Please download to get full document.

View again

of 8
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

Anadolu Ağızlarında Beddua Olarak Kullanılan Kızıl Kurt ve Kızzırkot Sözcükleri ve Bu Sözcüklerin Kökeni Üzerine Bazı Düşünceler

Category:

Education

Publish on:

Views: 0 | Pages: 8

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
Modern Türklük Araştırmaları Dergisi Cilt 4, Sayı 4 (Aralık 2007) Mak. #56, ss Telif Hakkı Ankara Üniversitesi Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları
Transcript
Modern Türklük Araştırmaları Dergisi Cilt 4, Sayı 4 (Aralık 2007) Mak. #56, ss Telif Hakkı Ankara Üniversitesi Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü Anadolu Ağızlarında Beddua Olarak Kullanılan Kızıl Kurt ve Kızzırkot Sözcükleri ve Bu Sözcüklerin Kökeni Üzerine Bazı Düşünceler Mehmet Vefa NALBANT Pamukkale Üniversitesi (Denizli) ÖZET Türkçenin söz varlığında önemli bir yer tutan beddualar, özellikle ağızlarda çok karşılaşılan ve çok büyük çeşitlilik gösteren kalıp sözlerdir. Anadolu ağızları üzerine yapılan çalışmalar bu çeşitliliği açıkça ortaya koymaktadır. Bu çeşitlik Türkçe nin söz varlığındaki kalıp sözlerin sayısını arttırdığı gibi, Türkçe nin somuttan soyuta veya soyuttan somuta taşınabilen sözcükler arası ilişkisini ve zihnin somut-soyut alanları arasındaki sözcük dönüştürme ve ilgi kurabilme imkânlarını da göstermesi açısından son derece önem taşır. Bir beddua sözcüğü olarak kızzırkot/kızıl kurt sözcüğü de hem böyle bir dönüştürme imkânını göstermesi açısından hem de sadece Güney ve Güney Doğu Anadolu da saptanabilen bir beddua sözcüğü olarak incelememize konu olmuş, derleme sözlüğünde yer almayan kızzırkot sözcüğünün kökeninin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER Beddualar, Anadolu ağızları, Kızzırkot, Kızıl kurt ABSTRACT Curses have reserved a place in Turkish vocabulary and specially determined in Anatolian dialects and shown a variety. Research which have made on Anatolian dialects shown this variety. Curses have indicated relation between concrete and absract words and determined rules of mind which have transformed the words from concrete to abstract and from abstract to concrete. Kızzırkot or kızılkurt which ise a curse word, shows transform from concrete to abstract. This word have determined 46 Modern Türklük Araştırmaları Dergisi Cilt 4. Sayı 4. Aralık 2007 only South and South-Eastern Anatolian dialects and have not found in Collecting Dictionary (Dictionary of Anatolian Dialects = Derleme Sözlüğü). We aim to lighting of origin of this word and contribute to Dictionary of Anatolian Dialects. KEYWORDS Curses, Anatolian Dialects, Kızzırkot, Kızıl kurt. 1. Giriş İnsanoğlu yaratıldığı andan itibaren kendi var oluşunun farkına varmaya çalışmış, kendinden başlamak üzere yaşadığı çevreyi tanıma ve anlama çabası içine girmiştir. Çevresi hakkındaki bilgisi arttıkça varlıkları adlandırmaya ve öne çıkan özelliklerine göre bu varlık âlemine ilişkin nesnelere yaklaşmaya veya bunlardan uzaklaşmaya başlamıştır. Hoşuna giden, beğendiği ve en önemlisi zarar görmediği varlık ve nesnelere yaklaşırken, kendine zarar veren, korkutan, kendi gücünün üstünde olan ve beş duyu organıyla algılanması yeterince mümkün olmayan şeylerden ise uzaklaşmış hatta biraz daha ileri aşamada bunları şeytan ya da Tanrı olarak görmüş veya tabiatta karşılaştığı ve korktuğu, çekindiği bazı canlıların adıyla anar olmuştur. İnsanoğlu sığındığı ve gücünün her şeye yeteceğine inandığı Tanrı dan dileklerini isterken, bunu önce sıradan sözcüklerle yapmış fakat sonraları bu sözleri, deyimleştirerek, aktararak, hatta bazen ölçülü bir dörtlük veya dize şeklinde daha sanatlı bir yolla ifade etme yoluna gitmiştir. Bunun sonucunda dilde kalıp söz olarak adlandırılan ve dillerin söz varlığı içinde önemli bir yer tutan sözler ortaya çıkmıştır. Bu kalıp sözler ya iyiliği ve iyi olanı isteme şeklinde yani dua / alkış ya da kötülüğü isteme yani beddua/ kargışlar olarak iki başlık altında ele alınmaktadır. 2. Ağızlarda Beddua Olarak Kullanılan Kızzırkot Sözcüğü ve Etimolojisi Anadolu ağızlarındaki beddualar hem çok değişik tasarımlar ve aktarmalı anlatımlarla güçlü bir dil oluşturmakta hem de hayır dualara oranla daha zengin ve çeşitli bir söz dağarcığını ortaya sermektedir (Aksan 1999:175). Bedduaları oluşturan söz dağarcığı içinde bitki adları önemli bir yer tutmaktadır. Türklerin yaşayış biçimi ve yaşadıkları coğrafya dillerindeki sözcüklere etki etmiş ve Türkçe doğaya bağlı bir dil olmuştur. Türkçe nin söz varlığında bitki adlarının, coğrafî adların çokluğu, bazen aynı türden bitki adlarının ya da coğrafi şekillerin farklı adlarla anılması bu yaşayış biçiminin, geniş bir coğrafik alana yayılışın etkisi ile ilgili olmalıdır. Türkçenin kalıp sözlerinde bu doğaya bağlı oluşun izleri çok açık bir biçimde görülmektedir Bitkiye ad verilmesinde bitkinin kullanılışı, görünüşü veya yetiştiği yerin dikkate alındığı görülmektedir. Bitkilerin adlandırılışında hayvan Beddua Olarak Kullanılan Kızılkurt ve Kızzıkkot Sözcükleri Mehmet Vefa Nalbant 47 adlarından da yararlanılmaktadır. Ayı (ayı çiçeği), domuz(domuz baklası), deve (deve kulağı), eşek (eşek gülü), kurt (kurt kulağı, kurt pençesi), kuş (kuşburnu), tavşan (tavşan topuğu) ve yılan (yılan çiçeği) gibi hayvan adları bitki adlarının oluşturulmasında çokça kullanıla gelmişlerdir (Baytop 1997: 9). Doğadaki bitkilerden, ağaç, buğday, çiçek, kabak, karpuz, söğüt, yonca, zakkum vs. dua ve beddualarda kullanılan bitki adlarından birkaçıdır (Akalın 1990: 259). Bu bitkiler özellikleri göz önünde bulundurulmak suretiyle ya dualarda ya da beddualarda kullanılırlar. Örneğin gül adı kalıp sözler içinde dualar da yer alırken, zakkum bitki adı ise bu bitkinin zehirleyici olması sebebiyle beddualarda kullanılmaktadır. Zakkum sözcüğünün beddualarda kullanılış şekli bizim inceleme konumuz olan kızzırkot sözcüğü ile büyük benzerlikler göstermektedir. Bilindiği gibi zakkum zehirli bir bitki olup yenilmesi ve işlenip içilmesi halinde insanların ölümüne sebep olmaktadır. Bu özelliği dolayısıyla bu sözcük halk arasında ad aktarılarak ölmesi istenen bir insana beddua olarak kullanılır. Bu sözcük halk arasında zıkkım/zıggım/zıhım olarak söylenir ve zıkkımın kökünü ye / iç, zıkkımın dibini ye/ iç ya da zıkkımın pekini ye/iç cümlelerinde ya da tek başına zıkkım şeklinde eksiltili olarak kullanılmaktadır. Bu ifadeler bir kimseye çok can sıkması, çok konuşup karşısındakini bezdirmesi ya da önüne konan yiyecek veya içeceği beğenmeyip yememesi, içmemesi durumlarında söylenir ve öl zehir ye/iç ifadelerinin başka bir şekilde dile getirilmesidir Bu beddua ifadelerinde sebep sonuç ilişkisine dayalı bir anlatım tarzı tercih edilmiştir. Aynı anlatım tarzını ve kullanım şekillerini kızzırkot sözcüğünün kullanımında bulabilmekteyiz. Bu bitki adı gerek Turhan Baytop tarafından yayımlanmış olan Türkçe Bitki Adları Sözlüğü nde (1997) gerekse Derleme Sözlüğü nde (1993) geçmemektedir. Akalın ın çalışmasında (1990), bizim kızzırkot sözcüğüne hem kullanımları bakımından hem de sesçe benzerlik gösteren kızıl kurt ve derleme sözlüğünde (1993) ise bunun yanında bunun farklı söylenişteki biçimi olan kuzzulkurt sözcükleri bulunmaktadır. Derleme sözlüğünde geçen kızılkurt sözcüğü için at ve eşeklerin makatlarında ya da kalın bağırsaklarında yerleşip kanını emen kırmızı bir kurt açıklaması verilmiş ve doğudan batıya birçok yörede kullanıldığı belirtilmiştir (1995: VIII 2865). Buna ek olarak kızılkurt ye ibaresi madde başına alınmış ve Nizip te (Gazi Antep) beddua olarak kullanıldığı ifade edilmiştir. Aynı sözcüğün kuzzulkurt şekli ise Antakya dan (Hatay) derlenmiş olup, hayvanlarda görülen sancı veren bir hastalık olduğu belirtilmiştir (DS 1993:VIII 3023). Aynı sözcüğün Afşin de(kahraman Maraş) kızzılıkurt şeklinde beddua için kullanıldığı da tarafımızdan tespit edilmiştir.1 1 Bu sözcüğün Afşin ve civarında kullanıldığı bize bölümümüz Öğr.gör. Ekrem Kıraç Bey tarafından bildirilmiştir. Kıraç, bu sözcüğü annesinden duyduğunu fakat annesinin Islahiye li olması nedeniyle o bölgeden taşınmış bir sözcük olabileceğini de ifade etmiştir. 48 Modern Türklük Araştırmaları Dergisi Cilt 4. Sayı 4. Aralık 2007 Yine Harput ağzından derlenmiş olan beddualar içinde kızıl kurt sözcüğü ile kurulmuş gızılgurt ve garnagıssi gızılgurt (karın ağrısı kızıl kurt) beddualarını tespit etmek mümkün olabilmektedir (Güler 1992:107). Bunun yanında yine derleme sözlüğünde (1993:2864) kızıl kurt ile aynı anlama gelen kızılca kurt şeklinde bir başka sözcük geçmektedir. Derleme sözlüğünde tespit edilen kızılkurt ye, kızılkurt iç bedduaları dışında, kızılkurt gırtlağına gire çıkmaya, kızılkurt gırtlağına takıla (Akalın 1990:203) şeklinde kızıl kurt sözcüğünün kullanıldığı başka ilenme ifadelerini de saptamak mümkün olmaktadır. Siirt ve yöresinde ise kızıl kurt bedduasının kullanımlarına benzeyen kızzırkot sözcüğü kullanılmaktadır. Bu yörede, bu sözcüğün kızzırkot ye ve kızzırkot iç ilenme biçimleri tespit edilebilirken, hatta anneler kendilerine ısrarla seslenen çocuklarına sadece kızzırkot diye cevap verirlerken, başka yörelerde kızzıl kurt sözcüğü ile kurulmuş kızılkurt gırtlağına gire çıkmaya, kızılkurt gırtlağına takıla şeklindeki ilenme ifadelerine ise bu yörede rastlanmamaktadır. Gerek Siirt ve yöresinde tespit edilen kızzırkot biçimi gerekse Güney ve Güney Doğu Anadolu nun başka yörelerinde tespit edilen kızılkurt, kızzılıkurt ve kuzzulkurt sözcükleri her ne kadar aynı gibi görülse de, kızzırkot/ kızzılkurt ye/iç ile kızılkurt gırtlağına gire çıkmaya, kızılkurt gırtlağına takıla cümlelerindeki kızıl kurt sözcüklerinin aynı olmadığı, sadece eş ya da yakın sesli sözcükler olmaları sebebiyle birbirine karıştığı düşüncesindeyiz. 1. Siirt ve yöresinde tespit edilen kızzırkot sözcüğünün sonundaki ot sözcüğü bize bu sözcüğün bir bitki adı ve bu bitki adının da kızırık ot olduğunu, aksi halde bunun kızıl kurt sözcüğünün Siirt ağzında söylenen şekli olabileceğini düşündürmektedir. Kızzırkot ye veya iç şeklindeki ilenme ifadesinin bu yörede zıkkım ye ya da iç ilenme ifadesine karşılık fakat daha yaygın olarak kullanılması bizi bu düşünceye sevk etmektedir. Bitki terimleri üzerine yapılan çalışmalarda kızırık ot şeklinde bir bitki kayıtlı değildir. Fakat bu bitki adının tarafımızdan kökence bağlanabileceği ve kızıl kurt adındaki hastalık adıyla aynı adı taşıyan başka bir kızıl kurt bitkisinden bahsedilmektedir (Baytop 1997:177). Bu bitki adı ağızlarda canavar otu ve bostan bozan adlarıyla da tanınan parazit bir bitkidir (BTS 1998). Bu bitki parazit olması nedeniyle insan sağlığı üzerinde bir takım olumsuzluklara neden olmakta aynı zamanda idrar sökücü ve müshil olarak da kullanılmaktadır. Bu bikinin beddualarda kullanılmasında insan sağlığına verdiği zarar ile bir ilişki olmalıdır. Harput ağzında tespit edilen garnagissi gızılgurt karın ağrısı kızıl kurt bedduası bu bitkinin sebep olduğu böyle bir zarara işaret etmektedir. 2. Türkçede renk adlarının yönlere, iyiye ya da kötüye vb. işaret ettiği bilinmektedir. Kızıl renk, kana benzetilerek güzellik çağrıştırdığı gibi, güneş ile de ilişkilendirilmiştir. Kızıl sözcüğü ıssık sıcak çağrışımıyla ilgilidir. Issık ise güzeldir. Beddua Olarak Kullanılan Kızılkurt ve Kızzıkkot Sözcükleri Mehmet Vefa Nalbant 49 Fakat kızıl bazen de kötü olanı çağrıştırır. Her halde ķızıl til ķılur ķısga yaşlıġ seni (KB 978) mısrasındaki ķızıl til ibaresinin herhangi bir sözü değil, yalan ve aldatıcı sözü akla getirdiği açıktır. Eğer tahminlerimiz doğru ise, kızıl tilki ibaresindeki kızıl sözcüğü de tilkinin yalnız rengini değil kurnazlıklarını da açıklamaktadır (Tohliyev 1996:1152). Yine derleme sözlüğünde kızıl sözcüğünün olumsuz anlam taşıyan örneklerini görmek mümkündür. Kızıl sözcüğüne derleme sözlüğünde (1993:2863) geçimsiz, idaresiz, tembel, işe yaramaz anlamı verilmişken, köken olarak kızıl sözcüğüyle ilgili olan kızık sözcüğünün öfkeli, sert, kırıcı (DS 1993:2862) anlamlarına geldiği, yine başka bir yörede kızzık olarak görülen sözcüğün uyuz, oyunda yenilen tarafa verilen yumruk cezası olduğu belirtilmiştir (DS 1993:2863). Yukarıdaki alıntılardan da anlaşılacağı üzere kızıl iki yönlü bir renk adıdır ve sıfatı olduğu nesnenin, durumun veya varlığın durumuna göre iyi veya kötü olanı çağrıştırır. Özellikle İslami geleneğin tesiriyle rüyada kızıl görmenin iyiye yorulmaması, şeytanın kızıl olarak tasvir edilmesi gibi inançların etkisiyle Anadolu da kızıl rengin daha çok olumsuzluk çağrıştırdığını görmekteyiz. Bunun bir neticesi olarak bizim zararlı bir bitki olduğunu düşündüğümüz ve kızıl kurt ile ilişkilendirebildiğimiz bitkinin adlandırılmasında bu olumsuzluğun bir etkisi olabilir. Böyle bir adlandırma ilişkisini ateş, sıcaklık, renk ilişkisinin bir arada bulunduğu, kırmızı renkte olup acılığı dolayısıyla isot olarak adlandırılan (ıssı ot) sözcükte de görebilmekteyiz. Dolayısıyla bizim *kız isim kökünden türemiş olduğunu düşündüğümüz kızzırkot sözcüğünün ilk parçası olan kızıl / kızırık söz konusu bitkinin rengi yanında zararlı oluşuna ilişkin zihinsel bir işaret olarak görülebilir. Kızıl kurt bitkisinin halk arasında bilinen canavar otu ve bostan bozan adları da aynı ilişkinin işaretleri olarak halkın zihninde canlanmış şekillerdir. 3. Bu sözcük yukarıda uzun uzadıya bahsettiğimiz kızıl kurt sözcüğüyle değil, zakkumla da ilgili olabilir. Kızzırkot bitki adı, Siirt ve yöresinde her ne kadar halk arasında buna işaret edilmemişse de, zakkum bitkisinin veya kızıl ot olarak adlandırılan ve halk arasında eğrelti otu, sarı kantaron ve binbir delik otu olarak bilinen ve hayvanlarda kaşınma ve ölüme neden olan asalak kızıl ot bitkisinin halk arasında bilinen adı olabilir. Bu bitki hayvan yetiştiricileri tarafından zararlı hatta zehirli bir bitki olarak bilinmektedir (http://idak.gop.edu.tr/zozer/sunular/aniz.pdf). 4. Derleme sözlüğünde bulunan ve beddua olarak kullanılan úızıl kurt, kuzzul kurt ve bizim tespit ettiğimiz kızzılıkurt sözcükleri ile Siirt ve yöresinde kullanılan kızzırkot ve Baytop un sözlüğünde yer alan kızıl kurt sözcükleri farklı sözcüklerdir. Sözcüklerin kullanıldığı coğrafyanın yakınlığı (Gazi Antep, Kahraman Maraş) rağmen beddualarda kızılkurt ye/iç yanında gırtlağına kızıl kurt gire veya gırtlağına kızıl kurt takıla şeklinde iki farklı ilenç alanına işaret eden cümleler, halk arasında kızzıl kurt, kuzzulkurt şeklinde söylenen ve hastalık adı olan kızıl kurt sözcüğü ile bitki adı olan kızzırkot sözcüklerinin birbiriyle farklı olduğunu göstermektedir. Fakat aradaki seslik benzerlik 50 Modern Türklük Araştırmaları Dergisi Cilt 4. Sayı 4. Aralık 2007 bu ikisinin karışmasına sebep olmuştur. İlk sözcükler bir kurtçuğun sebep olduğu hastalık ile ilgiliyken, kızzırkot sözcüğü yenmesi ve içilmesi durumunda insan sağlığına olumsuz etkileri ve zıkkım ilencinin kullanılmasına benzerliği sebebiyle bir bitki adı ile ilgili olmalıdır. Bu bitki adı da Baytop un sözlüğünde geçen kızıl kurt olmalıdır. (1997:177) Siirt ve yöresinde sıklıkla kullanılan Kızzırkot sözcüğü Arapça kökenli bir sözcük sanılmaktadır. Ancak sözcüğün yapısı incelendiğinde bunun böyle olmadığı görülür. Sözcüğün etimolojisi ile ilgili olarak yukarıda ileri sürdüğümüz görüşler etrafında iki farklı etimoloji denemesi yapılabilir: A. Eğer sözcük zakkum bitkisinin yörede bilinen adı ise, bu sözcük, kızırık ve ot olmak üzere iki parçaya bölünebilir ve kızırık sözcüğü *kız isim kökünden /+Ir / isimden fiil yapım ekiyle oluşturulmuş ve halk ağzında söylendiği biçimiyle kızır fiil gövdesi ve buna gelen /+IK/ fiilden isim yapım ekinden oluşmuştur denebilir. Böyle bir etimolojinin devamında ünsüzlerden /z/ sesinin ikizleştiği, kızarık sözcüğünün ot sözcüğüyle derilip birleşmesi, orta hecedeki /ı/ sesinin düşmesi sonucunda da kızzırkot şeklinin oluştuğu ileri sürülebilir. B. Eğer sözcük Güney ve Güney Doğu Anadolu da ilenç olarak kullanılan ve kızıl kurt hastalık adıyla eş yazılışlı fakat farklı anlamlı kızıl kurt sözcüğünün Siirt ve yöresi ağızlarındaki şekliyse, sözcükteki /z/ sesinin ikizleştiği, kurt sözcüğündeki /r/ sesinin düştüğü, /u/ sesinin /o/ sesine dönüştüğü, kızıl sözcüğündeki /l/ sesinin kurt sözcüğündeki /r/ sesi düşmeden gerileyici benzeşmeyle bu sesle benzeştiğini ve sonucunda sözcüğün kızzırkot şekline geldiği söylenebilir. İki etimolojik denemeden ilki kolayca açıklanabiliyorken, ikinci denemede görülen seslik birçok değişiklik böyle bir etimolojiyi daha zor kabul edilir bir duruma getirmektedir. Fakat kızzırkot sözcüğünün Siirt ve yöresi dışında ona yakın bütün illerde kızıl kurt ve buna benzer şekillerde kullanılması bizi bu sözcükle ilgili olarak yaptığımız ikinci etimolojik açıklamayı kabul etmeye zorlamaktadır. Fakat bize göre, birinci etimolojik açıklama denemesi daha mantıksaldır. İlk etimolojik denemenin kabul edilmesi, kızzırkot sözcüğünün Siirt ve yöresine has ve kızıl kurt ilenmesine benzeyen başka bir ilenme sözcüğü olduğu sonucuna götürür. 3. Sonuç Kızzırkot Siirt ve yöresi ağızlarında sıklıkla kullanılan bir sözcüktür. Bu sözcük ad aktarılması sonucu ve insan sağlığı üzerinde zararları bilinen bir bitki olduğundan beddua olarak kullanılmıştır. Bu sözcük başka yörelerde kullanılan ve hastalığa neden olan ve yine ad aktarılarak kullanılan kızıl kurt sözcüğüyle karışarak kullanıla Beddua Olarak Kullanılan Kızılkurt ve Kızzıkkot Sözcükleri Mehmet Vefa Nalbant 51 gelmiştir. Fakat bu iki sözcüğün farklı beddualarda farklı şekillerde kullanılması iki farklı sözcük olduklarını ortaya koymaktadır. Kızzırkot bitki adının, halk arasında bostan bozan ve canavar otu olarak da bilinen kızıl kurt bitki adının Siirt ve yöresi ağızlarında söylenen şekli olduğunu şimdilik kabul etmek, fakat bu sözcüğün kızırık ot olarak adlandırılan fakat halk arasında ne olduğu zaman içinde unutulan başka bir bitkinin adı olduğu ihtimalini de göz ardı etmemek gerekir. Kaynaklar Ağız Araştırmaları Bilgi Şöleni (1999) TDK:Ankara. AKALIN L. Sami (1990) Türk Dilek Sözlerinden Alkışlar Kargışlar, Kültür Bakanlığı: Ankara. AKSAN Doğan (1978) Anlambilimi Ve Türk Anlambilimi, Ankara. AKSAN Doğan (1999) Türkçenin Gücü, Bilgi Yayınevi:İstanbul. AKSAN Doğan (2004) Türkçenin Sözvarlığı, Engin Yayınevi:Ankara. AKSOY Ö. Asım (1945) Gaziantep Ağzı, İstanbul. BALABEKOVA Nazgül (2004) Türkiye Türkçesi ve Kazak Türkçesindeki Renk Adları Üzerine, V.Uluslararası Türk Dili Kurultayı Bildirileri, TDK:Ankara, ss BAYTOP Turhan (1997) Türkçe Bitki Adları Sözlüğü, TDK:Ankara. BTS: KAROL Sevinç, Zekiye Suludere, Cevat Ayvalı (1998) Biyoloji Terimleri Sözlüğü, TDK:Ankara. DS: Derleme Sözlüğü (1993) C I XII, TDK:Ankara. EDİP Kemal (1945) Urfa Ağzı, İstanbul. GÜLER Zülfü (1992) Harput Ağzı, Elazığ. KAYMAZ Zeki (2000) Türkiye Türkçesi ve Ağızlarında Renk Bildiren Kelimelerin Kullanılışı ve Sistematiği, TDAY Belleten, TDK:Ankara, ss Tarım Terimleri (1949) TDK:Ankara. TOHLİYEV Bakican (1999) Kutadgu Bilig Poetikası (Kızıl Renk Remzine Dair). 3.Uluslar arası Türk Dil Kurultayı 1996, TDK:Ankara, ss 52 Modern Türklük Araştırmaları Dergisi Cilt 4. Sayı 4. Aralık 2007 Mehmet Vefa NALBANT Yrd.Doç.Dr., Pamukkale Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü. Orta Türkçe araştırmaları. Adres: Pamukkale Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Kınıklı/Denizli. Yazı bilgisi : Alındığı tarih: 15 Ağustos 2007 Yayına kabul edildiği tarih: 10 Eylül 2007 E-yayın tarihi: 3 Ocak 2008 Çıktı sayfa sayısı: 8 Kaynak sayısı: 15
Similar documents
View more...
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks