Please download to get full document.

View again

of 19
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

TED ANKARA KOLEJİ VAKFI ÖZEL LİSESİ

Category:

Business & Economics

Publish on:

Views: 22 | Pages: 19

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
TED ANKARA KOLEJİ VAKFI ÖZEL LİSESİ ULUSLARARASI BAKALORYA PROGRAMI TÜRKÇE A DERSİ UZUN TEZİ KADIN OLMANIN FARKLILIĞI Öğrencinin Adı: Damla Tok Rehber Öğretmen: Sevgi Çağlar IB Diploma No:
Transcript
TED ANKARA KOLEJİ VAKFI ÖZEL LİSESİ ULUSLARARASI BAKALORYA PROGRAMI TÜRKÇE A DERSİ UZUN TEZİ KADIN OLMANIN FARKLILIĞI Öğrencinin Adı: Damla Tok Rehber Öğretmen: Sevgi Çağlar IB Diploma No: Sözcük Sayısı: 4000 Araştırma Sorusu: Ayşe Kulin in Sevdalinka adlı yapıtındaki savaş izleğinin odak figür Nimeta nın, ailesinin, arkadaşlarının ve çevresinin üzerine etkileri nasıl ele alınmıştır? ÖZ Uluslararası Bakalorya programına yönelik bitirme tezi olan ve Türkçe A dersi kapsamında yazılan bu inceleme, Ayşe Kulin in Sevdalinka adlı eserinde, odak figür olarak incelenen Nimeta yı ve Nimeta nın gözleri aracılığıyla ele alınan ailesini, arkadaşlarını ve içinde bulunduğu toplumu oluşturan çevresini konu edinir. Bu inceleme, geçmişte durağan ve sıradan bir yaşam sürdüren Nimeta figürünün savaş gerçeğiyle yüzleştikten sonra karşılaştığı zorlukları, değişim ve sonrasında zorunlu olarak gelen uyum ve kabullenme sürecini ele alır. Savaşın getirdiği değişim ile ortaya çıkan eski ve yeni yaşam koşulları arasındaki zıtlık ise Nimeta nın önceliklerini yeniden belirleme çalışmasının, gözleri önünde yıkılan uzam ve topluma rağmen hayatta kalma çabasının, kurgudaki çoğu figürün aksine bir miktar umuda tutunma uğraşının oluşturduğu iç monologlar ve betimlemeler merkezinde yorumlanmıştır. Kadının savaş içerisindeki duruşuna ağırlık veren bu çalışma, Sırplar ve Hırvatlar tarafından soykırıma uğramış, acı çektirilmiş Bosna Halkının geçirdiği zorlu ve hem fiziksel hem de ruhsal açıdan harap edici süreci, bu zorluklardan geçmekte olan bir figür aracılığıyla savaşın toplumdaki yansımalarını tayin etmek açısından önemli görülmüştür. Bu çalışma, Savaş ve Savaşla Gelen Değişim, Savaşın Acı Yüzü, Savaşla Değişen İnsan Psikolojisi ve Savaşla Birlikte Figürlerin Yaşam Algılarının Değişmesi olmak üzere dört bölümden oluşturulmuştur. Bu ayrımın nedeni ise, toplumun savaş öncesindeki ve sonrasındaki yaşam süreçleri arasındaki tezatlığı vurgulamak, savaşın uzam ve figürlere zarar vermesiyle birlikte insan psikolojisinin ve yaşam anlayışının değişimini incelemek, bu değişim karşısında ise farklı insan duruşlarını belirlemektir. Varılan sonuç ise savaş gerçeğinin figürler üzerinde derin yaralar bıraktığı, masumiyet ve umudu kirlettiği ve sonuçta mutlu olan bir taraf bırakmadığı yönündedir. Sözcük Sayısı: 244 2 İÇİNDEKİLER: 1. GİRİŞ SAVAŞ VE SAVAŞLA GELEN DEĞİŞİM SAVAŞIN ACI YÜZÜ SAVAŞLA DEĞİŞEN İNSAN PSİKOLOJİSİ SAVAŞLA BİRLİKTE YAŞAM ALGILARININ DEĞİŞMESİ SONUÇ KAYNAKÇA 1. GİRİŞ: İncelenecek olan eser Ayşe Kulin in Sevdalinka adlı romanıdır. Ayşe Kulin, eserinde 1900 lü yılların başlarında dini nedenlerden dolayı Sırplar ve Hırvatlar tarafından soykırıma uğramış olan Boşnak Halkını konu alır. Yazar, soykırım nedeniyle ortaya çıkan savaş kavramının yıkıcı etkilerini Nimeta, kocası Burhan, oğlu Fiko, kardeşi Raif, iş arkadaşı Sonya, annesi ve Boşna Halkı aracılığıyla okura sunar. Kulin, savaş kavramıyla değişen yaşam koşullarını, Nimeta nın eski alışkanlıklarının, önceliklerinin ve hayata karşı bakış açısının savaşın başlamasıyla başkalaşması aracılığıyla inceler. Bu noktada, aklı gönül işlerinde olan, durağan bir hayat sürdüren Nimeta ile savaş gerçeğiyle yüzleştikten sonra hayatta kalma çabasında olan, aşk hayatı, kiminle mutlu olabileceği gibi eski önceliklerini kenara bırakıp oğlu Fiko nun ve kocası Burhan ın can sağlığı hakkında endişelenen yeni bir Nimeta arasındaki tezatlık ortaya çıkar. Bu tezatlık, savaşın getirdiği zorunlu değişim sürecinin bir ürünüdür. İnsanları bu değişim sürecine iten etkenler koşulların, uzamın ve çevrelerinin değişmesidir. Savaşın ilerlemesiyle birlikte Sırpların uzama ve Boşna Halkına verdiği hasar da artar. Sırpların, yaşadıkları yeri yıkması ve harap etmesi, Boşnakların çevrelerindeki insanların ya savaşa gitmesi ya ölmesi ya da Sırpları tarafından zulüm görmesi, işkenceye uğramasıyla karşı karşıya kalan insanların geçmişteki gibi yaşamlarını sürdürmeleri, eski alışkanlıklarını sürdürmeleri söz konusu olamaz. Bu nedenle halkın tüm kesimi yaşam mücadelesi vermeye başlar. Savaşın ciddiyetini hafife alan kesim ise hayatta kalmaya çalışan insanların zihniyetine zıt düşen bir tutum içindedirler. Ancak onlar da yapıtın ilerleyen bölümlerinde değişim sürecine katılmak zorunda kalırlar. Kulin, soykırıma uğrayan halkın içinde olan odak figür Nimeta nın gözlerinden savaşın uzama ve en önemlisi insanlara, insan zihniyetine verdiği hasarı, değişim sürecini, değişen insan psikolojisini anlatır. 4 Yazarın olayları Nimeta nın gözleri aracılığıyla anlatmasının sebebi Nimeta nın gazetede çalışmasıdır. İşi sayesinde halkın neredeyse tüm kesiminin yaşadığı acılardan haberdar olur. Yazar Bosna Halkının yaşadığı acıları ve değişim sürecini anlatmaya başlamak için, Nimeta nın savaş öncesi hayatını betimleyerek başlar. Bu durum yapıtın ilerleyen bölümlerinde ortaya çıkan savaş izleğine tamamen zıt olduğu için Bosna Halkının uğradığı zorunlu değişim süreci vurgulanmış olur. 2. SAVAŞ VE SAVAŞLA GELEN DEĞİŞİM: Savaş çıkmadan önce Nimeta ve ailesi sıradan ve sorunsuz bir hayat yaşar. Yazar, yapıt başında aile fertlerinin betimlemeleriyle olay örgüsünün içinde Nimeta nın Fiko ve Hana adında iki çocuğu olduğunu ve kocası ve annesiyle yaşadığını açıklar. Haber muhabiri olan Nimeta ve mühendis kocası Burhan, düzenli olarak işe giden ve sabit bir gelire sahip olan insanlardır. Bu sayede de ekonomik refah içindirler. Savaşın başlamasıyla birlikte herkes gibi onların da yaşam düzeni bozulur ve onlar da değişim sürecine girer. Kurgudaki diğer figürler de savaş öncesinde huzur dolu bir ortamda yaşamlarını sürdürürken savaşın başlamasıyla bu atmosferin yerini korku ve dehşet alır. Savaş gerçeği en belirgin olarak sağlıklı olan yaşam süreçlerini olumsuz yönde etkiler. Bu süreçte olumsuz yönde etkilenen faktörler ekonomik, sosyal ve olumsuz koşulları oluşturur. Savaş nedeniyle firmalar çalışanlarını işten çıkarmak zorunda kalır ve böylelikle işsizlik boy gösterir. İnsanlar işlerini kaybetmeye başlar ve bu da toplumdaki yoksul kesimin belirgin bir biçimde artmasına sebep olur. İşsiz kalıp eve para götüremeyenler arasında Nimeta nın kocası Burhan da vardır. Çalıştığı firmada iş imkânı kalmayınca geliri de kaybolur. Evin gelirini kazanma rolü, sadece Nimeta nın omzuna biner. Yazar, Nimeta ve annesinin arasındaki diyaloglar ile geleneksel aile düzenini aktarır: Erkek, evin gelirini sağlarken kadın da evde çocuklara bakar. Burhan, Nimeta nın da çalışmasına bir şey demez. Ancak savaşın başlamasıyla birlikte bu alışılagelen düzene göre ailede kadın ve erkek rolleri de değişir. Nimeta nın annesi eski kuşaktan olduğu için geleneklerine bağlıdır. 5 Burhan da annesinin geleneksel düşüncelerinden etkilenerek değişen düzenden rahatsızlık duymaya başlar. Savaş öncesinde aile yapılarında ataerkil bir düzen varken, savaş sonrasında bu dengeler bozulmaya başlar. Bu yeni düzenden duyduğu rahatsızlığını da hırçınlaşarak dışarı yansıtır; çünkü aile düzeninin değiştiğini kabullenemez. Nimeta yı ailesiyle ilgilenmediğiyle suçlar ve bunun sonucunda tartışmaya başlarlar. Nimeta da aile içinde erkeğin gücünü yitirmesinden etkilenir. Böylece de aile içerisindeki huzur ortamı yok olur. Savaşın başlaması yiyecek kaynaklarının tükenmesine yol açar. Bu nedenle insanlar, yiyecek gibi en temel ihtiyaçlarını karşılamak için bile karaborsaya başvururlar. Koşullar kötüleştikçe ve bir somun ekmeğin karaborsadaki fiyatının artmasıyla yiyecek, bir lüks haline gelir. Ekonomik refah içerisindeki kesim dışındaki insanlar tarafından satın alınamaması, yoksul kesimin daha da sefilleşmesine ve sınıf ayrımının uçuruma çevrilmesine neden olur. Bazı insanlar yaşamlarını sürdürebilmek için bahçelerinde yetiştirdikleri otlarla yetinmek zorunda kalırlar. Yazar, bu durumu ele alarak yoksul kesimin çaresizliğine değinir. Nimeta ise işsiz ve yoksul sınıf kadar şanssız değildir; gazetedeki işi sayesinde biraz daha ekonomik refah içerisindedir. Bu sebeple savaşın etkileriyle yoksul kesim kadar yüzleşmek zorunda kalmaz ve böylece savaş gerçeğinin acımasızlığıyla yoksul kesimden çok daha sonra yüzleşir. Nimeta nın ailesi ve çevresi savaş yaşanmasına rağmen öncesindeki alışkanlıklarını sürdürme çabasındadırlar. Amaçları savaşın yarattığı olumsuz atmosferi hafifletmektir. Bu durumun bir örneği hala kahve içebilmek niyetine mercimeği ezip, kavurup içmeleridir. Savaşın yarattığı bu olumsuz koşulları bir nebze iyileştirerek bir umut, yaşama tutunurlar ve böylece savaşın onları tamamen mahvetmesini önlemeye çalışırlar. Nimeta mercimekten yapılan kahveyi beğenmeyince annesi şu cevabı verir: Yapma kızım, demişti Raziyanım hemen, bunu bile arayacağımız günler gelebilir. Savaşın insana neler yaptırdığını, savaşı yaşamayanlar bilmez. (Kulin, 2014: 146) Yazar, anne-kız arasında geçen bu diyalogla koşulların nasıl değiştiğine değinir ve koşulların ileride kötüleşebileceğini de ima eder. Raziyanım ın 6 Nimeta yı mercimekten yapılan kahveye alıştırmaya çalışmasının nedeni, kendisi gibi kızına da eski alışkanlıklarını sürdürerek savaşın olumsuz etkilerinden korumaktır. Savaş ortamı, yaşamın her alanını etkilemiştir ama aile nin savaş ortamıyla yüz yüze gelmesi toplumun diğer kesiminden biraz daha geç gerçekleşir. Sokaklar tehlikeli hale gelir. Sokağa belli bir saatten sonra çıkabilmek için izinli ya da görevli olma koşulu getirilir. Sırplara hedef olmamak adına bir binaya girebilmek için bile başka yollar aranır. Varlıklarını sürdürebilmek için dışarı çıkıp ölme riskine rağmen insanlar yiyecek ve su kaynağı bulabilmek amacıyla, sokaklarda arayışa girerek hayatlarını tehlikeye atarlar. Yazar bu durumu, Nimeta nın annesiyle ilgili düşüncelerini içeren bir iç monoloğu aracılığıyla aktarır. Bu iç monologda annesinin her gün, yaşlı olmasına karşın uzaklardaki su kaynağına giderek sniperlara hedef olacağına rağmen eve temiz su getirme çabasını anlatır. Yazar, çevre betimlemeleri aracılığıyla insanların yaşam koşullarıyla beraber uzamın koşullarını da aktarır. Yazar, kurguda verilen uzamların birçoğunu savaş harabesi gibi yansıtır. Oysa Nimeta nın yaşadığı ortam harabelikten, savaşın yok ettiği yerlerden uzaktır. Bu nedenle yazar Nimeta yı hep bir umut içinde ele almıştır. Nimeta savaşın gerçek, yıkıcı tarafını görmediği için savaşın biteceğine ve huzur ortamına kavuşulacağına inanır ya da annesinin kahve yerine mercimek içmesinin ardındaki nedeni kavrayamaz. Nimeta bir gün çalışan bir telefon aramak için evden çıkar ve evi dışında yaşanan farklı bir savaş uzamıyla karşılaşır. İşte o zaman savaşın acımasızlığına ve yıkımına şahit olur. Cam kırıkları kristal bir şelale gibi iniyordu gökten, insanlar yağmur gibi yağan camlara çıtır çıtır basarak sağa sola savruluyorlardı. Kocaman alev dilimleri, bir canavarın dili gibi yalayıp yutuyordu her şeyi Nimeta diz boyu cam kırığının içinde, dimdik durmuş, kımıldamada, hiçbir şey duyumsamadan ve düşünmeden, bir ahir zaman Neron u gibi az ilerdeki ateş dansını seyrediyordu. (Kulin, 2014: 131) Postane binasının yanı sıra, Milli Tiyatro, Hukuk Fakültesi ve civardaki binalar da yanıyor, yine patlamalarla bu ateş dansına eşlik ediyorlardı İşte bu, cehennem! diyordu Nimeta içinden. Sonunda cehennemi gördük. Tanrı günahlarımızı bu dünyada ödememize karar vermiş olmalı. (Kulin, 2014: 131) 7 Yazarın, Nimeta nın gözünden yaptığı bu betimlemede, savaşın çevreye verdiği hasarın boyutları ve insanların bu durum karşısındaki çaresizliği görülür. Bu yıkılmış şehir tablosuyla karşı karşıya gelen Nimeta, artık daha gerçekçi bir bakış açısına sahip olacaktır. Toplumun yoksul kesiminin bu tablonun zaten içinde olmasından dolayı her gün bu yıkımla yüzleşmek zorunda kalırlar. Çevrelerinin acıyla çevrilmesi sahip oldukları tüm olumlu duyguların yok olmasına ve umutlarının tükenmesine yol açar. Bu betimlemede yazar, kurmacada Sırpların insanlar ile birlikte binalara, Bosna Halkının yaşadığı uzama da zarar verdiğini vurgular. Sırplar kurgu boyunca savaşın yıkıcılığını ve acımasızlığını halkın her kesimine yansıtırlar. Yazar, savaş süresince kurguda Bosna halkına zarar veren bir Sırp halkını resmeder. Bosna halkının yaşadığı uzamı da yok etmeleri ise onlara mümkün her yoldan zarar verdikleri fikrini ortaya koyar. Nimeta, ancak bu tabloyla karşılaşmasıyla yoksul kesimin bakış açısından yıkımı ve acıyı görür. Yazarın, Nimeta yı bu kesimin bakış açısından savaşın tahrip edici yönünü göstermesiyle Nimeta ya toplumun yaşadığı acıları gösterir. Nimeta nın artık daha gerçekçi bir bakış açısına sahip olmasına neden olan olay da budur. 3. SAVAŞIN ACI YÜZÜ: Sırplar Müslüman halk a işkence ederek öldürür. Bu ölümlerin kurbanlarından biri de Nimeta nın kardeşi Raif in eşi ve üç aylık bebeğidir. Sırplar köylerdeki Boşnak halkının evlerine zorla girip onları evlerinden çıkartmaya başlar. Evinden ayrılıp düzeni bozmak istemeyince Raif in eşi, bebeğini alıp Raif in kız kardeşinin evine kaçar ve orada saklanırlar. Onlar saklanırken içeri zorla girerler ve bebeğin ağlamasıyla birlikte onları saklandıkları yerden çıkartırlar. İki kadın ve bir bebek onlarca Sırp karşısında savunmasızlardır. Sırplar herkese yaptıkları gibi Raif in kardeşine ve eşine de sırayla acımasızca tecavüz ederler. Bebeğin ağlamasından rahatsız olunca da bebeği camdan aşağı atarlar. Sırplar, Raif in eşine, Bianka, tecavüz ettikleri sırada onu kolayca kontrol altına alabilmelerinin sebebi Bianka nın o sırada kaderine teslim olmasıdır; çünkü Sırpların acımasızlığından haberdardır ve karşı 8 koymak için yeterli gücü yoktur. O zaman Sırplar ona istediklerini yapabilir. Bebeğini camdan dışarı attıklarında ise Bianka Sırplara karşı çıkmaya başlar. Bunun sebebi ise karşı koymak için güç kazanmasıdır ve bu güç bebeğini öldüren Sırplara karşı duyduğu nefretten beslenir. Böyle olunca da Sırpların onu zapt etme olasılığı azalır ve ondan hemen kurtulmak için Bianka yı öldürürler. İşleri bitince de Raif in kardeşini tıpkı diğer kurbanlara yaptıkları gibi bir yolun kenarına atarlar. Bu atılan kurbanların sosyal sınıfı çizilmiştir: kadın, erkek, çocuk, yaralı, ölmek üzere binlerce insan. İnsanları arzularını giderdikten sonra ölüme bırakmışlardır. Sırplar Bosnak halkına acımasız bir gözle, insanlıktan uzak ve kullanıp atacakları bir varlık olarak bakarlar. Sırplar sadece bu katlettikleri insanlara değil, sağ kalanlara, olaylara şahit olanlara, ölenlerin arkada bıraktıkları insanlara da zarar verirler. Acımasız davranışlarının sonucu asla tamir olamayacak, eskisi gibi olmayacak bir karakter bırakırlar artlarında. Yazar, savaşın yarattığı olumsuzlukları figürlerin kimlikleri üzerindeki etkisi aracılığıyla da ele almıştır. Örneğin; Raif figürü, karısına ve çocuğuna olanları öğrendikten sonra kendisini dış dünyadan soyutlayarak sessizliğe gömülür. Böyle bir duygusal travma yaşadıktan sonra bir ölü ye dönüşür; şayet ailesi katledildikten sonra yaşama tutunmak için geçerli bir sebebi kalmaz. Raif in savaş öncesi mutlu bir yaşam sürdüren bir figür olmasına rağmen savaş sonrasında böylesine farklı bir kimlik içine girer. Yazar, savaşın acımasızlığına bu noktalarda vurgu yaparak dikkat çekmiştir. Yazar, Sırpların insanlık dışı eylemleri Nimeta nın iş arkadaşı Stefan ın gözlerinden de betimleyerek anlatır. Stefan ın, kaçırılıp halktan gizli tutulmuş Boşnaklara gerçekte neler olduğunu öğrenmek için gittiği Sırpların kamplarında, röportajlardan edindiği bilgilerden Müslüman esirlere uyguladıkları işkenceleri öğrenir. Bu işkenceler, insanların gözleri önünde ailelerine işkence çektirilmesi ve acı çektirilerek öldürülmesini kapsar. Kadınlar ise bedenlerini satacakları bir yere götürülür. Eğer karşı çıkan bir kadın olursa herkesin gözleri 9 önünde işkence edilir. Bunu yapmalarının sebebi ise otoriteyi sağlamaktır. Otoriteyi sağlamak adına Sırplar insanlara acımasızca davranmaya devam ederler. Fiziksel şiddetin yanında ruhsal şiddete de başvururlar. Ellerindeki gücü kötülük yapmak için kullanırlar. Boşnak halkına fiziksel olarak eziyet ederler ve kamplarda işkenceler yaparak ya da kadın, erkek, çocuk, genç fark etmeden ırzına geçmelerinin sebebi ruhsal olarak da eziyet etmek ve yaralamak istemeleridir. Sırplar bu savaş ortamı içerisinde yıkıcı gücü elinde bulunduran taraftır; çünkü onlar baskın ve üstün taraftır. Ellerindeki bu güç zulümden ve acımasızlıktan beslenir ve ona sahip olmalarından dolayı ezdikleri tarafa istedikleri kötülüğü yapabilme konumuna geçerler. Bu yetki Sırpları güç sarhoşu yapar. Bu sarhoşluktan doğan özgürlük ve karşı tarafa duydukları nefret birleştiğinde de böylesine akıl almaz eylemler gerçekleştirebilir hale gelirler. Gerçekleştirdikleri bu eylemler insan dışıdır ve merhametten yoksundur. Savaş alanı dışında bütün bu insanlara uygulanan işkenceler, katliamlar savaşın görünmeyen yüzünü oluşturmaktadır. Yazar, perde arkasında gerçekleşen bu olayları betimleyerek savaşın sadece yıkım ve katliamdan ibaret olmadığını; dışardakilerin bilemeyeceği vahşetleri de barındırabileceğine ve en nihayetinde ne kadar dehşet verici olabileceğine değinir. 4. SAVAŞLA DEĞİŞEN İNSAN PSİKOLOJİSİ: Yazar, savaş kavramının olumsuz etkilerini insanlara, insanların ruh hallerine ve psikolojileri üzerine etkisi aracılığıyla da inceler. Savaş kavramının insan üzerinde yansıttığı duygulardan biri korkudur. Savaş öncesinde insanlar rutin bir hayat yaşarken sıradan korkulara sahiptir. Savaşın yaklaşmasıyla beraber bu korkuların yerini daha ciddi korkular alır; ölüm, sevdiklerini kaybetme, yaşam korkusu gibi. Karanlık ve rutubetli zemin katları, ışıklar sık sık kesildiği için, gaz lambaları ve mumlarla aydınlatılıyor ve etrafta cirit atan fareleri görmezlikten gelerek yaşama devam ediyorlardı. Kareden korkan birçok kadın, bu korkunun anlamsızlığının farkına, savaşın onlara aniden tanıştırdığı ölüm korkusuyla burun buruna geldiklerinde varmışlardı. Fareler, böcekler, karanlık, rutubet, pis kokular ve durmak bilmeyen silah sesleri günlük yaşamın içine 10 örülmüştü, insanların sıkça çektikleri can sıkıntısı, yerini can derdine bırakmıştı. (Kulin, 2014: 124) Kurmacadaki figürler, yaşamları boyunca savaş gerçeğiyle yüz yüze gelmedikleri için ölüm korkusu gibi duygularla da yakından yüzleşmemişlerdir. Açlıktan ya da kurşun yağmurunda ölme, Sırplar tarafından işkence görme gibi korkuları olmamıştır; en büyük korkuları fareler ya da böcekler olmuştur. Kurgudaki figürler savaş öncesi sıradan korkularla ele alınırken, savaş sonrasında bu korkular yerini daha ciddi korkular ve endişeler alır. İnsanların korkuları ve dertlerinde olan bu değişimi yazar, Nimeta nın eski ve yeni hayatı arasında yaptığı karşılaştırmalar aracılığıyla ortaya koyar. Yapıtın başlarında yazar, savaş daha başlamadığı için Nimeta yı savaş başladıktan sonraki durumuna göre yaşadığı sıkıntıları çok daha farklı olan bir figür olarak ele alır. Nimeta kocasıyla üniversitede tanışmıştır ve eğitimini tamamlamalarının hemen ardından evlenmişlerdir. Burhan la hayal ettiği kadar mutlu olamayacağını anladığı zaman ayrılmak için de çok geçtir. Çalışmak ve çocuklarını büyütmek dışında bir ufkunun olmayacağını düşünür. Yaşamı yalnızca çocukları için çalışmak olarak algılamıştır. Mutsuz olduğu bu dönemde de iş arkadaşı, Stefan la tanışır. Yazar, bu iki figürün etkileşimini metafizik bir yaklaşımla değerlendirir ve Nimeta yı tuhaf bir büyünün etkisine girmiş gibi (Kulin, 2014: 9) tasvir eder. Kocasıyla hissedemediği duyguları Stefan la hissettiği için ona derinden bağlanır. Bu nedenle kocasını aldatmaya başlar. En başta yaptıkları yüzünden pişmanlık duysa da zaman geçtikçe bu pişmanlık ve utanç duygusu azalır. Birlikte oldukları ilk zaman, yani pişmanlık duyduğu zamanlar, Nimeta nın, iblisin ruhunu esir aldığını düşünse bile zamanla bu duygunun yerini aşk ve şehvet alır. Nimeta, Stefan la yaşadığı ilişki sürecinde gerçeklikten ve sorumluluklarından uzaklaşır: çocuklarına karşı ilgisi azalır, kocasıyla yakınlaşmaktan kaçınır ve ailesini ihmal ettiği gerçeğinin farkına varmaz. Bu süreç içerisinde önceliği Stefan la yaşadığı aşk hayatıdır. Yaşadığı bu kaçamak, kocasıyla yaşayamadığı duyguları ona yaşattığından dolayı Nimeta için bir rüya gibi güzeldir. Ancak Stefan
Similar documents
View more...
Search Related
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks