Please download to get full document.

View again

of 16
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

Güneybatı Türkiye ve Yakın dolayında levha içi yeni tektonik gelişim

Category:

Poems

Publish on:

Views: 20 | Pages: 16

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
Türkiye Jeoloji Kurumu Bülteni C. 27,1-16, Şubat 1984 Bulletin of the Geological Society of Turkey, V. 27,1-16 February, 1984 Güneybatı Türkiye ve Yakın dolayında levha içi yeni tektonik gelişim Intra-plate
Transcript
Türkiye Jeoloji Kurumu Bülteni C. 27,1-16, Şubat 1984 Bulletin of the Geological Society of Turkey, V. 27,1-16 February, 1984 Güneybatı Türkiye ve Yakın dolayında levha içi yeni tektonik gelişim Intra-plate neotectonic development in Southwestern Turkey and adjacent areas ALÎ KOÇYİĞÎT, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Ankara- ÖZ : Güneybatı Türkiye ve yakın dolayında tektonik gelişim üç döneme ayrılır. Bunlar Eski tektonik dönem, Geçiş dönemi ve Yeni tektonik dönemdir. Geçiş dönemi, Alp dağoluşum kuşağının birçok kesiminde de gözlenmiş olduğu gibi, kaim bir molas istifiyle ıralanmaktadır. Yerel olarak Orta Oligosen sonunda, fakat genel olarak Geç Miyosen-Erken Pliyosen sırasında başlamış olan Yeni tektonik dönem ise, çekme tektoniği denetiminde gelişen karasal tortullaşma, onunla yaşıt kıta içi volkanizma ve blok faylanma ile belirginlik kazanır. Yeni tektonik dönemi temsil eden jeolojik olay ve yapılar, Kuzey Anadolu Fayı/ndan çok, güneydeki Ege hendeğine bağlı olarak gelişen çekme tektoniğinin bir sonucudur. Nitekim bölge, verev atımlı normal faylarla sınırlı çok sayıda ve değişik boyutta bloğa bölünmüş olup, bunların birçoğu depremselliği yüksek olan alanlardır. ABSTRACT : In Southwestern Turkey and adjacent areas, technical development is subdivided into three periods, namely Paleotectonic period, Transition period and Neotectonic period- The Transition period is characterized by a thick pile of molasse formations as in many parts of the Alpine orogenic belt. On the other hand, the Neotectonic period, which initiated locally at the end of Middle Oligocene time but regionally in Late Miocene to Early Pliocene, is characterized by continental sedimentation, synsedimentary volcanism and the block-faulting developed under the control of tensional tectonic regime. The geologic events and the features representing the Neotectonic period in Southwestern Turkey and adjacent areas are a result of the tensional tectonic regime due to the Aegean trench rather than the North Anatolian Fault- Because the region has been divided into many aseismic and seismic blocks bounded by the oblique type of normal faults. GİRİŞ ESKİ TEKTONİK VE GEÇİŞ DÖNEMLERİNE Levha Tektoniği kuramının ortaya konmasından hemen sonra, Doğu Akdeniz bölgesi ve onun jeotektonik ev- Genel olarak, yer ve zaman bakımından, Eski tektorimi, yerli ve yabancı birçok bilim adamının ilgisini çek- nik ve Yeni tektonik dönemler arasında kısa süreli bir gemiş, özellikle bölgedeki diri yer devinimleri (aktif ve ha- çiş dönemi vardır. Bir yaygerisi taşyuvarı (lithosphere) nireketleri) bu ilgiyi bir kat daha artırmıştıı. Bölgede yapı- teliğindeki Güneybatı Türkiye'de, levha içi Yeni tektonik lan çalışmaların çoğu Ege adaları ve Ege hendeği üzerin- gelişimin daha kolay anlaşılabilmesi için, Geç Kretasede yoğunlaşmış olup; bunlar daha çok sismik, manyetik, Geç Miyosen aralığında gelişmiş Eski tektonik ve Geçiş ısı akısı, gravimetri ve batimetri gibi jeofizik çalışmaları- dönemlerinin jeolojik olayları, kısaca özetlenecektir, dır. Saha çalışmaları ise çoğun yerel ve yeterli sayıda ol- G e ç K r e t a s e sıraslnda, Anatoiid ve Toridler, birlikte, mamıştır. Bu nedenle, Doğu Akdeniz bölgesinin jeolojik Y e n i T e ü s o k y a n u s u n l m g^y ve kuzey kollarını birbievrimini konu alan saha çalışmalarının yetersizliği sürekr i M e n a y ı n m Mr k a r b o n a t pı at formu oluştururken, Ponli olarak vurgulana gelmiştir. Dolayısıyla, jeofizik çalışü d l e r ^ kuzeye dallmll Ur y i ü m kuşağl üzerinde, güne. maların sonuçlarıyla saha çalışmalarının sonuçları araye bakan^ pasifik türfl dir. bir klta k e n a r l m oı uştu rmaksmda da güvenilir bir karşılaştırma yapılamamıştır. taydl (ş en gör, 1980). Bu yitim kuşağı, yaklaşık Orta Miyo- Yazar bu yazıda, bir taraftan, Anadolu-Ege levhasının sen sonunda, Anatolid-Torid platformunun Pontid adayabir kesimini oluşturan Güneybatı Türkiyede, yaklaşık 35 D yi ile çarpışarak, Kuzey Tetis kolunun kapanmasını sağboylamınm batısı ile 40 K enleminin güneyinde kalan alan, lamıştır. Günümüz Karadenizi ise, Pontid Adayayı geriyapılmış değişik saha çalışmalarından elde edilen verileri sinde, Geç Kretase-Eosen aralığında açılmış bir kenar desergilerken, diğer taraftan da bu verilen jeofizik çalışma- nizi olarak düşünülmektedir (Şengör, 1980), Afrika-Arap larm sonuçlarıyla olan ilişkisine değinecek ve böylece, Gü- levhalarının kuzeyinde, yaklaşık D-B doğrultusunda uzaneybatı Türkiye'nin Yeni tektonik gelişimine değişik açı- nan Güney Tetis kolu ise, en doğuda Bitlis-Zagros kenet dan yaklaşmayı deneyecektir (Şekil 1). kuşağı boyunca, yine yaklaşık Orta Miyosen sonundaki ki- KOÇYİĞÎT Şekil 1. Türkiye ve yakın dolayının yeni tektonik yapılarını gösterir harita- Figure I. Map of the major neotectonic features in Turkey and adjacent areas. ta-kıta çarpılmasıyla kapanmış olup, günümüz Doğu Akdenizi bu okyanusun kalmtısıdır ve kapanma batıda bugün bile tamamlanmamıştır. Bunun önemli kanıtlarından biri olan Ege Hendeği boyunca, yitim günümüzde de sürmektedir. Sözü edilen yitim kuşağı, aynı zamanda, yaklaşık my (Üst Kretase) önce başlayan Gondwana-Avrasya yaklaşımının da önemli belirteçlerinden biri olup, 13 my önce oluşmuştur (Caputo ve diğerleri, 1970; Mc Kenzie, 1972; Le Fichon ve diğerleri, 1973; Toksöz, 1975; Fytikas ve diğerleri, 1976; Morelli, 1978). Türkiye ve yakın dolayında, Eski tektonik dönemin son evreleri yeğin sıkışma tektoniği ve ona bağlı yatay devinimlerle ıralanır. Platform üzerine, Senoniyen-Langiyen aralığında, yaygın ofiyolit ve ofiyolitli karışık naplarınm yerleşimi, yatay sıkışma tektoniğinin en özgün belirtecidir, örneğin, Kuzey Anadolu kuşağı boyunca ofiyolitli karışık naplarımn yerleşimi Üst Kampaniyen öncesi iken (Koçyiğit, 1979), Afrika-Arap platformu üzerine, Senoniyen somı-maastrihtiyen öncesinde olmuştur. Anatolid- Torid platformunda ise, nap yerleşimi, doğudan batıya doğru değişik zamanlarda gerçekleşmiştir. Örneğin doğu Toroslarda Üst Maastrihtiyen öncesi-orta Maastrihtiyen sonu, Orta Toroslar'da Maastrihtiyen sonu-lütesiyen öncesi, İsparta Büklümü kuzey kesiminde Lütesiyen sonu- Tortoniyen öncesi. Teke yarımadasında Langiyen sonu- Tortoniyen öncesi, Antalya kuzeyinde ise Alt Paleosen sırasında olmuştur (Gutnic ve diğerleri, 1968; Graciansky, 1968; Brunn ve diğerleri, 1971; Koçyiğit, 1983; Poisson, 1977; Monod, 1977; Gedik ve diğerleri, 1979; Uysal ve diğerleri, 1980; Altmer, 1981). En yeğin evresi nap yerleşimiyle belirginleşen Eski tektonik dönem, kısa süreli Geçiş dönemleriyle izlenir m kalınlıklı, yer yer kömür düzeyleri içeren, sığ denizel-karasal ortamda oluşmuş, değişik yaşlı (Maastrihtiyen-Paleosen, Lütesiyen, Oligosen ve Tortoniyen) post orojenik molaslar, Geçiş döneminin en belirgin kanıtıdır. Diğer taraftan, Eski tektonik dönemin son evreleri yeğin sıkışma tektoniğiyle ıralamrken, Geçiş dönemi, hem sıkışma hem de çekme tektoniğiyle denetlenir. Orta Miyosen sonunda, Bitlis-Zagros kenet kuşağı boyunca okyanus kapanıp kıta-kıta çarpışması gerçekleşmiş olmasına karşın, daha güneyde Kızıldeniz-Aden körfezi açılması nedeniyle (Le Pichon ve Angelier, 1979), Arap levhasının kuzey-kuzeydoğuya doğru devinimi, Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu Fayları'mn oluşumuyla karşılanmış ve bu olay Türkiye'de Yeni tektonik dönemin başlangıcı olmuştur. Diğer taraftan yine aynı şekilde, Afrika levhasının kuzey-kuzeybatıya devinimi, Anadolu-Ege levhasının güney sınırı boyunca (Ege Hendeği) günümüze değin karşılana gelmiştir. Özet olarak, Türkiye ve yakın dolayında Yeni tektonik dönemi denetleyen önemli yapı unsurları Ege Hendeği, Kuzey Anadolu Fayı, Doğu Anadolu Fayı ve Ege Graben sistemi'dir (Şekil D- Bunlardan Kuzey Anadolu Fayı, eski bir yitim kuşağı boyunca, Pliyosen sırasında oluşmuş, yaklaşık 1100 km uzunluklu, sağ yanal atımlı bir kırık olup, Ege-Anadolu ve Karadeniz levhaları arasındaki siniri oluşturur. Bu fay boyunca göreli devinim hızı cm/yıldır (Ambraseys, 1970; Aytun, 1973; Seymen, 1975; Tatar, 1978; Koçyiğit, 1983). Doğu Anadolu Fayı ise, Erken Miyosen (?) ya da Orta Miyosen sonunda oluşmuş, sol yanal atımlı, dönüşüm fayı niteliğinde bir kırık olup, Ege-Anadolu levhasının güneydoğu sınırını oluşturur. Ege Hendeği ya da yitim kuşağı ise, Kıbrıs'ın batısı ile yaklaşık Korint körfezi arasında 1550 km uzunluklu, dış bükey, 3 km derinlikli diri bir bindirme kuşağı olup, bu kuşak boyunca, Afrika levhası kuzeye Ege-Anadolu levhasının altına Şekil 2. İsparta Büklümü kuzey kesiminin yalınlaştırılmış tektono-stratigrafik dikme kesiti. Figure 2. Simplified tectono-stratigraphic columnar section of the northern part of İsparta Bend. GÜNEYBATI TÜRKİYE'DE TEKTONİK GELtŞÎM cm/yıl'lık bi r hızla dalmaktadır (Toksöz, 1975; Le Pichon ve diğerleri, 1973). Türkiye ve yakın dolayında, genel olarak, Yeni tektonik dönemin başlangıcı, bu dönemi denetleyen yapısal öğelerin oluşumuyla hemen hemen eş yaşlı olup, Geç Miyosen-Erken Pliyosen'dir. GÜNEYBATI TÜRKİYE'DE YENİ TEKTONİK DÖNEMİN BAŞLAMASI Güneybatı Türkiye'de Eski, Geçiş ve Yeni tektonik dönemler ve bunlara bağlı yapılar arasındaki ilişkilerin en iyi gözlendiği yörelerden biri İsparta Büklümü kuzey kesimidir (Şekil 2). Şekilde görüldüğü gibi, Eski tektonik dönem, göreli otokton konumlu Mesozoyik karbonat platformu üzerine (B : Hoyran karbonat platformu) îç Toros ofiyolitli karışığı napmın (D), Üst Lütesiyen sonunda (C), tektonik olarak yerleşmesiyle sona ermiştir. Bu sırada, mekanik bakımdan en büyük gerilim ekseni (Şekil 2, 61.) yatay konumlu ve yaklaşık K-D doğrultuludur (Koçyiğit, 1980). Napm yerleşimiyle, İsparta Büklümünün kuzey kesimi suüstü olup yükselmiş ve kıyı çizgisi güney-güneybatıya doğru göç etmiştir. Buna koşut olarak, Menderes Masifi ekseninde oluşan, yaklaşık D-B gidişli çukurlukta, Alt- Orta Oligosen boyunca, hem îç Toros ofiyolitli karışığı napmı hem de Mesozoyik karbonat platformunu örten post orojenik molas yığışmıştır (Şekil 2, E). Bu gözlem, îç Toros ofiyolitli karışığı napmın, Oligosen öncesinde Menderes Masifi güneyine eriştiğini ve Menderes Masifinin de deniz düzeyi altında olduğunu gösteren önemli bir kanıttır. Geçiş dönemini temsil eden molasın oluşumu sırasında, en büyük gerilim ekseni de düşey konumludur (Şekil 2 c). Orta Oligosen sonundaki ikinci bir sıkışma evresiyle, Güneybatı Türkiyenin büyük kesimi (Menderes masifi ekseni) suüstü olmuş ve otokton molas da ekaylanarak göreli otokton özelliğe bürünmüştür. Bu sırada en büyük gerilim ekseni yatay ve yaklaşık D-B doğrultuludur (Şekil 1 d). Böylece, Orta Oligosen sonunda, yaklaşık 34 D boylamının batısında kalan Toros kuşağının kuzey iç kesimi (Sultandağ-Menderes masifi ekseni), doğuda Karaman'dan batıya Ege Denizi'ne değin, Orta ve Batı Anadolu ile birlikte bir bütün olarak yükselirken, aynı kuşağın güney kesimi de çökmeye başlamıştır. Güneydeki bu alçalma, doğuda Mut-Silifke havzasında Burdigaliyen'de (Gökten, 1976; Koçyiğit, 1976; Gedik ve diğerleri, 1979); güneyde Antalya havzasında ise Akitaniyen-Burdigaliyen sırasında (Blumenthal, 1951; Brunn ve diğerleri, 1971; Poisson, 1977; Akbulut, 1977), güneyden kuzeye doğru Miyosen deniz ilerlemesinin tetiğini çekmiştir. Miyosen deniz ilerlemesi, Güneybatı Türkiye'nin değişik kesimlerinde farklı şekillerde sona ermiştir. Örneğin Teke yarımadasında (Menderes Masifi güneyi), îç Toros ofiyolitli karışığı napmın. Langiyen sonunda, Akitaniyen-Langiyen flişi üzerine tektonik olarak yerleşmesiyle Miyosen transgresyonu sona erip, Tortoniyen sırasında da Post tektonik özellikli bir molas oluşmuştur. Antalya kuzeyinde Tortoniyen molası, D-B doğrultulu yeni ve son bir sıkışma tektoniği ile suüstü olmuş ve daha yaşlı birimler, doğudan batıya doğru Tortoniyen molası üzerine bindirmiştir (Poisson, 1977). Doğuda Karaman-Ermenek-Mut-Silifke havzasında ise, batıdan farklı olarak, bir regresyonla Tortoniyen sonunda Miyosen transgresyonu sona ermiştir (Koçyiğit, 1976,1978). Böylece Güneybatı Türkiyede, Toros kuşağının gerek kuzey iç kesimi, gerekse güney dış kesimi, Tortoniyen sonunda tümüyle suüstü olmuş ve tüm denizel birimler, Üst Miyosen-Pliyosen yaşlı karasal birimlerce uyumsuzlukla örtülmüştür. Bu uyumsuzluk düzlemi (Şekil 2 U3), Eski tektonik ve geçiş dönemlerinin sonu, Yeni tektonik dönemin de başlangıcını belirler. YENİ TEKTONİK DÖNEM Güneybatı Türkiye'de, Tortoniyen sonundaki tektonik rejim değişikliğiyle başlayıp, çekme tektoniği denetiminde günümüze değin sürmüş olan olay ve bunlara bağlı yapıları kapsayan dönem Yeni tektonik dönem (Neotectonic period) olarak adlandırılmıştır (Şekil 2 e). Yeni tektonik dönemi ıralayan olay, yapı ve onlara bağlı olarak gelişmiş oluşuklar üç grupta toplanabilir : 1) Karasal tortullaşma; 2) Karasal tortullaşmayla yaşıt kıta içi volkanizma ve 3) Her iki olayı da denetleyen, günümüzde diri blok-faylanma. Karasal tortullaşma Eski tektonik dönem ve geçiş döneminden arta kalan ve özellikle Orta Anadolu ile Güneybatı Türkiye'deki çöküntü çukurlarında (Sivas, Çankırı, Tuzgölü, Uşak, Konya, Beyşehir, Burdur, Denizli, Muğla kapalı havzaları) oluşan göllerde, blok-faylanmanm denetiminde önemli karasal çökeller gelişmiştir. Bunlar, birbirleriyle yanal ve düşey geçişli, fay sarplığı, akarsu yatağı, delta ve göl ortamlarında tortullaşmış çakıltaşı, kumtaşı, kil, marn, jips ve kireçtaşlarıdır. Bu birimler aynı zamanda, tortullaşmayla yaşıt levha içi volkanizma ürünleri olan tüf, tüffit, aglomera ve bazaltik, andezitik ve trakitik özellikli lavlarla da yanal-düşey geçişlidir. Diğer taraftan Türkiye'nin önemli ve büyük kömür yatakları da, bu karasal tortullar içinde yer alır ve tümüyle Yeni tektonik dönemin olay ve yapılarıyla denetlenmiştir. Volkanitlerle ardaşıklı karasal çökeller, yaklaşık 2000 m kalınlıkta olup, Eski tektonik ve Geçiş dönemlerine bağlı yapı ve kayabirimlerini açılı uyumsuzlukla üstler. Karasal tortulların kayatürü, biyofasiyesi, sedimantolojik özellikleri ve büyük kalınlığı, bu çökellerin oluşumu sırasında ortamı, etkin blok faylanma ve yağışlı bir iklimin denetlemiş olduğunu gösterir. Levha içi volkanizma Yeni tektonik dönemde, karasal tortullaşmayla yaşıt volkanizma olayları da etkin olmuştur. Volkanizma ürünleri çoğunlukla yüksek alüminyum içerikli bazalt-andezitdasit-riyolit bileşiminde kalkalkalen lavlarla; daha az olarak da potasyumca zengin trakibazalt, trakiandezit, trakit, lösitit gibi şoşonitik volkanitler, ya da alkali riyolit ve bazaltlarla temsil edilir. Genel olarak bazı Ege adaları, örneğin, Milos ve Santorini adaları, Uşak ve Beyşehir-Karaman (Konya) dolayında kalkankalen; Midilli adası ve Bodrum dolayında şoşonitik; Urla-Foça (îzmir), Kula ve Afyon yörelerinde ise alkalen nitelikli volkanitler yüzeylenmektedir (Burri ve diğerleri, 1967; Keller ve Villiari, 1972; Borsi ve diğerleri, 1972; Schleicher ve Schwarz, 1977; Savaşçın, 1978; Ercan ve diğerleri, 1978, 1979; Koçyiğit, 1980). Bunlardan Ege adayaylarmdaki genç volkanitler, günümüzden yaklaşık my önce gelişen volkanizma ile oluşmaya başlamış (örneğin Milos adasında olduğu gibi) ve volkanizma, ara- KOÇYİĞÎT llklarla günümüze değin süregelmiştir (Fytikas ve diğerleri, 1976). Kula yöresinde de, ilk volkanizma yaklaşık 11 my önce gelişmiş ve yakın zamanlara değin etkin olmuştur (Borsi ve diğerleri, 1972). Örneğin, Kula yöresindeki tüfler üzerinde saptanan ayak izlerine dayanarak, en son püskürmenin yıl önce olduğu sonucuna varılmıştır (Ozansoy, 1969). Karadağ (Karaman-Konya) dolayında ise, volkanizma ilkin 32 my önce başlamış, 1.1 my önce olgunluk dönemine erişmiş ve tarihi zamanlara değin etkinliğini sürdürmüştür (Schleicher ve Schwarz, 1977). Bu genç volkanitlerin, günümüz Ege hendeği ile ilgili olduğu belirtilmektedir (Fytikas ve diğerleri, 1976; Pi ve Piper, 1972). Yeni tektonik dönemdeki bu etkin volkanizmaya yer yer, örneğin Kuzeybatı Anadolu ve Kos adasında olduğu gibi, granitik ve granodiyoritik sokulumlar da eşlik etmiştir (Smith ve Moores, 1974; Fytikas ve diğerleri, 1976; Le Pichon ve Angelier, 1979). Bu sokulumlardan bazılarının, örneğin Kozak-İzmir dolayında olduğu gibi, günümüzde de diri olduğu ve birçok sıcaksu kaynağına ısı verdiği bilinmektedir (Yılmazer, 1982). Diğer taraftan, Güneybatı Türkiye'de, Eski tektonik ve Geçiş dönemlerinin yerel olarak (Beyşehir-Isparta-Uşak dolayları) sona erme ve ilk çekme tektoniği rejiminin ortaya çıkma zamanı (Üst Oligosen-Alt Miyosen) ile, ilk levha içi volkanizma olayının başlangıç zamanı (Orta Miyosen) arasındaki yakınlık da oldukça ilgi çekicidir. Tüm Orta-Batı Anadolu ve Güneybatı, Türkiye'nin yeni tektonik rejimin denetimine girdiği Üst Miyosen-Pliyosen ise, volkanizmamn da en etkin olduğu dönemdir. Güneybatı Türkiye'de volkanit yüzleklerinin dağılımı, bölgeyi ıralayan blok-faylanma ve ona bağlı olarak gelişmiş normal faylarla yakından ilişkilidir. Örneğin, İsparta Büklümü kuzey iç kesiminde (Afyon-Isparta dolayı), Üst Miyosen-Pliyosen yaşlı, potasyumca zengin, alkalen özellikli levha içi bir volkanizma ürünü olan volkanitler (trakit, lösit-trakit, lösit-egirin trakit, lösitit, lösitli tüf, tüf, tüfit ve aglomera), bir taraftan karasal tortullarla yanal - düşey geçişli olup, diğer taraftan da, daha yaşlı birimleri kesen dayk ve yan koniler biçiminde, hem grabenlerin içinde hem de onu sınırlayan faylar boyunca dizilmişlerdir (Şekil 3 A, B, C, D). Şekil 3 de açlkca görüldüğü gibi, Güneybatı Türkiye'de, Yeni tektonik dönemi ıralayan çekme tektoniğine bağlı blok faylanma ve levha içi volkanizma arasında çok yaygın bir ilişki vardır. Volkanitlerin oluşumu ve yaşı. Güneybatı Türkiye ve Ege adalarının değişik kesimlerinde yüzeylenen volkanitler, genel olarak Miyosen-Pliyosen yaşlı volkanitler ve Pliyosen-Kuvaterner yaşlı genç volkanitler olmak üzere iki gruba ayırtlanabilir. Bunlardan ikinci grubu oluşturan ve tarihi zamanlara değin diri kalmış olan volkanizma ürünlerinin (Diri Ege yaylan, Kula, Karadağ-Karaman yörelerinde yüzeyleyenler), günümüz Ege hendeğiyle ilgili olduğu çoğu yerbilimcilerce kabul edilmektedir (Nicholls, 1971; Keller ve Villiari, 1972; Borsi ve diğerleri, 1972; Pe ve Piper, 1972; Fytikas ve diğerleri, 1976; Schleicher ve Schwarz, 1977; Ercan ve diğerleri, 1979). Buna karşın, birinci grubu oluşturan daha yaşlı volkanitlerin kökeni hakkında değişik görüşler önerilmektedir. Örneğin, Ege bölgesinde, Üst Miyosen-Pliyosen sırasında şoşonitik-alkali potasik bir volkanizmanm yer yer etkin olduğu (Borsi ve diğerleri, 1972; Burri ve diğerleri, 1967) ve bu volkanizmanm, Afrika-Ege levhalarının Eosen'de çarpışmalarından sonra Orta-Üst Miyosen'de dengeye erişerek duraylılık kazandıklarını kanıtladığı belirtilmektedir (Dewey ve diğerleri, 1973; Fytikas ve diğerleri, 1976). Diğer taraftan, Beyşehir-Seydişehir (Konya) dolayındaki volkanitlerin kalkalkalen nitelikli olduğu, 12 my öncesine ait eski bir yitim kuşağına bağlı olarak my arasında etkinlik kazanan bir volkanizmayla oluştukları kabul edilmektedir (Keller ve diğerleri, 1977). Diğer bir grup araştırıcı da, Batı Anadolu ve Ege'deki Miyosen-Pliyosen yaşlı kalkalkalen volkanitlerin, Afrika-Ege levhaları arasındaki eski bir yitim kuşağından türediği görüşündedirler (Fytikas ve diğerleri, 1976). Bunlara karşın, İzdar (1975), Bingöl (1976), Dürr ve diğerleri (1978), Şengör ve Yılmaz (1981) ise, Üst-Eosen-Alt Miyosen sırasındaki K-G sıkışmasına uygun olarak kabuk kalınlaşması ve Menderes Masifi tabanında kısmi ergimelerin olduğunu, bu anateksitik kısmi ergimelerin de daha GÜNEYBATI TÜRKİYE'DE TEKTONİK GELİŞİM sonra Batı Anadolu'da geniş yayılımlı silisik bir volkanizma netimine girmiştir. Bu rejime bağlı olarak, bölge blok ve granitik-granodiyoritik plütonizmayı yarattığını faylanmaya uğramıştır. Konuyla ilgili gözlem ve bulgular vurgulamışlardır. Savaşçın (1978), Batı Anadolu'daki kalkalkalen aşağıda kısaca özetlenecektir. volkanizmanın Beniyoff kuşağına bağlılığının zo- İzmir dolayında, Yeni tektonik dönemde oluşmuş ya runlu olmadığını ve bunların, alkalen volkanitlerle birlikte da dirilmiş önemli fay takımları KD-K, KB-BKB (Miyosenlevha içi açılmalarla da oluşabileceğini savunmuştur. Bu Pliyosen yaşlı) ve BKB-B (Pliyosen yaşlı) gidişlidir (Kaya, 1979
Similar documents
View more...
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks