Please download to get full document.

View again

of 22
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

CEMİL MERİÇ Kırk Ambar. CİLT 1 / Rümuz-ül Edeb

Category:

Articles & News Stories

Publish on:

Views: 45 | Pages: 22

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
CEMİL MERİÇ Kırk Ambar CİLT 1 / Rümuz-ül Edeb Ötüken Neşriyat, 1980 (1 baskı) İletişim Yayınları 508 Cemil Meriç Bütün Eserleri 9 ISBN-13: ISBN-13: (Tk.No.) 1998 İletişim
Transcript
CEMİL MERİÇ Kırk Ambar CİLT 1 / Rümuz-ül Edeb Ötüken Neşriyat, 1980 (1 baskı) İletişim Yayınları 508 Cemil Meriç Bütün Eserleri 9 ISBN-13: ISBN-13: (Tk.No.) 1998 İletişim Yayıncılık A. Ş BASKI , İstanbul 19. BASKI 2017, İstanbul KAPAK Ümit Kıvanç UYGULAMA Hüsnü Abbas DÜZELTİ Seçkin Oktay-Sait Kızılırmak BASKI Ayhan Matbaası SERTİFİKA NO Mahmutbey Mahallesi, Devekaldırımı Caddesi, Gelincik Sokak, No: 6/3 Bağcılar, İstanbul Tel: Faks: CİLT Güven Mücellit SERTİFİKA NO Mahmutbey Mahallesi, Deve Kaldırım Caddesi, Gelincik Sokak, Güven İş Merkezi, No: 6, Bağcılar, İstanbul, Tel: İletişim Yayınları SERTİFİKA NO Binbirdirek Meydanı Sokak, İletişim Han 3, Fatih İstanbul Tel: Faks: web: CEMİL MERİÇ Kırk Ambar CİLT 1 Rümuz-ül Edeb YAYINA HAZIRLAYAN Mahmut Ali Meriç CEMİL MERİÇ 1916 da Hatay da doğdu. Ailesi Balkan Savaşı sırasında Yunanistan dan göçmüştü. Fransız idaresindeki Hatay da Fransız eğitim sistemi uygulayan Antakya Sultanisi nde okudu. Tercüme bürosunda çalıştı, ilkokul öğretmenliği ve nahiye müdürlüğü yaptı ta İstanbul Üniversitesi ne girip Fransız Dili ve Edebiyatı öğrenimi gördü. Mükemmel düzeyde Fransızca okuyup yazan Meriç, İngilizceyi anlıyor, Arapçayı, kendi ifadesiyle, söküyor du. Elazığ da ( ) ve İstanbul da ( ) Fransızca öğretmenliği yaptı den başlayarak İnsan, Yücel, Gün, Ayın Bibliyografyası dergilerinde yazmaya başladı. İstanbul Üniversitesi nde okutmanlık yaptı ( ), Sosyoloji Bölümü nde ders verdi ( ) te, gözlerindeki miyopinin artması sonucu görmez oldu, ama olağanüstü çalışma ve üretme temposu düşmedi. Çeşitli dergilerde yazıları yayımlandı. Hisar dergisinde Fildişi Kuleden başlığıyla sürekli denemeler yazdı te emekli oldu ve yılların birikimini art arda kitaplaştırmaya girişti. l984 te, önce beyin kanaması, ardından felç geçirdi, 13 Haziran 1987 de vefat etti. İlk telif eseri Balzac üzerine küçük bir incelemeydi. Hint Edebiyatı (1964) daha sonra Bir Dünyanın Eşiğinde başlığıyla iki kez daha basıldı. Saint-Simon, İlk Sosyolog İlk Sosyalist, 1967 de çıktı ten sonra yayımlanan kitapları şunlardır: Bu Ülke (1974, 5 baskı), Umrandan Uygarlığa (1974, 2 baskı), Mağaradakiler (1978, 3 baskı), Kırk Ambar (1980), Bir Facianın Hikâyesi (1981), Işık Doğudan Gelir (1984), Kültürden İrfana (1985). Balzac tan yaptığı çevirilerin ilki 1943 te yayımlandı. Fransız edebiyatından yaptığı çevirilerin yanı sıra, Uriel Heyd in Ziya Gökalp, Türk Milliyetçiliğinin Temelleri (1980), Thornton Wilder ın Köprüden Düşenler (1981) ve Maxime Rodinson un Batı yı Büyüleyen İslâm (1983) adlı eserlerini de Türkçeye kazandırdı. İletişim Yayınları Cemil Meriç in Bütün Eserleri ni toplu halde basarken, daha önce yayımlanmamış üç kitabını daha yayımladı: Jurnal 1 (1992), Jurnal 2 (1993), Sosyoloji Notları ve Konferanslar (1993). Bütün Eserleri dizisinde gözden geçirilmiş yeni baskı sı yapılan kitaplar ise şunlardır: Bu Ülke (1992), Bir Dünyanın Eşiğinde (1994), Saint-Simon, İlk Sosyolog İlk Sosyalist (1995), Umrandan Uygarlığa (1996), Mağaradakiler (1997), Kırk Ambar 1 - Rümuz-ül Edeb (1998), Kırk Ambar 2 - Letçe-t-ül Hakayık (2006), Işık Doğudan Gelir (2008). Cemil Meriç in Bütün Eserleri 2013 te yayımlanan Kültürden İrfana yla 12 ciltlik bir külliyat olarak tamamlandı. Cemil Meriç in Bütün Çevirileri kapsamında Balzac ın Altın Gözlü Kız romanı İletişim Yayınları tarafından 2016 yılında yayımlandı. Ne ararsan bulunur, derde devadan gayrı İÇİNDEKİLER Giriş...11 Dünya Edebiyatı...17 Hangi Dünya...17 Hangi Edebiyat...18 Edep ten Edebiyata...21 Edebiyat mı, Edebiyatlar mı...23 Eski Bir Rüya...24 Bir Parça Tarih...25 Voltaire, Herder, Goethe...26 Batı nın Doğu Divanı...31 Neden Hafız...32 Doğu Karşısında Hugo...34 Orientales ve Divan...35 Sonra...38 Kozmopolit Eğitim...39 Eserler...40 Panhümanizm ve Önyargılar...42 Entelektüel Alışverişlerin Düzenlenmesi...44 Klasik Dedikleri...49 Tenkitçiler Ne Demiş...49 Şair Ne Diyor?...55 Madalyonun Tersi...57 Ufku Genişletirsek...61 Klasisizm-Manierizm...64 Klasik Antikite ve Klasisizm...65 Fransa Dışında Klasisizm...67 Klasiğin Hası...75 Sonra...78 İki Kutup mu?...80 Lügatlerde Bir Gezinti...82 Bize Gelince...83 Çağın Dini: Hümanizm...85 İslâmiyet ve Hümanizm...91 Babil Kulesinde Bir Gezinti...96 Hümanite ler...96 Hümanitarizm...98 Sözlüklerde Bir Gezinti Bir Parça Tarih Edebiyat Tarihlerinde Hümanizm Yunan Latin Mirası Hakkında Çeşitli Yorumlar Hümanizmin Klasik Muhtevası Daha Yeni Bir Anlayışa Doğru Romanın Romanı FASLI AÇARKEN Avrupa nın Malikânesi Destan ve Roman Tarif Edilemeyen Tür Roman Çeşitleri Roman ve Deneme Romanın İhtişam ve Sefaleti Oltadaki Yem: Merak Romanın Görevi Roman Okuyucusu Gerçek Püblik Romanın Geleceği A- ROMANIN TARİH-ÖNCESİ Eski Yunan ve Roma da Ortaçağ B- ROMANIN ÖN-TARİHİ İspanya da Şövalye Romanı Pastoral Roman Mağrip Romanı Pikaro Romanı Don Kişot...175 2. İtalya da Almanya da İngiliz Romanı Elizabeth Dönemi Onyedinci Yüzyıl Onsekizinci Yüzyıl Avrupa yı Fetheden Romancı: Walter Scott Rusya da Fransa da Avrupa Edebiyatı Bir Bütündür Hür Düşüncenin Kitab-ı Mukaddes i, Yahut Onyedinci Asır Onsekizinci Asır Le Sage, Serüven Hikâyesinin Büyük Ustası Realist Romanda Yeni Bir Aşama: Marivaux Gerçek Bir Aşk Hikâyesi Aydınlıklar Asrında Bir Hayalperest Realizmin Gelişmesi Toparlarsak C- NİHAYET BALZAC Birkaç Söz Edebiyat Tarihinin Hükmü Balzac mı, Dosto mu? Mauriac, Dosto Diyor; Saurat, Balzac D- ZOLA YA DAİR Deha İzm e Hapsedilemez Deneysel Roman Masalı E- YENİ UFUKLARA DOĞRU İsyan Romanı, Yahut Realizmden Realiteye Romanda Ekspresyonizme Doğru Anlatış tan Yaratış a F- HAYALİYYUN DAN HAKİKİYYUN A Şuuru Burkulan Aydın Hugo mu, Zola mı? Hayaliyyun, Hakikiyyun Bir Kavganın Hikâyesi Ahmet Midhat a Göre Emile Zola Edebiyat-ı Hakikiye Dersleri...296 Yeni Bir Kalem Savaşı, Yahut Raif Necdet e Göre Zola Bir Zola Perestişkârı: Halide Edip Zola ve Siyonizm Pervasız Bir Kavga Adamı Kuşağı ve Zola Bizde Roman Romanda Hesaplaşma Naci Çelik in Kitabı Münasebetiyle Demirciler Çarşısı Cinayeti Deprem Birkaç Soluk Kartpostal Gemiden Atılanlar Kostak ın Mea Culpa sı Sevgiyle Yontulan Bir Heykel Çamurda Bir Cevelan Kâbus Depremin Sonu mu? Yeni Bir Satirikon Kasvetli Bir Revak Seraptan Sonra Kaynak Yeni Bir Satirikon Diyorlar ki Edebiyat Tarihinin Tarihi Tarihin ve Edebiyatın Tarifleri Klasik Antikite den Rönesansa Rönesans tan Romantizm e Romantik Dönem Ondokuzuncu Asır Edebiyat İlimleri Edebiyat ve Sosyoloji İlmî Edebiyatın Nazariyecisi: Taine Edebiyat Tarihinde İlmî Metot Her Edebi Eser Sosyal Bir Olaydır Diyalektik ve Edebiyat Tarihi...458 Giriş Mekân ile zamanı aşacak insan. Bu kanatlanış, birleşmenin, birlikte düşünmenin eseri olacak. Birlikte düşünmek kişiliği ortadan kaldırmaz, geliştirir. Ama düşüncelerini başkalarınınkilerle birleştirmek için, onları sevmek, onlarla kaynaşmak gerek. Kurtuluş bu şuurlanışta. Düşünen insanlığı hayata bağlayacak olan, maddî bir rahat değil, kendi kendini aşma, bütünleşmedir. Cemil Meriç, Umrandan Uygarlığa, Büyücü Çırağı Hepimiz Midhat Efendi nin çocuklarıyız. İlmî tecessüsümüz yüz yıldır onun çizdiği sınırı aşamadı. Rıza Tevfik veya Hilmi Ziya, felsefeyle uğraşan birer Ahmet Midhat. Hüseyin Rahmi yle Kemal Tahir, hikâyeci Ahmet Midhat ın devamcıları. Ahmet Rasim den Ali Kemal e, Peyami Safa dan Burhan Felek e kadar her gazeteci bir yanıyla Ahmet Midhat. 1 Kırk Ambar yazarı da Hace-i Evvel in sayısız şakirtlerinden biri. Onun da tutkusu öğrenmek ve öğretmek, düşünmek ve düşündürmek. Yıllardır dolaştığı irfan 1 Ahmet Midhat Efendi ( ), gazeteci, romancı, tiyatro yazarı. Kırk Ambar, 1873 de çıkarmaya başladığı bir derginin adı. Ahmet Midhat, yarım asırlık faaliyeti içinde binlerce gazete makalesi yazdı, 160 kadar kitap neşretti. Kırk Ambar İlavesi ünvanı altında da küçük büyük sayısız romanları çıktı... Mütemadiyen okudu, mütemadiyen yazdı, mütemadiyen öğretti. Bütün mânâsıyla çalakalem bir muharrirdir... İlk neşrettiği silsile halindeki eserlerinin imzasında Hace-i evvel kaydını kullanması gururundan değildir, tâbiri bir ilk mektep hocası mânâsına almıştı. Zaten bütün hayatı boyunca yaptığı iş de o mânâya sadık kalmaktan ibaretti... Ahmet Midhat Efendi nin eseri bir fert tarafından bir halk kütlesinin nasıl okutulup yazmaya alıştırılabileceğini ispat eden azametli bir abidedir (Bkz. İsmail Habib, Edebî Yeniliğimiz, 3. baskı, Remzi Kitabevi, 1935, s ). 11 bahçelerinden birkaç kucak çiçek, bir avuç meyve devşirdi. Yarının bilgi ve düşünce fatihlerine sunuyor. Kırk Ambar bir mefhumlar kamusu. Derbeder ve dağınık bir ansiklopedi. Başka bir deyişle, kurmak istediği büyük âbidenin birkaç sütunuyla birkaç odası. İlk bölüm: Rümuz-ül Edeb, edebiyatların pek az işlenmiş ana meselelerine ışık tutmak için kaleme alındı. 1- Edebiyat nedir? Bir dünya edebiyatı var mıdır? 2- Klasik deyince ne anlamak lâzım? Dünya klasikten ne anlıyor? 3- Hümanizm masalı. 4- Edebiyat tarihinin tarihi. 5- Romanın Romanı. İkinci bölüm: Lehçe-t-ül Hakayık (Hakikatlerin Dili). Liberalizm den kapitülasyonlara, sömürgecilikten kadın ruhuna, kader muammasından Ali Şeriati ye, Marksizm den İslâmiyet e, üçüncü dünyadaki ideoloji kavgalarına kadar çağımızın belli başlı problemleri... Cemil Meriç bu satırları 1980 yılının sonbaharında yayımlanan Kırk Ambar adlı eserinin arka kapak yazısı olarak kaleme alır. Kitap, aynı yıl Türkiye Millî Kültür Vakfı ödülünü kazanır. Kırk Ambar, Ötüken Yayınları arasında basılan son eseridir Cemil Meriç in ve bir daha da basılmaz. Cemil Meriç in bütün eserleri birer kırk ambar aslında, dağarcığından çıkan şaşırtıcı derecede değişik ve değişken konular yumağı. Girift bir yumak. Mefhumdan mefhuma, düşünürden düşünüre, eserden esere kolaylıkla geçen dev bir tecessüs. Her kitabının başlığı bir çığlık, bir mesaj, bir çağrı âdeta, bir düşünceye davet. Ne var ki her biri belli bir konular bütünü etrafında yoğunlaşmasına rağmen, çoğu kez eserin içeriği ile başlığı arasında bire bir ilişki de yok. Hele Kırk Ambar ın adından, içinde neler olduğunu çıkarmak hiç mümkün değil. Ancak İçindekiler e baktığımızda kitabın iki ana bölümden oluştuğunu görüyoruz. 12 Birincisi Rümuz-ül Edeb, 2 ikincisi Lehçe-t-ül Hakayık. 3 Birinci bölüm içerdiği yazılarla edebiyatın pek az işlenmiş ana meselelerine ışık tutuyor; ikincisi çağımızın belli başlı problemleri ne. Yani her bir bölüm aslında birbirinden bağımsız. Ayrıca tek başına bir kitap oluşturacak kadar da hacimli. Eklediğimiz dipnotlarıyla, özellikle de Cemil Meriç in diğer kitaplarından aktardığımız yazılarla daha da büyüyen bu bölümleri iki ayrı kitap halinde okuyucuya sunmanın daha isabetli olacağını düşündük. Böylece 1980 yılının 487 sayfalık büyük boy Kırk Ambar ı, iki yirmi ambardan yine aslında bir Kırk Ambar a tekâbül edecek şekilde düzenlenmiş oldu den 1986 ya uzanan bir zaman dilimi içinde gün ışığına çıkan Cemil Meriç in eserlerinin bir külliyat halinde yeniden basılmasından istifade ederek, bu eserlerin arasında bir bütünlük sağlamak, yani hiç olmazsa konular arasında bir atıflar ağı kurmak, birbirini tamamlayan ama çeşitli eserlere dağılmış yazıları bir araya getirmek, külliyatı biraz daha sistematikleştirmek, daha metodik kılmak, yazarın ay- 2 Samipaşazade Sezai Bey in ( ) eseri. Diğer eserleri, Sergüzeşt, Küçük Şeyler ve İclal. Bu dört eser bize iki unsur arzediyorlar, bu iki unsurdan biri, üslupta Namık Kemal in tesiriyle Şarklılığa ait olan kısmı, diğeri de Fransız realist ve natüralistlerinden aldığı kısım... Rümuz-ül Edeb, Sezai Bey in, iptidadan son zamanlara kadar, Sergüzeşt ve Küçük Şeyler haricinde, hikâye, mensure, seyahatname filan gibi ne kadar kalem mahsulü varsa hepsinin toplandığı küçük bir kitap (İsmail Habib, a.g.e., s ). 3 Lehçe-t-ül Hakayık (Hakikatlerin Dili), Ali Bey in ( ) mizah eseri (1896). Lügat şeklinde düzenlenmiştir. Kelimelerin alay yollu açıklanışı sırasında, insanlığın ve ondokuzuncu yüzyıl sonunda Osmanlı toplumunun kusurları tenkit edilmiştir. Eser, kitap haline getirilmeden Diyojen adlı mizah dergisinde yayımlandı (Meydan-Larousse, Büyük Lügat ve Ansiklopedi, 7. cilt, Meydan Yayınevi, İstanbul 1972). Teodor Kasab ın çıkardığı o mecmuanın esaslı muharriri Direktör Ali idi. Kuvvetli Fransızcası sayesinde bize Avrupalı mizahı o getirdi. Kelimelere mizahî mânâlar vererek yazdığı Lehçe-t-ül Hakayık kitabı kendi nevinde hem ilk, hem hâlâ en güzel eserdir (İsmail Habib, a.g.e., s. 513). 13 nı konudaki benzer, bazen değişik, bazen zıt düşünce ve hükümlerini olduğunca bir arada sunabilmek istedik. Bunun yanı sıra, dipnotlarını çoğaltmaya, genellikle kitapların sonunda yer alan Notlar daki bilgileri metinle kaynaştırmaya; Cemil Meriç in yararlandığı ama çoğu kez zikretmediği kitaplarını, bulabildiğimiz kadarıyla, belirtmeye; hem çoğunun hazırlık çalışmalarına katıldığımız eserlerin kaynaklarına inmeye, gerektiğinde bu kaynaklardan yararlanmaya, hem de hafızamızda ya da notlarımızda yer alan Cemil Meriç kütüphanesinin kitaplarını okuyucuya duyurmaya; meraklısına, herhangi bir konuyu derinlemesine ele almak isteyenlere bazı ipuçları, bir bibliyoğrafya taslağı sunmaya çalıştık. * * * Kalemi ve sözü Cemil Meriç e bırakmadan önce, edebiyat tarihine damgasını vuran Fransız düşünürü Gustave Lanson un, yazar, okuyucu ve toplum arasındaki karmaşık ilişkiyi, büyük bir ustalıkla irdelediği yazısından bir bölümü, okuyucuyla paylaşmak istiyoruz. Lanson a göre, her kitapta iki insan vardır: yazar ve okuyucu... Edebiyat eseri yazarın düşüncesini okuyucuya ulaştırır. Ama unatmayalım ki, eserde daha önce vardır okuyucu... Yazmak bir davete icabet etmektir. Eseri okuyucu ısmarlar, farkında olmadan ısmarlar... Büyük yazarlar, çağdaşlarının düşüncelerini, hislerini dile getirirler. Büyüklükleri ifade güçlerindedir. Şöhret de temeldeki heyecanın maşerî oluşundan ileri gelir... Eserleri ancak, ferdî olayları içtimaî olaylar içinde eritmek, eser ve insanları içtimaî diziler içine oturtmak suretiyle izah edebiliriz... Sanatçı maşerî hayattan gelen huzmelerin mihrakıdır... 14 Kitap da yaşayan içtimaî bir olaydır. Yayımlanır yayımlanmaz yazarın olmaktan çıkar...birbirini kovalayan nesillerin düşüncesi olur. Okuyucu kitabı boyuna yorumlar, zenginleştirir veya fakirleştirir... Okuyucu kitapta kendisini arar, kitaba kendisini koyar... kendine uydurur onu. Her fert kendi hesabına yeni bir adaptasyon yapar... Kitap yaratıcı bir güç olmaktan çok düzenleyici bir güçtür... Yazar bir orkestra şefi. Onun yaptığı, seslerin uyumunu sağlamak. Her okuyucunun içinde kendisine düşen bir müzik parçası vardır (Bkz. Edebiyat Sosyolojisi, Her Edebî Eser Sosyal Bir Olaydır, s ). MAHMUT ALİ MERİÇ İstanbul Dalyan, Ekim DÜNYA EDEBİYATI Geniş bir vatanım var. Kafamdaki bir parça beyin on ülkeden geliyor. En has değerim hangi ülkeden.. bilemem ki! Richard Dehmel ( ) Adı, 1827 de konmuş. Ama hâlâ aydınlık bir tarifi yok. Hangi Dünya? Dünya kelimesi beş kıtayı, beş kıtanın bütün tarihini kucaklıyor mu? Beş kıta birbirini ne kadar tanır? Birbirini, hattâ kendini. Dünya denen hudutları meçhul haritada imtiyazlı iki kıta var: Asya, Avrupa. Bütün Asya mı? Hayır. Edebiyat yaratan, kıtanın üçte biri; aşağı yukarı güneydeki dört yarımada: 1) Filistin, Mezopotamya-Arap bölgesi, 2) İran, 3) Hindistan, 4) Çin-Çinhindi-Japon. Düşünce büyük ırmak vadilerinde boy atmış, ötesi çöl ve bozkır. Yazıyı Sümer bulmuş önce (İ.Ö. 3500), sonra Mısır, nihayet Çin (İ.Ö.2000). Dünya edebiyatının ilk cildi, Asya. Söylenenleri ilkin o söylemiş. Onbinlerce cilt kitap fazlalığı, çoğu yazıya geçmemiş, birçoğu da kayıp. Hepsinde ağır basan: duygu, coşkunluk, inanç. Zekâ ürünleri bir gayenin emrinde, biçimler birer araç. Asya da fışkı- 17 ran her düşünce kendiliğinden kıssaya dönüşür ve bir mecaz olur. Asya nın ortak dili: efsane. Tecrübeler, masal içinde erir. Asya da edebiyat, hikemiyatla dolu bir hikâyeler hazinesi. Dünyanın bütün üsaresi bu hikâyelerde. Ama, düşünen, konuşan ve yazan daha çok Avrupa; ölçülerini arzın bütününe kabul ettirmiş.. aydınlık, kesin, köşeleri belli düşünceler iklimi. Asya ya tarihini öğreten de o. Tarihini ve değerlerini. Asırlarca birbirinden habersiz yaşayan bu iki kıta onsekizinci yüzyılda karşılaştılar: Oryantalizmleri kurdu Avrupa. Maddî çıkarların yönettiği genç ve toy bir tecessüs. O asrın Batı insanı için, Asya, Kitab-ı Mukaddes rivayetleri ile Galland ın çevirdiği Binbir Gece Masalları dır. Bir klişeler, bir önyargılar Doğu su. Oryantalizmler geliştikten, bilgi üstüne bilgi yığıldıktan sonradır ki Avrupa nın Asya hakkındaki görüşleri berraklaşacaktır, nisbî bir berraklık! 1 Hangi Edebiyat Dünyada bilinen diller üç ila dört bin. Yazılanlar ise, birkaç yüz civarı. Kaldı ki her yazılmış dilin edebiyatı da yok. Her dilin bir edebiyatı varsa, dünyada aşağı yukarı üç bin sözlü edebiyat var demektir. İnsanlık bu edebiyatların dörtte üçü hakkında hiçbir şey bilmiyor. Geriye kalanları çok mu biliyor sanki! Edebiyatlar, ya Avrupa için yazıya geçirilmiş, ya Avrupalılar tarafından. Hem, sözlü edebiyat ne demek? Litteratura, Latince de harf, yazı mânâsına; Çince - de de wen, edebiyat ve yazı. 2 Bir soru daha: edebiyat ile 1 Bkz. Cemil Meriç, Oryantalizm: Kapitalizmin Keşif Kolu ve İbn Haldun, Sosyoloji Notları ve Konferanslar, İletişim Yayınları, İstanbul 1995, 3. baskı, ss ; Dünya Edebiyatı, s Ayrıca bkz. Cemil Meriç, Oryantalizm: Sömürgeciliğin Keşif Kolu, Kültürden İrfana, İnsan Yayınları, İstanbul 1986, s ve Oryantalizmin Kaynağı, a.g.e., s Littérature, Latince litteratura dan. Kökü: littera, harf. Batı dillerinde onbe- 18 edebiyat dışı nı nasıl ayıracağız? Mukaddes kitaplar edebiyata girecek mi? Yunan edebiyatı tarihlerinde Öklid ile Arşimed var. Oysa matematikçiler, uzun zamandır, edebiyat tarihlerinin dışında. Fransız edebiyatının belli başlı bölümlerinden biri, tarih ile felsefe idi. Demek ki, edebiyat mefhumu aynı medeniyet câmiası içinde bile her çağda başka türlü anlaşılmış. Onyedinci asırda edebiyat, zekâ ürünlerinin bütününü kucaklar. İlimler yavaş yavaş ayrılır edebiyattan. Onsekizinci asır boyunca, ilim ve tabiat felsefesi ayrı birer ihtisas alanıdır la 1820 arasında, az sonra pozitif diye vasıflandırılacak olan ilimleri edebiyat çerçevesine sokmak imkânsızlaşmıştır. Arkasından, insan ilimleri ile teknikler de kopar edebiyattan, papatya yaprakları gibi. Kesin bir ayrılış mı? Hayır. Berg- şinci yüzyıldan beri kullanılmaktadır. Almanca ya girmesi, onbeşinci yüzyıl; Rusça ya, onyedinci. Latince de kelimenin dört mânâsı var: Yazı, gramer ve filoloji, alfabe, ilim. Fransızca da ise şu anlamlara geliyor: 1- Kültür a) Genel olarak ilim (onaltıncı asır). b) Aydını aydın yapan kültür. Ondokuzuncu asra kadar bilhassa İngilizce de bu mânâ ağır basar. Meselâ Todd la Johnson un Sözlüğünde (1818) edebiyatın tek karşılığı bu. 2- Yazarlık (meslek olarak) a) Edebiyatçılar dünyası. Onsekizinci yüzyıl. Fransa dan çok İngiltere de. b) Edebiyatçılık, ediplik. Çok az kullanılır. c) Yazı endüstrisi. Çok az kullanılır. 3- Edebiyat a) Düşünceleri ifade sanatı. Bu mânâ onsekizinci yüzyıl boyunca ağır basar, sonra ondokuzuncu yüzyılda edebiyat mefhumu daha belirginleşince az kullanılmaya başlar. b) Kalıcı değeri olan eserleri yazma sanatı. Soylu bir anlam ama az kullanıldığı için silinmektedir. c) Yazı sanatı (öteki sanatlardan ayırmak için). Opera onsekizinci yüzyılın sonuna kadar, musiki sanatından çok, edebiyata dahildir (Lanson). Kelimenin en yaygın mânâlarından biri den bu yana, edebiyat denince akla gelen anlam bu de Madam dö Stael in Edebiyat başlıklı kitabı ile bir nevi resmiyet kazanmıştır. d) Yazı sanatı (yazının işlevsel kullanılışından ayırmak için), Uzmanlık alanları ilim haysiyeti kazandıkça, teknisyenler edebiyatın dışına çıkmaktadır- 19 son, Spengler, Toynbee, Merleau-Ponty.. daha uzun zaman edebiyat tarihlerinde yer alacaklardır. Bununla beraber, edebiyat, estetik bir yaratış olarak anlaşılacaktır daha çok. Onsekizinci asrın sonlarına kadar yazılı eserlerin estetik yönü söz konusu olunca, edebiyattan fazla şiir kelimesi kullanılıyordu. Gerçek edebiyat şiirdi, bu anlayışa göre; edebiyat ise, teknikten ibaretti. Oysa şiirle edebiyatı birbirinden ayırmak yanlış. Edebiyatın iki anlamı var günümüzde: 1- Geniş anlam: edebiyat, aktarılan ifadedir. Bazılarına göre,
Similar documents
View more...
Search Related
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks