Please download to get full document.

View again

of 22
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

Hasan Paşanın Hatay Karamurt'daki Vakıf ve Vakfiyesi

Category:

Journals

Publish on:

Views: 51 | Pages: 22

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
/ ^ - ~ ^ Hasan Paşanın Hatay Karamurt'daki Vakıf ve Vakfiyesi ibrahim ATEŞ V S akıf gayrımenkulleri Tapusu hüviyetinde olan ve vakıf kuranların adlarını, öngördükleri şart ve hizmet türlerini,
Transcript
/ ^ - ~ ^ Hasan Paşanın Hatay Karamurt'daki Vakıf ve Vakfiyesi ibrahim ATEŞ V S akıf gayrımenkulleri Tapusu hüviyetinde olan ve vakıf kuranların adlarını, öngördükleri şart ve hizmet türlerini, vakfın kurulduğu yer ve tarihi içeren belgeye vakfiye denilmektedir. Asl/nda vakıfla \\g\\\ vakfiye, ferman, berat, hüccet ve benzeri belge/erin büyük bir kısmı, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivinde korunmakta olan kütük defterlerinde kayıtlı olmakla beraber, çeşitli tarih ve yerlerde kurulan bazı vakıflara ait vakfiye ve benzeri bazı belgeler, zamanla vakıf kayıtlar Arşivine intikal etmeyip ilgili vakfın evlâdı veya mütevellisinin elinde kalanlar olduğu gibi. Kütüphane, Müze, Başbakanlık Arşivi, Tapu ve Kadastro Arşivi ve benzeri kurumlarda kalanlar da olmuştur. Vakıfla ilgili belgeler araştırılarak, bulunan vakfiye ve o mahiyetteki belgeler, gerekli işlemler yapıldıktan sonra kütüğe tescil edilmektedir. Yazımızın konusu olan Hasan Paşa vakfiyesinin, kütüğe tescili de, bu şekilde olmuştur. Sözü geçen vakfiyenin tanıtımı ile ilgili bu yazımızda sırası ile aşağıdaki hususları özet olarak sunmaya çalışacağız : 1 - Vakfiyenin tesbit ve tescili, 2- Vakfın kurucusu, 3 Vakfın kurulduğu yer ve tarih, 4 Kapak sahifesindeki tuğra ve yazılar, 5- Birinci sahifedeki büyük ve küçük başlıklı tezhibler. 6 Vakfiyenin sahife sayısı ile beher sahifesinin satır sayısı, 7 Yırtık olan sahife kenarı veya iç kısmı, 8 Yazı şekli ve hattatı, 9 Vakfiyenin okunuşu, 10 Vakfiyenin değerlendin'/mesi. 1- VAKFİYENİN TESBİT VE TESCİLİ: Vakıf Kayıtlar Arşivinde bulunan ve nezâret döneminden kalmış olup, vakıfla ilgili olan tomarlar halindeki, çeşitli belge ve tahriratı içeren evrakın tarama, tesbit ve tasnif çalışmaları esnasında bulunan bazı değerli belgelerden biri de. Hasan Paşa vakfiyesidir. Üzerinde yapılan inceleme sonucunda, daha önce Vakıf kütük Defterlerine geçirilmemiş olduğu anlaşılan bu orijinal vakfiyenin, kütüğe tescili için gerekli girişimlerde bulunulmuş olup, İdare Meclisinin tarih ve 226/283 sayılı kararı uyarınca kütüğe tescil edilmiştir. Türk harfleri ile 2157 nolu kütük defterinin( ı) 107 nci sahifesine kayıt ve tescil edilmiştir. Daha sonra orijinal vakfiyede, orijinal durumuna uygun patolojik onarımlar yapılarak ciltlenip bir defter haline getirilmiş ve 2224 numara ile Vakıf Kayıtları Arşivi'ndeki yerini almıştır. (1) Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşlvl'ndeki Kütük Defterlerinden 2157 nolu kütük defteri. 6 İBRAHİM ATEŞ 2- VAKFIN KURUCUSU: Bu vakfın kurucusu ile ilgili olarak vakfiyenin üçüncü sahifesinde 1 x 5,5 santim ebadındaki dikdörtgen tezhib içerisinde, şarabi renk mürekkeple Cenabı Hazreti Hasan Paşa denilmektedir. Böylece vakıf kuran kişinin isim ve unvanı yazılmış olup, baba adı belirtilmediğinden, bu Hasan Paşa'nm hangi Hasan Paşa olduğu kesin olarak anlaşılmamaktadır. Ancak daha önceki satırlarda, vâkıfın özelliklerinin belirtilmesi sadedinde hâlen Devleti Aliyye-i Osmaniye'de, mesnedi vezâreti uzmâ olan. Vezir, Gurre-i Cebîni Sadâreti uzmâ, kurretü ayni vekâleti kübrâ deyimleri görülmektedir. Bu deyimlerden, vakfı kuran Hasan Paşa'nm, Sadr'ı A'zamiık yapan bir Hasan Paşa olduğu kanaati doğmaktadır. Bu itibarla vakfın kurucusu olan Sadr'ı A'zam Hasan Paşa'nm kesin olarak tesbiti için, vakfın kurulduğu tarihte tesis edildiği yer olan Hatay'da veya oraya yakın bir yerde görev yapan Sadr'ı A'zam Hasan Paşa'nm araştırılması gerekmektedir. Bu nedenle Sicilli Osmani, yahut tezkire-i meşâhîri Osmaniye adlı eserica) tetkik ettiğimizde, 119 adet Hasan Paşa adı görülmüş ise de, gerek unvan, gerekse vakfın kuruluş tarihi ve yeri yönünden, yukarıdaki özelliklere uyanın, Damâd'ı Pâdişahî Morali Hasan Paşa olduğu kanaatma varılmıştır. Adı geçen eserin sahifelerinde, sözü geçen Morali Hasan Paşa hakkında şu bilgi verilmektedir: Dâmâdı Pâdişâhi Hasan Paşa Moralidir. Makbul ve mukarreb olarak cukadârı Şehriyârî oldu de Silâhtârı Şehriyârf oldu vezâretle Mısır Valisi, 1101 de azledildi. Bursa ve İzmit Mutasarrıfı oldu. n02'de, Hatice Sultan binti Sultan Mehmet Han, tezviç olunarak Boğaz Muhâfızı oldu. 1105'de Sakız Muhâfızı, 1106 da orasını düşmana teslim etmesiyle, habsedildi. Ba'dehu, Kefe Sancağı verildi. Buradan Veziri Hamiş oldu. Ba'dehu Rikâb-ı Hümâyûn kaim makamı olup, 1107 de Halep Valisi oldu. 1108'de Konya Valisi, 1110 ba'del-azil İstanbul kaim makamı oldu. Bir aralık mâzul olduysa da, vak'ada 1115 tekrar kaim makam olup, sene-i mezkurede Sadrı A'zam olup, 116 Cemaziyelevvelinin 28 inde, azledildi. Ve Halîlesi ile İzmit'de Mütekaiden ikameti Ferman olundu. 119 Cemaziyelevvelinde, sâniyen Mısır Valisi olup, Sultan'ı İstanbul'a celp olundu. 120 Şâbanında, Trablusu Şam ve sonra Rakka Valisi olmuştur. 125 Zilhiccesinde fevt oldu... Yukarıya çıkarılan tarihi metinde. Damat Hasan Paşa'nm, Halep Valiliği yaptığı ve Sadrı A'zam olduğu belirtilmekte olup, vakfın kuruluş yeri olan Hatay'ın o tarihte Halep Vilâyetine bağlı olması ve Hasan Paşa'nm 1115 Hicri tarihinde Sadrı A'zam olması, vakfiyede adı geçen vâkıfın, bu Hasan Paşa olmasına kuvvetle delâlet etmekte olduğundan, kesinlik ifade etmese de, vakfiyedeki özelliklerle yukarıda metni sunulan tarihi belgedeki özellikler birbirine uyduğundan, söz konusu, vâkıfın, Padişah Damadı Sadrı A'zam Morali Hasan Paşa olduğu kanaatini doğurmaktadır. 3_ VAKFIN KURULDUĞU YER VE TARİH Vakfiyenin 5^lıvci sahifesinin 2-5. satırlarında Üzeyir Sancağında Derbenk ve Bakras Nahiyelerinde vâki Kurâ ve mezâri' ve cibâl ve bağ ve bahçe ve cemâât ve mahsulâtı hâvi Şeyh-ül-hadid demekle ma'ruf, mukataanın hududu dâhilinde Medîne-i Antakya ile Bakras ve Belen beyninde vâki' Karamurt demekle şehîr mahal ki... (3) denilmektedir. Yani, Üzeyir Sancağında Derbenk ve Bakras Nahiyelerinde bulunan köyler, çiftlikler, dağlar, bağ, bahçe, cemaat ve mahsûlleri içeren ve Şeyhül-hadid diye bilinen, mukataanın sınırı dahilinde, Antakya şehri ile Bakras ve Belen arasında bulunan, Karamurt demekle meşhur yer ki... demek olup, vakfın kurulduğu yerin, Hatay ile Bakras ve Belen arasındaki Karamurt diye bilinen yer olduğu ifade Ancak, tetkikinden edilmektedir. de anlaşılacağı üzere, Üzeyir Sancağına bağlı olduğu yazılı olmakta ise de, Osmanlı Memleketleri(4) adlı eserin sahifelerinde Karamurt'un bir Nahiye olup. Kazasının Antakya, Vilâyet ve Sancağının da Halep olduğu yazılıdır. Vakfın kuruluş tarihine gelince; vakfiyenin son sahifesinde ' Vaka'a El-işhâdü vettahrîrü Fî Gurre-i Safer El-Hayr Li Seneti sitte a'şarete ve mietin ve elf denilmektedir. Yani 1116 yılının Safer ayının başında tescil edildi ve yazıldı demektir. Buna göre, vakfın kuruluş tarihi, Gurre-i Safer 1116 H. 26 Mart 1704 M. dir. 4- KAPAK SAHİFESİNDEKİ TUĞRA VE YAZILAR: Vakfiyenin Kapak sahifesinnin üst kısmında Padişah Tuğrası bulunmaktadır. Tuğra, altın yaldızlı olup, içi Hatâllerle süslenmiştir. Sultan Üçüncü Ahmet'e ait olan bu tuğranın okunuşu şöyledir: Şah Ahmet bin Mehmet Han el muzaf- (2) Sicilli Osmani, yahut tezkire-i Meşâhiri Osmaniye, Meclisi Kebir-i Maarif Azasından Mehmet Süreyya, cilt 2, sahife , 1311 H., Matbaa-i Amire. (3) Bu yazıya konu olan Sadrı Azam Hasan Paşa'ya ait Gurre-i Safer 1116 H./26 Mart 1704 M. tarihli orijinal vakfiye olup, 2224 nolu orijinal vakfiye defterinin 5. sahifesi ve 2157 Türkçe Terceme Tescil defterinin 107. sahifesi. (4) Osmanlı Memleketleri, s , Hacıbey Zade Ahmet Muhtar 1314'de Şirketi sahafiye-i Osmaniye Matbaasında basılmıştır. HASAN PAŞA'NIN HATAY KARAMURT'DAKİ VAKIF VE VAKFİYESİ / fer dâima (5) Dördünca Mehmet oğlu üçüncü Sultan Ahmet'in tahta çıkışı 9 Rebiulâher 1115 H M. tarihinde olduğuna ve Sadrı A'zam Hasan Paşa'nın vakfının tescil tarihi de Gurre-i Safer 1116 H. 26 Mart 1704 M. tarihinde olduğuna göre, vakfiye üzerindeki bu Tuğra Padişah Sultan Üçüncü Ahmet'in Saltanatının ikinci yılında yazılmış olduğu anlaşılmaktadır. incelenmesinden.de anlaşılacağı üzere. Sultan Üçüncü Ahmet'in Tuğrası, kardeşi Üçüncü Mustafa'nın Tuğrası gibi olup, Mustafa yerine Ahmet yazılmıştır. Ahmet ve Mehmet kelimelerinin mim harfleri aynı işaret ile gösterilmiştir. Şah kelimesinin (h) harfi, Tuğra'da kafes şeklinde sitilize edilmiş motiflerle gösterilmiştir. Tuğra'nın altında üç Kadı (Yargıç)'nın vakfiye ile ilgili olarak ayrı ayrı, Arapça üç tasdik ve tasvip meşruhatları bulunmakta olup, bunlar sırası ile şöyledir: a ö\y^ ) ö^^j ^tul liaaju^ U ci)l-2)b.»s^l^^yiji^i^ Jb U î l j j. ^ l j «L_e ^ ü Yâni: Bu kitabın içinde ihtiva etmiş olduğu vakfın aslı, şartları ve harcama yönleri, kitap'ta açıklandığı şekilde, tümü nezdimde sahih görülrpüş olup, eimme-i eslâf (eski imamlar) arasında geçen ihtilâf noktalarını bilerek,bu vakfın husus ve umûmunda sıhhat ve lüzumuna hükmettim. Ben, fakir kul, Rumeli Askeri Kadısı (Yargıcı) Yahya, AL LAH'ın affına mazhar ola. b - Yâni: Vakfın sahih olduğunu ve medlulünün şer'i olduğunu görünce, üzerine Rıza ve kabul işaretini koydum. ALLAH, vâkıfının mükâfatını kat kat arttırsın. Yazan fakir, Esseyyit Ali, AL LAH onu affetsin. c ^ ; LaJI ilc y-i j ^^LJI İ3^- M,o ^1 OA Yâni: Bu vakfiyenin yapıları sağlam ve anlamları şer'idir. ALLAH, vâkıfının sevabını arttırsın. Ben Kul ise, Anadolu Askerî Kadısı Atâullâh Muhammed olup. Yüce ALLAH'ın affına mazhar olam. Vakfiyenin kapak sahifesinde Tuğra altında bulunan ve arapça aslı ile Türkçe Tercümesi yukarıya çıkarılan, tasdik ve tasvip meşruhatının birincisi Rumeli Askeri Kadısına ait olup. Kadı Yahya, bu meşruhatında, vakfın suhhat ve lüzumuna karar verdiğini ifade etmektedir. İkincisi, Esseyyid Ali adında unvanı belirtilmeyen bir şahsa ait olup, bu şahıs ta meşruhatında, vakfı sahih ve şer'i olarak gördüğünü ifade etmektedir. Üçüncüsü de, Anadolu Askeri Kadısına ait olup, Kadı Atâullâh Muhammed, bu meşruhatında, vakfın sahih ve şer'i olduğunu onaylamaktadır. 5- BİRİNCİ SAHİFEDEKİ BÜYÜK VE KÜÇÜK BAŞLIKLI TEZHİBLER: Vakfiyenin Birinci sahifesinin üst kısmında, biri büyük diğeri küçük olmak üzere iki adet tezhip bulunmaktadır. Büyük tezhip sol kısımda, küçük tezhip ise sağ kısımdadır. Sol kısımdaki büyük tezhip, klasik tarzdaki taç şeklinde bir tezhip olup, taç Rûmî ve Hatâîlerle süslüdür. Ortadaki göbek, Türk mavisi olup, etrafı Varak yaldızdır. Varak yaldız üzerinde, kontürlerle Rûmîler işlenmiş, gri ve kahverengi renklerde hatâilerle bezenmiştir. Tacın üst kısmında, yine hatâiler bulunmaktadır. Tacın alt ve yan kenarlarını zencirek çerçevelemektedir. Bunların altında Sure başı şeklinde ve dikdörtgen biçiminde ikinci bir tezhip gelmekte olup, varak altın üzerine şarabi renkli mürekkeble BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM yazılıdır. Bunların altında vakfiye başlamakta olup, bu sahifede sekiz satır bulunmaktadır. Bütün bunların kenarında biri ince, diğeri kalın, siyah kontürlü çerçeve ile üçüncü ve şarâbi renkli (5) Bkz.: Osmanlı Padişah Tuğraları , s , Sühâ Umur, Haluk Ofset, 1980, istanbul. 8 İBRAHİM ATEŞ bir cetvel çekilmiştir. Bu esas ve büyük tezhibin sağ tarafında bulunan küçük tezhip ise, ellibeş milim eninde, esas tezhibe benzer ve fakat orta göbeği olmayan, sadece hatâîlerle bezenmiş, zemini altın varak olan bir tezhiptir. Bunun alt kısmında vakfiyesi mucibince amel oluna ibâresi bulunmaktadır. 6- VAKFİYENİN SAHİFE SAYISI İLE BEHER SAYFANIN SATIR SAYISI: Üzerinde Padişah Tuğrası ve Kadıların tasdik meşruhatı yazılı olan kapak sahife hariç olmak üzere, başlangıçtan Şuhijdül-hal de dahil olmak kaydiyle vakfiyenin sonuna kadar toplam sayfa sayısı, Otuzbirdir. Birinci sahifede tezhib kısmının altında kalan bölümde Sekiz satır bulunmaktadır. Otuzbirinci sahifede ise Onyedi satır bulunmaktadır. Bunların dışında, diğer sahifelerin tümünde Onüçer satır bulunmakta olup, orijinal olarak vakfiyenin toplam satır sayısı 402 dir. 7- YIRTIK OLAN SAHİFE KENARI VEYA İÇ KISMI: Kapak ve birinci sahifeyi oluşturan yaprağın sağ üst köşesi, küçük tezhibin ortasına denk gelen bölümde ve alt kenarının sol köşesinde, çerçeve dışında biraz yırtık bulunmaktadır. Aynı yaprağın orta kısmında iki üç kelimelik yer yırtıktır. İkinci ve üçüncü sahifeleri oluşturan yaprağın alt kenarında çerçeve dışında kalan bir bölümle, sahifeleri ortasında yazıya denk gelmeyen bir yerde iki satır arasında küçük bir yırtık bulunmaktadır. Dördüncü ve Beşinci sahifeleri oluşturan yaprağın keza alt kenarında, çerçeve dışında kalan bölümde ve sayfaları ortasında yazıya tesadüf etmeyen bir yerde iki satır arasında, küçük bir yırtık bulunmaktadır. Altıncı ve ^ edinci sayfaları oluşturan yaprağın ajt kenarında çerçeve dışında kalan bölümde, biri köşede, diğeri dikey olmak üzere, iki yırtık bulunmaktadır. Yaprağın iç kısmında yine yazılara denk gelmeyecek şekilde ve delik mahiyetinde bir kaç ufak yırtık bulunmaktadır. Sekizinci ve Dokuzuncu sahifeleri oluşturan yaprak sağlamdır. Onuncu, Onbirinci, Onikinci ve Onüçüncü sayfaları oluşturan iki yaprağın iç kısmında yazıların okunmasına engel olmayacak şekilde ve delik mahiyetinde birkaç ufak yırtık bulunmaktadır. On Dördüncü ve On Beşinci sayfaları oluşturan yaprağın iç kısmında iki üç kelimelik yeri kapsayacak orta büyüklükte bir yırtık ile, delik mahiyetinde yazıların okunmasına engel olmayacak şekilde birkaç küçük yırtık bulunmaktadır. 16, 17, 18, 19, 20 ve 21. sayfalar sağlamdır. 22 ve 23. sayfa/ardan oluşan yaprağın alt kenarında, çerçeve oışında, köşede bir yırtık vardır. Ayrıca bu sayfaların baş kısmında bir, iki ve üçüncü satırlarda, üçer kelimelik, dördüncü satırda ise iki kelimelik kadar bölümü kapsayacak ebatta büyükçe bir yırtık bulunmaktadır. 24, 25, 26, 27, 28 ve 29. sayfaların iç kısmında, yazıların okunmasına engel olmayacak nitelikte delik şeklinde birkaç küçük yırtık bulunmaktadır. 30 ve 31. sayfaları oluşturan son yaprağın alt kenarında, çerçeve dışında, köşe kısmında bir yırtık ile sayfa içinde birer veya ikişer kelimelik yerleri kapsayan birkaç yırtık bulunmaktadır. 8- YAZI ŞEKLİ VE HATTATI: Vakfiyenin baştan sona kadar yazılışında kullanılan yazı türü, tâlik yazısıdır. Ustaca ve güzel bir şekilde yazılan harf ve kelimelerin birbiriyle bağlantı ahengi fevkaladedir. Bazı cümle sonlarında irili ufaklı, gelişi güzel yapılmış normal tezhipli duraklar bulunmaktadır. Kapak sayfadaki tuğra altındaki, kadıların tasdik ve tasvip yazıları yine tâ'lik türününden olup, irilik ve ufaklık bakımından, üç şekil arzetmektedir. 1. sayfadaki büyük tezhibin alt kısmındaki besmele ile, üçüncü sayfanın 11, satırındaki vâkıfın adı Cenabı hazreti Hasan Paşa altın varak üzerine şarabî renk mürekkeple yazılmıştır. Ayrıca son sayfanın en alt kısmında vakfiyeyi yazan Hattatın adı da, şarabî renk mürekkeple yazılmıştır. Bunların dışında vakfiyenin tamamı siyah mürekkeple yazılmıştır. Vakfiyenin sonundaki ^ L- * r. j «ili. ;»II» ı w ^ J J - «IS ;! i~ *^ j.\. ; u - ^ u Jl yani: müsveddesini ve temize çekilişini yazan, hanigâh medresesinde müderris olan fakir kul, Osman. ifadesinden, hattatın, Osman ismindeki hangâh medresesi müderrisi olan zat olduğu anlaşılmaktadır. 9- VAKFİYENİN OKUNUŞU: Bismillâhirrahmânirrahîm Hamdi faik ve (üç Kelimelik yer yırtık) mevcudatı hâlık, ve kâffei mahlûkâtı râzık olan meliki zülcelâl ve sultâni lâyezâl celle celâluhu, ve amme nevâluhu, hazretlerine sezâvardır ki, nev'i insanı ahseni takvîm üzere inşâ, ve ebda'i üslub üzere ibdâ' ve imlâ, ve âkil ve âlim ve nâtık, ve şerefi kitap ve fehmi hitâbına lâyık edüp mesâliki maaşı tâ'lim ve menâhici ma'âdi teâhim eyledi, ve durodu dâimül-vürûd' delîli sebîli hüdâ, şefi'i rûzi cezâ, hâizi kurbi kabe kavseyni ev ednâ, fâizi sırrı fe-evhâ ilâ abdihi' mâ' evhâ, hâblbi hüdâ, pişuvâyı embiyâ, muhammedenil-mustafâ hazretlerinin merkadi münevveri ıtırsa ve meşhedi muattarı merkad zîbâlarına şâyeste'i ihdadır ki, men zera'a hayren hasade hayren fahvasıyla sâlikânı râhı basîreti, ihtizârı zâdı ma'âd ve i'dâdi udedi yevmi mi'âda delâlet buyurmuştur. HASAN PAŞA'NIN HATAY KARAMURT'DAKİ VAKIF VE VAKFİYESİ 9 Ve rıdvânı rahmeti nübûdu Rabbi Vedûd, zümrei âlı athâr ve firi ai ashâbı zevil i'tibârlarmın ervâhı mukaddeseierine eiyak ve ahrâdır ki, tucuku hayrat ve sübülü mesubâtı izâh ve beyanda içtihadı bi pâyân eylemişlerdir. Sallallâhu aleyhin ve aleyhim ecmâin, vettâbiine lehum bi ihsâni ilâ yevmiddin, ve bâdu erbabı basâiri selime ve ashabı tabâyi'i müstakimenin zamirlerinde zâhir vc ruşen, ve mişkâtı hâtırı hatırlerinde müberhen ve mübeyyendir ki, ibdâı zevâtı hakâyikte sırrı hikmet, ve ihtirâ'i tabâyi'i haiâyıkda aslı maslahat, mârifet ve ibâdeti hâlikul-i'bâd, ve tefekkür vc tedebbürü mebde' ve maâddır. Pes her âkil. ve kâmile zâhir ve bâhirdirki, bu dünyâyı fâninin bünyâdı nâpâyidâr olup, cay! karar ve şâyânı i'tibâr deyildir. Merdi dânâ ve âkili mi'âdı (bir kelimelik yer yırtık) lâzım olan oldurki, bu dünyâyı pür a'nâya kalifül-i'tibâr olup, vakti fırsatta ğıdâyı ğadâ müheyyâ ve hâli âfıyette emri âkıbet içün zahire peydâ eyleyüp, innallâhe lâ yudîyu ecrel muhsinine fahvâyı hidâyet karînine iktifa ile tertîbi meberrât ve tesbîli hayrât ve hasenât eyleye. Felizâlike, hâlen devleti âliyyei Osmaniye, lâzâlet müeyyedeten bilavnir-rabbâniyede mesnedi vezâreti uzmâ, zîveri bezli mekremeti ile pür zîb ve behâ, ve aktarı mülk ve milleti şa'şaai re'yi hurşîdi âsârlarıyla pürnur ve ziyâ olan, vezîri bürcîsi fıtnat, müşiri behrâmı savlet, müessisi erkânı saltanatı aliyye, müşeyyidi bünyânı devleti celiyye, gurrei cebîni sadâreti uzmâ, kurrei ayni vekâleti kübrâ, cenâbı hazreti Hasan Paşa, yesserallâhu fiddâreyni mâ yuridü vemâ yeşâ ve dâme, nizama rükni rekîn ve âsâyişi halka metni metîn olan vüzerâyi eslâfı kiramlarından herbiri zamanı devlet ve eyyâmı hükümetlerinde nice nice vücûhu hayrât ve envâ'ı birr ve meberrâta muvaffak olup, ol evânı meymenet iktirandan ilâ hazel-ân âsârı hasene ve hayratı müstahseneleri pîrâne-i sahâylfi ekvân olmağla, sebebi zikri müstetâb ve baisi duâyı hayrı müstecâb olduğu mersûm sahîfei zamirleri, ve mütenıetti'âtı dünyâyı denî'i seriüzzeval ve mûmevvehâtı cihânı fâni bilcümle temâsîli mekr ve ihtiyâl idiği melhuzu hatırı savâbı müşirleri olmağla rebnumûnel basîreti bâhirül-hidayet ile tefekkürü emri â'kıbet ve tedebbürü dâdı âhiret buyurup Vemâ tukaddimu li enfüsikümmin hayrin tecdûhu indallâhi fahvayı lâzımül-intibah, Vemâ indekum yehfedu vemâ indallâhi bâkin mensâkı hidâyet intibâkı üzere vakti fırsat ve zamanı miknet fevt olmadan bir vakfı celîli sevâbı cezîlleri yazılmağa hulûsu niyyet ile azîmet ve cenâbı Bâri taâlâ tarafından kendülere vâsıl olan mevâhibi celiyye ve atâyâyı behiyyenin şükrünü edâya mübâderet buyurup, nev'i âmmei ibâda vâsıl ve lütfü kâffei enâma şâmil bir emri celîl ve birri cemîlin, iptigâen limerdâtillâhi taâlâ îkaf ve irşadına mübâşeret buyurdular ki, uzeyr (azir) sancağında Derbenk ve Bakras nâhiyelerinde vâki kurâ ve mezâri' ve cibâl ve bağ ve bahçe ve cemâât ve mahsulâtı hâvi şeyhülhadid demekle ma'ruf mukâtaanın hududu dahilinde medînei Antakya ile Bakras ve Belen beynin- le vâki Karamort demekle şehîr mahalki, Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere ve Şam ve Mısır ve Halep ve şâir ol havâlide olan bilâdın memer ve mâ'beri iken, müruru eyyâm ve kürüm â'vam ile kurası bilkülliye harap ve mezâri' ve enhârı muattal olup, me'vâyı lusûs olmağla hûccâcı müslimîn ve ebnâi sebîlin zehâben ve iyâben yollarına kuttâ'ı tarik enüp, katli nüfûs ve nehbi ve gâreti emvâl etmeleriyle mahalli mezbur i'mar ve ihyâya eşeddi ihtiyaç ile muhtaç, ve mahalli mezburun Antakya tarafında mukaddemen baç ve afer alınan mevzi'de bir kasaba ve bir kale inşâ ve etrafına karyeler iskânı ile ma'âbîrinin madârrı eşkiyâdan te'minini iktizâ edüp ve mukâtaai mezbûrenin zuamâ ve erbâbı timardan bazıların toprakları mahlut olup, yedi vâhidede mundabıt ve âherin alâkası kat'olunmak, mahalli merkûmun emniyet ve i'mârına ensep olduğu bundan akdem Antakya ve Bakras ve İskenderun kadıları arz, Antakyanın ulemâ ve sulahâ ve şâir ahâlisi mahzarla inhâ ve bu husus hüccâcı müslimîn ve şâir â'birîri ve vâridînin batarlarını def ve hazerlerini ref edup i'maret ve emniyeti mutazammm bir eseri celîl ve bir hayrı cemîl olduğunu inba edup, lâkin arz ve muhitimizde mukâtaayı mezbûrenin hudud ve sınırı beyan olunmayup ve i'lâm olunduğu üzere erbabı timar ve zuamâdan batıların toprakları m
Similar documents
View more...
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks