Please download to get full document.

View again

of 21
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

Dünyalar arasında: Edward W. Said in mirası * Arap, Filistinli,

Category:

Government & Nonprofit

Publish on:

Views: 27 | Pages: 21

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
Dünyalar arasında: Edward W. Said in mirası * Alim ARLI Arap, Filistinli, Hıristiyan, sürgün, siyasî ve toplumsal aktör, müzik eleştirmeni, piyanist, usta denemeci, radikal demokrat, angaje entelektüel
Transcript
Dünyalar arasında: Edward W. Said in mirası * Alim ARLI Arap, Filistinli, Hıristiyan, sürgün, siyasî ve toplumsal aktör, müzik eleştirmeni, piyanist, usta denemeci, radikal demokrat, angaje entelektüel ve Amerika da Columbia Üniversitesi nde İngiliz Edebiyatı ve Karşılaştırmalı Edebiyat profesörü. XX. yüzyılın en çok ses getiren kitaplarından Oryantalizm in 1 yazarı ve yukarıdaki vasıfların sahibi, 1935 Kudüs doğumlu Edward W. Said 25 Eylül 2003 tarihinde Amerika da aramızdan ayrıldı. Bu ölüm, bütün dünyada geniş yankı buldu. Ölümü üzerine yüzlerce yazı yazıldı. Said in ölümüyle birlikte kültür ve siyaset eleştirisi alanlarında önemli bir boşluk doğacağına dönük inançlar ve belki de ondan daha önemlisi, marjinal ve muhalif bir entelektüelin siyasal ve toplumsal eleştiri- * Edward Said in kendi hayat hikâyesini anlatırken tercih ettiği başlığın adı Dünyalar Arasında dır. Said in tecrübesini özetleyen bir ifade olduğu için başlık olarak almayı uygun gördük; bkz. Edward W. Said, Dünyalar Arasında, Kış Ruhu, der. Tuncay Birkan, Metis Yayınları, İstanbul 2000, s Ayrıca Edward Said le ilgili bilgi ve görüşlerini paylaşan sayın Yücel Bulut a teşekkür ederim. 1 Edward W. Said, Orientalism, Pantheon Books, New York 1978; Routledge&Kegan Paul, London Oryantalizm in bugüne kadar Türkçe ye üç farklı çevirisi yapılmıştır. Bizzat bu çevirilerin Türkiye de Said e ilişkin algıyı önemli ölçüde belirlediğini söyleyebiliriz. Oryantalizm: Sömürgeciliğin Keşif Kolu başlığıyla Nezih Uzel tarafından yapılan ilk çeviri 1982 de Pınar Yayınları tarafından basılmıştır. Sömürgeciliğin Keşif Kolu ifadesi eserin orijinalinde olmadığı halde Türkçe basımının başlığına konulmuştur. Cemil Meriç in oryantalizme ilişkin bir yakıştırması olan bu ifadenin, eserin Türkiye deki algılanma biçimlerini de etkilediği söylenebilir; bkz. Oryantalizm, Kapitalizmin Keşif Kolu, İbn Haldun, Sosyoloji Yazıları ve Konferanslar, İletişim Yayınları, 7. bsk., İstanbul 2002, s Diğer çeviri Selahattin Ayaz tarafından Oryantalizm başlığıyla yapılmış ve yine Pınar Yayınları tarafından basılmıştır (1989). Bu yazıda esas aldığımız son tercüme ise, Metis Yayınları arasında çıkmıştır: Şarkiyatçılık: Batı nın Şark Anlayışları, çev. Berna Ülner, Metis Yayınları, İstanbul İlmî Araştırmalar sy. 15 (), s Alim ARLI de artık yer almayacak olmasının eksikliği, bu yazılarda sıkça vurgulanan unsurlardı. XX. yüzyıl, entelektüel zümreler açısından içerisinde zengin tecrübeler barındıran bir zaman dilimi olarak tarihe geçti. Bu tecrübelerin sonuçlarından birisi, entelektüellerin statülerinin meşrûiyet kökenleri, söylemlerinin felsefî sahicilik derecesi, ürettikleri kültürel sermayenin 2 egemen iktidarların mazur gösterilemez çıkarlarıyla ne derecede ortaklıklar taşıdığı sorularının gündeme gelmesiydi. Batı da Ansiklopedistlerden Dreyfus davasına, oradan da günümüze uzanan aydınların çağdaş tarihi, derin çelişkiler, dramlar, zaferler ve hayal kırıklıkları barındıran bir tarihtir. XX. yüzyılda toplumcu ülkülerden atomik bireyciliğe ve hatta çoğu zaman kinik alaycılığa uzanan bir yelpazede, Batılı aydının ideal tipleri zengin bir çeşitlilik göstermiştir. Batı-dışı toplumlarda ise aydınların konumları, ulusal kurtuluş mücadelelerine önderlikten, siyasî devrim planlayıcılıklarına yahut da özkültürcü propagandacılığa uzanan ve hatta çoğu zaman genel karakter olarak karşımıza çıkan sığ bir konformizmden de kurtulamayan bir özellik göstermektedir. Bu tasnifi yapmamızdaki amaç, içerisinde yaşadığımız tarihsel dilimi ve zamanın ruhunu, eleştirelliğini yitirmeden ve belirli düzeyde bir sağduyuya yaslanarak 3 kararlı ve tutarlı bir dürüstlükle sürekli şekilde çözümleyen bir entelektüelin durduğu yeri tanımlamaya dönüktür. Edward Said ne bütünüyle Batı ya ne de İslâm toplumlarına ait olduğunu söyleyebileceğimiz bir entelektüeldi. Said kelimenin açık anlamıyla tam bir sınır entelektüeliydi. Durduğu yer itibariyle alışılagelmiş birçok kalıbı fazlasıyla zorlayan ve hatta fikir çevrelerinin, Said in yerini anlamlandırabilmesini güçleştiren konumlar almaktaydı. Çünkü Said, kendi ifadesi ile sürgün ve marjinal bir entelektüeldi. Said in kişiliği, değişik kültürel hatlar üzerinde şekillenmişti. Arap asıllı olmasının yanında Hıristiyan kimliğe de sahipti. Bu durum, onu Filistin davasının ateşli bir savunucusu olmaktan alıkoymamış, aksine da Metinde ara ara kullanılacak olan sembolik şiddet ve kültürel sermaye kavramları Pierre Bourdieu ya aittir; bkz. Pierre Bourdieu, Toplumbilim Sorunları, çev. Işık Ergüden, Kesit Yayıncılık, İstanbul 1996; a.mlf., Pratik Nedenler: Eylem Kuramı Üzerine, Kesit Yayınları, İstanbul Sağduyu, bireyler için gündelik hayat içerisinde sosyal uyarlanmalar için önemli işlev gören bir mekanizma olsa da, düşünce ürünleri üreten insanlar için belirli bir dereceye kadar olumlu bir işlev görmektedir. Zira, aşırı sağduyu eğilimi, düşünce faaliyetleri için aynı derecede aşırı handikaplar da oluşturabilmektedir. Bu eksende bakıldığında, Said in tavrı bazen toplumsal sağduyuyu da karşısına alabilmekteydi. Dünyalar Aras nda: Edward W. Said in Miras ha da yüreklendirmişti. Kimliğinin bu oluşturucu unsurları yanında, onun ABD de yaşayan ve yazan bir akademisyen olması, Said e ilişkin düşünceleri daha da karmaşıklaştırmaktaydı. Said in kültürel sermayesi, alışılagelmiş bakış açılarından hareketle ele alındığında, kırılgan bir fikrî yapıyı ifade ediyordu. Ulus-devletlerin siyasî ve fikrî kategorilerinin tüm düşünce yapılarını önemli bir şekilde koşullandırdığını düşündüğümüzde, Said in hayatı bizzat ulus-devletlerin aşınmasıyla paralel giden bir süreç içinde oluşmuştu. Çünkü Said in düşüncelerinin içinde şekillendiği bir ulus-devlet aidiyeti yoktu. Amerika da yaşamasına rağmen, asıl mensubiyeti, işgal edilmiş Filistin di. Sömürge ülkelerinin birçoğunun bağımsızlığını kazandığı İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin genel eğilimi, sömürge tarihiyle yüzleşmenin uygun düşünce araçlarını üretme arayışlarıyla şekillenmişti. Said in düşüncesi bu arayışların tamamlayıcı bir parçası olarak okunduğu zaman eleştirel ve radikal duruşunun nedenleri daha açık görülebilir. Said, kendisinden önce yaşayan farklı toplumlara ait bir kısım aydının felsefî tavırlarını ve ayrıca kendi çağdaşları içinden sorumlu aydın tipinin mücadele biçimlerini tevarüs etmiş sorumlu bir entelektüel kişilikti. Sömürgeciliğin doğrudan etkilerini değişik düzeylerde yaşamış olan çağdaş Arap ve Kuzey Afrika toplumlarının eleştirel entelektüelleri Enver Abdülmelik, Talal Asad, Abdullah Laroui, Samir Amin, Frantz Fanon gibi düşünürlerin hem tavır hem de sorumlulukları açısından çağdaşı olan Said, bu düşünürlerin fikrî projeleri ve amaçlarıyla çakışan bir tavra da sahipti. 4 Said in tüm hayatı boyunca yürüttüğü entelektüel projesinin arkasındaki felsefî temel, XIX ve XX. yüzyılın radikal toplum eleştirisini yürüten fikir adamlarının eserlerinden beslenmekteydi. Bu düşünürlerin asgarî listesi şu isimlerden oluşmaktadır: Karl Marx, Friedrich Nietzsche, Antonio Gramsci, Theodor W. Adorno, Gaston Bachelard, Michel Foucault, Noam Chomsky, Georg Lukacs, Richard Palmer Blackmur. Said, entelektüelin toplumsal sorumluluklarıyla ilgili kültürel tecrübeyi, Jean Paul Sartre ve Pierre Bourdieu gibi Fransız düşünürlerinin tavırlarında cisimleşen sorumlu aydın geleneği nden beslenerek edinmişti. Batı-dışı dünyanın direniş edebiyatının usta isimlerinden İrlandalı şair/yazar William Butler Yeats ve Filistinli şair 4 Bu düşünce adamlarının bazı önemli eserleri için bkz. Abdullah Laroui, Tarihselcilik ve Gelenek, çev. Hasan Bacanlı, Vadi Yayınları, Ankara 1998; Enver Abdülmelik, Krizdeki Oryantalizm, Krizdeki Oryantalizm: Eleştiriler, der. A.L. Tibawi-Enver Abdülmelik-Hamid Algar, Yöneliş Yayınları, İstanbul 1998, s Alim ARLI Mahmud Derviş, Said in olumlu biçimde zikrettiği yazar ve şairlerin başında gelirler. 5 Ayrıca onun eserlerinde İngiliz ve Fransız Edebiyatının eleştirel ve polemikçi geleneğinden derin izler bulmak da mümkündür. Said in bu yönü, çalışmalarında yöntemden ziyâde yazının fikrî örgüsü çerçevesinde öne çıkmaktadır. Jonathan Swift, Oscar Wilde, James Joyce ve üzerine doktora tezi hazırladığı Polonya asıllı İngiliz edebiyatçı Joseph Conrad 6 gibi, edebiyatı kişisel ve toplumsal bir direniş ve karşı-siyaset dili olarak gören ve inşâ eden yazarlar bunlardan bazılarıdır. Fransız edebiyatından Stéphan Mallerme, Ernest Renan, Gérard de Nerval, Honoré de Balzac, Gustave Flaubert gibi isimler Said in eserlerine -özellikle Oryantalizm in birçok temel tartışmasına- olumlu ve olumsuz bağlamlarda malzeme olmuş yazarlardır. Said in siyasî, edebî ve bilim adamı kimlikleri birbirleriyle sıkı bir geçişkenlik arzettiği için eserleri sağlam bir mantık örgüsüyle birbiriyle bağlantılandırılmıştır. Kimi zaman, geniş nüfûza sahip entelektüellerle kamuoyu önünde şiddetli tartışmalara girmekten kaçınmaması da aynı kişisel bütünlük ve entelektüel dürüstlük öğeleriyle ilgiliydi. Bernard Lewis, Fouad Ajemi, Daniel Pipes, Samuel Huntington gibi Amerikan aşırı sağının etkin simalarıyla yürüttüğü polemikler, Said in siyasî duruşunu yansıtan farklara sahipti. Bu fark; şeyleri, olguları, olayları, sosyal ve tarihî zâtiyetleri, egemen güçlerin ve güç ideologlarının çıkar felsefelerinden değil, değişik biçim ve stratejilerle güç kapışmalarına malzeme yapılan, medyanın sembolik şiddet araçlarıyla sürekli biçimde rencide edilen insanların ve kitlelerin perspektifinden yorumlama çabasıyla bağlantılıydı. Edward Said, bütün bilgi birikimini ve derinliğini, incelikli bir demokrat söylem oluşturmak ve yukarıda anılan meseleleri anlamak için kullanan bir entelektüeldi. Said, bu düşünürlerin Doğu ile ilgili kurmaca bilgilerine karşıt biçimde Batı dünyasından birçok bilim adamının çalışmalarını alkışlayan bir tavra da sahipti. Bu bilim adamları Clifford Geertz, Maxime Rodinson, Jacques Berque, Bryan S. Turner gi Said, İrlanda yı da İngiliz sömürgeciliğine maruz kalmasından dolayı teorisinin içinde anti-emperyalist bir konuma yerleştirir; bkz. Edward W. Said, Yeats ve Sömürgesizleşme, Milliyetçilik, Sömürgecilik ve Yazın, der. Terry Eagleton-Frederic Jameson-Edward W. Said, çev. Ş. Kaya, Kabalcı Yayınları, İstanbul 1993, s ; Edward W. Said, Kültür ve Emperyalizm: Kapsamlı Bir Düşünsel ve Siyasal Sorgulama Çabası, çev. Necmiye Alpay, Hil Yayınları, İstanbul 1998, s Edward Said, The Letters of Short Fiction of Joseph Conrad, Harvard University, 1964; Joseph Conrad and the Fiction of Autobiography, Oxford University Press, Cambridge, Mass Dünyalar Aras nda: Edward W. Said in Miras bi sosyal araştırmacılardı. 7 Aynı şekilde, 1993 yılında ünlü İngiliz antropolog ve filozof Ernest Gellner ile TLS (The Times Literary Supplement) dergisinde Kültür ve Emperyalizm kitabı üzerine yaptığı hırçın polemikler, Said in eleştirelliğinin ve dozu çoğu zaman yükselen polemikçiliğinin kökenlerini anlamak için bakılması gereken ciddi tartışmalardır. Bu tartışmaya taraf olan David Davies, Iqbal Ahmed, Alan Sharidan, Jonathan Benthall gibi isimler de keskin söylemleriyle bu polemiği daha da ateşlemişlerdir. Polemiğin gösterdiği resim, Said in çalışmalarının Batı da önemli oranda taraftar topladığı gerçeğiydi. Üstelik bu durum, Batı nın hatırı sayılır bilim adamlarıyla her an ciddi bir gerilimi tetikleyecek, bir ortak bakış platformuyla birlikte hareket edecek düzeydeydi. 8 Ayrıca yine, taraftarlarından bazılarını kızdıracak biçimde Said, Yahudi müzisyen dostu Daniel Barenboim ve diğer müzisyen arkadaşlarıyla birlikte kamuya açık konserler vererek herkesi şaşırtıyor ve İsraillilerin terörist entelektüel nitelemelerine kendi konumu açısından temsilî cevaplar veriyordu. 9 Said, Filistin sorununu kişisel liderlik hırslarına bulaştırmaması için Yaser Arafat ı da çoğu zaman eleştirmiş ve ömrünün son on beş yılında Arafat politikalarını dar görüşlülük ve kısa vadeli, kalıcı olmayan çözümlerin peşinden gitmekle itham edip ağır biçimde suçlamıştır. Bu anlaşmazlığın sonunda Said in kitapları, işgal edilmiş bölgelerde Yaser Arafat tarafından yasaklanmıştır. Ayrıca diğer birçok Arap ülkesinde de Said in bazı kitapları yasaklanmıştır. 10 XX. yüzyıl boyunca Batı-dışı toplumların aydınlarının bilinç-dışılarında yer eden ve fakat belli sebeplerden dolayı dile getirilmekten sürekli bir biçimde imtina edilen birçok psikolojik, sosyal ve siyasî tepki, Said in Oryantalizm adlı eserinin yayınlanmasıyla birlikte (o dönemdeki yükselen birçok sosyal eğilimden de beslenerek) kamuoyunun ve aydınların gündemine geldi. Tarihsel geri kalmışlık fikri, fikrî 7 Said, Şarkiyatçılık, s Tartışmalar için bkz. Ernest Gellner, Kudretli Kalem? Edward Said ve İç- Dış Sömürgeciliğin Çifte Standardı, Postmodernizm ve İslâm Küreselleşme ve Oryantalizm, der. Yasin Aktay-Abdullah Topçuoğlu, Vadi Yayınları, Ankara 1996, s , , 311; Edward Said, Kültür ve Emperyalizm, Postmodernizm ve İslâm Küreselleşme ve Oryantalizm, s ve David Barsamian, Edward Said İle Söyleşi: Ötekine Bir Yer Vermenin Bir Yolu Olmalı, Cogito, sy. 37 (2003), s Edward W. Said, aynı zamanda iyi bir piyanistti. 10 Said, zikredilen söyleşide bu durumdan ciddi biçimde yakınmaktadır; bkz. Barsamian, a.g.m., s Alim ARLI özgüven ve kimlik bunalımı, siyasî kuşatılmışlık hissi, tarihsel mirasa dönük üretilmiş kompleksleri hiçbir felsefî süzgeçten geçirmeden kabul etme sorunu ve benzeri birçok mevzunun kuşattığı Batı-dışı dünyanın aydın ve okumuşları, içinde düşündükleri paradigmaların kavramsal ve yöntemsel araçlarıyla kendi gündemlerine ilişkin tutarlı ve geçerli bir sosyal-siyasal analiz çerçevesi kurmakta önemli zorluklar yaşamaktaydılar. Üstelik hâlâ bunun tümüyle aşıldığını söylemek bile aşırı iyimser bir yorum olur. Nihayetinde kuru bir batılılaşmacılık veya ulusal-kültürel özgecilikten öteye gidemeyen bu dikotomik fikir çerçevelerinin, zaman-mekân ve tarihî-sosyal varlık sahasını algılama boyutunda Said in Oryantalizm inden sonra belirli açılımlar yakaladıkları söylenebilir. Bu anlamıyla bakıldığında, barındırdığı yoğun metodolojik sorunlara rağmen Oryantalizm, Batı daki ve Batı-dışındaki fikir yapılaşmaları ve arayışları için radikal bir dönüşüm getirmiş ve öngörmüştür. En asgarî düzeyde bakıldığında, eser, beraberinde henüz berraklık kazanmamış kültürel sorunları tartışabilecek bir zemini getirmiştir. 11 Fikrî Güzergâhı ve Yöntemi Edward Said meslekî formasyonunun bir sonucu olarak İngiliz Edebiyatı eleştiri geleneğinin, 1960 sonrası dönemde Fransız felsefeci ve dilbilimcilerinin gündeme getirdikleri ve dil teorisi ile sosyal teoride Bazı aydınlar, Said in Oryantalizm inin bu tür bir etki doğurduğu fikrini reddetseler de, eser, üzerinde çok fazla düşünülmemiş birçok konuyu gündeme taşıması açısından bakıldığında bile dönüştürücü bir etkiye sahiptir. Bu çalışmadan sonra akademik oryantalizm de dâhil olmak üzere, hem meslekî hem de toplumsal anlamda oryantalistlik oldukça yergili ve hatta menfî bir anlam kazanmıştır. Çalışma, sömürgecilik araştırmalarında ciddi yöntemsel değişiklikler getirmiş ve sömürgecilik sonrası çalışmaların temel tartışma düzlemini etkilemiştir. Homi Bhabha, Partha Chatterjee, Gayatri Chakravorty Spivak, İkbal Ahmet gibi sömürgecilik-sonrası eleştirinin önemli isimleri Said in eleştirisini yeni bir düzeye taşımışlardır. Said in analizleri, sosyal bilimlerin oryantal toplum kavrayışlarına de ağır bir darbe indirmiştir. Aynı şekilde oksidentalist söylemlerin meşruiyetinin de dolaylı olarak tartışmaya açılmasına neden olmuştur. Bu konuyla ilgili verimli bir tartışma için bkz. Bryan Turner, Oryantalizm, Globalizm ve Postmodernizm, çev. İbrahim Kapaklıkaya, Anka Yayınları, İstanbul 2002, s , 54, 70, 157; Immanuel Wallerstein, Bildiğimiz Dünyanın Sonu: Yirmibirinci Yüzyıl İçin Sosyal Bilim, çev. Tuncay Birkan, Metis Yayınları, İstanbul 2000, s Dünyalar Aras nda: Edward W. Said in Miras geniş yankı bulan yapısal dilbilim ve göstergebilim tartışmalarının, Walter Benjamin ve Theodor Adorno nun eserlerinden beslenen 1930 ların sanat eleştirisinin izinden gitmiştir. Siyasal tavırlarında ABD nin muhalif edebiyat ve siyaset eleştirisinin, özellikle akademide belirginleşen ve Noam Chomsky, Richard Barnet, Gabriel Kolko, Richard Falk, William Appleman Williams ve Howard Zinn gibi muhaliflerin önderliğini yaptığı radikal kültür eleştiriciliğini takip etmiştir. 12 Edward Said in eserlerinin -belirgin şekilde Oryantalizm in- temel ön-kabulü, bilgi üretimi ile egemen iktidar yapısı arasında gizli işbirliği ve mantık bütünlüğü bulunduğuydu. Said e göre emperyalizm döneminin siyasî tecrübesi ile kültürel yeniden-üretim süreçleri arasında sıkı bir işbirliği vardır ve bu, bilinçli veya bilinçsiz, Batı düşünce dünyasının belirgin özelliğidir. Bu düşünce, Fransız filozof Michél Foucault nun yapısal tarih eksenli çalışmalarından devşirilmiş bir kendine özgülüğe sahiptir. İtalyan Marxist düşünür Antonio Gramsci nin hegemonya, toplumsal rızanın örgütlendirilmesi/yapılandırılması ve tarihî blok kavramları, Oryantalizm in açık bir biçimde bel kemiğini oluşturan düşünce araçları olarak karşımıza çıkmaktadır. Her ne kadar hegemonya sorunuyla ilişkili olarak eserde nihaî noktada çok bulanık bir tablo çıkıyor olsa da, kavramın içeriği tüm eser boyunca Said e rehber bir işlev görmektedir. 13 Said, ülkemizde Oryantalizm kadar ses getirmeyen ancak iddialarını temellendirmesi ve yeniden ele alması bakımından Oryantalizm den çok daha gelişkin nitelikte olan Kültür ve Emperyalizm adlı eserinde metodolojik perspektifini daha da geliştirir. Said bu eserinde, Oryantalizm deki Ortadoğu perspektifi ve Doğu-Batı kavramları yerine bir dünya perspektifi koymakta; imparatorluk ve bu tecrübeyle ilişkili kavramları analizinin merkezine çekmektedir. Yine aynı minvalde, analizine Oryantalizm deki emperyalizmin Batı aynasındaki resminin yanına, bir de emperyalizme maruz kalan topluluklardaki kültürel ve siyasî direniş motiflerinin içeriklerini de ekleyerek sorunu iki yönüyle teşhis etmeye çalışmaktadır. Eserdeki emperyalizm vurgusu, Oryantalizm deki gibi dağınık değil, aksine, Batı nın imparatorluk tecrübesi ile sistemli biçimde ilişkilendirilen bir kültür eleştirisine dönüştürme iddiası ile şekillenmiştir. 14 Kültür ve Emperyalizm de Said in temel tezi şöylece özetlenebilir: Modern Avrupa emperyalizmini anlamak ve çözümle- 12 Bu konuda Said in kendisi, belirtilen isimleri zikretmektedir; bkz. Said, Kültür ve Emperyalizm, s Said, Şarkiyatçılık, s Said, Kültür ve Emperyalizm, s Alim ARLI 176 mek, bütünüyle siyasî süreç analiziyle anlaşılabilir nitelikte değildir. Said in ifadeleriyle: Benim bu kitapta öne sürdüğüm kuram, kültürün çok önemli, gerçekten vazgeçilmez bir rol oynadığıdır. Yıllar süren emperyal yayılım sırasında Avrupa kültürünün merkezinde, önüne geçilemeyen ve aralıksız bir Avrupamerkezcilik yatmıştır. Bu süreç, deneyimleri, toprakları, insanları, tarihleri çoğaltıyor, inceliyor, sınıflandırıyor, doğruluyor ve Calder in söylediği gibi Avrupa lı işadamına büyük plan yapma olanağı sağlıyordu. 15 Kültür ve Emperyalizm in araştırma mantığını en özet biçimde verecek Said in tasvirlerinden birisi de şudur: Bugün hiç kimse katışıksız tek şey değildir. Hintli, kadın, Müslüman, Amerikalı gibi etiketler yalnızca birer başlangıç noktasıdır; ardından, bir an için bile olsa, somut bir deneyimin gelmesiyle, çabucak arkada kalır. Emperyalizm, kültürlerin ve kimliklerin küresel düzeyde oluşturduğu karışımı perçinlemiştir. Ancak, emperyalizmin en kötü ve en çelişkili armağanı, insanları yalnızca, başlıca ve dışlayıcı biçimde, beyaz, karaderili, batılı ya da doğulu olduklarına inanmalarına olanak sağlamasıdır. Oysa insanlar, tıpkı kendi tarihlerini kendileri yaptıkları gibi, kültürlerini ve etnik kimliklerini de kendileri yapıyor. 16 Burada üzerinde durulması gereken bir başka nokta ise şudur: 1950 lerden sonra billurlaşan, sosyal ve siyasî teoride önemli dönüşümler getiren dilin ontolojik boyutunun kavranmasına dönük çalışmalar, Said in düşünce yapısını derinden etkilemiştir. Roman Jakobson, Jacques Derrida, Michél Foucault, Roland Barthes gibi dil uzmanlarının çalışmalarıyla şekillenen ve yazı ve dil anlayışları konusunda yeni
Similar documents
View more...
Search Related
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks