Please download to get full document.

View again

of 6
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

MEME KANSERİNDE ERKEN TANIYA YÖNELİK TUTUM VE DAVRANIŞLAR: BİR REHBER OLARAK SAĞLIK İNANÇ MODELİNİN KULLANIMI

Category:

Spiritual

Publish on:

Views: 25 | Pages: 6

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
C. Ü. Hemşirelik Yüksek Okulu Dergisi 2003, 7 (1) MEME KANSERİNDE ERKEN TANIYA YÖNELİK TUTUM VE DAVRANIŞLAR: BİR REHBER OLARAK SAĞLIK İNANÇ MODELİNİN KULLANIMI Nursen Ö NAHCİVAN * Selda SEÇGİNLİ ** ÖZET
Transcript
C. Ü. Hemşirelik Yüksek Okulu Dergisi 2003, 7 (1) MEME KANSERİNDE ERKEN TANIYA YÖNELİK TUTUM VE DAVRANIŞLAR: BİR REHBER OLARAK SAĞLIK İNANÇ MODELİNİN KULLANIMI Nursen Ö NAHCİVAN * Selda SEÇGİNLİ ** ÖZET Meme kanseri, kadınlarda kanserden ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer almaktadır. Kendi kendine meme muayenesi, mammografi ve klinik meme muayenesi, meme kanseri mortalite oranlarını azaltmada önerilen erken tanı yöntemleridir. Birçok kadının bu yöntemleri uygulamadaki yetersizlikleri, erken tanıya yönelik tutum ve davranışları etkileyen nedenlerin incelenme gereğini ortaya koymaktadır. Sağlık İnanç Modeli bireylerin erken tanıya ilişkin tutum ve davranışlarını anlamada ve açıklamada yaygın olarak kullanılan modellerden biridir. Bu yazıda meme kanserinin erken tanısında etkili olan davranışları sağlık inanç modeli kapsamında tanımlamak amaçlanmıştır. Böylece, bu alanda çalışan hemşirelerin meme sağlığına yönelik daha etkin girişimlerde bulunmasında yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Anahtar sözcükler: Sağlık İnanç Modeli, meme kanseri, erken tanı, tutum ve davranışlar, hemşirelik SUMMARY Attitudes and behaviors toward breast cancer early detection: Using the health belief model as a guide Breast cancer is the first leading cause of canser deaths among women. Breast self examination, mammography and clinical breast examination are recommended methods for decreasing breast cancer mortality rates. Because of the limitations in practicing these methods among women, it is required to identify the attitudes and behaviors, influencing them. The health belief model is one of the models, used widely in understanding and explaining the person s attitudes and behaviors toward early detection. In this paper, it is aimed to identify the behaviors, influencing breast cancer early detection in the content of health belief model. Thus, it is thought that it will be a guide for nurses, working in this field, in more effective attempts through breast health. Key words: Health belief model, breast cancer, early detection, attitudes and behaviors, nursing GİRİŞ Meme kanseri, dünyadaki tüm kadınlarda en sık görülen ve ölüme yol açan ciddi hastalıklardan biridir (Han, Bauman, Cimprich 1996; Hoeman, Ku, Ohl 1996; Vietri, Poskitt, Slaninka 1997). İnsidans ve prevelans çalışmaları daha çok gelişmiş ve batı toplumlarındaki kadınlarda sorunun önemine dikkati çekmekle birlikte, Türkiye deki mevcut veriler, meme kanserinin kadınlarda görülen tüm kanser olguları içinde %24.1 lik bir oran ile ilk sırada olduğunu göstermektedir (Sağlık Bakanlığı, 2000). Ortalama yaşam süresinin artması, yaşam tarzındaki değişiklikler, tanı testlerinde ve kanser olgularının bildirimindeki artışlar meme kanseri insidansında artışa yol açan başlıca nedenler arasında sayılmaktadır (Ali 1996). Meme kanserinin erken dönemde belirlenerek yaşamın korunması ve kalitesinin yükseltilmesinde erken tanının önemi kuşkusuz yadsınamaz. Bu konuda yapılan çeşitli çalışmalar(holm, Deborah, Curtin 1999; Mc Donald, Thorne, Pearson ve ark.1999; Mikhail ve Petro- Nustas 2001; Miller 1991; Vietri, Poskitt, Slaninka 1997) meme kanserinin erken tanısı ile tedavi başarısı ve prognoz arasındaki önemli ilişkilere dikkati çekmektedir. Son yıllarda özellikle yüksek riskli gruplara yönelik olarak meme kanserinden korunma amaçlı genetik çalışmaların sürdürüldüğü bilinmektedir. Ancak çeşitli araştırma bulgularına göre genetik çalışmaların klinik ve toplum düzeyindeki uygulamaları tartışmalıdır (Armstrong, Weber, Ubel ve ark 2002;Coughlin, Khoury, Steinberg 1999; Elwood 1999; Rosenthal ve Puck 1999; Warren 2001). Bu nedenle, henüz meme kanserinden birincil korunma önlemlerinin yaygın uygulamalar arasında yer * Doç.Dr., İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Yüksekokulu, İstanbul ** Arş. Gör., İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Yüksekokulu, İstanbul 33 almaması, mortalite oranlarını azaltmada temel strateji olarak erken tanı yolu ile ikincil koruma önlemlerinin önemini ortaya koymaktadır. Erken tanı ve tedavi yüksek riskli grupların kansere bağlı ölümlerini önlemede ve azaltmada hayati önem taşımaktadır. Dünyada bilinen ve uygulanan en yaygın yaklaşımlar tarama programlarıdır. Bu programlarla bireylerin kansere yönelik farkındalık durumunun arttırılması, erken tanının öneminin anlaşılması ve uygun tedavinin yapılması sağlanmaktadır (Sadler, Dhanjal, Shah ve ark.2001). Kendi kendine meme muayenesi (KKMM), mammografi ve klinik meme muayenesi meme kanserinin erken tanısı için önerilen başlıca erken tanı yöntemleri olarak tanımlanırken, bireylerin bu uygulamaları yapmaları erken tanı ya da tarama davranışları olarak ifade edilmektedir (Barroso, McMillan, Casey ve ark.2000; Han, Baumann, Cimprich 1996; Longman, Saint-Germain, Modiano 1992; McDonald, Thorne, Pearson ve ark.1999; Miller, To, Baines ve ark. 2000; Sadler, Dhanjal, Shah ve ark. 2001; Vietri, Poskitt, Slaninka 1997). Literatürde erken tanıya yönelik tutum ve davranışlar koruyucu ve tarama davranışları ile aynı anlamda kullanılmaktadır (Burak ve Meyer 1997; Champion 1993; Sadler, Dhanjal, Shah ve ark. 2001). Meme kanserine ilişkin çeşitli araştırma raporları (Barroso, McMillan, Casey 2000; Burak ve Meyer 1997; Champion 1985; Lierman, Young, Powell- Cope 1994;1999; McDonald, Thorne, Pearson ve ark. 1999; Miller ve Champion 1996) kadınlarda meme kanserinin erken tanısına yönelik davranışların yetersizliğine işaret etmektedir. Amerikalı kadınlarda yapılan çalışma bulgularına göre (Champion 1985;1999), düzenli KKMM yapma oranı %18-36 ve kırk yaş üstü kadınlarda yıllık mammografi yaptırma oranı ise %20-50 dir (Champion 1999). Türkiye de kadınların meme kanserine yönelik uygulamalarını etkileyen faktörleri inceleyen standardize araçların yetersizliği nedeniyle bu konuda yapılan çalışmalar sınırlı olmakla birlikte, Akyolcu nun (1985) çalışmasında, ayda bir kez KKMM yaptığını belirtenlerin oranı %32.5 tir. Aynı oran Seçginli nin (2002) çalışmasında %5.5 olarak bulunmuştur. Bu oranlardaki düşüklük, literatürde belirtilen ve kadınlarda erken tanıya ilişkin tutum ve davranışları etkileyen birçok nedenin varlığını düşündürmektedir. Bu nedenler arasında; bireyin kültürel inançları, sağlık/hastalık algısı, aile ve çevre desteği, hastalığa yönelik bilgisi ve risk algısı, hastalığın erken dönemde tanılanmasında önemli olan uygulamalara olan inancı vb. faktörler yer almaktadır (Ali 1996; Bluestein ve Rutledge 1993; Champion ve Scott 1997; McDonald, Thorne, Pearson ve ark.1999; Rosenstock 1965). Seçginli nin (2002) Türkiye de belli bir bölgede yaşayan kadınların meme kanserinde erken tanıya ilişkin davranışlarını standardize bir araçla değerlendirdiği çalışmasında, KKMM yapan ve mammografi yaptıran kadınlarda yarar, güven ve sağlık motivasyonu algısı erken tanı uygulamalarını etkileyen önemli faktörler arasında yer almıştır. Aynı zamanda batı ülkelerinde yapılmış çeşitli çalışma bulguları (Holm, Deborah, Curtin 1999; Miller ve Champion 1996) kadınlarda erken tanıya ilişkin tutum ve davranışlar ile sağlık inançları arasında önemli ilişkiler olduğunu göstermektedir. Sağlık İnanç Modeli (SİM), Kuzey Amerika (Champion 1993; Champion 1999; Champion ve Scott 1997; Stein ve Fox 1992 ), Ürdün (Mikhail ve Petro-Nustas 2001) ve Kore (Lee, Kim, Song 2002) gibi çeşitli ülkelerde kullanılmasına karşın Türkiye de pek fazla incelenmemiştir. Bu yazıda, kadınların meme kanserinin erken tanısında etkili olan davranışları Sağlık İnanç Modeli (SİM) çatısı içinde tanımlamak amaçlanmıştır. Kadınların KKMM yapma, mammografi ve klinik meme muayenesi yaptırmalarında etkili olan sağlık inançları, tutumları ve davranışlarını anlamanın, bu alanda çalışan hemşirelerin meme sağlığına yönelik araştırma ve eğitim programlarının planlanması ve meme kanserinin erken tanısına yönelik davranışların geliştirilmesinde rehber olacağı düşünülmüştür. SAĞLIK İNANÇ MODELİ Sağlık İnanç Modeli, ilk olarak 1950 yılında Hochbaum, Kegeles, Leventhal ve Rosenstock tarafından geliştirilmiştir. Ancak bireyin sağlık inanç ve davranışlarını etkilediği düşünülen bazı kavramlar modele zamanla eklenmiştir (Champion 1985; Mikhail 1994). Model, geliştirildiği ilk yıllarda insanların tarama ve aşılanma programları gibi koruyucu sağlık davranışlarını anlamayı hedeflenmiş olsa da, hastalık ve genel sağlık davranışlarını kapsayan diğer alanlarda da kullanılmıştır (Fulton, Buechner, Scott ve ark. 1991; Janz ve Becker 1984; Mikhail 1994). Modelin oluşumunda Lewin ve Becker in sosyopsikolojik kuramından yararlanılmıştır (Janz ve Becker 1984; Mikhail 1994). Model, kişinin hastalık ve yetmezlik durumlarından korunmak için yaptığı davranışın nasıl şekillendiğini ve etkilendiğini açıklar. Rosenstock a göre model, kişinin inanç ve davranışları arasındaki ilişkiyi ve bireysel karar verme düzeyinde sağlık davranışlarına bireysel motivasyonun etkisini açıklar. Aynı zamanda, model kişiyi sağlığa ilişkin eylemleri yapmaya ya da yapmamaya neyin motive ettiğini ve özellikle sağlık davranışlarının sergilenmesinde etkili olan durumları tanımlamaktadır (Mikhail 1994). 34 Sağlık İnanç Modeline Göre Meme Kanserinin Erken Tanısına Yönelik Tutum ve Davranışlar Modelin meme kanserine yönelik uyarlanmış kuramsal çerçevesi şekil 1 de gösterilmiştir. Buna göre model, bireysel algılara, değişikliğe neden olan faktörlere ve beklenen davranışlara etkili olan değişkenleri içerir. Bu yönüyle ele alındığında modelin, özellikle bireylerin sağlık davranışlarını etkileyen bireysel algılara temellendiği söylenebilir. Modelde sağlık davranışlarında etkili olduğu varsayılan bireysel algılar tanımlanmıştır (Petro-Nustas 2001; Vietri, Poskitt, Slaninka 1997). Bunlar; Yatkınlık algısı: Meme kanserine yakalanmada bireysel riskin algılanmasıdır. Ciddiyet algısı: Meme kanserine yönelik bireysel tehditin, hastalığın öneminin algılanmasıdır. Yarar algısı: Mammografi, meme ultrasonografisi, KKMM ve klinik meme muayenesinin olumlu sonuçlarının, yararlarının algılanmasıdır. Engel algısı: Bireyin meme kanserinin erken tanısına yönelik davranışları gerçekleştirmemesinde etkili olan faktörlerin algılanmasıdır. Güven algısı: Bireyin erken tanıya ilişkin davranışları başarı ile yapabilmeye olan bireysel inancıdır. Sağlık motivasyonu algısı: Bireyin genel olarak sağlıklı olmak için gerekli olan inanç ve davranışlarıdır. Tehdit algısı: Meme kanserinin toplumdaki sıklığının, yaygınlığının algılanmasıdır (Champion 1993; Champion 1999; Champion ve Scott 1997). Değişikliğe neden olan faktörler Cinsiyet Kişilik yapısı Sosyal sınıf Sağlık algısı Meme kanserine yönelik bilgi durumu Sosyoekonomik özellikler (Yaş,eğitim,gelir düzeyi,medeni durum vb.) Kültürel inançlar Yarar algısı Erken tanı davranışlarının yararını algılama Hastalığa bağlı komplikasyonların azalması/ortadan kalkması,ölüm ve hastalığın azalması,yaşam kalitesinin artması Engel algısı Erken tanı davranışlarını engelleyen durumları algılama Ağrı,unutma,maliyet,vakit bulamama, radyasyon alma korkusu,kötü bir sonuçla karşılaşma endişesi vb. Yatkınlık algısı Meme kanserine yakalanmada bireysel riskin algılanması Ciddiyet algısı Meme kanserinin öneminin algılanması Meme kanserinin tehdit olarak algılanması Eyleme geçiriciler TV,radyo,gazete,dergiler Sağlık kontrolünü hatırlatan uyarılar Kampanyalar Arkadaş veya aile üyelerinden birinin hastalanması Beklenen davranışlar KKMM yapma, Mammografi yaptırma Klinik meme muayenesi yaptırma Şekil 1. Sağlık İnanç Modeline Göre Meme Kanserinin Erken Tanısına Yönelik Tutum ve Davranışlar (Bullough B, Bullough V (1990) Nursing in the Community. Toronto, The C.V Mosby Company,, den uyarlanmıştır.) 35 C. Ü. Hemşirelik Yüksek Okulu Dergisi 2003, 7 (1) Bireysel algılar arasında yer alan yatkınlık ve ciddiyet algısı, tehdit algısını oluşturmaktadır. SİM e göre bireyin hastalığı tehdit olarak algılamasında değişikliğe neden olan faktörler ve eyleme geçiriciler etkili olan değişkenlerdir (Mikhail 1994; Rosenstock 1965). Aynı zamanda bireyin yaşı, cinsi, etnik yapısı, sosyal sınıfı, bireyin hastalık hakkındaki bilgisi ve kültürel inançları (değişikliğe neden olan faktörler) erken tanı uygulamalarına yönelik yarar ve engel algısını; medya, sağlık kontrolünü hatırlatan uyarılar, arkadaş veya aile üyelerinden birinin hastalanması (eyleme geçiriciler) gibi değişkenler ise tehdit algısını etkilemektedir (Şekil 1). Sağlık İnanç Modeline göre, bireyin sağlığını tehdit eden duruma ilişkin davranışında psikolojik hazır bulunuşluk önemlidir (Cummings, Jette, Rosenstock 1978; Mikhail 1994; Rosenstock 1965). Bu durum bireyin; Hastalığın ciddi sonuçlarının ve hastalığa yakalanmada bireysel riskinin farkında olmasını, Hastalığın önemini bilmesini ve sağlık davranışlarının yararına inanmasını, Sağlık davranışlarını engelleyen faktörlerin farkında olmasını gerektirmektedir. (Cummings, Jette, Rosenstock 1978; Rosenstock 1965). Meme kanserine yönelik uyarlanmış modele göre beklenen davranışlar, bireyin KKMM yapması, mammografi ve klinik meme muayenesi yaptırmasıdır. Bireyin beklenen davranışları gerçekleştirmesinde tehdit algısı önemlidir. Yine modelde, beklenen davranışların gerçekleştirilmesinde yarar algısının engel algısına üstünlüğü beklenir. Bu iki algının beklenen davranış üzerine doğrudan etkisi olduğu ifade edilmektedir (Hoeman, Ku, Ohl 1996). Bireysel sağlık algıları Yatkınlık ve ciddiyet algısı Beklenen sağlık davranışının gerçekleşmesinde, bireyin hastalıkları önleme ve sağlığını sürdürmeye ilişkin konularda kendini nasıl algıladığı önemlidir. Bu algı, bireyin birincil korunmaya olan isteğini yansıtır. Bu isteğin gerçekleşebilmesi için bireyde meme kanserine yönelik yatkınlık ve hastalığa ilişkin ciddiyet algısının bulunması gerekir. Örneğin; yakın akrabalarında meme kanseri öyküsü olan bireyin, meme kanserine yakalanma konusunda kendini daha yatkın hissetmesi beklenir (Cummings, Jette, Rosenstock 1978; Mikhail 1994; Rosenstock 1965). Modele göre, yatkınlık ve ciddiyet algısı birlikte tehdit algısını oluşturur. Meme kanserinin ciddiyetini kavramış ve meme kanserine yakalanmada kendini tehdit altında gören bir kadın, aynı yaştaki başka bir kadına göre daha fazla KKMM yapma, mammografi ve klinik meme muayenesi yaptırma eğiliminde olacaktır. Modelde beklenen sağlık davranışları ile ciddiyet algısının önemi vurgulanmakla birlikte, bir çok toplumda kanserin ciddi bir hastalık olarak bilinmesi ve algılanması bireyin meme kanserine yönelik davranışlarında ciddiyet algısının etkisini sınırladığı belirtilmektedir (Champion 1985; Champion 1993). Bu nedenle meme kanserine yönelik SİM in temel alınacağı çalışmalarda bireylerin ciddiyet algısının yüksek olması beklenen bir durum olarak ifade edilir. Aynı zamanda bireysel sağlık algıları, erken tanıya yönelik davranışları başlatmada önemlidir. Burada, bireyde davranışı başlatan en önemli etken bireydeki tehdit algısıdır. Bunu örneklemek gerekirse, bir kadının mammografi yaptırması için öncelikle meme kanserine yatkın olduğunu kabul etmesi ve meme kanserini ciddi bir hastalık olarak algılaması gereklidir. Çalışmalar (Champion 1999; Mikhail 1994; Miller ve Champion 1996;), yatkınlık algısındaki artış ile meme kanserinde erken tanıya yönelik tutum ve davranışların da daha fazla olacağını ileri sürmektedirler. Nitekim, Champion un (1993) geniş bir bölgede otuz beş yaş üstü 581 Amerikalı kadın ile yaptığı çalışmasında, yatkınlık algısı ile KKMM yapma arasındaki anlamlı ilişkinin gösterilmiş olması bu düşünceyi desteklemektedir. Yarar ve engel algısı Meme kanserinin erken tanısında bireyin tutum ve davranışlarını etkileyen diğer sağlık algıları kapsamında, beklenen sağlık davranışlarının bireye sağlayacağı yarar ile davranışı uygulamadaki engel algısı yer almaktadır. Modele göre, meme kanserinde erken tanıya yönelik davranışların yararını kavrayan ve bu davranışları gerçekleştirmede daha az engelle karşılaşan bir kadının beklenen sağlık davranışlarını sergileme oranının da yüksek olması beklenir (Holm, Deborah, Curtin 1999; Petro-Nustas 2001). Çeşitli çalışmalarda, kadınların meme kanserinin erken tanısına yönelik davranışlarını etkileyen başlıca engelleyici nedenler arasında, bilgi eksikliği,utanma, ağrı, maliyet, vakit bulamama, radyasyon alma korkusu, işlemleri gereksiz bulma ve kötü bir sonuçla karşılaşma endişesinin yer aldığı belirtilmektedir (Holm, Deborah, Curtin 1999; Lierman,Young, Powell-Cope 1994; Miller ve Champion 1996). Daha önce de belirtildiği gibi erken tanıya ilişkin davranışların sergilenmesinde, engel algısına oranla yarar algısının yüksek olması önemlidir (Champion 1999; Holm,Deborah, Curtin 1999; Vietri, Poskitt, Slaninka 1997). 36 Sağlık motivasyonu ve güven algısı Modele 1988 li yıllarda eklenen sağlık motivasyonu ve güven algısının beklenen sağlık davranışlarını sergileme durumunda etkili oldukları belirtilmektedir(holm, Deborah, Curtin 1999; Mikhail 1994). Sağlık motivasyonu, eylemin davranışa geçirilmesi ya da davranışın sergilenmesinde istekli olma durumu olarak tanımlanırken; güven algısı, kişinin bir eylemi başarı ile yapabilmeye olan inancıdır. (Mikhail 1994; Rosenstock 1965). Champion un çalışmasında(1993) güven algısı Bandura nın öz etkililik (self efficacy) tanımı ile aynı anlamda kullanılmıştır. Gözüm ve Aksayan ın çalışmasında (1999) bu kavram, bireyin belli bir performansı göstermek için gerekli etkinlikleri organize edip, başarılı olarak yapma kapasitesine ilişkin kendi yargısı olarak tanımlanmıştır. SİM e göre, sağlık motivasyonu ve güven algısı yüksek olan kadınların düzenli KKMM yapma, mammografi ve klinik meme muayenesi yaptırma eğilimleri daha yüksek olacaktır. Bu konuda yapılan çeşitli çalışmalarda (Champion 1993; Champion ve Scott 1997; Mikhail ve Petro-Nustas 2001) sağlık motivasyonu ve güven algısının, KKMM yapma ve mammografi yaptırma durumuna yönelik olumlu etkisi belirtilmiştir. Modelin Sınırlılıkları Sağlık İnanç Modeli hastalıklardan korunma, sağlığı sürdürme ve geliştirmeye yönelik davranışları anlamada ve açıklamada yaygın olarak kullanılan modellerden biridir (Bluestein ve Rutledge 1993; Burak ve Meyer 1997; Harrison, Mullen, Green ve ark. 1992; Petosa ve Jackson 1991; Poss 2001). Uygulamadaki yararı, davranışın şekillenmesinde etkili olan sağlık inançlarının belirlenerek bireyin istenen yönde sağlık davranışlarını değiştirebilme olanağı sunmasıdır (Mikhail 1994). Yanı sıra, model meme kanserinin erken tanısına ilişkin davranışları anlamada bir rehber niteliğindedir. Modelin, meme kanserinde tarama programlarının uygulanmasında ve kadınların sağlık inançlarını anlamaya yönelik yapılan çok çeşitli çalışmada yararlılığı denenmiştir(champion 1993; Champion 1999; Fulton, Buechner, Scott ve ark. 1991; Holm, Deborah, Curtin 1999; Petro- Nustas 2001). Aynı zamanda bazı çalışmalarda (Champion 1993; Champion 1999) kadınlarda erken tanıya yönelik davranışların geliştirilmesinin mümkün olabileceği gösterilmiştir. Sağlık İnanç Modeli sağlık davranışlarına yönelik birçok çalışmada kullanılmış olmasına rağmen, bazı sınırlılıklarının olduğunu belirten yayınlara da rastlanmaktadır (Mikhail 1994; Poss 2001). Bullough ve Bullough un (1990) yayınında Pender, modelde bazı değişikliklerin yapılması gereğini belirtmiştir. Özellikle değişikliğe neden olan faktörlerin önemi üzerinde durmuştur. Karar verme sürecinde de etkili olduğu düşünülen kontrol algısı (perceived control), öz etkililik algısı (perceived self efficacy), sağlık tanımı (definition of health), ve sağlık algısı (perceived health) gibi bilişsel-algısal değişkenlerin modele eklenmesi gereğini belirtmiştir. Ayrıca modelde yer alan bireysel algılar, değişikliğe neden olan faktörler ve beklenen davranışlar arasındaki ilişkilerin çok açık olmadığı ifade edilmektedir(mikhail 1994). Modelde tüm bileşenlerin aynı oranda çalışılmaması nedeniyle modelde yer alan değişkenleri ölçmede sınırlılıkların olduğu varsayılmaktadır. Eyleme geçiriciler (cues to action) bileşeninin tanımlanmasında ve ölçülmesinde çeşitli problemler tanımlanmıştır. Özellikle retrospektif çalışmalarda bu bileşenin değerlendirmesine yönelik güçlükler olduğu belirtilmektedir (
Similar documents
View more...
Search Related
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks