Please download to get full document.

View again

of 266
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

Makalelerde yer alan görüşler yazarlarına aittir. Üniversite bu görüşler nedeniyle herhangi bir sorumluluk kabul etmez.

Category:

Fashion & Beauty

Publish on:

Views: 23 | Pages: 266

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
Tüm hakları saklıdır. Bu eserin tamamı ya da bir bölümü, 4110 Sayılı Yasa ile değisik 5846 Sayılı FSEKʹnu uyarınca kullanılmazdan önce hak sahibinden 52. maddeye uygun yazılı izin alınmadıkça, hiçbir şekil
Transcript
Tüm hakları saklıdır. Bu eserin tamamı ya da bir bölümü, 4110 Sayılı Yasa ile değisik 5846 Sayılı FSEKʹnu uyarınca kullanılmazdan önce hak sahibinden 52. maddeye uygun yazılı izin alınmadıkça, hiçbir şekil ve yöntemle izlenmek, çoğaltılmak, çoğaltılmış nüshaları yayılmak, satılmak, kiralanmak, ödünç verilmek, temsil edilmek, sunulmak, telli/telsiz ya da başka teknik, sayısal ve/veya elektronik yöntemlerle iletilmek suretiyle kullanılamaz. Makalelerde yer alan görüşler yazarlarına aittir. Üniversite bu görüşler nedeniyle herhangi bir sorumluluk kabul etmez. Redaksiyon Ünsal ÇIĞ Kapak Tasarımı ve Sayfa Düzeni Ahmet Kadri KURŞUN Baskı Doğan Ofset Yayıncılık ve Matbaacılık A.Ş. İstek Adresi İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Kaptan-ı Derya İbrahim Paşa Sokak Beyazıt/İstanbul Tel: (212) (12604) Faks: (212) ISBN Türkiye de Yerel Basın Editör Prof. Dr. Suat GEZGİN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ YAYINLARI İstanbul Türkiye de demokrasinin güçlemesini isteyenler yerel medyaya destek vermelidir... Nezih Demirkent vi İçindekiler İçindekiler...vi Önsöz...ix I. BÖLÜM: TÜRKİYE DE YEREL BASIN TARİHİ 1. Tarihsel ve Literal Açıdan Yerel Gazetecilik...1 Hediyetullah Aydeniz Yüzyılda Osmanlı da Gazetecilik Hareketleri: Takvim-i Vekayi den Vilayet ve Özel Girişim Gazetelerine...29 Ünsal Çığ 3. Osmanlı Döneminde Yerel Basın ( )...77 Haluk Harun Duman 4. Kurtuluş Savaşı nda Yerel Basının Rolü...89 Uğur Gündüz 5. Yerel Medyanın Tarihsel Gelişimi ve Geleceği Orhan Erinç Eylül 1980 İhtilali nin Yerel Basının Haber Seçimleri Üzerindeki Etkisi: Hakimiyet Gazetesi Örneği Beste Nigar Erdem 7. Mersin in Yerel Gazete Tarihi Mesut Bulut II. BÖLÜM: TÜRKİYE DE YEREL BASININ SORUNLARI 1. Türkiye de Yerel Basına Dair Nezih Demirkent 2. Yerel Basının İşlevi ve Demokrasilerde Önemi Nail Güreli 3. Türkiye de Yerel Basın Suat Gezgin 4. Türkiye de Yerel Medya Çalışanları, Yerel Medyanın Sorunları ve Çözüm Önerileri Belkıs Ulusoy Nalcıoğlu 5. Birbirinin Çözümü Olan İki Sorun:Yerel Basında Profesyonel Kadro Eksikliği ve İletişim Fakültesi Mezunlarının İstihdam Sorunu Burcu Kaya Erdem 6. Türkiye de Yerel Basın ve Resmî İlan Atilla Girgin 7. Ekonomi Basınında Tarihsel Gelişme ve Yerel Basında Ekonomik Haberler Osman Saffet Arolat 8. Türkiye de Yerel Basının Sorunları Çerçevesinde Gazeteci- Yerel Otorite Çatışması Üzerine Örnek Bir Olay: Sinan Kara ve Datça Haber Gazetesi Alparslan Çelebi 9. Yerel Basın ve Ulusal Dağıtım Kanallarındaki Yeri Ersin Turan 10. Küresel Medya-Yerelleşme ve Yerel Medya Oğuzhan Özgür Güven 11. İşlev, Önem ve Misyonlarıyla Yerel Basın ve Eskişehir Örnekleminden Elde Edilen Bulgular Ali Murat Vural 12. Naylon Gazeteler ve Besleme Basının Yerel Basına Etkileri İbrahim Sena Arvas 13. Günümüz İstanbul Yerel Basını Kenan Evren Duman 14. Yerel Basının Yerel Siyasi Katılıma Etkisi Ahmet Kadri Kurşun 15. Basın Okurluk Araştırmaları ve Yerel Basın Korhan Mavnacıoğlu 16. Yerel Medya Olgusu ve Batman Yerel Medyasına Bakış Şükrü Sim III. BÖLÜM: TÜRKİYE DE YEREL BASIN UYGULAMALARI 1. Vatandaş Gazeteciliği Kavramı ve Türkiye de Uygulamaları Oya Mutlu 2. Yerel Gazetelerin İnternet Ortamındaki Görünümü Özgü Işık Yolcu 3. Yeni İletişim Teknolojilerinin Yerel Basına Sunduğu Olanaklar ve Kocaeli Yerel Gazetelerinin İnternet Sayfaları Üzerine Bir Değerlendirme Gürsoy Değirmencioğlu IV. BÖLÜM: DÜNYA YEREL BASININA İKİ ÖRNEK (Fransa ve İtalya Basını) 1. Fransa da Yerel Basın Aslı Yapar Gönenç 2. İtalya da Yerel Basın Özgür Gönenç vii Önsöz Milli Mücadele yıllarında önemli bir görev üstlenen yerel basını Atatürk, fazilet adaları olarak adlandırmıştır. Fazilet adaları, Islahat Fermanı nın, yönetim anlayışını merkeziyetçilikten uzaklaştırarak daha katılımcı kılma arayışlarıyla filizlenmiştir. Osmanlı da eyalet yerine vilayet sistemine geçilmesi ve her vilayette bir matbaa kurulması resmi nitelikteki vilayet gazetelerinin çıkmasına da önayaklık etmiştir. Kurtuluş Savaşı nın önemli bir payandası olan yerel basın, mücadelenin heyecanını, ruhunu ve direncini güçlü kılmıştır. Milli Mücadele sırasında yerel basın, tam bir haberleşme görevi görmüş, cephe ve cephe gerisinin kademesinde yer alarak Kurtuluş Savaşı nın başarıyla sonuçlanmasında önemli bir rol üstlenmiştir. Bu tarihsel dönüm noktaları aslında iki önemli unsura dikkatleri topluyor. Onlardan bir tanesi, katılımcılık ve belki o zaman çok açık olarak dillendirilmese de demokrasi kavramıdır. Yönetim sisteminde yapılan düzenleme, merkeziyetçiliği azaltmaya dönük bir adım olarak atılmıştır. Öte yandan vilayet basımevlerinin resmi nitelikteki gazeteleri çıkarmaları, basın ve demokrasi arasındaki ilişkinin varlığını belgeler niteliktedir. Yayınların çeşitlenmesi, resmî niteliğinin kaybolması bu ilişkiyi daha belirgin kılmaya başlamıştır. Yerel basın ve demokrasi arasındaki sıkı ilişki Fransa, Almanya gibi ülkelerdeki demokratik yaşam ve yerel basının güçlülüğü açısından da dikkat çekicidir. Yerel basın bir anlamda demokratik yaşamın güçlü kılan ve demokrasinin daha sağlıklı teneffüsünü sağlayan bir araç niteliğindedir. İletişim dünyasının yaşadığı teknolojik devrim, atılım bugün bu durumu da daha da elle tutulur bir hale getirmiştir. Artık en güçlü denetim araçlarına sahip merkezler bile bu teknolojik gelişimin sağladığı üstünlüklere karşı yetersiz kalmaya başlamışlardır. Yönetimin, kendine çeki düzen vermesi, attığı adımların sorgulandığının bilincinde olması, demokrasi ve katılımcılık adına olumlu gelişmelerin de önünü açacaktır. Türkiye nin dört bir yanında yayınlanan küçük ölçekli gazeteler, televizyon ve radyo kanalları yerel sorunları, ulusal gündeme taşıyarak ve sorunların çözümü konusunda merkezi iktidarların üzerinde baskı gücü oluşturma niteliği kazanmaya başlamıştır. Bu çeşitliliğe bir de yerel internet siteleri de eklenince durum daha da net bir tablo ortaya çıkarmaya başlamıştır. Demokrasi ve katılımcılık açısından, ix özellikle yasaların yetersiz kaldığı durumlarda, bu açığı kapatacak en önemli güç yerel basındır. Türkiye gibi demokratik yaşam tartışmalarının çok yoğun yaşandığı ülkelerde bu gerçek daha da belirginleşmektedir. Yerel basının bir diğer önemli kamusal sorumluluğu da, eğitsel işlevidir. Genç Cumhuriyet in ilk yıllarında çok değişik araçlarla sağlanmaya çalışılan bu işlev, bugünün koşullarında yerel basına da böyle bir görev yüklemektedir. Özellikle yurttaş bilincinin geliştirilmesinde, toplumun estetik duygularının olgunlaşmasında, toplumun çağdaş değerlere yakınlaşmasında yerel basının vazgeçilemez sorumlulukları vardır. Yerel basın demokratik yaşam ve eğitim için önem taşıyor, ancak Türkiye de bu beklentilere yanıt verebilecek durumda mı? Bugün için tabloya bakıldığında gün geçtikçe yerel basının ciddi kan kaybına uğradığını söylemek olasıdır. Yerel basının özellikle seçim dönemlerinde hatırlanması ve seçim dönemlerinde özellikle gazetelerin, dergilerinin sayısının artması çok anlamlıdır. Öte yandan yerel basının özellikle sanayi ve ekonomik güç taşıyan yerlerde daha yaygınlık kazanması ve hayat bulması da üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur. Yerel basın geleneği can çekişiyor demek çok iddialı ve yersiz bir tespit olmasa gerekir. Oysa Türkiye nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal durum, yerel basına duyulan ihtiyacı en üst düzeylere taşımaktadır. Buna yanıt verecek bir yapılanmanın bulunmayışı, Türkiye nin demokratik ve çağdaş yaşamı için ciddi zaaflar doğuracak niteliktedir. Türkiye de Yerel Basın Uygulamaları adlı çalışma, bu tabloya karşı akademik duyarlılıkla yaklaşma gerekliliğinin doğurduğu bir sonuçtur. Türkiye nin fazilet adaları na olan ihtiyacı her zamankinden biraz daha fazladır. Bu kitap Türkiye de yerel basın konusunda bir nebze de olsa bir ilgi yaratırsa, akademik amacıyla birlikte üstlendiği kamusal görevi de başarıyla yerine getirmiş olacaktır. Ayrıca elinizdeki çalışma, Türkiye de yerel basının önemini her zaman dile getiren ve gazetecilik mesleğine 50 yılı aşkın bir süre hizmet veren Nezih Demirkent in anısına derlenmiştir. Demirkent in ders alınması gereken meslek yaşamının genç kuşaklara yol göstermesi dileğiyle I. BÖLÜM TÜRKİYE DE YEREL BASIN TARİHİ Emeği geçen tüm meslektaşlarıma ve gazeteci dostlara teşekkürü borç bilirim. Prof.Dr. Suat Gezgin İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı x TARİHSEL VE LİTERAL AÇIDAN YEREL GAZETECİLİK Hediyetullah Aydeniz Giriş Yerel basınla ilgili bir çalışma, öncelikle tarih ve literatür araştırmasına muhtaçtır. Bu alanda tarihsel araştırmalar ve bazı alan araştırmaları yapılmış olmakla beraber literatür çalışmaları pek yoktur. Biz de bu çalışmada gazetenin tarihsel süreci, modern toplumda elde ettiği ve üstlendiği konum, Türkiye de gazetenin doğuşu, yerel basın kavramı ve yerel basınla ilgili oluşan literatür konularını ele alacağız. 1. Batı da İlk Dönem Gazete Algısı: Utanmaz ve Yalancı Elizabeth döneminin büyük tiyatro yazarı Ben Johnson, 1626 da Londra da sahnelemek üzere Aristophanes ten esinlenen bir komedi yazar. The Staple of News, yani Haber Dükkânı adındaki bu eserde ilk kez en karamsar tonda gazetecinin toplumsal kişiliğine saldırılmaktadır: Gazeteci, kesinlikle utanma duygusundan yoksun ve okuyucularının saflığından yararlanmak için ne olursa yazmaya hazır birisiydi. 1 Bu yargının siyasal ve toplumsal zeminde değişmesi için, İngiltere de farklı olmakla beraber, 150 yılı aşkın bir sürenin geçmesi gerekti. Bu da Fransız Devrimi ile girilen yeni toplumsal-siyasal süreçtir. Ben Johnson ın 1626 da yazdığı komediden Fransız Devrimi sürecine kadar gazeteci algısının toplumda olumlu bir karşılığının olduğunu söylemek zordur. Buna ilişkin Fransa da filozoflarla gazeteciler arasındaki düşmanlığı hatırlamamız yeterli olur sanırım. Jeanneney, Fransız filozoflarının basın özgürlüğünden bahsettiklerinde, gazetelerin değil kitapların ve her türden kitapçıkların özgürlüğünü anlıyorlardı. Zaten genellikle gazetelere düşmandılar. Doktora Öğrencisi, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Anabilim Dalı. 1 Jean Noël Jeanneney, Medya Tarihi, Çev. Esra Atuk, İstanbul, Yapı Kredi Yayınları, 2006, s. 32, 33. 1 Türkiye de Yerel Basın Tarihi Diğer taraftan, en parlak gazeteciler de uzun süre, filozoflarla atışarak ün kazanmışlardı 2 tespitini yaptıktan sonra bazı Fransız filozoflarının düşüncelerini aktarır: Voltaire, Diderot, Rousseau ve Montesquieu. Gazetelerden nefret eden ve sadece resmî gazetelere onay veren Voltaire, basın, toplumun belalarından biri ve dayanılmaz bir eşkıyalık haline geldi ifadesini kullanır. Diderot: Tüm bu gazeteler, cahillerin yemi, okumadan konuşma ve karar vermek isteyenlerin kaynağı, çalışanların belası ve tiksintisidir. Bunlar hiçbir zaman iyi düşünülmüş iyi bir satır üretmediler, ne de kötü bir yazarın kötü bir eser vermesini engellediler. Rousseau, 1775 te, bir gazete çıkarttığını yeni öğrendiği Cenevre deki bir arkadaşına şöyle yazar: Demek ki siz de, baylar, süreli yazarlar oldunuz. Projenizin bana size olduğu kadar eğlenceli gelmediğini itiraf ediyorum; büyük anıtlar dikmek için yaratılmış adamların malzeme taşımakla, mimarların el işçisi olmakla yetindiklerini görmekten üzüntü duyuyorum. Süreli bir kitap nedir? Değersiz ve faydasız, kalıcı olmayan bir eser, kültürlü kişiler tarafından dikkate değer bulunmayan ve küçümsenen bu kitapla, kadınlara ve aptallara bilgiden yoksun bir gurur vermeye yarar; yazgıları sabah tuvalet masasının üzerinde parladıktan sonra, akşam gardırobun içinde ölmektir. Mohtespuieu ise, İran Mektupları kahramanı Uzbec in ağzından şöyle diyor: Bizim İran da bilmediğimiz ve burada çok moda olduğunu sandığım bir çeşit kitap var: Gazeteler. Bunları okurken tembelliğin ruhu okşanıyor. Rahip Galiani: Tanrı sizi, fermanla getirilen basın özgürlüğünden korusun! Bir milleti kabalaştırmaya, zevki öldürmeye, dili yozlaştırmaya, hiçbir şey daha fazla katkıda bulunamaz. Yaklaşık iki yüzyıllık sürede gazete saygın bir konum kazanamamıştır. Ta ki sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal anlamda dışa açılımlarla başlayan Batı daki değişimin tamamlanması safhasına kadar; yani bir dönüm noktası olarak, Fransız Devrimi ne kadar. Yeni bir devletin, yeni bir toplumsal yapının devreye girdiği bu dönemde gazete de kurulan bu yeni düzende kendisine saygın bir yer edinmeye başlamıştır yıllarına doğru, Fransız Devrimi öncesinde, Fransa da, yönetici sınıflar ve filozoflarla gazete çıkaranlar arasındaki uyuşmazlık giderek azalır de Académie Française, ilk kez gazetecileri bünyesine kabul etmeye başlar. Gazetecilerin ve gazetelerin toplumda gördüğü kabul, yeni toplumsal yapıda edinecekleri konumun ilk işaretleridir. Akademide, siyasette ve temelde tüm toplumsal yapıda vazgeçilmez bir konum sahibi olmaya başlayacaklardır. 2. Modern Batı Toplumunda Gazetenin Konumu Gazetenin modern toplum örgütlenmesindeki yeri ve bir kitle iletişim aracı olarak kurumsallaşma süreci, yerel basınla ilgili tartışmaların önemini ve anlamını yakalamaya yardımcı olabilir. Bunu anlamak için de yeni toplumsal yapının ne olduğu konusunda bazı tanımlar üzerinde durmak gerekmektedir. Burada kilit kavram, ulus ve ulus-devlet tir. Fransız Devrimi ni, Avrupa nın yaklaşık üç yüzyıl yaşadığı değişimin yeni bir toplumsal düzenle noktalanan siyasal bir hareket olarak nitelendirebiliriz. Bu yeni toplumsal düzen, burjuva siyasal devrimi, sanayi devrimi ve işçi sınıfıyla şekillenen yeni bir sınıfsal bünye olarak ulus-devlet yapılanmasıdır. Aslında siyasal yapı derken tüm toplumsal örgütlülüğün kendisinden bahsetmiş oluyoruz. Fransız Devrimi, meşruiyetin ulus denen olguya dayandığı yeni bir siyasal yapıyı beraberinde getirmiştir. Meşruiyetin Kral ve Krallık kavramları ekseninde şekillendiği geleneksel siyasal yapının son bulmasında en önemli kırılma olan Fransız Devrimi nin getirdiği yeni siyasal yapının meşruiyet zemini en ayırıcı unsurdur. Bu meşruiyet zemini de ulus tur; ulus kavramı yeni düzenin temelidir. Ulus a ilişkin çeşitli tanımlamalar söz konusu olmak beraber konumuz açısından kapsamını yeterli bulduğumuz bir tanımlamayı aktarmakla yetineceğiz. Ulusu, belli bir toprak parçası üzerinde dil, din ve soy birliği, kültürel ve tarih birliği ve ortak düşman imajı 3 ile yaşayan insanların oluşturduğu toplumsal yapı olarak tanımlamak mümkündür. Buradaki en temel sorun, mutlak monarşinin yıkılmasıyla siyasal meşruiyetin dayandığı ulusun, temel unsurlarının mevcut olup olmadığıdır. Tarihsel veriler bize göstermektedir ki, Fransız Devrimi gerçekleştiğinde Fransa da bile bu temel unsurlar sağlana- 2 Jeanneney, a.g.e., s Ozan Erözden, Ulus-Devlet, İstanbul, Dost Yayınevi, 1997, s Türkiye de Yerel Basın Tarihi mamıştır. Halk Eğitim Komitesi nin önde gelen üyelerinden Abbê Grêgoire nin 1794 te hazırladığı ünlü raporda, yaklaşık altı milyon Fransız ın Fransızca yı hiç bilmediği, yaklaşık aynı sayıda Fransız ın bu dilde düzgün konuşma yürütecek bilgisi olmadığı buna karşılık sadece üç milyon Fransız ın düzgün konuşabilecek derecede Fransızca bildiği ortaya konmaktadır. Fransızca nın tüm Fransa ölçeğinde konuşulan bir dile dönüşmesi ise ancak 1920 li yıllarda gerçekleşebilmiştir. 4 Dil alanındaki bu gerçek, aynı zamanda ulusun diğer temel unsurları söz konusu olduğunda da geçerlidir. Dilin yanında kültürel ve tarih birliği de, ulus-devlet yapılanmasının olmazsa olmaz şartları olarak, Fransız Devrimi nden sonra gerçekleştirilebilmiştir. Bütün tarih, ulus eksenli yeni bir okumaya tabi tutulmuştur. Kültür ve tarih birliği ise zaten söz konusu değildi. Devrim sonrası ulusal tarih yazımcılığı ekseninde geriye dönük günün koşullarına uygun bir tarih okumasına girişilmiştir. Avrupa üniversitelerinde tarih kürsülerinin kurulmaya başlanmasının ulus-devletin tamamlanmış haliyle tarih sahnesine çıkması anı olarak saptayabileceğimiz 1789 Devrimi nin hemen ertesine denk düşmesi son derece anlamlıdır. 5 On dokuzuncu yüzyıl uluslaşma hareketiyle mevcut yapı arasındaki mücadelelerle geçti. Bu mücadele, Avrupa da sayısız savaşı ve yirminci yüzyılda da ikisi dünya savaşı olmak üzere birçok savaşı beraberinde getirmiştir. Bu uzun süren savaşlarla dolu yılların bizim konumuz açısından önemi Fransız Devrimi ile başlayan siyasal sürecin ve bu zemin üzerinde temellenen gazeteciliğin kurumsallaşmasının oldu bittiyle tamamlanmadığıdır. Bir meslek ve yeni toplumsal yapının en önemli unsurlarından birisi olarak gazeteciliğin kurumsallaşma mücadelesinin, yaklaşık yüz elli yıllık bir süreci kapsadığı göz ardı edilmemelidir. Fransa benzeri bir örnek de İtalya dır. İtalyan birliği hareketi Risorgimento nun önde gelen liderlerinden Massimo d Azeglio nun, 1860 yılında, İtalya yı oluşturduk, şimdi İtalyanları oluşturmalıyız dediği bilinir. Uluslaştırmadan kastedilen özetle budur. d Azeglio nun sözünü genel bir ifadeye dönüştürerek yinelersek, bir siyasi hareket sonucunda, mevcut devlet yapısı değiştirilerek ya da yeni bir devlet kurularak ulus-devlet oluşturulduktan sonra, uluslaştırma süreci işletilmek suretiyle, ulus yaratılmaya çalışılır. Böylelikle, ulus- 4 Erözden, a.g.e., s a.g.e., s devlet kurgusunun içerdiği meşruiyet ilkesi, anlamlı bir olgusal temele oturtulmaya çalışılır. Bu çerçeve içinde uluslaştırma, türdeş olamayan bireyleri türdeş kılma ve türdeş bir bütün içinde olduklarına inandırma çabası olarak tanımlanabilir. 6 Bu yeni süreçte siyasal meşruiyetin dayandığı ulus olgusunun oluşabilmesi için toplumda türdeşliği oluşturma çabasıyla çeşitli yapılanmalar söz konusu olmuştur. Sonuçta kurguyla olgu arasında gözlenen farklılaşma olgunun kurguya uydurulması zorunluluğuna eklenince ulus-devlet, kaçınılmaz olarak bir projeye dönüşür. Olguyu kurguya uydurmak için kullanılacak çeşitli araçlarla yaşama geçirilmeye çalışılan bu projenin genel adı, uluslaştırmadır. 7 Olguyu kurguya uydurmak için kullanılan araçların başında da okul (eğitim), zorunlu askerlik, sandık (siyasi katılım) ve kitle iletişim araçları yani gazete gelmektedir. Marksist bir bakış açısıyla Althuser in 8, devletin ideolojik aygıtları olarak nitelendirdiği bu araçlar, işlevleri doğrultusunda, devrimle başlayan yeni siyasal ve dolayısıyla toplumsal düzende yerlerini almışlardır. Yeni siyasal yapı, üç temel kuvvetin ayrılığı esasına dayanmıştır. Yasama, yürütme ve yargı, meşruiyetini ulusta (halkta) bulan yeni siyasal ve toplumsal yapıyı ortaya koymaktadır. Tam da bu noktada gazeteye biçilen rol ortaya çıkmaktadır. Yeni toplumsal yapılanmada kuvvetlerin konumlanışı ve bu konumlanışta gazetenin durumunu İrfan Erdoğan şöyle betimlemektedir: Amerikan sosyologu Robert E. Parkʹa ve Hulteng ve Nelsonʹa göre, dördüncü güç kavramını gazete/basın için ilk olarak Lord Thomas Babington Macaulay, 1828ʹde Hallamʹs Constitutional History makalesinde kullanmıştır: İngiliz parlamentosunda üç güç vardı; Lords of spiritual (1960), Lords of temporal (1983) ve halk. Gazetecilerin oturduğu gallery dördüncü güç alanı oldu. Gerçi Carlyle Hero as a man of letters yapıtında, dördüncü güç kavramını K. Burkeʹye atfeder, fakat Burke nin yapıtlarında bu kavrama rastlanmaz. Kapitalist siyasal sistemle birlikte, üç güç yasama gücü, yürütme gücü ve judicial (yargı) güç biçimine dönüşmüştür. Bu üç güç kapitalist demokrasinin bir gereğidir ve dördüncü güç olarak basın bu gücün geliştirici ve halk için gözetleyicisi anlamında kullanılır. Amerikaʹda basın gayri resmî dördüncü 6 Erözden, a.g.e., s A.y. 8 Bkz. Louis Althusser, İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları, İstanbul, İletişim Yayınları, Türkiye de Yerel Basın Tarihi güç olarak nitelenir (gerçi kitle iletişim kitaplarında bu kavrama çok ender olarak rastlanır). Basın diğer üç gücü, yani başkanı, kongreyi ve adalet sistemini, halkın gözleyici, bekçi köpeği olarak peşindeyim adım adım, türküsünü söyleyerek denetler. 9 Dördüncü güç tanımlamasının ilk defa kimin tarafından yapıldığına dair tartışmalar söz konusu olduğunda Fransız akademisyen Jean-N. Jeanneney de, Burke nin ismini dillendirir. Yeni güç yapılanmasında gazete ve gazetecilik, ulus-devlet örgütlülüğün temel taşlarından birisidir. Gazete, batıda yeni kurulan devletin en önemli kurumları arsına girerek dördüncü güç olarak vazgeçilmezlik özelliğini kazanmıştır. Gazete, doğrudan devlet ile işlevine kavuş
Similar documents
View more...
Search Related
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks