Please download to get full document.

View again

of 5
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

Safiye Erol'un Dineyri Papazı adlı

Category:

Economy & Finance

Publish on:

Views: 37 | Pages: 5

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
Safiye Erol'un Dineyri Papazı adlı romanında yücebirey arketipinin görünümü ZEYNEP TEK İ Kendi vücut âleminde seyre namzettir, diyorlardı... Safiye Erol kinci Dünya Savaşı nın yaşandığı yıllarda İstanbul
Transcript
Safiye Erol'un Dineyri Papazı adlı romanında yücebirey arketipinin görünümü ZEYNEP TEK İ Kendi vücut âleminde seyre namzettir, diyorlardı... Safiye Erol kinci Dünya Savaşı nın yaşandığı yıllarda İstanbul da Gülbün adlı yirmi bir yaşındaki genç bir kızın evli ve kendinden yaşça büyük Mehmet Ayhan Cimşidoğlu adlı zengin bir adama duyduğu derin/yasak aşkı konu alan Dineyri Papazı, 1955 yılında Tercüman Gazetesi nde tefrika edilmiştir. Erol un son romanı olan bu eser, Gülbün ün yeniden doğuş hikâyesine uzanan buhran ve azap dolu aşk acısının yedi yıl süren serencamındaki psikolojisini konu almaktadır. Erol un ötekine duyulan aşk aracılığıyla Mutlak gerçekliğe ulaşma yolunu ortaya koyduğu bu romanda âşığın kendiliğini keşfinde ona yol gösteren ve arketipsel kuramda yüce birey arketipi ne karşılık gelebilecek dört hüviyetin varlığı söz konusudur. Carl Gustav Jung a göre (2012a); (...) bilinçdışı, aynı zamanda ölülerin, yani atalarımızın mitos ülkesi anlamına gelmektedir (s.183). Bilinçdışı birimlerinden olan ve kökensel bir Yüce birey arketipinin en önemli özelliklerinden biri de kahramanın bir hata işlemeden önce uyarı mahiyetinde işaretler göndermesidir. Ancak kendilik yolculuğundaki kahramanın düşüşünden sonra da çoğunlukla onu terk etmeyen yüce birey arketipi; onun iyileşmesinde ve dirilişinde de önemli roller üstlenmektedir. * Arş. Gör., Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı 72 ar a lık-oca k-şub a t imgeyi belirleyen (Jung 2012c, s. 256) arketiplerden biri ise bilge arketipidir. Aynı zamanda yüce birey arketipi, yaşlı birey arketipi, ruh arketipi olarak da adlandırılan bilge arketipi; uzun ve zorlu bir sınavdan geçmekle yükümlü olan kahramanın yolculuğunu başarıyla tamamlamasında, kendiliğine ulaşmasında, gölgesiyle hesaplaşmasında, yeniden doğuşunu gerçekleştirmesinde esas yardımcı olan kişidir. Şahsında tecrübeyi, aklı, sezgiyi, sağduyuyu ve bilgiyi temsil etmektedir. Jung, Dört Arketip te (2012b) yaşlı adam figürünün düşlerde büyücü, hekim, rahip, öğretmen, profesör, büyükbaba ya da otorite sahibi herhangi bir kişi olarak görünebildiğini ifade etmektedir. İnsan, gulyabani ya da hayvan görünümündeki ruh arketipi Jung a göre; insanın idrak, anlayış, iyi bir tavsiye, karar, plan gibi şeylere ihtiyaç duyduğu, ama kendi imkânlarıyla bunlara ulaşamadığı durumlarda ortaya çıkmaktadır. Bu durumda arketip söz konusu ruhsal yetersizliği, boşluğu dolduran içeriklerle telafi etmekle sorumludur (s. 86). Dineyri Papazı adlı romanda Gülbün ün ruhsal yolculuğunda ona rehberlik eden belli başlı dört kişinin varlığı özellikle dikkat çekicidir: Feyzi Hoca, Doktor Bülent, Talât Bağcı ve Şeyh Tayyar Kemterî (Tayyar Birkul). Ancak bu kişilerin Gülbün e seslendikleri alanlar farklıdır. Feyzi Hoca, Gülbün ün geçmişinden ona aşina bir ses olup müşfik bir baba gibi daima ona karşı sıcak ve ilgili olmuş aynı zamanda öğretmenliğinde bulunmuş yaşlıca bir kişidir. Doktor Bülent, biyolojik ve fizyolojik gerçekliklerden ve tecrübelerinden yola çıkarak Gülbün e yardımcı olan ve onun iyileşmesinde elinden geleni üstlenen hocası aynı zamanda doktoru ve arkadaşıdır. Talât Bağcı onu yalısında konuk ederek hem maddi hem de sohbetleriyle manevi bir sığınak açan; koruyucu bir büyükbaba gibi şefkatli ve anlayışlı, aşkın merhalelerini kendi nefsinde tecrübe ettiği için Gülbün ün ıstırap iklimindeki hâllerini kavrayıcı bir misyona sahiptir. Tayyar Kemterî ise tamamen mistik alandan Gülbün ün yolculuğuna şahit olup ona el uzatan ve aşkının sükûn evresine ermesinde ona yol gösteren kişidir. Sanatsal yapıtlarda ve metinlerde yüce birey arketipinin çeşitli görünümleri meydana çıkmaktadır. Jung a göre (2012a) yeterince şey görmüş yaşlı birey arketipi her entelektüel düzeyde ortaya çıkabilmektedir. Yaşlı bir köylü de olsa Lao-tzu gibi büyük bir filozof da olsa kimliği her zaman aynıdır (s. 174). Dineyri Papazı nda gün görmüş ve farklı entelektüel seviyelere karşılık gelen bilge arketipi, merkezi kişinin yetersiz kaldığı alanlarda onun ruhsal boşluğu tamamlayarak ona yardımcı olmaya çalışmaktadır. Feyzi Hoca öğretmen ve Bülent Bey ise hekim olarak görev yapmakta; biri Gülbün ü ikazlarıyla yönlendirmeye çalışırken diğeri hem tavsiyeleri hem de tıbbi desteğiyle onun sağlığına kavuşmasında rol oynamaktadır. Talât Bey, Gülbün ün dostlarının amcası olup ailenin yaşı itibariyle büyükbabası hüviyetinde ve otoriteyi elinde bulundurmaktadır. Tayyar Birkul ise romanda şeyh olarak adlandırılmakta ve manevi otoriteye karşılık gelmektedir. Bilgi, idrak, düşünce bilgelik, akıllılık ve sezgi özelliklerini temsil eden yaşlı adam arketipinin en önemli ahlaki özellikleri Jung a göre (2012b) iyi niyet ve yardımseverliktir. (s. 91). Romanda bu dört kişinin en temel özellikleri son derece iyi niyetli ve yardımsever tutumlarıdır. Toplumsal normlar itibariyle evlilik dışı ilişki kınanmasına rağmen bu kişiler Gülbün ün hâlini anlayışla karşılayarak bedensel ve ruhsal açıdan onun eski sağlığına kavuşması için ellerinden geleni yapmaktadır. Talât Bey, Gülbün ün durumunu değerlendirirken; Gerçi bir kazadır olmuş, zararın neresinden dönülürse kâr saymalı, düşülen yerden davranıp üstü başı silkeleyip hayat koşusuna tekrar atılmalı, doğrusu bu olurdu. Bütün mesele bu büyük sükûtu kendi kendine karşı tefsir edişine bakar. (s. 194) [1] demiştir. Merkezî karaktere yardımcı olan kişilerin çabası bu izahta özet bulmaktadır. Burada gösterilmek istenen yaşananların ne olduğu değil, yaşananlardan çıkarılacak hikmettir. Halil Açıkgöz ün (2002) belirttiği gibi eserin başında Talât Bey tarafın- 1. Dineyri Papazı adlı romandan yapılan tüm alıntılar eserin şu baskısına aittir: Erol, S. (2014). Dineyri Papazı (4. baskı). Halil Açıkgöz (Haz.). İstanbul: Kubbealtı. 73 dan anlatılan Ketaki Çiçeği efsanesinde hakiki aşkın istihale kavramıyla değerlendirilmesi sebepsiz değildir (s. 50). Önemli olan yürünmesi gereken yolda kalmamak, istihale ile ulaşılan seviyeyi koruyabilmektir. Gülbün yasak aşkın büyüsüne kapılmadan evvel eski hocası, çocukluk yaşından itibaren üzerine titreyen Feyzi Bey tarafından bir uyarı almıştır. Gülbün ün 1942 den 1949 a uzanan aşk hikâyesinin ilk evresi olan tanışma ve randevulaşma sürecinde Feyzi Hoca, onun başından bir vaka geçtiğini tahmin etmiş; onu fakültede aramış ve hoş beşten sonra hem ciddî hem mahzun hattâ biraz da haşin bir edâ ile hecelerin üstüne basarak: Gülbün, sen benim en çok emek verdiğim talebemsin. Rûhumun bereketini sende görmek isterim. Kızım, yüzümü kara çıkarma. Kızım beni mahzun etme. demişti. (s. 91). Ancak Gülbün uyarıyı ancak düşüş gerçekleştikten seneler sonra kavrayabilmiştir. Yüce birey arketipinin en önemli özelliklerinden biri de kahramanın bir hata işlemeden önce uyarı mahiyetinde işaretler göndermesidir. Ancak kendilik yolculuğundaki kahramanın düşüşünden sonra da çoğunlukla onu terk etmeyen yüce birey arketipi; onun iyileşmesinde ve dirilişinde de önemli roller üstlenmektedir. Eserin sonlarına doğru Feyzi Hoca nın çıkarsamalarda bulunarak Dineyri Papazı nın kim olduğunu keşfettiği ve ondan Gülbün namına vicdanlı ve insaflı davranmasını rica ettiği görülmektedir. Doktor Bülent otuz altı yaşında olmasına rağmen tecrübesi yaşından ileri (s. 68) biri olarak tanımlanmaktadır. İki kere cenneti bulduğunu sandığı aşk tecrübesinden geçmiş Bülent Bey, aşkının daha başlangıç evresinde iken Gülbün ü bundan alıkoymak için birçok kereler nasihatte bulunmuş; onu gayrimeşru bir ilişkinin onarımı pek zor olan yıkıntısından korumaya ve çıkarmaya çalışmıştır. Gülbün ün fazla alışverişler yaparak aşırı masraflara gitmemesini, açık havada enerjisini harcayabileceği işlerle uğraşmasını, dimağına sevdiği kişinin tasviri geldiği takdirde bunun üstüne başka resimler getirip onu silip, bulandırıp, bozmasını (s. 67) telkin eden Bülent Bey, öksüz ve yetim olan Gülbün ün her zaman yanında olmuş ve bir ağabey gibi onu kollamıştır. Onu mutlu etmek için çiçekler, şekerler alan hocası, yarım bıraktığı tıp fakültesinin devamında da onu teşvik etmiş; Senin Ofelya tipin bir tuzaktır Gülbün. Aslında döğüşken huylusun. Müthiş bir mücâdele kuvvetin var. (s. 226) diyerek onu öldürücü aşk ın azabından kurtarmak için güçlü hissettirmeye, mücadele azmi vermeye çalışmıştır. Böylelikle genç kızın yanında durarak hem çöküş evresinde hem de hayatının yeniden inşa sürecinde en etkin kişilerden biri olmuştur. Ancak Doktor Bülent in yüce birey arketipi bakımından temsil ettiği alan Talât Bey den farklıdır. Talât Bey ve Tayyar Birkul eserde manevi sahayı temsil ederken Doktor Bülent, Gülbün e madde, akıl sahasından seslenmektedir. Onun aşkın hâllerini daha çok akıl süzgecinden, tecrübî ilimden ve aşkın neden olduğu hastalıkların tespit ve teşrihi ile fizyolojik gerçekliklerden yola çıkarak anlamlandırdığı görülmektedir. Sema Uğurcan ın (2001) belirttiği üzere; Dineyri Papazı nda, insan rûhunu çözmek ve iyileştirmek isteyen modern tıp erbâbı ile insan ruhunu çözmek ve iyileştirmek isteyen tasavvuf erbâbı, Gülbün ü kurtarmak için el ele vermiştir. (s. 42). Bu durum romanda Talât Bey gönül diyârından, Doktor Bülent akıl diyârından kuvvetle sesleniyordu. (s. 15) şeklinde ifade bulmaktadır. Doktor Bülent in Gülbün ü koruyucu tavrı, Ketaki Çiçeği menkıbesinin Talât Bey tarafından anlatılmasıyla şöyle tahlil edilmektedir: Doktor Bülent in gözlerine yakalanmıştı. İnsana ilim bakışıyla saplanan röntgen-gözler. Sen kimsin, nereden geliyor, nereye gidiyorsun, ne istiyorsun? diye soran nazar karşısında canlı, akıcı, çalıp oynayıcı hiçbir varlık tutunamazdı. Doktor Bülent, Gülbün ü aşırı bir kendini verişten, sonsuz ummanların encâmı şüpheli mâcerâlarına sürüklenişten korumak ister gibiydi. (s ). Talebesine ne olduğunu, ne istediğini, nereden gelip nereye gittiğini bakışlarıyla soran Doktor Bülent, böylelikle onun bireyleşme yolculuğunda kendiliğini keşfetmesinde yardımcı olmaktadır. Jung a göre (2012b) Masallardaki yaşlı adam sık sık kim, neden, nereden, nere- 74 ye sorularını sorarak, insanın kendisi üzerine düşünmesini ve ahlaki güçlerin toplanmasını sağlar. (s. 89). Eserde bilge kişiyi temsil eden Talât Bey de Gülbün ün kendi üzerine düşünmesini sağlamaktadır. Ona geçirdiği tecrübeleri hatırlatarak şöyle bir soru sormuştur: Gerçek âşık dilsize benzer. Onun sözü yoktur, olsa olsa sazı vardır. Vecitli ilahilere, coşkun destanlara, hoppa türkülere, kan ağlatan mersiyelere sâhiptir. Fakat çok defa bu nağmeler dışarı sızmaz: Âşık dediğin, sadâsız terennüm ediyordur. Dâvâsını kimseye anlatamayacağını bildiği için, kendi canının harîminde kendi okur kendi dinler. Aşkını kıskanıyor gibidir, bir türlü açığa çıkaramaz. Öyle değil mi, Gülbün? Söyle Gülbün, neden seneler senesi bizimle dertleşmek istemedin? (s. 12). Gülbün ün hem aşkı üzerinde düşünmesi hem de yaşadığı tecrübelerden bir hikmete ulaşması; ancak bu hikmeti de söze dökerek başkalarına faydalı olması arzu edilmektedir. Herkesin sözünü saydığı bir otorite ve saygın bir şahsiyet olarak tasvir edilen Talât Bey, yüce birey arketipinin en önemli niteliklerine uygun olarak kahramanın yeniden doğuşunda ona umut vererek; ışığı görmesini sağlamıştır. Ona göre; -Hiçbir terkip çözülmeden yeni bağlanamaz. Hiçbir şekil dağılmadan yeni beliremez. (...) Aşkın harmanından geçmeden hangi mevcut kendi formasına girebilir ki? Kendi cehennemini katetmeden kim kendi cennetine vâsıl olmuş? Hayat, hayâtı özlediği için ölüme tutkundur. Eski adamlar bunu ne güzel bilmişler. Demişler ki: Karanlıklar diyarında âb-ı hayat çeşmesi. (s.22). Ölümsüzlük suyunun karanlıklar diyarında ele geçmesi gibi yaşanan menfi tecrübelerin de ölmez hakikatler bağışlayacağını söyleyen Talât Bey, böylelikle kişinin kendi cennetine ulaşacağını ifade etmektedir. Merkezî karakterin ruhsal dinginliğe ve hakikat bilgisine ulaşmasında etkili olan Tayyar Birkul da Gülbün e umut aşılayarak onun yeniden uyanışını sağlamıştır. Jung un (2012b) Yaşlı adamın hem ulvi hem de yardımsever olması, onunla Tanrı arasında bir bağ kurma düşüncesini akla getiriyor. (s. 94) tespitinde olduğu gibi Küçük Kemterî olarak bilinen Tayyar Birkul, bir nakşî şeyhidir. Romanın sonlarına doğru Gülbün, yaşadığı utancın ve ayrılığın ıstırabıyla kendine bir sığınak olarak küçük bir çöplüğü görmüştür. Oraya layık olduğu vehmiyle kendini tümden bırakan Gülbün artık son takatini yitirmiş ve Guraba Hastanesi ne yatırılmıştır. Onu hayâta çekmek için (s. 269) sevdikleri türlü yollar tutturmuş; ancak hiçbiri fayda sağlayamamıştır. Onu ziyarete gelen ak sakallı Tayyar Birkul un muhabbet bakışlı baba çehresi ni (s. 271) görerek şaşıran ve o sırada gördüğü kötü rüyayı anlatan Gülbün için ise bu görüşme bir dönüm noktasını oluşturmuştur. Rüyasında bir dağdan aşağı indiğini ve ağaçların balta ile vurulup yakılıp yıkıldığını, çiçeği burnunda genç ıhlamurların boylu boyunca serildiğini, lalelerin, menekşelerin, çimenlerin ezildiğini gören Gülbün, uyandığında büyük bir korku ve ümitsizlik hissetmiştir. Tayyar Birkul ise Gülbün ün elini okşayarak ona; -Bu mu imiş yorumsuz dediğin rüya? Meğerse ne kadar düzmüş. Hayıflanacak bir şey yok. Ihlamur ağaçları çiçek açmış ya sen ona bak. Değil mi ki çiçek açmış... Alacağını almış vereceğini vermiş... (s. 272) diyerek rüyasını hayra yormuş; ona umut ve yaşama gücü vermeye çalışmıştır. Sigmund Freud (2010) tarafından aklın bilinçdışı etkinliklerine götüren bir kral yolu (s. 324) olarak ifade dilen düş yorumu; Jung a göre (2006) kişiyi insanın sırlarına ulaştırmakta ve hekimin, ruh eğitimcisinin elinde eşsiz bir alet fonksiyonu üstlenmektedir (s. 107). Bir ruh eğitimcisi gibi manevi cihetten Gülbün ü onarmaya çalışan Kemterî nin elinde rüya yorumu; azabın sona erdiği ve geleceğe dair umutlu zamanların başlayacağına dair müjdeyi vermekte vesile olmuştur. Gülsemin Hazer in (2012) de belirttiği üzere Şeyh, onun ruhunun en derin köşesinde gizli duran rüyanın kapısını aralayarak geçmişten çıkmasını ve artık geleceğe bakmasını (s.1470) sağlamıştır. Tayyar Birkul da Talât Bey gibi çeşitli sorular sorarak kahramanın kendiliğiyle ve geçmişiyle yüzleşmesini sağlamıştır. Hastalıklar, krizler, baygınlıklarla geçen ayrılık sürecinde bedenen ve ruhen çöken Gülbün ün en büyük acısı mabud u olarak gördüğü maşukunun ona karşı duyarsızlığı ve alayları olmuştur. Sevdiği, inandığı insanın beş on dakikalık konuşma ricasını reddettiğini ve dahi kendisini toptan reddettiğini söyleyen Gülbün e Tayyar Kemterî şunları söylemiştir: -Ne talebin vardı ki ne hak bekledin? Onunla evlenmek mi istemiştin? Evet diyemezsin, hayır diyeceksin. Zîra evlenmek bir kanun yoludur, sen ise o yoldan ayrılmışsın. Onunla oynaş mı yaşamak mı istedin? Ne münâsebet. O hâlde... Seni tanısın, bilsin sana yâr olsun istedin. Talebin aşktı, yâni artık devrilmek ve yeniden doğmak sevdâsındaydın. İyi ya işte, dost seçtiğin kimse seni olduğun gibi teşhis etmiş, seni yıkmış devirmiş. Amma sen dibe çökerken ondan alacağını almışsındır. Senin yeni terkibinde o sevilmişten de bir katık bulunacaktır. Görüyorum pek düşünüyorsun. Ne için genç yaşta ölümü çağırmış olduğunu aklın kesmiyor, gençlik ihtiyarlık ne demek? İnsan, rüyâları ve hülyâları kadar yaşar. Yirmi seneye yirmi senenin kaldıramayacağı hayal tasvirlerini tıktıysa yıpranmış ve kocamış olur. İşte o zaman insan mâsumluğu özler. Ruh, eski nakkaşlığı yeniden ele alabilmek için yeni doğuşa sevdâlanır, karanlıklar diyârına yönelir. Âb-ı hayat çeşmesinden bir daha içer. Hüneri ebedîleştirmenin yolunu bulmuş ne yaman nakkaştır o!.. (s ). Gülbün ün kendine itiraf edemediği duygu ve düşünceleri tahlil eden Şeyh Kemterî; onun istediği üzere aşk ı ele geçirdiğini ve safi sevmekle aşk ın hükmünü yerine getirdiğini ifade etmektedir. Böylelikle karanlıklar diyarından dönme vakti geldiği hatırlatılan Gülbün; dikenli utanç gömleği ni üzerinden atmış yerine edep ve letâfet kisvesi kuşanmış bâkir bir ruh [olarak] dönmüştü[r]. (s. 274). Çocukluk zamanlarının masumiyetine bürünen genç kız, hasta yatağından kalkmış; yeniden hayata ve dostlarına kavuşmuştur. Jung un (2012b) bireysel yaşam süreci içinde yeniden doğmak (s. 48) olarak adlandırdığı yeniden doğuş sürecine girmiştir. Ender Gürol a göre (2006); Yaşlı bilge arketipindeki ruh-imgesiyle karşılaştıktan sonra kişinin manevilik ilkesinin canlandırılması rastlantı işi değildir. (s. 74). Gülbün ün cünûn, fünûn ve sükûn evreleri olarak adlandırılan aşk yolculuğunda sükûna ermesinde Tayyar Birkul un onda manevi ciheti uyandırmasının büyük bir etkisi vardır. Böylelikle Gülbün ün hem karanlıklar diyarındaki yolculuğu sırasında hem de dönüş aşamasında yüce birey arketipi olarak adlandırılabilecek kişilerin destekleriyle ruhsal yolculuğunun ilerleyen dönemlerinde hakikat bilgisini keşfettiği görülmektedir. Affın ve unutma nın şifasını ele geçirdiği zamana dek canının gittiğine şahit olan genç kız; bilge arketipini temsil eden dostlarının yol göstermesi ile maşukunun canının kendi canında birlenmiş olduğunu; kendi vücut iklimi içinde onu seyrettiğini fark etmiş, erdiği sükûn ikliminde âb-ı hayat simgesi ile temsil edilen yeniden doğuşu gerçekleştirebilmiştir. KAYNAKÇA Açıkgöz, H. (2002). Bir Hicran Hikâyesi Safiye Erol da Aşk. Türk Edebiyatı. 348, Erol, S. (2014). Dineyri Papazı (4. baskı). Halil Açıkgöz (hzl.). İstanbul: Kubbealtı. Freud, S. (2010). Düşlerin Yorumu II (4. Baskı). Emre Kapkın (çev.). İstanbul: Payel. Gürol, E. (2006). Giriş. Analitik Psikoloji (2. Baskı). Ender Gürol (çev.). İstanbul: Payel, Hazer, G. (2012). Safiye Erol un Dineyri Papazı Romanında Bireyleşim/Kemalat Yolculuğu. Turkish Studies 7.3, Jung C. G. (2006). Analitik Psikoloji (2. Baskı). Ender Gürol (çev.) İstanbul: Payel. (2012a). Anılar, Düşler, Düşünceler. İris Kantemir (çev.). İstanbul: Can. (2012b). Dört Arketip (3. Baskı). Zehra Aksu Yılmazer (çev.). İstanbul: Metis. (2012c). İnsan Ruhuna Yöneliş, Bilinçaltı ve İşlevsel Yapısı. Engin Büyükinal (çev.). İstanbul: Say. Uğurcan, S. (2001). Safiye Erol un Romanları. Kubbealtı Akademisi. 3,
Search Related
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks