Please download to get full document.

View again

of 10
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

İBN SÎNÂ DÜŞÜNCESİNDE İRFÂNÎ KİŞİLİK TASAVVURU: SABİT TABİATIN SABİTLENMEZ ÖZÜ VE YORUMUN ASLİYYETİ

Category:

Travel & Places

Publish on:

Views: 18 | Pages: 10

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
İBN SÎNÂ DÜŞÜNCESİNDE İRFÂNÎ KİŞİLİK TASAVVURU: SABİT TABİATIN SABİTLENMEZ ÖZÜ VE YORUMUN ASLİYYETİ İsmail HANOĞLU* Özet İbn Sînâ düşüncesinde var olan tasavvufî öğeler, araştırmacılar tarafından farklı
Transcript
İBN SÎNÂ DÜŞÜNCESİNDE İRFÂNÎ KİŞİLİK TASAVVURU: SABİT TABİATIN SABİTLENMEZ ÖZÜ VE YORUMUN ASLİYYETİ İsmail HANOĞLU* Özet İbn Sînâ düşüncesinde var olan tasavvufî öğeler, araştırmacılar tarafından farklı biçimlerde değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmelerden kimi, İbn Sînâ nın temel felsefi düşüncesi çizgisindedir. Kimi ise İbn Sînâ nın rasyonel felsefeyi bırakıp, tasavvuf felsefesini kabul ettiği yolundadır. Oysa bizim yaptığımız araştırmalar, İbn Sînâ nın, rasyonel felsefeyi bırakmadığı ancak tasavvufi nazariyeleri de reddetmediği yönündedir. Peki bu durumda yapılması gereken nedir? İbn Sînâ nın yaptığı şey, tasavvufî nazariyeleri rasyonel felsefenin araçlarını kullanarak açıklamak olmuştur. Şunu diyebiliriz ki, İbn Sînâ düşüncesinde tasavvufî öğeler rasyonel yolla ifâde edilebilir. Bu açıdan İbn Sînâ nın amacı, tasavvuf yolunda ilerlemiş bir ârifin gösterdiği olağanüstü olayların (kerâmetleri) arkasında onun aldığı tasavvuf eğitiminin var olduğunu ifâde etmek olmuştur. Bu tasavvuf eğitiminin özü kişiliği kötü huylardan arındırmaktır. Buna tasavvuf felsefesi literatüründe riyâzet denmektedir. Kişi bu süreçte farklı aşamalarda eğitildikten sonra, Allah a ulaşmaktadır. Bu eğitimin başlangıcı kişinin göstereceği irâde ile başlamaktadır. İrâde ile başlayan bu süreç, kişilik eğitimi dediğimiz riyâzet ile şekillenmekte, Allah a ulaşma ile de noktalanmaktadır. İşte İbn Sînâ nın tasavvufî öğeleri, rasyonel açıdan anlamlandırdığı taraf, kişilik eğitimine dikkat çekmesidir. Kişilik eğitimi tamamlanınca, insan söz konusu bu olağanüstü olayları gösterebilir. Ama burada İbn Sînâ, bu süreçte Allah irâdesinin işlevini ifade etmemektedir. Zira Allah ın iradesi olmazsa sonuç başarılı olamaz. Buradan İbn Sînâ nın Allah ın irâdesine önem vermediği anlaşılmamalıdır. Sadece İbn Sînâ nın yaptığı, söz konusu bu süreçte insânın ne yapması gerektiğini ortaya koymaktır. İbn Sînâ sufi tarafından gösterilen olağanüstü olayların gerçekleşmesini mümkün olarak değerlendirmektedir. Bizim bu süreci değerlendirirken bu olayların mümkün olması bizi yorum sürecine taşımaktadır. Zira mümkün kavramı, kendisinde yorumu içermektedir. Böylece, mümkün kavramı ve yorum kavramı bu süreçte bir araya gelmektedir. Bu kavramlar, bu tasavvufi süreçte ve bilgi kuramında birbirlerini beslemektedirler. Anahtar kelimeler: İrfânî Kişilik, eğitim, olağanüstü olaylar, yorum, imkân, irâde. Abstract The Mystical Personality İdea in The Thought of İbn Sînâ: The Unstable Essence of Stable Nature and The Essentiality of Comment The mystical elements in the thought of İbn Sînâ are evaluated in the different aspects by many investigators. Some of the comments are on the line of basic philosophical thought of İbn Sînâ. Some of these are on the way that İbn Sînâ abandoned the rational philosophy and accepted the mystical philosophy. 162 İsmail HANOĞLU However, the investigations that we realized are on the direct that İbn Sînâ did not abandon the rational philosophy and did not rejected the mystical philosophy. Therefore, what should be realized in this situation? The thing that İbn Sînâ exposed, had been to explain the mystical theories, using the instruments of the rational philosophy. We can say that the mystical elements can be explained by the rational way in the thought of İbn Sînâ. From this aspect, the aim of İbn Sînâ had been to express that there is the mystical education that the Sûfî took in the background of the supernatural events which the Sûfî showed. The essence of mystical education is to purify the personality from the bad dispositions. The riyâzet is said to this education in the literature of mystical philosophy. After educated in the different degrees in this process, the man reaches to God. The education begins with the will which the Sûfî will show. This process that begins with the will is took on a shape with the personality education that we said the riyâzet and is dotted, with the arriving to God. The side that İbn Sina gave the meaning to the mystical elements is that he attracted attention to the personality education. When the personality education arrives to an end, the human being can show these supernatural events. However, İbn Sînâ did not express the function of the will of God in this process. For, when the will of God is not, the process is not able to be successfull. From here, ıt must not be understood that İbn Sînâ did not give the important to the will of God. The thing that İbn Sînâ realized was to expose what the human being must do in this process. İbn Sînâ evaluates the realization of the supernatural events showed by the sûfî as possible. The possiblity of these events, when we evaluate this process, carries us to the comment process. For, the concept of possiblity is to include the comment in itself. So, the concept of possiblity and the concept of comment are to be altogether in this process. These concepts nourish each other in this mystical process and its epistemology. Key words: Mystical Personality, education, supernatural events, comment, possiblity, will İlk etapta sabitlik ten, öz den ve yorum dan neyi anladığımızı açık biçimde ifade etmemiz gerekir. Meşşaî sistemde tabiat, önümüzde duran ve akıp giden tabîî varlık sahasıdır. 1 Bu tabiî varlık sahasının madde, sûret; 2 illet, malul; 3 basit, mürekkep; 4 * Doktora Öğrencisi, Ankara Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü 1 İbn Sînâ, Kitâbu n -Necât, tahk.: Macit Fahri, Beyrut, ts., s Aynı eser, s Aynı eser, s Immanuel Kant, Arı Usun Eleştirisi, çev.: A. Yardımlı, İdea Yay., İstanbul 1993, s Söz konusu kavramlar Kant sisteminde Antinomiler (Çatışkılar) diye bilinen bir probleminde temel kaynak kavramlarıdırlar. Fahruddîn er-râzî, Kitâbu l-mulahhas fi l-mantık ve l-hikme, Süleymaniye Ktp., Kılıç Ali Paşa, no: 313, vr. 104a; el-mebâhisü l-meşrıkıyye fi ilmi l-ilâhiyyât ve t- Tabîiyyât, tahk.: M.Mutasım billah el-bağdâdî, Darü l-kitâbi l Arabî, Beyrut İbn Sinâ Düşüncesinde İrfânî Kişilik Tasavuru 163 bi l-kuvve, bi l-fiil; 5 cevher, araz; 6 küllî, cüzî; 7 varlık, mahiyet; 8 vacip, mümkün 9 vs. kavram-kavram çiftleri ile çerçevesi ve içeriği belirtilmeye çalışılmıştır. Bu kavramlar birbirleriyle ve kendi içlerinde taşıdıkları birçok problemle birlikte, sistem filozofları Aristo, Fârâbî, İbn Sina tabiatı anlarken ve anlamlandırırken önümüze net şeyler koymaktadırlar. Yukarıda ifade ettiğimiz, kavram çiftlerini bu bağlamda değerlendirebiliriz. Zira iş bir kavramlaştırma ve bir ad verme boyutuna gelmişse çerçevesi çizilmiş bir açıklıktan bahsedebiliriz. Nitekim kavramlaştırma belli bir anlamanın ve anlamlandırmanın neticesinde ulaşılan bir durumdur. İşte sâbit tabiat derken tabiat hakkında sâbitlik ten anladığımız şey daha fazla şüpheciliğe kaymadan belli bir anlama ve anlamlandırma sonucunda ulaşılan söz konusu bu kavramlar bütününü ve oluşturdukları ağı anlamaktayız. Ama aynı sabitliği tabiatın özü hakkında söyleyebilir miyiz? Meşşâî sistemde Kitâbu t-tabîat başlığı altında ele alınan bütün bölümlerde tabiat ve onun özü, tabîat kavramı içinde ifade edilmiştir. Bu çerçevede ilgili bölümlerde tabiat ve özü arasında sorunlu bir ilişki yoktur. Bu bağlamda tabiat bahislerinde tabiatın özü, tabiat kadar ilgili terminoloji etrafında izah edilmektedir. Tabiatın özünü bir kavramla ifade edecek olursak, bunu madde ya da heyûlâ ile izah edebiliriz. Suretler ve arazlar ise tabiatın tabiat dediğimiz de bize görünen taraf ı olmaktadır. Ancak İbn Sînâ nın irfânî tasavvurunu geliştirdiği metinler söz konusu olduğu zaman aynı tabiat ve özü arasında, tabiat bahislerinde gördüğümüz uyumu göremiyoruz: Sabit tabîat ama sabitlen(e)mez öz ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Çalışmamızda da irfânî tecrübede yaşanan bu tabîat, öz ilişkisini irdeleyerek varlık 1990, s Adudüddîn Abdurrahmân el-îcî, Kitâbu l-mevâkıf, (Cürcani nin Şerhu l-mevâkıf ı içerisinde), tash.: Muhammed Bedrüddîn en-nesânî el- Halebî, Matbaatü s-saadet, Mısır 1908, s. 32. Molla Sadrâ, Şerhu İlâhiyât-ı Şifa, tahk.: Najafquli Habibi, Tahran, ts., s Aristo, Metafizik, çev.: A. Arslan, Sosyal Yay., İstanbul 1996, ss er-râzî, Mulahhas vr. 122b-123a. 7 Huccetü l-islâm Muhammed el-gazâlî, Mi yâru l-ilm fî fenni l-mantık, Mısır 1329H., ss Aristo, İkinci Çözümlemeler, çev.: A. Houshiary, Yapı Kredi Yay., İstanbul, 2005, s. 12; Mulahhas, vr. 96b,103b. 9 Mulahhas, 116a; Mebâhis, ss ; Necât, s. 262. 164 İsmail HANOĞLU ve bilgi kuramları bağlamında ne tür neticelere ulaştığımızı ifade edeceğiz. İbn Sînâ nın irfânî tasavvurunu oluşturduğu en etraflı metinlerin başında yakın tarihte dilimize çevrilen el-işârât ve t- Tenbîhât ın Makâmâtü l-ârifîn kısmı oluşturmaktadır. Makâmâtü l-ârifîn de ele alınan temel hassasiyetler şu maddeler etrafında izah edebilir: a. İbn Sînâ, irfânî durumları daha anlatmaya girişmeden insanları bu olgu karşısında bilgi düzeyinde ikiye ayırmaktadır: İlki bilmeyip inkar edenler, ikincisi bilip yüceltenler. Şeyhu r-reîs, irfânî olgudaki manevi muhtevanın Salaman ve Absal hikayesi 10 temel alınarak ifade edilebileceği ve bu durum karşısında vakıanın bir görünen bir de görünmeyen tarafı olacağından hareketle, irfânî hassasiyeti değerlendirmede kâl ehli değil, hâl ehli olmayı öğütlemektedir. 11 Böylelikle Salaman ve Absal hikayesi İslam düşüncesinin manevî, irfânî durumlarını açıklamada merkezi bir anlatım modeli olmaktadır. b. Bedene verilen anlam mecâzî olarak dile getirilse de farklı bir tabîî durumu ifade eder. Bu bağlamda beden, insanın irfânî tecrübesinde kendi özüne göre ikincil konuma itilir. 12 c. Zâhid, âbid ve ârif kavramları fiillerinin amacına göre anlam kazanmaktadır. Burada ârif, düşünce fiili ile hak alemine yönelen bir hak eri iken, zâhid ve âbid ibadetlerini bir karşılık bulma amacı ile amelî boyutta gerçekleştiren kimseler olmaktadır. Ârif için ise, amelî boyut da var ama, asıl öncelik onun fikrî düzeyde hak alemine yönelmiş olmasıdır İbn Sînâ, el-işârât ve t-tenbîhât, Makâmâtü l-ârifîn, çev.: A. Durusoy, M. Macit, E. Demirli, Litera Yay., İstanbul 2005, s. 182; Râzî, Şerhu l-işârât ve t- Tenbîhât, Daru t-tabâati l-âmire, yy., ts., s Nasıruddîn et-tûsî, Şerhu l- İşârât ve t-tenbîhât, Daru t-tabâati l-âmire, yy., ts., ss Makâmâtü l-ârifîn, s. 188; Râzî, Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, ss ; Nasıruddîn et-tûsî, Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, ss Makâmâtü l-ârifîn, s. 182; Râzî, Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, s. 448; Nasıruddîn et-tûsî, Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, s Makâmâtü l-ârifîn, ss ; Râzî, Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, ss ; Râzî, Kitâbu Lübâbi l- İşârât, 2.bs. Mısır 1355 H., s Nasıruddîn et-tûsî, Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, ss İbn Sinâ Düşüncesinde İrfânî Kişilik Tasavuru 165 d. Ârifin irfânî tecrübesinde, ana hatları ile aşağıdaki şemada ifade ettiğimiz biçimiyle irfânî tecrübenin temelini irâde, gövdesini riyâzet ve ahvâl, çatısını ise vusûl oluşturmaktadır. 14 VUSÛL (İrfânî Tecrübenin Çatısı) İhsan Hâzır-Gâib Mutlak Âleme İlâhî Evkât Mertebesi Sekîne Mukim-Seyyâh Yönelme Mutluluk AHVÂL RİYÂZÂT (İrfânî Tecrübenin Gövdesi) İRÂDE (İrfânî Tecrübenin Temeli) Özellikle ahvâl kısmında yer alan hâzır, gâib; mukîm, seyyah kavram çiftleri çalışmamızda sabitlen(e)mez öz kavramının biçimlenmesinde önemli rol üstlenmektedir. 15 el- İşârât ın son bö- 14 Makâmâtü l-ârifîn, 185-8; Râzî, Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, 452; Kitâbu Lübâbi l- İşârât, 120.;et-Tûsî, Makâmâtü l-ârifîn, ss ; Râzî, Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, ss 166 İsmail HANOĞLU lümü olan Esrâru l-âyât kısmında âriflerin gerek kendileri 16 gerek diğer insanlar 17 ve gerekse kainat üzerinde 18 gösterdikleri tasarruf gücü yada geleneksel ifadesiyle kerâmet 19 olgusu bizim sâbitlenemez öz kavramımızın çerçevesini oluşturmada yardım edecek diğer bir unsurdur. 5. Şeyhu r-reis, Makâmâtü l-ârifîn in kalan diğer kısımlarında, ârifin cömertliğinden, yiğitliğinden, Hakk ın kaderine teslim oluşundan ve diğer üstün insânî sıfatlarından bahseder. 20 Şeyhu r-reîs, irfânî tasavvurunu kurup geliştirmede Makâmâtü l-ârifîn i kendisine temel alsa da kerâmet kabilinden görülebilecek bazı olayları değerlendirdiği Esrâru l-âyât bölümünde söz konusu bu tasavvurun şekillenmesinde gözden kaçmaması gereken önemli ifadeler de bulunmaktadır. Öyle ki bu ifadeler bizim sâbitlenemez öz anlayışımızın somutlaşmasında yardımcı olacak unsurlar olmaktadır. Özellikle İbn Sînâ nın, ârif hakkında âlemin nefsi 21 tabiri kullanması bizim sâbit tabîat içerisinde sabitlenemez öz kavramımızın temelinin atılmasında başat bir rol oynamaktadır. Kanaatimizce âlemin nefsi olma tabiri İbn Sînâ nın irfânî alem tasavvurunun da merkezî öğesi olmaktadır. Böyle bir tabiat içerisinde böyle bir nefis nasıl konumlandırılacaktır ve nasıl tanımlanacaktır? İbn Sînâ, âriflerde görülen bu sıra dışı olayları tabîatta var olan durumlarla alakalı görür. Bize tabîat üstü görülen bu durumları İbn Sînâ nın tabiat sınırları içinde anlamaya çalışması 22 ilginçtir. Diyebiliriz ki, İbn Sînâ, irfânî olguları değerlendirirken kendi temel felsefesi olan Meşşâîlik ten ödün vermeksizin bir bilim adamı bakışıyla vakıaya yaklaşmaktadır. İbn Sînâ meseleleri yine tabiat felsefesi içerisin- 16 el-işârât ve t-tenbîhât, Esrâru l-âyât, s. 191; Râzî, Şerhu l-işârât ve t- Tenbîhât, s. 461;Kitâbu Lübâbi l-işârât, s Esrâru l-âyât, s. 201; Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, s. 461; Kitâbu Lübâbi l- İşârât, s. 126; et-tûsî, Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, s Esrâru l Âyât, s. 201; Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, s. 461; Kitâbu Lübâbi l- İşârât, s. 126; et-tûsî, Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, s Esrâru l-âyât, s. 203; Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, s. 461; Kitâbu Lübâbi l- İşârât, s. 126; et-tûsî, Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, s Makâmâtü l-ârifîn, ss ; Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, ss ; et- Tûsî, Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, ss Esrâru l-âyât, s. 202; Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, s Esrâru l-âyât, s. 201; Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, ss İbn Sinâ Düşüncesinde İrfânî Kişilik Tasavuru 167 de ele alıp açıklama mercii olarak tabiatı göstermesi onun bir tabiat filozofu olduğunun açık bir kanıtı olsa gerektir. Eğer metafizik yapılacaksa bunun yolu tabiattan geçmektedir. Tabiat felsefesi yapılmadan metafizik yapılamaz. Nitekim bu konuları ele alıp değerlendirdiği kısım el-işârât ın et-tabîiyyât çağdaş deyimi ile de Doğa Bilimleri kitabı dokuzuncu ve onuncu bölümleridir. 23 Bu meseleleri burada ele alıp değerlendirmesi, İbn Sînâ nın yöntemsel bütünlüğünü irfânî meseleleri irdelerken de sürdürdüğünün bir başka göstergesidir. 24 Buraya kadar İbn Sînâ nın felsefî görüşleri içinde bir uyumun olduğunu göstermeye çalışmamız aslında araştırmamızın sağlıklı yürümesinde önemli bir temel teşkil etmektedir. İbn Sînâ nın peygamberler dışında velî insanlarda görülen olağan dışı durumların olabilirliğini savunup bu durumların nasıl gerçekleşeceğine ilişkin kendi sisteminden hareketle yanıtlar aramaya çalışması söz konusu bu temele işaret etmektedir. Şimdi buraya kadar yazılanları daha somut hale getirelim. İbn Sînâ, irfânî tecrübenin yaşanacağını ve bu yaşantının da başkalarıyla paylaşılabileceğini onaylamaktadır. Ancak İbn Sînâ nın kaygısı söz konusu bu tecrübeye rasyonel bir hüviyet verilip verilemeyeceğidir. İbn Sînâ nın daha cümlelerine başlarken nesnel bir yaklaşımla söz konusu tecrübelerin olabileceğini ve bu tecrübelerin rasyonel açıklamalarının da bulunabileceğini okuyucusuna tavsiye etmektedir. Bir velinin yağmur yağdırması, dualarının ve beddualarının tutması, hastalara şifa vermesi, tayyi zaman, tayyi mekân olması gibi durumların 25 kişinin kendi iç duyusunun manevi olgunluğa ermesi sayesinde, yani nefsî terbiye sayesinde ulaşılabileceğini ve bunun yolunun da kişinin rûhî olgunluk sürecine girmekle olabileceğini 26 bizlere ifade et- 23 İşârât, ss İsmail Hanoğlu, Meşrıkî, İşrâkî Hikmet ve İslam Felsefesinin Özgünlğü, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 2003, s Esrâru l-âyât, s. 201; Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, s. 470; Mulahhas, vr. 341a; Mebâhis, c. 2, ss ; Necmüddîn el-kazvînî, el-munassas fî şerhi l- Mulahhas, Süleymaniye Ktp., Şehit Ali Paşa, no:1680, vr. 587a-b. 26 Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, s. 465; Mulahhas, vr. 341a; Mebâhis, ss ; Munassas, vr. 587a-b; İbn Sînâ, Hayy b. Yakzân, [İslam Felsefesinde Sembolik Hikayeler içinde], der.: Derya Örs, İnsan Yay., İstanbul 1997, ss 168 İsmail HANOĞLU mektedir. İbn Sînâ, söz konusu bu durumları, kişinin böyle bir manevi eğitim yani riyâzet sayesinde kazanabileceğini tabîat sınırları içerisinde yapılan bir açıklama olarak görmektedir. Yani, doğa ilimlerinin konusu olan nefs manevi bir eğitimden geçerse bu tür olağan dışı durumları gösterir. Söz konusu bu olağan dışı durumları duyup gören insanların da söz konusu bu olayları, İbn Sînâ nın teknik deyimi ile bug atü l-imkân yani imkân dâiresi nde değerlendirmesini tavsiye etmesi bizi tabiî varlık sahası, imkân ve yorum kavramlarını bir araya getirmemizi sağlıyor. Peki, İbn Sînâ bütün bunlarla bize neyi anlatmak istemektedir? Daha öncede ifade ettiğimiz üzere, İbn Sînâ bir sistem filozofudur. Bu nedenle de söz konusu olayları, tabiat sınırları içinde bir olay görüp, kendi sistemine katmak istemektedir. Bunun da rasyonel yollarını aramaya çalışmaktadır. Bunları açıklarken İbn Sînâ ne kadar başarılı olmuştur? Bizce İbn Sînâ söz konusu meselelerin nasıl olduğu konusunda verdiği açıklamalarda yetersizdir. İnsanların bu tür olayları gerçekleştirebilmeleri onların nefs terbiyesinden geçmekle mümkün olacağını söylemek ne kadar tatminkar bir açıklamadır?! Sırf işin içinde nefs ve onun kuvvetlerinin olduğunu söyleme problemi ne kadar anlaşılır kılmaktadır?! Mesela İbn Sînâ veli kimselerin görmüş oldukları sadık rüyaların nasıl olabileceğini anlatırken 27 sadece bize bir bilim adamı gözüyle psikolojik olarak rüyanın nasıl gerçekleşeceğine ilişkin nefs kuvvetleri arasında gerçekleşen süreci anlatmaktadır. Ama söz konusu bu açıklamalar, veli kimsenin gaybten bu haberi nasıl aldığını anlatmada yeterli midir? 28 Keza, İbn Sînâ, veli kimselerin, tayyi zamân ve tayyi mekân olduğunu söylemektedir. Fakat, İbn Sînâ nın veli kimselerin bu durumları nasıl gerçekleştirdikleri konusunda onların nefsi terbiye ederek bu durumları gerçekleştirdiklerini söylemesi 29 ne kadar tatminkar bir açıklama Syed Muhammad Naquıp al-attas, Prolegomena to The Metaphysıcs of İslâm (An Exposition of The Fundemental Elements of The Worldview of İslâm), ISTAC, Kuala Lumpur 1995, ss Mulahhas, vr. 341a; Mebâhis, ss ; Munassas, vr. 587a-b. 28 Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, s. 465 Mulahhas, vr. 341a; Mebâhis, ss ; Munassas, vr. 587a-b. 29 Makâmâtü l-ârifîn, ss ; Râzî, Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, s. 452; Kitâbu Lübâbi l-işârât, s. 120; et-tûsî, Şerhu l-işârât ve t-tenbîhât, ss ; Gazâlî, er-risâletü l-ledünniyye, Mısır 1328 H., ss İbn Sinâ Düşüncesinde İrfânî Kişilik Tasavuru 169 olur? İbn Sînâ söz konusu hadiselerin tabîat sınırları içerisinde açıklamalarının olduğunu söylerken bizi epeyce cesaretlendirmişti. Ama bu açıklamaların somut bir tatmine yol açmamasını da ayrı bir sorun olarak telakki etmek gerekir. Ama İbn Sînâ nın tabîî varlık sahasında gördüğü bu olayları nazari dikkate alıp sisteminde bir yere oturtmaya çalışması bizde çalışmamızın da başlığını teşkil eden sabit tabiatın sabitlenemez özü ibaresini kavramsallaştırmamızı sağladı. İşte İbn Sînâ nın sabit tabiat sınırları içerisine söz konusu olağan dışı hadiseleri yerleştirmeye çalışması ve bu konuda bizce yeterli olmayışı, bu olayların tabiat içinde sabitlenemez bir özü ifade ettiği gerçeğini gündeme getirmektedir. Aslında İbn Sînâ nın sabitlenemez öz sahasına ait bu durumları imkân kategorisi altında ele alması da bizim söz konusu meselelere ilişkin yaklaşımımızı desteklemektedir. Zira bu durumların somut biçimde nasıl olduğu, nasıl geliştiği sabitlenebilseydi, imkân kategorisinden çıkıp, zorunluluk kategorisinde yerini alırdı. Söz konusu hadiselerin imkân sahasında görülmesi bunlar hakkında yapılacak bilişsel çıkarımlarında yorum dan öteye gidemeyeceğini bize göstermektedir. Nitekim bilgi kuramımızda imkan dairesinde var olanları, zorunluluk dairesine katabildiğimiz oranda yorumumuz yorum olmaktan çıkıp kesin bilgiye dönüşmektedir. Öyl
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks