Please download to get full document.

View again

of 18
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

SURÛRÎ NİN ŞERH-İ ŞEBİSTÂN-I HAYÂL İNDEKİ ŞERH METODU VE HURÛFÎLİK YANSIMALARI Dr. Bilal ELBİR*

Category:

Travel & Places

Publish on:

Views: 27 | Pages: 18

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
SURÛRÎ NİN ŞERH-İ ŞEBİSTÂN-I HAYÂL İNDEKİ ŞERH METODU VE HURÛFÎLİK YANSIMALARI Dr. Bilal ELBİR* ÖZET XVI. yüzyıl şerh edebiyatı açısından zengin bir yüzyıldır. Şerh-i Şebistân-ı Hayâl, Surûrî nin şerh
Transcript
SURÛRÎ NİN ŞERH-İ ŞEBİSTÂN-I HAYÂL İNDEKİ ŞERH METODU VE HURÛFÎLİK YANSIMALARI Dr. Bilal ELBİR* ÖZET XVI. yüzyıl şerh edebiyatı açısından zengin bir yüzyıldır. Şerh-i Şebistân-ı Hayâl, Surûrî nin şerh metodunu anlayabilmek için incelenmesi gereken bir eseridir. Harflere ve rakamlara anlamlar yüklenmesi yoluyla yapılan çalışmaların tarihi çok eskilere dayanmaktadır. İnsanoğlunun ilk yazı biçimlerini kullanarak oluşturduğu sembolik anlatıma kadar harflerin ve rakamların kullanımını götürmek mümkündür. Türk edebiyatı ve kültüründe bazen Hurûfî olmayan müelliflerin eserlerinde de Hurûfîlik kültürüyle karşılaşılabilir. Bu tür eserlerin ya da müelliflerin değerlendirilmesinde dikkatli olmak gerekmektedir. Surûrî nin Hurûfîliği bir inanç olarak benimsediğine dair, kaynaklarda herhangi bir kayda rastlamadığımızdan sadece şârihin bu konulara ilgisi olduğu ve eserinde bunları kullandığı söylenebilir. Çalışmamızda şârihin şerh metodu ifade edildikten sonra, Hurûfîlik yansımaları ortaya konulacaktır. Anahtar Kelimeler: Şerh, Surûrî, Şerh-i Şebistân-ı Hayâl, Hurûfîlik, 16. yüzyıl Türk edebiyatı THE COMMENTARY METHOD OF SURÛRÎ AND HURÛFİSM REFLECTİONS İN THE ŞERH-İ ŞEBİSTÂN-I HAYÂL ABSTRACT From the point of view of commentary literature the 16 th century was a rich century. Şerh-i Şebistan- Hayal, a piece of literature has to be analyzed in order to understand the Sururi commentary method. Metaphorising the numbers and the meaning has been used for a long time. Using letters and numbers and human being first styles of writing. You can take the use of letters and numbers back to the time when people in Ancient societies used symbolic expressions to themselves. İn Turkısh culture and literature we can come acnoss some Hurufi expressions with others who aren't Hurufı's themselves. We should be particulary careful in evaluating the articles and authors. Now that thare's no record in the resources that Susuri has adopted Hurufizm as a belief. We can easily say that Sururi was pretly much interested in these explanations our esseay the reflection of Hurufism will be put Surûrî nin Şerh-i Şebistân-ı Hayâl indeki Şerh Metodu ve Hurûfîlik Yansımaları 213 forward after the commentary method of explanatör is made clear. Key Words: Commentary, Surûrî, Şerh-i Şebistân-ı Hayâl, Hurufism, Turkish literary in the sixteenth century GİRİŞ Şerhler, İslâm kültür ve edebiyatında çok önemli bir yer tutmaktadır. Kelime anlamı olarak açma, yarma, genişletme, keşf etme, izâh etme ve açıklama 1 anlamlarına gelen şerh, birçok sahayı ilgilendiren bir özellik taşımaktadır. İslâm dünyasında tefsîr çalışmaları şerh türü için kaynak kabul edilir. Tefsîr, Kur ân-ı Kerîm i hakkıyla anlamaya çalışma çabalarının bir ürünüdür. Şerhler, hadis, kelâm, fıkıh, mantık, hey et, sarf, nahiv, belâgat gibi dînî ve ilmî içerikli eserler hakkında kaleme alındığı gibi manzum ve mensur edebî eserler için de kaleme alınmışlardır. 2 Osmanlı hükümdarlarıyla, şehzadelerin Türkçe ye rağbet göstermeleri tercüme ve şerh tarzındaki çalışmaları arttırmıştır. Orhan Gazi zamanında Mustafa b. Muhammedî adında bir ilim erbâbı Orhan Gazi nin oğlu Süleyman Bey adına Türkçe Sûre-i Yâsin Tefsiri yazmış ve himaye görmüştür. 3 Osmanlı medreselerinde verilen eğitim içerisinde şerh çok önemli bir yer tutmaktadır. Aritmetikte Bahâüddin el- Âmilî nin Hulâsatü l-hisâb ına yazılmış şerhin, geometride Şemsüddin es-semerkandî nin Eşkâlü t-te sîs ine Kadızâde er- Rûmî nin yazdığı şerhin, astronomide el-çağminî nin el- Mulahhas fi l-hey e sine yine Kadızâde nin yazdığı şerhin, tıpta İbni Sînâ nın El-Kânûn adlı eserine yazılmış şerhlerin, fizikte Esîrüddîn el-ebherî nin Hidâyetü l-hikme si ile Necmüddîn el- Kâtibî nin Hikmetü l-ayn ına yazılmış şerhin ders kitabı olarak okutuldukları bilinmektedir. 4 Manzum ya da mensur olarak yapılan metin şerhi çalışmalarında ortak bir özellik olduğunu söylemek mümkündür: Bir metnin, daha iyi anlaşılsın diye, o metni başkalarından daha iyi anladığı kanaatinde olan kişiler tarafından açıklanması. Bu kanaat başkaları tarafından paylaşılsa da paylaşılmasa da, bir metni açıklamaya başlayan *Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesi 1 Mustafa Bin Şemseddîn Ahterî: Ahterî Kebîr, İstanbul, 1310, s İsmail Hakkı Uzunçarşılı: Osmanlı Devletinin İlmiye Teşkilâtı, Ankara, 1988, s Mustafa Bilge.: İlk Dönem Osmanlı Medreseleri, İst., 1984, s.8. 4 İzgi, Cevat: Osmanlı Medreselerinde Riyazi ve Tabii İlimlerin Eğitimi, (İstanbul Ün. Sosyal Bilimler Enst., Yayınlanmamış Doktora Tezi ) İstanbul, 1994,s. 23. 214 Bilal Elbir kişi, onu bazı kişilerden veya herkesten daha iyi anladığı kanaatine sahiptir. 5 Metin şerhi çalışmalarında bir ekol oluşturan Ali Nihat Tarlan ise, şerh çalışmalarında asıl amacın duymak değil, anlamak olduğunu ifade etmiştir. 6 XVI. yüzyıl Türk edebiyatı içerisinde nesir sahasında birçok eser verilmiştir. Bu eserlerin büyük çoğunluğunu dînî nitelikteki eserler teşkil etmektedir. Şeyhü l-islâm Zembilli Ali Cemâlî Efendi, Ebussu ûd Efendi, Kemâlpaşazâde Şemseddin Ahmed ve Gelibolulu Mustafa Sürûrî devrin önemli ilim adamlarındandır. Şerh yapan kişinin hem dile vâkıf olması hem de konuya vâkıf olması gerekmektedir. Güçlü bir şârih 7 olabilmek için Arapça, Farsça bilmek en temel şarttır. İslâmî ilimleri ve belâgatı iyi derecede bilmek metni çözümleyebilmek için gerekli unsurlardandır. Türk edebiyatında bu yüzyılda çok önemli şârihler yetişmiştir. Gelibolulu Surûrî, Mustafa Şem î, Lâmi î Çelebi, Ahmed Sûdî şârihlerin önde gelenlerindendir. Mustafa b. Muslihiddîn Surûrî (öl.969/1561), XVI. Yüzyılın en velûd şârihlerinden birisidir. Dînî ve edebî birçok esere şerh yazmıştır. Şerh-i Hidâye, Şerh-i Merâh, Haşiye-i Tefsîr-i Kâdı Beyzâvî, Şerh-i Buhârî dînî ve ilmî nitelikteki şerhlerden bazılarıdır. Tıp ve gramer sahasında da birçok şerh Surûrî tarafından yazılmıştır. Edebî olarak şerh ettiği eserler şunlardır: Gülistân, Bûstân, Hâfız Dîvânı, Şebistân-ı Hayâl, Mu ammâ-yı Câmî, Mu ammâ-yı Âli ve Mesnevî dir. Mesnevî yi şerhinden sonra şârih-i Mesnevî ünvânıyla adlandırılmıştır. Bu yüzyılda edebî şerhlerin dışında da şerh yazılmıştır. Dînî özellik taşıyan şerhlerin yazılması, edebî şerhlere göre daha önceki dönemlerde başlamıştır. XVI. yüzyılın dînî şerh örneklerinden birisi de Muhammed b. Muhammed el-cezûlî (öl.870/ 1456) nin dua ve salavatla ilgili olarak Arapça yazılmış olan Delâilü l-hayrât adlı eserinin, İzmitli Kara Davud (öl.948/ ) tarafından yapılmış tercüme ve şerhidir. 8 Şerhler mensur olabildiği gibi manzum da olabilmektedir. Esmâ-i Hüsnâ başlığını taşıyan eserler, Allâh ın 5 Tunca Kortantamer: Teori Zemininde Metin erhi Meselesi, Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Aratrmalar Dergisi S.VIII,s.1. 6 Ali Nihat Tarlan: Edebiyat Meseleleri, İst.,1981, s Şârih: Metinleri inceleyerek anlayışı çerçevesinde okuyuculara açıklamaya çalışan kişiye denilir. Şârih şerh etmiş olduğu metinle ilgili yaşadığı devrin anlayışını da şerhine yansıtır. Çoğulu Şürrâh tır. 8 Âmil Çelebioğlu: a.g.e., s.117. Surûrî nin Şerh-i Şebistân-ı Hayâl indeki Şerh Metodu ve Hurûfîlik Yansımaları 215 doksan dokuz ismini açıklamaktadır. Kanûnî devrinde yazılmış olan yaklaşık sekiz yüz civarında beyitten oluşan Şerhü l- Esmâü l- Hüsnâ adını taşıyan eser, İlyas İbni İsa-yı Saruhânî (öl.967/ 1559) tarafından yazılmıştır. 9 Türk edebiyatında XIV. Asırdan itibaren kırk hadis tercümelerine rastlanır. XV. yüzyıldan itibaren genişleyerek devam eden kırk hadis geleneğinde yazılan eserler tercüme adlandırmasıyla adlandırılsalar da metot olarak şerhten bir farkı yoktur. Kırk hadis tercümelerinin hitap ettiği kitle orta sınıf okuyucu kitlesi olduğundan bu türde yazılmış eserlerde sadeliğe ehemmiyet verilmiştir. XVI. yüzyılda yazılmış olan on beş civarında kırk hadis tercümesi bulunmaktadır. Bu eserler Hazînî, Usûlî, Melâmî Dede, Fuzûlî, Nev î, Latifî, Mecdî, Âli, Rihletî, Abdülmecid b. Nasuh, Âşık Nettâ î, Selâmî Mustafa Efendi, Merdumî gibi sanatçılara aittir. 10 XVI. yüzyılın birinci çeyreğinden itibaren şerh faaliyetinin arttığı görülmektedir. Yapılan şerhlerin büyük çoğunluğunu Arapça eserlere yazılan şerhler oluşturmaktadır. Türkçe şerhler ise genellikle didaktik, tasavvufî ve ahlâkî nitelikteki eserlere yapılmaktadır. Muammâ şerhlerinin yanında tek bir beytin veya bir eserin önsözünün şerhleri de yapılabilmektedir. En fazla şerh edilen eserler: Kırk Hadis mecmuaları, evrâd mecmuaları, hilye-i nebî mecmuaları, Esmâi Hüsnâ risâleleri, Fıkh-ı Ekber, Füsûsü l- Hikem, Mesnevî, Gülşen-i Râz, Bostân, Gülistân, Bahâristân 11 dır. XVI. yüzyılda yapılan şerhlerin hepsiyle ilgili nüsha tespiti ve içeriklerinin belirlenmesi ayrı bir çalışma konusu olarak ele alınması gerekmektedir. Surûrî, Osmanlı devletinin zirvede olduğu 16. yüzyıl içerisinde yaşamış olan büyük bir âlim ve şâirdir. Adı, kaynaklarda Mustafa bin Şa bân es-surûrî er-rûmî şeklinde geçmektedir. Lakabı Muslihiddîn dir; fakat Surûrî mahlasıyla meşhur olmuştur. 12 Surûrî, tefsir, tıp, hadis, fıkıh, mantık, ilm-i nücûm, edebiyât ve şerh gibi birçok sahada eser kaleme almış olan bir âlim ve edebiyâtçıdır. Arapça, Farsça ve Rumca yı iyi bir şekilde bilen Surûrî hakkında, kaynaklar, geniş kültürlü bir insan 9 Âmil Çelebioğlu: a.g.e., s Abdülkadir Karahan: İslâmî Türk Edebiyatında Kırk Hadis, Ankara, 1991, s Ömür Ceylan: Tasavvufî Şiir Şerhleri, İstanbul, 2000, s Komisyon: Sürûrî, İslâm Âlimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi, İstanbul, C.XIV, s.354. 216 Bilal Elbir olduğunu ifade etmektedirler. 13 Şuarâ tezkirelerinde Surûrî nin eserlerinin sayısı konusunda farklı bilgiler bulunmaktadır. Evliyâ Çelebi Surûrî nin eserlerinin sayısının olduğunu ifade etse de şu ana kadar tespit edilen eserleri 35 i aşmamıştır. Eserlerini Arapça, Farsça ve Türkçe olarak üç dilde yazmış olan Surûrî, yapmış olduğu çalışmalarla Arap ve Fars dillerine olan hakimiyetini ortaya koymuştur. Eserlerinin çoğunu şerh ve haşiye çalışmaları oluşturmuştur. Surûrî müderrislik yaparken Arapça ve Farsça ilmî ve edebî eserlerin kavranması noktasında çabalar sarf eder. Yapmış olduğu şerh ve haşiyelerle derslerini bir te lif eser haline getirmiştir. Âşık Çelebi, Meşâ irü ş-şuarâ da Surûrî hakkında değerlendirmede bulunurken onun şerh ve muammâ konusundaki maharetine işaret etmiştir: Gâh mu ammâların müşkilleri anın halliyle gûşâyiş bulurdı, gâh şâirlerin nihâl-i hayâlleri reşahât-ı sehâb-ı ıslâh u tashîh ile nümâyiş bulurdı Mustafa b. Muslihiddîn Surûrî (öl.969/1561), XVI. Yüzyılın en velûd şârihlerinden birisidir. Dînî ve edebî birçok esere şerh yazmıştır. Şerh-i Hidâye, Şerh-i Merâh, Haşiye-i Tefsîr-i Kâdı Beyzâvî, Şerh-i Buhârî dînî ve ilmî nitelikteki şerhlerden bazılarıdır. Tıp ve gramer sahasında da birçok şerh Surûrî tarafından yazılmıştır. Edebî olarak şerh ettiği eserler şunlardır: Gülistân, Bûstân, Hâfız Dîvânı, Şebistân-ı Hayâl, Mu ammâ-yı Câmî, Mu ammâ-yı Âli ve Mesnevî dir. Mesnevî yi şerhinden sonra şârih-i Mesnevî unvânıyla adlandırılmıştır. 1-SURÛRÎ NİN ŞERH METODU: Metin şerhleri edebiyatımızda manzum ve mensur olarak ikiye ayırabiliriz. Şerh-i Şebistân-ı Hayâl de manzum ve mensur yapı iç içe bulunmaktadır. Mensur yapı ağırlığını hissettirmekle birlikte manzum parçalar da şerh edilmiştir. Metin şerhleri ve şerh metotları konusunda çalışmaları bulunan Tunca Kortantamer, Teori Zemininde Metin Şerhi Meselesi adlı makalesinde şerh metotları hakkında şu açıklamaları yapar: Bu tip şerhlerde öncelikle metin verilir. Sonra kelimeler ve kavramlar çok zaman dilbilgisi ağırlıklı olarak şerhine göre uzun veya kısa bir şekilde açıklanır. Onlarda saklı olan anlam dünyası ortaya çıkarılmaya çalışılır. 13 Latîfî:Latîfî Tezkiresi (Haz.Doç. Dr. Mustafa İsen), Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1990, s Evliyâ Çelebi: Seyahâtnâme, İstanbul, 1314, C.I, s Âşık Çelebi: Meşâirü ş- Şuarâ, M.Owens, London, 1971,Yk.153-b. Surûrî nin Şerh-i Şebistân-ı Hayâl indeki Şerh Metodu ve Hurûfîlik Yansımaları 217 Daha önce bu konuda ileri sürülmüş fikirler varsa onlar zikredilir. Telmihler dünyası açıklanır. 16 Şerhlerde belirgin bazı yöntemler olmasına rağmen her şerh, şârihin kendi dünyasından birtakım unsurları taşıdığı bir araçtır. Şârihin Arapça veya Farsça ya vukûfu derecesinde gramer bilgileri yer alırken, tıpla ya da ilm-i nücûmla ilgilenmesi derecesinde de metnin içerisine astronomi ve tıp dahil olur. Her şerh şârihin birikimlerini ortaya döktüğü bir düzlemdir. Surûrî, şerhte klasik bir yol izlemiştir. Önce metin verilmiş daha sonra metnin Türkçe ye aktarımı yapılmıştır. Metnin daha geniş olarak açıklandığı ve yorumlandığı bölümler sanat budur ki başlığını taşıyan kısımlarıdır. Bu bölümde şerh edilen parça, gramer ve anlam açılarından detaylı bir incelemeye tabi tutulur. Anlamı güçlendirmek için kullanılan manzum parçaların teker teker anlamları verildiği gibi Terceme başlığı altında belli aralıklarla tercümeleri toplu olarak verilir. Surûrî nin Şebistân-ı Hayâl i şerh etmesinin bir sebebi, eserin kolay anlaşılır olmamasıdır. Mu ammâ çözme konusundaki ustalığı bilinen Surûrî nin bu eseri seçmesinin bir nedeni de eserin mu ammâ dolu yapısı olsa gerektir. Şerh-i Şebistân-ı Hayâl in girişinde, eserin şerhine geçmeden Surûrî, şerh metodunu bir mesneviyle ifade etmiştir. Mesnevî Naôm ü neåri bir ãanâyièdür şebistân-ı hayâl Bikrdür hiç fikr anı feth etmek olmuşdur muhâl Keşf éde anı yazup aklâm-ı pür dânem benüm Bendeñe emr eyledüñ çün anı sultânum benüm Hatm édüp dibâce i fetha rücû etsem gerek Gûş dut benden yaña şerha şürû etsem gerek Evvelâ manâ-yı metni eylerüm rûşen beyân Sâniyen her sanatı kılsam gerek keşf ü ıyân Tâ ki herkes nefèini görüp úuluñı éde yâd 16 Tunca Kortantamer: Teori Zemininde Metin Şerhi Meselesi, Türk Dili ve Edebiyatı Araştırmaları Dergisi VIII, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, İzmir, 1994, s.3. 218 Bilal Elbir Déye Hak kılsun Sürûrî cânını rahmetle şâd 17 Şebistân-ı Hayâl de şerh edilen manzum parçalar mısra mısra ele alınıp Türkçe ye tercüme edilmiştir. Eserin tamamında bu metot uygulanır: Hamd Hudây-râ ki çeşme-i mîm-i Hamdeş deryâyîst der-hadd-i kemâl-i kerem Hamd Hüdâyâ ki ânuñ hamdi mîmi çeşmesi bir deñizdür kemâl-i kerem haddinde. 18 Sâd-ı çeşm-i sanem ez-girye-i havfeş nem dîd Sanemiñ çeşmi sâdı anuñ korkısı aglamasından nem gördi 19 Manzum yapılarda uygulanan yöntem mensur parçalarda da aynen uygulanmıştır: Ser ez-sücûd berdâşten vü be-kuûd nişesten mütezammin yâften feyz-i nimet-i vücûd-ı Hazret-i vâcibu l-vücûd est biniger ki çün ser ez-sücûd berdârî cûd yâbî. Başı sücûddan kaldırmak ve kuûda oturmak Hazret-i vâcibü l-vücûduñ vücûdı nimeti feyzini bulmagı mütezammindür. Nazar kıl ki çün sücûddan baş kaldırasın cûd bulursun. 20 Sâ ilî ez-müteba h hirân-ı maverâ ün-nehr mâ-cerâ mî-gered ki be-rivâyet-i yenâbî vü muhit çerâ bürke-râ ki deh der-deh kerân dâred hükm-i âb-ı deryâ be-rû-yı cereyân dâred güft gayr-ı in manî âşinâ-yı her cûyâ nist ki deh der-deh ez-rû-yı şümâr deryâyîst. Bir sâ il Mâverâ ün-nehr mütebahhirlerinden mâ-cerâ éder idi ki yenâbi ve muhit rivâyeti ile bürkeye ki aşrün fî aşr kenârı vardur. Deñiz suyı hükmünüñ anuñ üzerine cereyânı vardur dédi. Bu manînüñ dibi her arayıcınuñ âşinâlıgı değildür ki deh der-deh sagış yüzünden deryâdur 21 Surûrî daha fazla açıklama ihtiyacı lüzumu duyduğu manzum veya mensur parçaları sanat budur ki başlığı altında ele alır ve açıklar. Buralarda anlam ikinci kez vurgulanmıştır. Gayn pûşiş est vü gîşân vü lâm şa hs-ı insân vü sîn-i gusl erre ki pûşiş vü hicâb cenâbet ez-cenâb-ı mukaddes hazret-i rahmân be-ân pâk ez-beden-i insân münkatı ü mürtefi mi-şud. Gayn örti ve bürünmekdür ve lâm şa hs-ı insândur ve sîn gusl bıçkudur ki örti ve hicâb bud-ı cenâb-ı mukaddes hazret-i rahmân ol 17 Bilal Elbir: Sururi nin Şerh-i Şebistân-ı Hayâl i Metin-İnceleme, Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dil ve Edebiyatı Bölümü, Eski Türk Edebiyatı Anabilim Dalı, Doktora Tezi, İzmir, 2003, s Bilal Elbir: a.g.e., s Bilal Elbir: a.g.e., s Bilal Elbir: a.g.e., s Bilal Elbir: a.g.e., s. 157. Surûrî nin Şerh-i Şebistân-ı Hayâl indeki Şerh Metodu ve Hurûfîlik Yansımaları 219 bıçku ile pâk olur. Beden-i insândan kesilüp mürtefi olur. Sanat budur ki gusl lafzında olan gayndan murâd gayn-ı melfûzîdür ki bürünmek ve mahbûb olmak manâsınadur. Ve gusl lafzında lâm şa hs-i insândur sin ortada fâsıla olmasa gayn lâm üstünde olur idi. Lâ-cerem sîn erre gibi fasl ve kat eyledi. Eğer sîn mâ-beynde olmasa cenâb-ı mukaddesden cenâbete yani bad kesilmez idi. 22 Surûrî, çok uzun açıklamalar yapma gereği hissettiği bölümlerde, kullanmış olduğu sanat budur ki ibaresinden başka sanata nazar başlığıyla ikinci bir başlık daha kullanır. Sanata nazar ibaresini kullandığı yerlerde genellikle gramere yönelik açıklamalar yapmıştır. Sanat budur ki yekî murâd zurefâ lafzında olan elifdür. Âb öñünde oldugı gibi ol elif fâlîz kenârındadur ki fâ -i mektûbîdür ve hıyâr lafzınuñ etrâfı yani iki cânibinde olan harfler hâr lafzıdur ve istirâhat lafzını iki cüzden mürekkeb itibâr eyledi. Biri ist biri râ hatdur ve râhât cüz -i sânî ve â hir oldugı içün dâmen-i istirâ hat dédi. Ve rû-yı kahrdan murâd kafdur. Andan lafz-ı dehân açılıcak yani ol bunuñ içine giricek dihkân olur. Harbüze lafzınuñ âkıbeti yani â hiri büzedür ve lafz-ı bâ-direng manâya nazar iki lafzdan mürekkebdür. Biri bâ lafzıdur biri direng lafzıdur. Sanata nazar lafz-ı müfreddür şın hıyâr manâsına. Ve elif lafzı hayrda olıcak hıyâr olur. Yâ der-miyân-ı hâr lafzında yâdan murâd mektûbîdür. Ol ki hâr lafzında hıyâr olur. Ama yâ ezgülû-yı hor lafzında yâdan murâd melfûzîdür. Ol ki har lafzında ola hıyâr olur. 23 Şârih, açıklamalarını yaparken anlam ve gramer açısından açıklamak istediği özellikleri derecelendirerek anlatmıştır. Şerhin içerisinde sık sık karşımıza çıkan bu yöntem sistematik bir özelliği yansıtır. Sanat budur ki emrûd lafzınuñ medlûlı tanbûra müşâbih oldugı mülâhaza ile evvelâ bir cüzi rûd olmak itibâr édüp rûdist dédi. Sâniyen rûd lafzında rû lafzı vardur bir rûyiş dédi. Sâlisen manâ mülâhazası ile rûduñ yüzi üzre yani saz kirişinde olan perdeler kasd édüp taaddî fikri ile hurûf-ı teheccî hasebince elifden mîme varınca dédi. Râbian emrûd lafzında rû üzre olan harfler 22 Bilal Elbir: a.g.e., s Bilal Elbir: a.g.e., s. 303. 220 Bilal Elbir elif ve mîm idüğün itibâr eyleyüp ez-elif tâ mîm perde-beste end dédi. 24 Surûrî nin açıklamalarında sık sık geçmişe yönelik atıflar vardır. Bundan evvel beyân olundı, yukaruda beyân olundı şeklindeki açıklamalarıyla okuyucuyu uyaran Surûrî, ilk defa açıkladığı unsurlarla ilgili olarak da şimdi beyân olundı ifadesini kullanmıştır. Sanat budur ki güneşden murâd ukâr lafzında olan ayndur. Nitekim bundan evvel beyân olundı 25 Nitekim yukaruda beyân olundı ve sanata nazar harf-i dal murâddur 26 Şerhlerde şârihler şerh ettiği metinde ele alınan konuyla ilgili kendi düşüncelerini, yaklaşımlarını dile getirirler. Şârihlerin bu değerlendirmeleri yaşadığı devrin kültürel özelliklerini yansıtması açısından oldukça önemlidir. Şârihlerin vermiş oldukları bilgilerden hareketle birçok kelime ve kavramın anlamı öğrenilip geçmiş dönemlerde yazılmış metinlerin anlamlandırılması kolaylaşacaktır. Surûrî şerhinde bu tarz bilgiler bulunmaktadır. Sanat budur ki sabâhat lafzını iki cüzden mürekkeb eyledi ki biri sabâ biri hatdur. Ve bir itibâr dahi eyledi ki yüzi sab ve â hiri hatdur. Ol ki itibârda cüz -i evvel ki sabâdur. Feth-i sâd ile olıcak şark yeli démek olur. Aña binâ en bâd-ı civânî dédi. Ve kesr-i sâd ile olıcak oglanlık démek olur. Anuñ içün güdegî dédi. Ve ikinci itibârda yüz ki sabdur âşık manâsınadur. Bunuñ içün yüz örterler dédi. Ve her bir itibârda cüz -i sânî ve â hir hatdur. Tacîle ve budakdan yapragı el ile sıyrup yolup gidermeğe dérler. İki manâ mülâhazası ile be-zûdî berg-i visâl ez-gülbün-cemâl tırâş kunend dédi. Ve sabâ meyl manâsına da hi ve sabâhat lafzınuñ cüz -i evvelidür. Buña binâ en bad ez-tamâmî ki meylest dédi. Zîrâ cüz -i evvel tamâm olmayınca cüz -i sânî bulunmaz. Pes hat ki visâl yapragın koparmak murâd édindi. Bade vücûd bulur. 27 Surûrî, Türkçe karşılıkları verdikten sonra konuya uygun Arapça ve Farsça beyit, kıt a, mesnevî ve
Similar documents
View more...
Search Related
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks