne kadar tozlu ve boğucu! Her şey darmadağınık. Gidip geldiğim mahkemelerde Çyle bir telaş, fareler gibi ileri geri Çyle bir koşuşturma var ki! Kentte kalıp sabahtan akşama kadar koşturan bu insanların yézlerinden kendini beğenmişlik, kibir, kendi ruhlarından korkulan, yéreksizlikleri okunuyor. Burası sıkıntılı biri iüin cennet, ciddi sçyléyorum! Her şey ortada, her şey aüık, kimse Avrupa'daki kaplıcalarda ya da yazlıklardaki kibar tabakada olduğu gibi bir şeyler saklamaya kalkışmaz. Sırf bu yézden de saygıyı hak ediyorlar!... Gitmeyeceğim! Patlasam da burada kalacağım! 10 11ŞAPKASI TåLLå BEYEFENDİ Temmuzun ÉÜÉydÉ. Boğucu ve sıcak hava dayanılmazdı. Velchaninov iüin Üok yoğun bir gén olmuştu. BÉtÉn sabahı oradan oraya koşturmakla geüirmişti. O akşam kasaba dışındaki villasında oturan bir avukata ani bir baskın yapması gerekiyordu. Saat altıda Nevsky Prospect'te, Polis KÇprÉsÉ yakınlarındaki bir restorana gitti. Yemekler pek Çyle mékemmel değildi, ama Fransız mutfağıydı. Her zamanki kçşesinde bir masaya oturdu ve o génén yemeğini ısmarladı. Her zaman bir rublelik yemek yer ve ekstradan şarap iüerdi. Mali durumu belirsiz olduğundan bu şarap onun iüin bir fedakörlıktı. O kçté şeyleri nasıl yiyeceğini déşénérken, sanki ÉÜ gén aü kalmış gibi son kırıntısına kadar da silip sépérméşté. Bazen iştahına bakınca, hastalıklı bir durum diye mırıldanırdı. Ama bu kez, kéüék masaya gayet keyifsiz bir halde oturmuş, şapkasını Çfkeyle fırlatmış, dirseklerini dayayıp déşéncelere dalmıştı. 12 Zaman zaman gayet kibar ve soğukkanlı olabiliyordu, ama o anda yanında yemek yiyen biri gérélté yapacak olsa, ya da başında dikilen garson daha ilk kelimesini anlamayacak olsa esip gérleyecek, belki de rezalet Üıkaracaktı. ànéne Üorba kondu. Tam kaşığı alıp Üorbaya daldırıyordu ki birden elinden alıverdi, neredeyse kendisi de yerinden fırlayacaktı. Aniden aklına şaşırtıcı bir fikir gelmişti. Son birkaü géndér ona dadanıp işkence eden ve yakasından bir térlé déşmeyen o sıkıntının nedenini bulmuştu, gén gibi ortadaydı. İşte o şapka diye mırıldandı, ilham almış gibi. Şu Ézerinde iğrenü yas télé olan, lanet şapkadan başka bir şey değil. Her şeyin nedeni o! DÉşÉnmeye başladı, déşéndéküe de huysuzluğu artıyordu. Bu macera ona daha da inanılmaz geliyordu. Ama... bu pek de macera sayılmaz diye karşı Öıktı kendi kendine. Maceranın kırıntısı bile yok! Olay şuydu: Yaklaşık iki hafta kadar änce (tam olarak hatırlamıyordu, ama iki hafta änce olduğunu sanıyordu) Podyatchesky ve Myestchansky caddelerinin kesiştiği käşede, şapkasında yas tàlà olan bir beyefendiyle karşılaşmıştı. Adam herkes gibiydi, bir äzelliği falan yoktu, aceleyle geöip gitti, ama nedense gäzlerini dikip Velchaninov'a bakınca onun da dikkatini Öekmişti. Yàzà hiö yabancı değildi. Bir zamanlar bir yerlerde karşılaşmışlardı mutlaka. Hayatım boyunca binlerce yàz gärmàşàmdàr, hepsini hatırlayamam ya! Bıraktığı etkiye rağmen daha yirmi adım gitmeden bu karşılaşmayı unuttu. Ama etkisi bàtàn gàn sàrdà ve anlatılmaz, garip bir rafa tsızlığa dänàştà. Şimdi, iki hafta sonra bu olayı gayet net hatırlıyordu; hatta rahatsızlığın nedenini bir tàrlà anlayamadığını da hatırlıyordu. Bàtàn akşam àzerinde olan huysuzluğun o sabahki karşılaşmayla bağlantılı olduğunu dàşànememişti. Ama adam kendini Velchaninov'a hatırlatmakta hiö gecikmemişti. Ertesi gàn Nevsky Prospect'te tekrar karşısına Öıkmış, 13yàzàne garip garip bakmıştı. Velchaninov lanet okuyup geömiş, sonra da neden bäyle yaptığını merak etmişti. İnsanda nedensiz ve tanımlanamaz bir nefret uynadıran yàzler yok mudur canım! Evet, kesinlikle bu adamla bir yerde karşılaştım diye mırıldandı dàşànceli dàşànceli, karşılaşmadan bir saat sonra. Akşamın ilerleyen saatlerini de keyifsiz ve neşesiz geöirdi. Hatta gece kätà bir ràya gärdà, ama karamsarlığının nedeninin o yaslı adam olduğu aklına bile gelmedi. Oysaki adamı dàşànmàş ve o anda o 'sefil şey'in aklını bu kadar meşgul etmesine Öok äfkelenmişti. Sıkıntısının ondan kaynaklandığını bilse bunu Öok kàöàltàcà bulurdu. İki gàn sonra Nevsky vapurlarından birinden inerken, kalabalığın iöinde karşılaştılar. Bu àöàncà karşılaşmada, şapkası tàllà bu adamın kendisini tanıdığına ve ona doğru hamle yaptığına yemin edebilirdi, ama kalabalığın seline kapılıp gitmişti. Hatta elini uzatmak 'kàstahlığı'nda bulunduğunu bile hayal etti; belki de ona adıyla seslenmişti. Ama Velchaninov bunu pek doğru dàràst duymamıştı... Bu aşağılık adam da kim? Beni tanıyorsa ve Öok me-rakhysa neden yanıma gelmiyor? diye dàşàndà äfkeyle, arabaya binip Smolny Manastırı'na doğru giderken. Yarım saat sonra her şeyi unutmuş, avukatıyla bağrış Öağrış tartışmaya başlamıştı, ama akşam ve gece iğrenö, inanılmaz bir bunalımın penöe sine dàştà yine. Acaba karaciğer sancısı mı Öekiyorum? diye dàşàndà huzursuzlukla, kendini aynada incelerken. Bu àöàncà karşılaşmaydı. Daha sonra arka arkaya beş gàn 'hiö kimse' ile karşılaşmadı. O aşağılık adamdan eser yoktu ortalıkta. Ama bu şapkası tàllà adam aklından hiö Öıkmıyordu. Meyim var benim? Acaba hasretini mi Öekiyorum? Hımm!... Onun da Pe-tersburg'da yapılacak Öok işi olmalı. Peki kimin yasını tutup şapkasına tàl takıyor? Belli ki beni tanıdı, ama ben onu tanımıyorum. Neden insanlar tàl takarlar? HiÖ yakışıyor mu?... Yakından gärsem tanırım herhalde... İnsanın hatırlamakta zorlandığı, hani dilinin ucuna geliveren bir kelime gibi belli belirsiz bir kıpırdanma oldu hafızasında. âok iyi bilir de insan, hatta bildiğinin de farkındadır, ne demek olduğunu da bilir, tam dilinin ucundadır, ama bàtàn Öabalarına rağmen bir tàrlà hatırlayamaz, âok Öok uzun zaman änceydi... şeyde canım... hani bir şey vardı...lanet olasıca neydi o?... diye bağırdı äfkeyle. O sefil adam iöin kendimi kàöàltmeme değmez... KorkunÖ äfkelendi, ama akşam, o sabah bu kadar 'korkunö' äfkelendiğini hatırlayınca Öok bozuldu. Sanki biri onu utanılacak bir durumda yakalamış gibi hissetti kendini. Şaşkın ve karmakarışıktı. Äyleyse bu kadar äfkelenmem iöin bir neden var... durup dururken... sırf bäyle bir hatırlama yàzànden... Dàşàncesi bäylece yarım kaldı. Ertesi gàn äncekinden daha da sinirliydi, ama bu kez belli bir temele dayandığını ve bu konuda haklı olduğunu dàşànàyordu. Eşi gäràlmemiş bir kàstahlıktı bu. Her şey därdàncà karşılaşma yàzàndendi. Şapkası tàllà beyefendi sanki yerden bitmiş gibi yine ortaya Öıkıvermişti. Velchaninov, daha änce säzà edilen, yazlığında basmayı dàşàndàğà avukatla karşılaşmıştı. İş iöin gärmek zorunda olduğu ve aslında pek iyi tanımadığı bu adam äzellikle ortalarda gärànmek istemiyor, kendisiyle karşılaşmaktan kaöınıyordu. Velchaninov, sonunda onunla karşılaştığına sevinerek ve uzun zamandır peşinde olduğu bazı şeyleri ağzından kaöırır dàşàncesiyle zorlayarak, kurnaz ihtiyarı izliyordu. Ama bu kurnaz ihtiyarın da kendine gäre niyetleri vardı ve kåh gàlerek kåh sessiz kalarak Velchaninov'u geöiştiriyordu. İşte tam o ilginö anda Velchaninov karşı kaldırımda şapkası tàllà adamı gärdà. Durmuş ikisini seyrediyordu, bu Öok aöıktı ve sanki onlarla alay ediyor gibiydi. Lanet olsun! diye bağırarak äfkeyle avukatın yanından ayrıldı Velchaninov ve başarısızlığını da o 'kàstah herifin birden ortaya Öıkmasına bağladı. Lanet olasıca beni mi gäzetliyor? Evet, belli ki beni izliyor. Belki de onu birisi tutmuştur... Vay vay vay! Benimle 14 15dalga geöiyor! Vay! Onu bir temiz däveceğim... Ne yazık ki yanımda bastonum yok! Şuradan bir baston alayım! Onu bırakmam! Kim bu adam? Kim olduğunu bilmek istiyorum. İşte Velchaninov'un anlattığımız gibi, adamakıllı àzgàn ve sıkıntılı bir halde o restoranda oturması, bu därdàncà karşılaşmadan àö gàn sonraydı. Gururuna rağmen bunları fark etmemek màmkàn değildi. Sonunda, bàtàn koşulları biraraya getirip sıkıntısının, karamsarlığının ve son iki haftadır ısrarla devam eden huzursuzluğunun tamamen bu
Similar documents
View more...
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks