Please download to get full document.

View again

of 11
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

HUMANITAS Sayı - Number: 1 Bahar / Spring, Tekirdağ, PDF

Category:

Health & Lifestyle

Publish on:

Views: 18 | Pages: 11

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
HUMANITAS Sayı - Number: 1 Bahar / Spring, Tekirdağ, 2013 KÖPEK İMGESİ VE ŞİİRDEKİ GÖRÜNÜMLERİ Yavuz KIZILÇİM 1 Özet:Bu çalışmada seçili şiirler üzerinden köpek imgesinin şiirdeki yeri ve önemi üzerinde
Transcript
HUMANITAS Sayı - Number: 1 Bahar / Spring, Tekirdağ, 2013 KÖPEK İMGESİ VE ŞİİRDEKİ GÖRÜNÜMLERİ Yavuz KIZILÇİM 1 Özet:Bu çalışmada seçili şiirler üzerinden köpek imgesinin şiirdeki yeri ve önemi üzerinde durulacaktır. Bu başlık altında köpek ve onun değişik şiirlerdeki uzak/yakın çağrışımları öne çıkarılacaktır. Köpek bir imge olarak bütün evrenin ve bütün kültürlerin gösteriminde ayrıcalıklı bir yer tutar. Mitolojik görünümünün yanı sıra gündelik yaşamında ayrılmaz bir parçasıdır ve her durumda insanların yakınında bir yerde bulunur. Biz, bu çalışmada, seçili ozanlarda köpek imgesi ve onun şiirdeki yansımaları üzerine kurulmuş söylemleri çözümlemeyi deneyeceğiz. Baudelaire in şiirlerinde, hayvan üzerine kurulu düşler, özel bir yere sahiptir.ozan şiirlerini yazarken kadınla, hayvanla, kediyle, köpekle ya da çok başlı canavarla özdeşleşir. Baudelaire tarafından bilinçli bir biçimde uygulandığını ileri sürdüğümüz bu empatik yaklaşım bize ozanın gizemli bir evrenin derinliklerine girdiğini açıklar. Bu derinlik arayışı artarak varlığını sürdürecek ve o her koşulda karşısındakiyle bir şekilde duygu paylaşımı kurmayı deneyecek ve sözcüğün çoğul anlamıyla ve bilinçli olarak başkasının acısına ortak olmayı seçecektir.ozan tümüyle kendine özgü bir uzamda aşk, tutku, cinsellik, sevgi gibi konuları ele alırken insanlara, hayvanları, kimi kez nesneleri ekleyerek oldukça renkli eğretilemeler yapar. Kimi zaman da doğaüstü olaylar, bilinçaltının karanlık yanları ya da sanrılar sıradan gerçeklikler biçiminde şiirleştirme sürecine katılır. Anahtar sözcükler: Köpek, Empati, Şiir, Kültür, Evcil, İmge, Mit. Giriş Dünya edebiyatında genel olarak hayvan isimleri hor görü anlamı içermez. Tam tersine Fransız dilinde chien (köpek) gibi olumsuz çağrışımları bulunan bir hayvan üzerinden olumlu anlamın üretildiğine de rastlanır: sözgelimi (avoir du chien) kadın hakkında zarif, şık, çekici olmak anlamına gelir. Türk şiirinde de aslan, ceylan, kartal, turna, keklik gibi hayvan isimleri yaygın olarak olumlu anlamda kullanılmaktadır fakat her zaman insanın yanında yer alan köpek ismi aşağılanarak (it) olumsuz anlamında kullanılmaktadır. Vefası, koruyuculuğu ve sevimliliğiyle tanınan bu güzel yaratıklar, gerek dünya şiirinde, gerek Türk şiirinde yoğun olarak kullanılmıştır. Dünya edebiyatında ise köpekler olumlu 1 Doç. Dr., Atatürk Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Yabancı Diller Eğitimi Bölümü, Fransız Dili Eğitimi Anabilim Dalı, 147 Köpek İmgesi ve Şiirdeki Görünümleri bir bakışla, çok sevilen, özlenen, ölümlerinde acı çekilen dostlar olarak yer alırlar. Ve genelde insana rehber veya koruyucu olarak seçilmişlerdir. Mitolojide köpek üzerine yazılmış Anubis, T'ienk'uan, Cerbère, Xolotl, Garm gibi mitler vardır (Dictionnaire des Symboles, 1990:239).Yunan mitolojisinde de Kerberos isimli yeraltı tanrısı Hades in kapısında bekleyen çok başlı korkunç bir köpekten söz edilir: Kerberos ölüler ülkesinin bekçisidir, görevi dirilerin içeriye girmesini ve bir girenin bir daha dışarıya çıkmasını önlemektir. Kerberos çokluk üç başlı -kimi anlatımlarda elli ya da yüz kafalı- bir köpek olarak gösterilir. Kerberos'u yalnız Orpheus büyüleyip yumuşatabilmiştir (Erhat, 1989:187).Güzellik İlahisi isimli şiirde tam da yukarıda sözü edilen Kerberos ve onun saldırganlığını büyü gücüyle yumuşatan Orpheus karşımıza çıkar. Köpeği bu kadar ayrıntılı betimlemenin yolu, onun üzerine şiirsel bir öykü kurmaktan geçer. Onu anlamanın daha kolay bir yolu yoktur ve en doğrusu kendini onun yerine koymak, içine dalmak, bedenine sızmak, onunla duygu ortaklığı kurmaktan geçer. Baudelaire şiirinde yine av ve avcı sarmalında gözlemlenen hayvan ve kapan terimleri arasında tuzağa düşen hayvanın derin iç sıkıntısı ve öznenin kendini bir köpekle özdeşleştirmesi gösterilmektedir. Tuğrulİnal makalesinde, Baudelaire'deki başkasıyla duygu ortaklığı kurma kavramını şöyle özetler: Başkasının içine girilir, başka bir insana gidilir, özdeşlikler, benzerlikler ve iç konuşmalar kurulur. Olağanüstü bir içselleşme, akıllara durgunluk veren bir yoldaşlık ve yolculuktur bu. Ne var ki, yorumcunun empati kurduğu sanatçı, sıradan bir tanıdık, olağan bir dost değildir; yukarılarda bir yerlerde oturup evrende yapılıp edilenleri kıskanç, dikkatli ve alaycı gözlerle izleyen olağanüstü bir gözlemcidir. Sanatçı ile yorumcunun arasındaki tek bağ, sanatsal bilgiyi üretmekte olan sanatsal yapıttır (İnal, 2006: 10). Bu tip yaratıkların yer altı uzamına inmeleri de dönüşmeleriyle, geriye daha güçlü dönmeleriyle doğrudan ilgilidir diye düşünüyoruz. Bu dönüşüm, okur için de çok tanıdık bir Baudelaire uygulamasıdır; çünkü, o şiirinde açıkça görüldüğü gibi, (Sürünüyor bir köpek gibi tutkun Kader eteklerinde)/ Ölüler üzerinde yürüyorsun onlarla eğlenerek;)baudelaire, Hymne à la Beauté/ XXI Güzellik İlahisi, 1993:37/1957:48) diye, yazarak bir yandan kerberos'a, diğer yandan Orpheus'a gönderir. Yeraltına inişin, sonra yeniden yeryüzüne çıkışın hangi aşamalardan oluştuğunu, hangi süreçleri içerdiğini göstermek için ikinci göndermeyi Yunan mitolojisinde ozan ve müzisyeni temsil eden Orfeus a yaptığını görüyoruz: Onun insanları, hayvanları, bitkileri ve hatta taşları sesinin büyüleyici etkisi altında tuttuğuna inanılmaktadır. Bir yılan tarafından ısırılan karısı Eurydike'in ölümüyle, onu geri almak için yeraltına inmiş şarkı söyleyerek ve Sitar çalarak ölüm tanrılarını kandırıp genç yaşta ölen eşini yaşama geri döndürme iznini elde etmiştir ancak onunla konuşmamak koşuluyla. Ne var ki Orfeus dönüş yolunda arkasına bakmış ve Eurydike'yi kesin olarak yitirmiştir. (Erhat, 1989: ) Mitolojiye göre, Orfeus ozanların ilki olarak kabul edilir. Tanrılar tarafından ona verilen büyülü güçler şiirin insanlar ve nesneler üzerindeki etki gücünü de simgeler. 148 Yavuz KIZILÇİM 1. Kötü Köpekler Örneğin, Paris Sıkıntısı nda köpek imgesi şöyle gösterilir: Köpek ve Şişe/ Güzel köpeğim, iyi köpeğim, sevgili hayvanım, yaklaş, yaklaş da kentin en iyi kokucusundan alınmış, çok güzel kokuyu kokla. Ve köpek kuyruğunu oynatarak - bu zavallı yaratıklarda gülmenin, gülümsemenin karşılığı olan bir belirti bu galiba - yaklaşıyor, açılmış şişenin üzerine merakla dayıyor ıslak burnunu; sonra dehşetle geriliyor birdenbire, yüzüme karşı, havlıyor, serzenişte bulunur gibi. Aşağılık köpek, sana bir çıkın pislik sunsam, hazla koklardın, yerdin belki de. Hüzünlü yaşamımın yakışıksız yoldaşı, sen de kitleye benziyorsun. Ona da güzel kokular sunmaya gelmez hiçbir zaman, böyle hoş kokular çileden çıkarır onu, ona da özenle seçilmiş pislikler sunmak gerekir./le chien et le flacon Mon beau chien, mon bon chien, mon cher toutou, approchez et venez respirer un excellent parfum acheté chez le meilleur parfumeur de la ville. Et le chien, en frétillant de la queue, ce qui est, je crois, chez ces pauvres êtres, le signe correspondant du rire et du sourire, s approche et pose curieusement son nez humide sur le flacon débouché ; puis, reculant soudainement avec effroi, il aboie contre moi, en manière de reproche. «Ah! misérable chien, si je vous avais offert un paquet d excréments, vous l auriez flairé avec délices et peutêtre dévoré. Ainsi, vous-même, indigne compagnon de ma triste vie, vous ressemblez au public, à qui il ne faut jamais présenter des parfums délicats qui l exaspèrent, mais des ordures soigneusement choisies (SP, 1984:25-26/PS, 1984:18). Şiirde köpek imgesi derken, imge sözünü açmamız gerekecektir: imge bir ozanın şiirinde Var olan ya da varmış gibi tasarlanan nesnelerin zihinde canlandırılışı dır. (YTS,1974:73) Baudelaire şiirlerinde yalnızca köpekten söz etmez onun yanında birçok hayvana yer verir. Köpek sözcüğü vefa anlamına gelir, çünkü dili kullananların düşüncesinde sadık niteleyicisinin anlamsal kurucularından birisidir. O zaman köpek sözcüğünü hayvan + vefalı biçiminde çözümleyebiliriz, ikinci biçim eğretileme içinde yer alan bir anlam özelliğidir. Bununla birlikte bu kuram anlamı bozmaya yol açabilir. İt dalaşı dediğimiz zaman, kapsamlayış yoluyla anlamın oluşturanlarından bir başka özelliği şekillendiren saldırganlığı belirtmiş oluruz. Bir terimden hareketle anlam değişimlerinin bu şekilde artması gösterileni oluşturan özelliklerdeki çokluğun kanıtıdır. Baudelaire, Köpek ve Şişe başlıklı şiirde köpekle, insanları daha doğrusu tüm toplumu bir şişe parfüm aracılığıyla birlikte yakınlaştırır. Köpek ve öznenin onun burnuna dayadığı parfüm şişesi yakınlığı ve tuhaflığıyla okurun gözü önündedir. Ozan köpek davranışını gözlemler ve ona bakarak yani onu koruma altına alarak yorumlarda bulunur. Baudelaire'deki başkasını gözleme arzusu ondaki iyiliksever ama alaycı bir bakış altında kendi köşesinde masum ve mutlu yaşayan bir köpeğin karşısına, onu denemelerden geçiren, acımasız, düşmanca davranan birini gösterme şeklinde ortaya çıkar. Köpeğin durumuna gelince o kendi halinde, sessiz, kendini sahibinin merhametine bırakmış bir durumdadır. Yalnız, köpek bir ara (serzenişte bulunur gibi) korkuyla gerilir ve işkenceden usanmış bir durumda 149 Köpek İmgesi ve Şiirdeki Görünümleri sahibinin yüzüne karşı havlar. Gözlemci özne, köpek üzerinden kitleye gönderir; köpek de, kitle gibi güzel kokuları (güzellikleri), kötü kokulardan (çirkinliklerden) ayırt edemez ve yanılmayı sürdürür.hoş ve kötü kokularlabelirginleştirilen koku alma duyusu, Köpek ve Şişe deki dizelerde toplum-sanatçı ilişkisinin göstereni durumundadır. Özne içerisinde güçlü bir resim yapma arzusu duyarak tuvaline köpekleri çizer ancak süs köpeklerinin ya da sahipli, tasmalı köpekleri değil sokak köpeklerinin, çamurlu, yuvasız, serseri, hokkabaz köpeğin yani sokak köpeklerinin resmini çizer. Ozan, ressam kimliğine bürünerek duygu ortaklığı kurduğu köpeklerin düzyazı şiirini yazarak, bütünü görsel bir algı üzerine kurmuştur: Ve ozan, ressamın yeleğini ne zaman sırtına geçirse, ister istemez iyi köpekleri, Saint-Martin yazlarını, çok olgun kadınların güzelliğini düşünür. (PS, 1984:118) Baudelaire'in köpeklere yaklaşımı önceki ozanlardan farklıdır: o köpek davranışından yola çıkarak köpeklerle insanları eşleştirir.burada sözü edilen, varlığı belirgin bir biçimde açığa çıkan ve bileşenleri ozan tarafından özenle kurulmuş bir öykünün/tablonun şiirsel gösterimidir. Hayvan (köpek) imgesi bir düşlemden yola çıkılarak özenle ve ayrıntılarıyla betimlenmiş ve tanıdık bir beden içerisine yerleştirilmiştir. Bu beden, Baudelaire in hüzünlü bedenidir. Baudelaire'in şiirinden anlaşılan şudur: bireysel gerçeklik adına kendi içindeki karmaşayla yüzleşirken duygudaşlıklar kurarak ben'deki, öteki'nin varlığını göstermeği dener. Öte yandan, bilindiği gibi Baudelaire yazdığı; les Bijoux, Le Lethé, A celle qui est trop gaie (O çok şen Kadına), Lesbos, Femmes Damnées (Cehennemlik Kadınlar), Les Métamorphoses du Vampire (Vampirin Şekil Değiştirmeleri) isimli altı şiirinin kamu ahlakına aykırı olduğu gerekçesiyle para cezasına çarptırılır ve bu şiirlerin (Fleurs du Mal) Kötülük Çiçekleri'nden çıkarılmasına karar verilir. Dolayısıyla Paris Sıkıntısı'nda yer alan Köpek ve Şişe isimli bu şiir aslında bir sanatçının nasıl toplum eleştirisi yapacağının en güzel örneklerindendir. Kısacası, ozan gitgide yozlaşan bir yaşamın imgelemini köpekler üzerinden verir. Üstelik, Baudelaire'in hayvanlar üzerinden sanatçı ve toplumun sanatçıya bakışını göstermesi bu şiirle sınırlı değildir; daha önce de o'nun Albatros şiirinde içinde bir birey olarak yaşadığı topluma dönük eleştiri yaptığını görmüştük: Çok kere, eğlenmek için gemi tayfaları/ Tutarlar albatrosları bu geniş deniz kuşlarını/ Tuzlu girdaplar üzerinde kayan gemiyi/ Takibeden ağır yolculuk arkadaşlarını/ Döşemeler üzerine bırakıverdiler mi onları/ Bu mavilik kralları, beceriksiz ve mahcup/ Sarkıtırlar acınacak bir halde büyük beyaz kanatlarını/ Yanlarında sürüklenen kürekler gibi/ Ne çirkin, ne kadar sümsük olur bu kanatlı seyyah/ O ki vaktiyle o kadar güzeldi, ne gülünç, ne sallapati/ Biri piposuyla usanç verir gagasına/öteki taklideder, topallayarak, vaktiyle uçan bu sakatı!/ Ozan, fırtınada uçan ve yaya gülen/ Bu bulutlar kralı gibidir tıpkı/ Yeryüzüne sürülmüş yuhalar içinde/ Engel olur yürümesine dev kanatları/ Souvent, pour s amuser, les hommes d équipage/ Prennent des albatros, vastes oiseaux des mers/ Qui suivent, indolents compagnons de voyages/ Le navire glissant sur les gouffres amers/ A peine les 150 Yavuz KIZILÇİM ont-ils déposés sur les planches/ Que ces rois de l azur, maladroits et honteux/ Laissent piteusement leurs grandes ailes blanches/ Comme des avirons trainer à côté d eux/ Ce voyageur ailé, comme il est gauche et veule!/ Lui, naguère si beau, qu il est comique et laid!/ L un agace son bec avec un brûle-gueule/ L autre mime, en boitant, l infirme qui volait!/le poète est semblable au prince des nuées/ Qui chante la tempête et se rit de l archer/ Exilé sur le sol au milieu des huées/ Ses ailes de géant l empêchent de marcher (EÇ, (Albatros, FM, 1993: ) 1957: 26). Önceden de söylediğimiz gibi, bu şiirde de ozan, sanatın ve sanatçının gerçek değerini anlamayan toplumu albatroslar üzerinden eleştirir. Şiirin öznesi bu duyarsızlık, tepkisizlik veya göz korkutma karşısında, yalnızlığını belirginleştirmiş olur. Böyle kurulmuş bir yalnızlık duygu değeri, yetkenin baskısını hissettirdiği kadar, öznenin topluma yabancılaşmasını da düşündürür. Şiirin bütünü, insanların yaşananlar karşısında duyarsız ve tepkisiz kalışına ayrılmıştır: Bu birimde, toplum ve topluma yabancılaşma, sanatçının emeğinin hor görülmesi olarak belirginleştirilirken, insanların olumsuz bakışındaki değişmezlik de, bir sorun olarak öne çıkarılmıştır. 2. İyi Köpekler İyi köpekler yok mu? İşte aşağıdaki düz şiirde onların şiirini yazar: İyi Köpekler: Köpekler nereye gidiyorlar mı diyorsunuz, dikkatsiz insanlar? İşlerine gidiyorlar. İş buluşmaları, aşk buluşmaları. Sisler içinde, karlar içinde, çamurlar içinde, yakıcı sıcak altında, şakır şakır yağmur altında, gidiyor, geliyor, koşuyor, arabaların altından geçiyorlar, pireler, tutkular, gereksinimler ya da görevler yollara düşürmüş hepsini. Bizim gibi onlar da erkenden kalkmışlar ya geçim derdindeler ya da hazlarına koşuyorlar./les bons chiens,où vont les chiens, dites-vous, hommes peu attentifs? Ils vont à leurs affaires. Rendez-vous d affaires, rendez-vous d amour. À travers la brume, à travers la neige, à travers la crotte, sous la canicule mordante, sous la pluie ruisselante, ils vont, ils viennent, ils trottent, ils passent sous les voitures, excités par les puces, la passion, le besoin ou le devoir. Comme nous, ils se sont levés de bon matin, et ils cherchent leur vie ou courent à leurs plaisirs (SP, 1984: / PS, 1984:116). Baudelaire telaş içinde oraya buraya koşan köpekleri gözlemledikçe nereye gidiyor bunlar? diye sormadan duramaz. Yanıtı yine kendisi verir insan kadar evcil, insan kadar kararsız köpekler elbette bir eksiklerini gidermeye gidiyorlar. Şiirde gündelik yaşam köpekler üzerinden gösteriliyor ve bu şekilde günlük yaşamı başka gözlerle, köpeklerin gözleriyle görmemize olanak sağlanıyor. Baudelaire bu düzyazı şiirinde yoksullarla ve kendiyle özdeş gördüğü köpeklerin hüznünü şiirleştirir. Kentli köpeklerin, iyi köpeklerin, yoksul köpeklerin, çamura bulanmış köpeklerin şiirini yazar ve onları kendine özdeş görerek, göstererek, onlara duygudaş gözlerle bakarak başkalarının yanlarına bile yaklaştırmadığı, uzak durmaya çalıştığı güzel köpekleri şiirinde öne çıkarır. Baudelaire'in köpeklere yaklaşımı önceki ozanlardan farklıdır: o köpek davranışından yola çıkarak köpeklerle insanları eşleştirir. Kendindeki köpeği, köpekteki kendini yani içindeki öteki'ni ozan duyarlılığıyla çok iyi yansıtır. 151 Köpek İmgesi ve Şiirdeki Görünümleri Hayır köpeğin farklı sıkıntıları yok, o da tıpkı bizler gibi (İş buluşmaları, aşk buluşmaları) insanların dünyasına ait söylem ve dertlerden besleniyor. Bir köpek doğal olarak yaratılış nitelikleri gereği sevimli, insanlar tarafından sevileceğinden kuşku duymayan, bu duyguyla onlara teklifsiz yaklaşan ve tıpkı insan gibi şımaran ve sırnaşan bir davranış sergiler. Köpek, tıpkı insan gibi kendine hayrandır: sözgelimi bir çocuk kadar gürültücüdür ve bu şımarık niteliğinin başkaları tarafından hoş görülmesini, anlayışla karşılanmasını bekler. Kimi kez lüks düşkünü genç bir kadın kadar hevesli, kimi kez tüm yaşamını borçlu olduğu sahibine hınç duyacak kadar saldırgan ve yine tıpkı insan gibi utanmazdır. Bu tür aşırı ve bayağı duygularından dolayı köpeği lanetler. Oysa ozana göre bir köpek bedeninde barındırdığı üstün niteliklerinden dolayı böylesi küçük düşmelere ve aşağılık komplekslerine boyun eğmemelidir; çünkü, o koku alma gücü, vefası ve koruyucu nitelikleriyle zaten yeterince üstün ve ayrıcalıklıdır. İlhan'ın köpek tanımı oldukça farklı ve kendine özgüdür: (bir ben bir yağmur hazırlığı bir de sabiha) üç kişidirler: kendisi, yağmurun habercisi bulutlar ve sabiha sokaklarda başıboş gezinen üç yer'siz ve yalnız köpek olarak gösterilir: üç tenha köpek ve gecenin son tramvayında üç tenha köpek bir ben bir yağmur hazırlığı bir de sabiha ürkek gözlerimizi ellerimizle örterek içimizden geldiği kadar şimşek çakıyoruz uzak yankılar halinde bir daha bir daha istanbul u dağınık bir romanda unutmuşuz nasılsa yaşatmazlar başka bir yere gitsek belli bir şey sonbahardan kovulduğumuz sokakları kirleten üç tenha köpek bir ben bir yağmur hazırlığı bir de sabiha gece bir den sonra uykularda yer bulmak zor eski karakollarda korkuların gürültüsü cebimizden çıkarmıyoruz ellerimiz titriyor eylül çakallarından kaçıp gizlenerek birbirimizi eskittik işin kötüsü üç sonbahar sürgünü üç tenha köpek kaç nefes daha noksan sabahtan sabaha kaç karış daha yorgun her akşam üstü çoktan yıkılırdık öfke ayakta tutmasa en çetrefil yanımızla böyle direnmesek bir ben bir yağmur hazırlığı bir de sabiha bulutlara havlayan üç tenha köpek. (İlhan, 1983: ) Üçü gecenin son tramvayına binmişlerdir. Üçü derken şiirde ozanın varlığı bir değil aynı zamanda bir kaç kişiyi gösterir. Kendini bir kaç kişi bedeninde gösterir. Aynı üçlemeyle başka şiirlerinde de karşılaşırız: biz üç kişi bıçak gibi yeminliydik/ ben yani kaptan ricardo ve gonzales (İlhan,1983:126) Üç kişidirler çünkü İlhan Paris'e ilk gittiğinde üç kişidirler: kendisi, kardeşi Cengiz ve arkadaşı mırç (Cahit). Ozan kendi dağılmışlığı, parçalanmışlığı içerisinde 152 Yavuz KIZILÇİM direniş duygusunu ve kararlılığını yitirmez. Köpekler gibi ürkek gözlerini elleriyle örterler ve yine onlar gibi gözleri çakmaktır. Gün gelip de yenilse de bulutlara havlayan, sokakları kirleten odur. Ozan üç tenha köpek isimli bu şiir için kitabın sonunda meraklısına şu bilgiyi verir: sabiha diye birisi var mı diye sık sık sormuşlardır bana, nasıl ki aysel diye biri var mı, müjgân diye sorarlar, bazıları gerçekten oldu, bazıları inanılmaz bir şekilde romanlarımda boy gösteren tiplerdir, bazılarıysa bu talihe bile mazhar olamaz, bir şiir boyu yaşar kaybolurlar, sabiha öyle olmadı ama, başka bazı şiirlerde de, bu defa doktor olarak boy gösterdi, öyle sanıyorum ki bir roman kahramanı olmaya doğru gidiyordu, sonra birbirimizi kaybettik (İlhan, 1983:169). Şiirde sabiha isim olarak vardır onun dışında kadın/ sevgili olarak varlığı ya da yokluğu duyulmaz. Yine ozanın serüven düşkünlüğünü kentle (İstanbul) karşıladığı bir gerilim havası baskındır (istanbul u dağınık bir romanda unutmuşuz). Bir yer'sizlik duygusunun başat olduğu bu büyük kent uzamında (nasılsa yaşatmazlar başka bir yere gitsek) yer'sizliğini göstermede yersiz yurtsuz anlamında köpek yer'sizliğini ölçüt almıştır, (belli bir şey sonbahardan kovulduğumuz) ve hemen ardından nakarat yerine köpek havlaması gibi uzak yankılar halinde bir daha bir daha (sokakları kirleten üç tenha köpek/ bir ben bir yağmur hazırlığı bir de sabiha) dizesi gelir. Büyük kentin kendi iç karmaşasında yalnız bir adamın yaşantısı değişik kesitler içeriğinde gösterilmiştir. Zaten ozanın gündelik yaşantısında karşılaştığı güçlüklerin şiirine yansıması doğaldır (gece bir den sonra uykularda yer bulmak zor) sözgelimi polisle başı beladadır. Paris gibi İstanbul'da da, Paris kadar İstanbul'da da çeşitli
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks