Please download to get full document.

View again

of 18
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

A Grammar of Old Turkic[#161855]-143047

Category:

Documents

Publish on:

Views: 0 | Pages: 18

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
A grammar of Old Turkish
Transcript
  Türkbilig, 2005/9: 157-174. Marcel Erdal (2004),  A Grammar ofOld Turkic, Handbook of Oriental Studies,   Brill, Leiden-Boston, XII+575 s.Ferruh AĞCA* 19. yüzyılın sonlarında II. Kök Türk Kağanlığı’na ait yazıtların keşfi ve ardından okunup çözümlenmesiyle başlayan Eski Türkçe çalışmaları, 20. yüzyılın başlarında Tarım havzasında Uygur Türklerine ait, çoğunluğunu Maniheist ve Budist karakterdeki eserlerden oluşmuş ve çeşitli alfabelerle yazılmış baskı yazı ya da el yazma eserlerin bulunması ve işlenmesiyle alanını genişletmiştir. Orhun bölgesinde  bulunan Köl Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk yazıtlarından başka, yine bu  bölgedeki Uygur yazıtları, Yenisey nehri yakınlarında bulunan Yenisey yazıtları ve Kırgızlara ait olduğu tahmin edilen Talaş bölgesindeki yazıtlar ile Orta-Asya’nın farklı bölgelerinde bulunmuş irili-ufaklı yazıtlar, Eski Türkçe döneminin ilk yazılı kaynaklarındandır. Genel olarak Türk dilinin ilk dönemi içinde değerlendirilen bu yazıtlar ile daha farklı kültür ortamında yazılmış olan Maniheizm, Budizm ve Hıristiyanlığın Nesturî mezhebine ait dinî metinler ve hukuk vesikalarından oluşan Uygur metinlerinin keşfi, 20. yüzyıl boyunca devam etmiştir. Bu yüzyılın  başlarından itibaren Eski Türkçe üzerine yapılan çalışmalar, bir taraftan farklı kültür çevrelerine ait bu metinlerin keşfedilmesi, diğer taraftan da yayımlanması ve dil özelliklerinin incelenmesiyle bugün de sürmektedir.Günümüzde Eski Türkçe metinlerin yayımı, daha çok Maniheist ve Budist çevrede yazılmış Uygur dil alanında devam etmektedir. Türk runik harfli yazıtların yayımı ise hemen hemen tamamlanmıştır. Türk runik alfabesinin Orhun yazıtları temelinde Vilhelm Thomsen  tarafından çözümlenmesi ve daha sonra diğer  bölgelerdeki yazıtların keşfedilmesiyle başlayan yazıtlar üzerine çalışmalar, Araştırma Görevlisi, Hacettepe Üniversitesi.  FERRUH AĞCA günümüzde daha çok kelime ya da kelime gruplan üzerine yeni okuyuşlar, anlamlandırmalar ve düzeltmelerle ilerlemektedir1. Eski Türkçe’nin diğer alanı olan Uygur Tüıkçesi üzerine çalışmalar, 20. yüzyılın başlarında bu alandaki elyazma ve  baskı yazılı metinlerin keşfedilmesinin hemen ardından arka arkaya yayımlanan Uigurica (I-IV), Türkische Manichaica aus Chotscho (I-III)   ve Türkische Turfan-   Texte (I-X)   serileriyle başlamıştır. İkinci dünya savaşı sıralarında kesintiye uğrayan Uygur Türkçesine ait metinlerin yayımı, 1970’li yıllarda Tibet, Soğd, Moğol dillerine ait metinleri de kapsayarak yayımına başlanılan ve bugün de devam edilen  Berliner Turfan-Texte   serisiyle hız kazanmıştır.Maniheist ve Budist Uygur metinleri, bugüne kadar yapılan yayımlara rağmen tamamlanmış değildir. Başta Almanya olmak üzere dünyadaki çeşitli koleksiyonlarda muhafaza edilen birçok Uygur fragmanı, hâlâ yayımlanmayı  beklemektedir. Bu fragmanlar yanında, Uygur edebiyatı içinde gerek hacimleri gerekse muhteva ve dil özellikleri bakımından önemli bir yere sahip olan  Altun   Yaruk, Daşakarma   ve  Maitrisimit    gibi Budist Uygur metinlerinin eksik bölümleri hâlâ yayımlanmamış olduğundan dolayı, metinlerin eksik kısımları yayımlanıncaya kadar bu alandaki bilgilerimizin kesinlik taşımayacağını ifade etmek gerekir.Günümüzde Eski Türkçe çalışmaları, bir taraftan Türk runik harfli yazıtlardaki kelimelerin okuma ve anlamlandırılmasına ilişkin problemlerin çözümüne yönelik çalışmalar ve tasnif edilmiş Uygur metinlerinin yayımlanmasıyla metin bazında; diğer taraftan da bu döneme yönelik gramer ve leksikoloji alanlarında devam etmektedir. Türk runik alfabesiyle yazılmış yazıtların dili üzerine birçok çalışma yapılmıştır. Şu ana kadar hem yazıtlar hem de Uygur metinlerinin dil özellikleri hakkında makale ve müstakil eser olmak üzere birçok çalışma yapılmış olmakla  birlikte, sadece Uygur Türkçesi üzerine yapılmış çalışma sayısı fazla değildir. Bugüne kadar Uygur Türkçesi üzerine yapılmış iki gramer çalışmasını özellikle zikretmek gerekir. Birincisi, A. von Gabain’in 1941 yılında, örnek ve açıklamalarını daha çok Uygur Türkçesine dayandırarak yazdığı  Alttürkische Grammatik    adlı Bugüne kadar Türk runik harfli yazıtlardaki bazı ibarelerin yeniden okunması ve anlamlandınlmasına yönelik birçok makale ve kitap yazılmıştır. Bunlar arasında en sonuncusu, Berta Arpad tarafından yazılan, Szavaımat jol halljatok, A türk es ujgur rovâsırâsos emlekek kritikai kiadâsa, Szeged, 2004 adlı eserdir. B. Arpad bu eserinde, Kök Türk ve Uygur yazıtlarının yeniden transliterasyon, transkripsiyon ve Macarca çevirisini yapmıştır. 158  A GRAMMAR OF OLD TURKIC eserdir. Gabain, Eski Türkçe alanında son zamanlara kadar hem Türkiye’de hem de dünyada en fazla müracaat edilen bu eserinde Eski Türkçe terimini, yazıtlar ile Maniheist ve Budist Uygur metinleri için kullanmıştır. Ne var ki 1941 yılından sonra, özellikle Uygur dil alanında birçok metnin yayımlanmış olması, günümüzde Gabain’in eserindeki eksik ve yanlışlıkları ortaya çıkarmıştır.Uygur dil alanı üzerine yapılmış ikinci gramer çalışması, Peter Zieme’ye aittir. Zieme 1969 yılında tamamladığı Urıtersuchungen zur Schrift und Sprache der    manichaisch-türkischen Turfantexte   adlı doktora tezinde, bazı Mani metinlerini de ilk defa yayımlayarak, Maniheist Uygur metinlerinin dil özelliklerini incelemiştir. Bu iki eserin dışında sadece Uygur Türkçesi’ni esas alan başka bir çalışma yapılmamıştır. Dahası, bugüne kadar Budist çevreye ait Uygur metinlerinin dil yapısı, bu alanla ilgili yapılan kısmî çalışmaların dışında, müstakil bir çalışma olarak incelenmemiştir. Budist Uygur metinlerinin dil özellikleri üzerine yapılmış en belli başlı çalışma, erken Budist Uygur metinlerinin dil özelliklerini ele alan J. P. Laut’a aittir. Laut (1986),  Der friihe türkische Buddhismus und seine literarischen    Denkmaler    adlı eserinde, Budist Uygur metinlerinden  Sekiz Yükmek Sutra   ile  Maitrisimit’    in Sengim-Murtuk ve Hami nüshalarını dil özellikleri bakımından inceleyerek bu metinlerin yazılış tarihlerini tespit etmeye çalışmıştır.Bütün bu çalışmalara rağmen, Uygur Türkçesinin bütün safhalarını içine alan bir gramer henüz yazılmamıştır. Bu nedenle hem yazıtlardaki yanlış okunan ve anlamlandırılan bazı kelimeleri yeniden değerlendiren hem de Budist Uygur Türkçesi’nde birçok yeni metnin yayımlanmasıyla ortaya çıkan bilgileri tekrar yorumlayan ve Eski Türkçe’yi bütün hâlinde ele alan bir gramere ihtiyaç duyulduğu ortadadır. Bu anlamda Marcel Erdal’ın  A Grammar ofOld Turkic   adlı eseri, büyük  bir boşluğu doldurmuştur. Eserde, Türk runik alfabesiyle yazılmış yazıtlar ve son zamanlara kadar yayımlanmış Uygur külliyatının hemen hemen tamamı dikkate alınmış ve ortaya çıkan yeni bilgiler çağımızın gramer metotlarıyla incelenmiştir. Eserin en önemli özelliklerinden biri, Eski Türkçe’de, özellikle Uygur dil alanında, yeni metinlerin yayımlanmasıyla ortaya çıkan yeni şekillerin dikkate alınması ve bu sayede bu alandaki eskimiş ve eksik bilgilerin giderilmesi olmuştur.Erdal, Eski Türkçe alanındaki Old Turkic Word Formatiotı   (1991) adlı önemli çalışmasının ardından bu eserinde de Eski Türkçe terimini; runik harfli yazıtlar, 159  FERRUH AĞCA genelini Maniheist ve Budist çevrede yazılmış Uygur metinleri ve ilk İslâmî Türkçe metinler için kullanmıştır. Bu anlamda Erdal, Eski Türkçe’nin sınırlarını, genel anlayıştan farklı olarak Karahanlı sahasında yazılmış 11. yüzyıl İslâmî Türk metinlerini de dahil ederek genişletmiştir.Erdal Eski Türkçe’nin gramerini, I. Giriş,  II. Yazı, İmlâ, Ses Bilgisi  ve  Morfofonoloji,  III. Şekil Bilgisi,  IV. Sentaks,  V. cümle içinde anlatıcının/yazıcının duygu ve düşüncelerini yansıtan  Pragmatics ve Madality,  VI. Söz Varlığı  olmak üzere altı ana bölüm üzerine kurmuştur. Giriş’  te ilk önce Türk dilinin metinlerle tanıklanmamış olan İlk Türkçe, Proto- Türkçe ve Altay dil birliği dönemleri hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Erdal, Türklerin şu ana kadar keşfedilen ilk yazılı kaynağının I. Kök Türk Kağanlığı döneminde, 6. yüzyılda yazılan Bugut yazıtı olduğunu ancak bu yazıtın Soğdca yazılmış olması nedeniyle Türklerin o zamanlarda yazı dili olarak Soğdca’yı kullandıklarını ifade etmiştir. Soğdca yazılmış Bugut yazıtı bir tarafa bırakılırsa, Türk dilinin okunabilir, anlaşılabilir ve tarihlendirilebilir ilk metinlerinin, 720 yılından önce yazılan Orhun yazıtları olmasından dolayı Erdal, Eski Türk dilini Kök Türk yazıtlarıyla başlatır. Erdal, Güney Sibirya’da Yenisey nehrinin yakınlarında  bulunan Yenisey yazıtlarının Kök Türk yazıtlarıyla hemen hemen aynı tarihlerde yazılmış olabileceğini belirtir. Ancak Erdal’a göre, bu yazıtlardan bazılarını Kök Türk yazıtlarından da önceye tarihlendirmek mümkündür.Erdal, Eski Türkçe’nin ilk yazılı metinleri arasına, Afganistan ve Hindistan’daki Baktriya metinlerini de dahil etmiştir. Türklerin bu bölgelerdeki varlığı, milattan önce 130 yılında başlamış, 9. yüzyıla kadar devam etmiştir (Ercilasun 2004: 65-68). Erdal’ın verdiği bilgiye göre, Sims-Williams (2000) tarafından yayımlanan Afganistan Baktriya yazmaları arasında birçok Türkçe kelime ve kelime grubu vardır. Bu yazmalardan en erken tarihli olanı 7. yüzyılın ilk yarısına aittir. Erdal’a göre 640 yılında yazılmış olan bu metindeki Türkçe tapaghg   kelimesi, buradaki Türkler’in dilinin diğer Eski Türkçe dil alanlarıyla benzer olduğuna işaret etmektedir. Erdal bu bakımdan Eski Türkçe’nin sınırlarının güneyde Baktriya’ya kadar genişletilebileceğini ifade eder.Erdal’a göre Eski Türkçe, üç dil alanından oluşturmaktadır: 160
Search Related
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks