Please download to get full document.

View again

of 16
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

~ DİNSEL BİR YAKLAŞlMLA OBSESİF- KOMPULSİF KİŞİLİK BOZUKLUGU

Category:

Health & Lifestyle

Publish on:

Views: 9 | Pages: 16

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
EKEV AKADEMİ DERGİSİ Yıl: 6 Sayı: 10 (Kış 2002) ~ DİNSEL BİR YAKLAŞlMLA OBSESİF- KOMPULSİF KİŞİLİK BOZUKLUGU Bozkurt KOÇ(*) ÖZET Obsesif-kompulsi/kişilik bozukluğu, bireyin yaşantısı içerisinde
Transcript
EKEV AKADEMİ DERGİSİ Yıl: 6 Sayı: 10 (Kış 2002) ~ DİNSEL BİR YAKLAŞlMLA OBSESİF- KOMPULSİF KİŞİLİK BOZUKLUGU Bozkurt KOÇ(*) ÖZET Obsesif-kompulsi/kişilik bozukluğu, bireyin yaşantısı içerisinde farklı şekillerde ortaya çıkabildiği gibi, dint düşünce ve davranışlarmda da tezahiir edebilmekte ve sonuçta bireyde dinsel açıdan korku ve endişeye sebep olabilmektedir. Olumlu bir kişilik gelişimi ve dint hayatm şekillenmesinde bu kişilik bozukluğunun nedenlerinin bilinmesi ve önceden gerekli önlemlerin alınması hem birey hem de çocuk yetiştirme sorumluluğunu üzerine almış ebeveynler açısından önemli görülmektedir. Dolayısıyla bu çalışmada, obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu hem genel olarak ele alınmış hem de dinsel bir yaklaşımla incelenmiştir. Anahtar Kelime/er: Obsesyon, kompulsiyon, obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu, kişilik, din, davranış. Obsessive-Compulsive Disorders by Religious Approiıch ABSTRACT In this study, we examined on obsessive-compulsive disorders by religious approach. Obsession is a necessary thought which brought forth fe ar and stres s as annoying to the conscious. Compulsion is a necessary behavior which be made up to be got rid of this thought. In short, obsession means necessary thought. Compulsion means necessary behavior. Just as obsessive-compulsive disorders appear at ordinary behavior of person, so do in religious thought and behavior. Key Words: Obsession, compulsion, obsessive-compulsive disorders, personality, religion, behavior. *) Arş. Gör., Atatürk Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Din Psikolojisi Anabilim Dalı ~ 1301 Arş. Gör. Bozkurt KOÇ EKEV AKADEMİ DERCİSİ Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu, bireyin yaşantısı içerisinde farklı şekillerde ortaya çıkabildiği gibi, dini düşünce ve davranışlarında da tezahür edebilmekte ve sonuçta bireyde dinsel açıdan korku ve endişeye sebep olabilmektedir. Olumlu bir kişilik gelişimi ve dini hayatın şekillenmesinde bu kişilik bozukluğunun nedenierinin bilinmesi ve önceden gerekli önlemlerin alınması hem birey hem de çocuk yetiştirme sorumluluğunu üzerine almış ebeveynler açısından önemli görülmektedir. Dolayısıyla bu çalışmada, obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu hem genel olarak ele alınmış hem de dinsel bir yaklaşımla incelenmiştir. ' j 1. Tanım Obsession (takınak, musahat fikir), bilince takılarak korku ve bu.nalım yaratan, kişinin çabalarına karşın kurtulamadığı düşünce; kompi.ılsiyon ( takınaklı davranış) ise bilince takılan ve bütün kurtulma uğraşiarına karşı direnen bir düşüncenin yarattığı davranışi olarak tanımlanmaktadır. Obsesyon (sap!antı) istenç dışı gelen, bireyi tedirgin eden, benliğe yabancı, bilinçli çaba ile kovulamayan, yineleyen düşüncelerdir. Takınaklı düşünceler kişiye yabancıdır. Onun tarafından istenmez, karşı çıkılır. Saçma olduğu kabul edilir. Ancak bütün bu çabalara karşın, zihinden sökülüp atılamaz. Koropulsiyon (zorlantı) ise çoğu kez sapiantılı düşünceleri kovmak için yapılan, istenç dışı yinelenen hareketlerdir. Kişi sapiantılarının aklına gelmemesi ya da zorlantılı hareketleri yapmamak için kendini zorlar; fakat zorlandıkça istenmeyen düşünceler gene gelir, istenmeyen hareketler tekrar tekrar yapı Iır2. Kısaca belirtmek gerekirse obsesif-kompulsif bozuklukta obsesyon zorunlu düşünceleri, koropulsiyon ise zorunlu davranışları tanımlar3. 1) James Drever, A Dictionary of Psychology, London, 1955, s. 187; Howard C. Warren (Ed.), Dictionary of Psychology, Cambridge, 1934, s. 184; Mithat Enç, Ruhbilim Terimleri Sözlüğü, Türk Dil Kurumu Yayınlan,Ankara, 1974, s ) Henry Gleitrnan, Basic Psyclıology, New York and London, 1992, s. 516; Robert S. Feldman, Understanding Psychology, New York, 1990, s. 567, Clifford T. Morgan, Psiko!ojiye Giriş, çev. Hüsnü Ancı ve arkadaşlan, Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü Yayınlan, 12. Baskı, Ankara, 1998, s. 339; Özcan Köknel, Kişilik, Altın Kitaplar Yayınevi, 15.Basım, İstanbul, 1999, s. 225; Ahmet Rifat Şahin, Obsesif-Kompulsif Bozukluk , Psikiyatri Temel Kitabı, Ed. Cengiz Güleç, Ertuğrul Köroğlu, Hekimler Yayın Birliği, Ankara, 1997, I, 493; M. Orhan Öztürk, Ruh Sağlığı ve Davranış Bozuklukları, Evrim Yayınevi, 3. Basım, İstanbul, 1990, s. 248; Doğan Cüceloğlu, Insan ve Davranışı, Remzi Kitabevi, 7.Basım, İstanbul, 1997, s. 443; Özcan Köknel, Korkular Takımılar Saplantılar,AItın Kitaplar, 4. Basım, İstanbul, 1988, s. 166 vd. 3) A.T. Beck ve A. Freeman, Obsesif-KompulsifKişilik Bozukluğu (OKKB) , çev. Aşegül Durak Batıgün, Türk Psikoloji Bülteni, Cilt: 5, Sayı:l3,Ankara, Haziran 1999, s. 14; Peter Gray, Psychology, New York, 1991, s. 617: Stephen Worchel-Wayne Shebilske, Psychology Principles and Applications, New Jersey, 1989, s ; Spencer A. Rathus, Psychology, New York, 1987, s. 512; Wayne Weiten, Psyclıology Tlıemes and Variations, Califomia, 1989, s. 524. DİNSEL BİR YAKLAŞlMLA OBSESİF- KOMPULSİF KİŞİLİK BOZUKLUGU Tarihçe ve Kuramsal Yaklaşımlar Kuşkusuz obsesyonlar ve kompulsiyonlar insanlık tarihi kadar eskidir. Çok eski din kitaplannda düşünce saplantılanna ve hareket zorlantılanna işaret eden davranış örnekleri bı.ilunmaktadıı:4. Cıırr'a göre, 19. yüzyılın başlannda obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu ile ilgili ilk yazılı bilgiyi veren kişi Esquirol'dur. O tarihten günümüze OKKB (Obsesif;Kompalsif Kişilik Bozukluğu) ruh sağlığı alanının temel konulanndan biri haline gelmiştir Yüzyılın sonlarına doğru Pierre Janet fobileri, obsesyonlan ve kompulsiyonlan bir başlık altında topladı ve buna p~ikasteni adını verdi. Janet'ye göre psikasteni bireyde istenç (irade) zayıflaması sonucu ortaya çıkıyordu. Freud, fobilerdeki psikogenetik etkenierin obsesif-kompulsif bozukluklardaki psikogenetik ve psikodinamik etkenlerden farklı olduğunu görerek fobik nevrozla obsesif-kompulsif nevrozu ayn rahatsızlıklar olarak inceledi6. Freud ve diğer psikoanalistler (Abraham ve Jones gibi) bu hastaların tedavisine ilişkin açık bir teoriyi ve formu geliştiren ilk kişilerdir?. Obsesifkompulsif nevrozun psikodinamiği ve psikogenetiği hakkındaki çağdaş görüşler Freud tarafından geliştirilmiştir. 20. Yüzyılda öğrenme kurallan ile de obsesif-kompulsif nevroz etiyolojisine ve tedavisine önemli katkılar sağlanmıştırs. Fenichel, obsesif-kompulsif nevrozlardaki savunma mekanizmasında, baskıya alınan yaşantıların duygu ögesinin, bu yaşantılara ilişkin anılardan soyutlanarak bilinçdışının derinliklerine ithdiğini ve bu duyguların yarattığı gerilimin obsesif düşünce ya da kompulsif eylem gibi duygusal olmayan ve zararsız yollardan boşalım bulduğunu açıklamıştır. Duygusal tepkilerin düşünce ve eylemlerden kopukluğu obsesif-kompulsif nevrozun temel özelliğidir9. Wilhelm Reich ise psikoanalitik kurama bağlı diğer bir teorisyendir ve obsesif-kompulsif bozukluğun, obsesif ailelerin çocuğun gelişiminin anal döneminde uygulad~klan katı ve cezalandıncı tııvalet eğitiminden kaynaklandığım savunur. Buna göre, çocuk daha sonraki yaşarnında dürtülerin, arzulann, duygulann aktanrmnda aşırı kontrol edici ~zellikler taşıyan çatışma yaşamına neden olan bir süperego geliştirir. Reich, erken gelişim dönemindeki bu sürecin, OKKB olan bireylerde görülen suçluluk, kontrol, bazı şeyleri biriktirme ihtiyacını bastırma ve aşırı düzenlilik gibi bazı özelliklerin gelişmesine neden olduğunu savunurlo.,.. 4) Worchel-Shebilske, Psychology Principles and Applications, s. 520; Öztürk, Ruh Sağlığı ve Davranış Bozuklukları, s. 243; Jess Feist, Theories of Personality, London, 1990, s.49. 5) Beck-Freeman, Obsesif-KompulsifKişilik Bozukluğu (OKKB) , s.14. 6) Öztürk, Ruh Sağlığı ve Davranış Bozuklukları, s ) Rathus, Psychology, s. 512; Worchel-Shebilske, Psychology Principles and Applications, s. 520; Beck-Freeman, Obsesif-kompulsif Kişilik Bozukluğu (OKKB) , s.14; Köknel, Kişilik, s.226; Feist, Theories of Personality, s ) Öztürk, Ruh Sağlığı ve Davran_ış Bozuklukları, s ) Geçtan, Psikodinamik Psikiyatri ve Normaidışı Davranışlar, Reınzi Kitabevi, 13. Basım, İstanbul, 1997, s ) Beck-Freeman, ''Obsesif-KompulsifK.işilik Bozukluğu (OKKB) , s. 14. 132 1 Arş. Gör. Bozkurt KOÇ EKEV AKADEMİ DERCİSİ H. Stack Sullivan ise OKKB 'na farklı bir bakış açısı ile yaklaşmaktadır. Ona göre insanların psikolojik problemleri Freud'un inandığı gibi psikoseksüel gelişim sırasındaki fıksasyon (marazi bağlılık, düşkünlük) dan kaynaklanmaz, kişinin diğer inançtarla olan ilişkileri sonucu oluşur. Sullivan, OKKB olan bireylerin temel problemierin benlik saygılannın aşın derecede düşük olmasından kaynaklandığına inanmaktadır. Davmnışçı teorisyenlere göre OKKB öğrenilmiş uyumsuz davranış örüntüsünden oluşmaktadır ve kalıcı bir kişilik özelliğidir. Milon ise OKKB'na biososyal öğrenme teorisi bakış açısı ile yaklaşmaktadır. Bu teoriler, biyolojik yaklaşım, öğrenme teorisi ve psikodinamik yaklaşımlar kişilik gelişimini anlayabilmek amacıyla birleştirihniştir. Obsesif bir kişi, yaptığı bir işteki titizliği ile iyi biçimde tanımlanabilir. Bu kişiler, çocuklannın bağımsızlık duygularını cezalandıran aşın kontrolcü aileler tarafından yetiştirilir. Bu nedenle çocuk asla ayn bir kimlik geliştiremez, dünyadaki herşeyi ailenin empoze ettiği bu katı düzen ve disiplin içerisinde görür ve yaşari I. 3. Obsesü-Kompulsü Kişilik Bozukluğunda Bulunan Özellikler Obsesif-kompulsif kişilerin düşünceleri genellikle akılcı ve işlevsel özelliklerden yoksundur. Bu yoksunluk ise uyumsuz duygulara, davranışlara ve fizyolojik tepkilere yol açar. Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğunda bulunan özellikler şu şekilde sıralanabilir: I. Aşın düzen, titizlik, kusursuzculuk (perfectionism), kuralcılık ve bütün bunlarda aşın katı tutum, 2. Başkalannın bu kumilam tam uymasını bekleme, uymayınca hoşgörüsüzlük, 3. Aşın kararsızlık, erteleme eğilimi, olayların olumlu olumsuz yönlerini sürekli tartma ve bu yüzden karar verememe, 4. Kılı kırk yarma, ince eleyip sık dokuma gibi halk deyimleri ile tanınilanan özellikler, 5. İş sorumlulukianna aşın düşkünlük ve hırslı oluş, 6. Aşın sorumluluk duygusu, etik ve estetik değerlerde katılık ve tutuculuk, buna bağlı olarak değişmeleri sevmeme, 7. Cimrilik, eskimiş eşyalan atamama, 8. Konuşmalannda ve ilişkilerinde aşın kumlcılık, aynntıcılık, mantıkçılık, duygusallıktan uzaklık, 9. Kolayca evhamlı, kuruntulu ve ikircikli olma eğilimi.i2 ll) Rathus, Psychology, s. 512; Beck-Freeman, Obsesif-Kompu1sif Kişilik Bozukluğu (OKKB) , s ) Feist, Theories of Personality, s ; Morgan, Psikolojiye Giriş, s. 333; Aydın Akay, Ruh Sağlığı ve Davranış Bozuklukları, Turhan Kitabevi, Ankara, 1992; s ; Beck-Freeman, Obsesif Koml?.ulsif Kişilik Bozukluğu (OKKB) , s. 15; Öztürk, Ruh Sağlığı ve Da~ranış Bozuklukları, s. 287; Ozcan Köknel ve arkadaşlan, Davranış Bilimleri, Bayrak Matbaacılık, Istanbul, 1989, s. 237; Atalay Yörükoğlu, Gençlik Çağı (Ruh Sağlığı ve Ruhsal Sorunlar), Özgür Yayın Dağıtım, 7. Baskı, İstanbul, 1990, s. 246. ı 1~ DİNSEL BİR YAKLAŞIMLA OBSESİF- KOMPULSİF KİŞİLİK BOZUKLUGU 133 Genel bir deyimle, obsesif davranış adıyla da bilinen obsesif düşünceler ve kompulsif eylemleri, ortaya çıkış biçimleri yönünden üç grupta toplayabiliriz: (1 ). Kararsızlıkla birlikte gelen düşünce kararsızlığı nöbetleri; (2). Art arda yapılan törensel eylemler; (3). Dehşet verici_eylemlere geçme düşüncesiyle birlikte gelen ürkütücü nöbetler13. Şimdi de üç ayn bölüme ayırarak tanımladığız obsesif-kompulsif davranışlardaki dinamik ı;nekanizmalann nasıl işlediğini gözden geçirelim: 1. Törensel davranışlarda kişi, biriken gerilimi art arda yapılan iki ayn eylemle ve sonrada bu iki bölümlü eylemi yineleyerek boşaltır. Örneğin, yatmadan önce terliklerini aralannda bir açı oluşturacak biçimde yerleştirir, sonra da onlan birbirine paralel bir duruma getirir; sonra yine çapraz koyar, yine paralel duruma getirir ve bu eylemler pek çok kez aynı biçimde yinelenir. Bu eylemler, gerilim biraz azalıncaya ve bazen kişi bitkin düşene dek sürdürülür. 2. Kararsızlıkla beliren düşünce kanşıklıklan da yukandaki mekanizmayla oluşurlar. Ancak burada eylemlerin yerini, bir kutuptan diğerine gidip gelen düşünceler alır. 3. Dehşet verici bir eyleme girişme düşünceleri, baskıya alınmış kızgınlığı simgeler. Bu düşüncelerin yarattığı dehşet ve panik, suçluluk duygulannın da boşalımını sağlar. Ne var ki, gurur duyduğu saygın varlığı sarsıldığından, kişi bu düşünceler zihninden uzaklaştıktan sonra bazen saatlerce kendine gelemezl ı - 4. Obsesü-Kompulsü Kişilik Bozukluğunun Başlama Yaşı, Sıklık ve Yaygınlığı Bozukluk ortalama olarak 21 yaş dalaylannda başlar. Başlama yaşı erkeklerde biraz daha erken (19 yaş), kadınlarda biraz daha geçtir (22 yaş). Hastalann %65' inde bozukluk 25 yaşından önce, ancak% 15 kadınlarda 35 yaşından sonra başlamaktadır. İki yaşında OKKB tarusı konan olgular bildirilmiştir. Bozukluğun yerleşmesinden önce, işlev-. selliğibelirgin derecede bozmayan ve önemli rahatsızlık yaratmayan obsesif-kompulsif semptomlann bulunduğu, haştalann çoğu tarafından bildirilmektedir. Bu tür düşük semptom(belirti)lann ortalama başlama yaşı 13 dolayianndadır ve yine erkeklerde biraz daha erken yaşlarda başlarl5. OKKB'un yaygınlığıyla ilgili eski çalışmalar klinik verilere dayanmakta ve bozukluğun oldukça seyrek (on binde beş dolayında) olduğunu göstennekteydi. Çünkü OKKB 'lu hastalann pek çoğu, durumlan gerçekten kaçınılmaz olmadan önce tedavi için başvunnamakta, kimisi semptomlarından dolayı utarup bunlan başkalanna anlatamamakta, kimisi de psikiyatrist olmayan hekimlere başvunnaktaydılar. Bütün bu etkenierin 13) Geçtan, Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar, s ) John M. Darley ve arkadaşlan, Psycho/ogy, New Jersey, 1981, s. 466; Neil R. Carlson, Psycho/ogy (The Si:ienc~ of Behavior), London, 1990, s. 573; Geçtan, Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar, s ) Şahin, Obsesif-Kompulsif Bozukluk , s. 495. 134 1 Arş. Gör. Bozkurt KOÇ EKEV AKADEMİ DERCİSİ bilincinde olunduğundan, toplumdaki gerçek yaygınlığın daha yilksek olduğu tahmin edilmekteydi. Ancak 1980 sonrası, toplum tarama verilerine dayanan yaygınlık çalışmalarının ortaya koyduğu rakamlar gerçekten şaşırtıcı oldu, çünkü bu rakamlar OKKB' un sanılandan kat daha fazla olduğunu gösteriyordu. Bu sonuçlara göre OKKB'un altı aylık prevalansı %1.5, yaşam boyu prevalansı ise %2.5 dolaylarındadır. Amerika'da bu kişilik bozukluğu %2.5 olarak tespit edilmiştir. Tüm psikiyatrik bozukluklar içinde yaygınlık yönünden fobik bozukluklar, madde kullanımıyla ilgili bozukluklar ve majör depresif bozukluktan sonra dördüncü sırayı almaktadir. Psikiyatri kliniklerine başvuran tüm hastaların yaklaşık %10' unu oluşturmaktadır16. Çalışmalann bir kısmı, erişkin popülasyonlarda cinsiyet farkı olmadığını göstermektedir. Buna karşılık bazı çalışmalara göre kadınlarda daha sık gözükmektedir. Yedi ayn ülkede yapılmış epidemiyolojik (hastalıkların toplum içindeki dağılımıyla ve bu dağılımın çeşitli etkenlerle ilişkilerini inceleyen tıp dalı) çalışmaların analizinde, en uç değere sahip iki ülke çıkanldığında kadın/erkek oranının olduğu saptanmıştır. Çocuk ve ergenlerde ise, bozukluğun başlama yaşının erkeklerde daha düşük olmasından dolayı, erkeklerde kızlara göre biraz daı'la sık görülmektedir17. Etnik özellik yönünden farklılık yoktur. Katı dinsel eğitimin uygulandığı toplumlarda OKKB 'un yaygınlığından çok, obsesyon temalannın etkilendiği, dinsel, cinsel ve saldırgan obsesyonlann daha sık olduğu anlaşılmaktadır. Bekarlarda daha yaygın olarak görülmektedir. Ailede ilk ya da tek çocuk olanlarda daha sıktır I&. 5. Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğuna Etki Eden Etkenler 5.1. Biyolojik ve Genetik Etkenler Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğunda biyolojik etkenierin varlığı henüz gösterilmemiştir. Rahatsızlığın daha çok psikolojik kökenli olduğu kabul edilir. Aile araştırmalarında birinci derecede akrabalarda daha sık görtildüğüne ilişkin yayınlar vardır. Fakat kahtımsal etkileri gösteren veriler az ve yetersizdir19. OKKB'un genetik geçişli olduğunu düşündüren aile ve ikiz çalışmaları vardır. Aile çalışmaları, OKKB 'lu bir hastanın biyolojik akrabaları arasında, OKKB '!ann genel popülasyona göre 5-lO kat daha sık olduğunu göstermektedir. Bu bulgu tek başına genetik etkenler lehinde yorumlanamaz. Ço- 16) Robert L. Crooks, Psyclıology (Sicience, Belıavior and Life), London, 1991, s. 560; Linda L. Davidoff, Introduction to Psychology, Tokyo, 1981, s. 489; Şahin, Obsesif-Kompulsif Bozukluk , s. 493; Öztürk,_ Ruh Sağ!ığı ve Davranış Bozuklukları, s ) Arno F. Witting, Psyclıology (An lntroduction), New York, 1984, s. 503; Carlson, P~ychology (The Science of Belıavior), s. 573; Şahin, Obsesif-Kompulsif Bozukluk , s. 493 vd.; Beck-Freeman, Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu (OKKB) , s ) Şahin, Obse.sif-KompulsifBpzukluk , s ) Gray, Psychology, s.618; Öztürk, Ruh Sağlığı ve Davranış Bozuklukları, s. 250; Şahin, Obsesif Kompulsif Bozukluk , s. 495 vd.; Geçtan, Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar, s.201. DiN:SEL BİR YAKLAŞIMLA OBSESİF- KOMPULSİF KİŞİLİK BOZUKLUGU 135 cuklar ana-babalannın davranışlarını taklit ederek bu semptomları öğrenmiş olabilirler. Bununla birlikte, hastaların semptomları ile ailelerindeki diğer bireylerin semptomları genellikle farklıdır. Örneğin denetleme kompulsiyonları olan OKKB 'lu bir annenin çocuğu el yıkama kompulsiyonları sergileyebilir. Bu özellik, bozukluğun salt kültürel yönden etkilenişi varsayımını desteklemez ~Psiko-sosyal Etkenler.J._ Obsesif-kompulsif nevrozun oluşunda toplumsal etkenierin rolü kesinlikle aydınlatılmamış olmakla birlikte obsesif-kompulsif kişilik yapısının toplumsal tutumlarla bağlantısı olabileceğine ilişkin veriler vardır. Titiz, kuralcı, törenci, özellikle çocukluk çağında aşırı kuralcı ve disiplinci eğitim veren toplumlarda düzenli, temizliğe fazla değer veren, zaman ve düzen kavramı daha güçlü gelişmiş kişilikler yetiştiği kabul edilebilir. Ancak, bu nevrozun üst sosyo-kültürel düzeydeki kesimlerde ve tuvajet eğitimine aşırı düşkün, utanç, suçluluk ve günah duygularını fazla geliştiren ailelerde daha sık görüldüğü sanılmaktadır2i. 5.3.Psikodinamik Etkenler Obsesif-kompulsif nevrozda her istek, düşünce ve eylemin bir olumlu, bir olumsuz yanı vardır. Obsesif kişilikte anal döneme özgü kir~ilik, karşııçılık ve saldırganlık, inatçılık eğilimlerine karşı belli savunma düzeneklerinin yerleştiğini görürüz. Bunların en önemlileri karşıt tepki kurma (reaction formation), yalıtma (isolation) ve yer değiştirme (displacement) savunma düzenekleridir. Bu savunmaların yerleşmesiyle obsesif kişilik,.- gelişir. Obsesif kişilik yapısı gösteren bireylerdeki ambivalans, tuvajet işlemleriyle aşırı uğraşma, aşırı titizlik, cimrilik gibi belirtiler doğrudan doğruya anal dönemle ilgili işlev~!ere sapianma belirtisi olarak görülmektedir. Anal kişilikte görülen cimrilik, inatçılık ve düzenlilik Erikson'un tanımladığı aşırı tutma, tutunma ve denetim altında tutma gerek- sinimlerinin davranışa yansımasıdır. Kısacası obsesif kişiliğin asıl sorunu birbirine karşıt dürtülerin baskısına karşı öir denetim sağlama çabasıdır. Dikkat edilecek olursa obsesif-kompulsif nevrozda da kişinin sürekli olarak kendi içinden gelen, bir türlü kabul edemediği, fakat sanki büyüsel gücü ile bir etki yapabilecek gibi algılanan düşünce ve eğilimiere karşı sürekli bir savaş vardır. Bu savaş, bu düşünce ve eğilimleri bozmak, ortadan kaldırmak, etkisizleştirmek (neutralize) çabasıdır. Obsesif-kompulsif kişiliğin temel savunma düzenekieri bastırma, karşıt tepki kurma ve yalıtmadır. Obsesif-kompulsif nevroz oluştuğunda ise biı düzenekiere eklenen yer değiştirme ve yapıp-bozma (undoing) düzenekieri ile belirtilerin çoğu oluşur22. 20) Şahin, Obsesif-Kompulsif Bozukluk , s ) Öztürk, Ruh Sağlığı ve Davranış Bozuklukları, s ) Feist, Theories of Personality, s. 49; Davidoff, Introduction to Psychology, s. 490; Darley ve arkadaşlan, Psychology, s ; Köknel, Kişilik, s. 226; Öztürk, Ruh Sağlığı ve Davranış Bozuklukları, s ; Şahin, Obsesif-Kompulsif Bozukluk , s 136 /Arş. Gör. Bozkurt KOÇ EKEV AKADEMİ VERGİSİ 5.4. Davranışsal Etkenler Obsesyonlar ve kompulsiyonlar model alınarak öğrenilmiş davranışlardır. Bir bakıma bunlar belli sorunları çözmek için bulunmuş ve yavaş yavaş
Similar documents
View more...
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks