Please download to get full document.

View again

of 111
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

Heidi Rice - Melek Yüzlüm

Category:

Research

Publish on:

Views: 65 | Pages: 111

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
Heidi Rice - Melek Yüzlüm ~ ROMANIN KA RAKTERLERİ ~ Connor Brody : Romanın erkek kahramanı. Daisy Dean : Romanın kadın kahramanı. Juno : Daisy m yakın arkadaşı. Bayan Valdermeyer : Daisy m ev sahibesi.
Transcript
Heidi Rice - Melek Yüzlüm ~ ROMANIN KA RAKTERLERİ ~ Connor Brody : Romanın erkek kahramanı. Daisy Dean : Romanın kadın kahramanı. Juno : Daisy m yakın arkadaşı. Bayan Valdermeyer : Daisy m ev sahibesi. Gary : Daisy m eski sevgilisi. Eldridge Melrose : Connor ın iş anlaması yapmaya çalıştığı şirketin sahibi. Mitzi Melrose : Eldridge ın karısı. Maye Patel: Daisy m doktor olan arkadaşı. Monroe Latim er: Connor ın yakın arkadaşı. Jessie Latimer : Monroe ın karısı. Rachel: Connor m eski sevgilisi. Cormac (Mac) Brody : Connor m erkek kardeşi. MELEK. YÜZLÜM 5 ~ BİRİNCİ BÖLÜM ~ B unu yapamazsın, ya yakalanırsan? Seni tutuklatabilir! Daisy Dean komşusunun yüksek bahçeduvarını incelemeyi bırakıp, en iyi arkadaşı Juno ya sabırla bafytı, l Beni yakalamayacak, dedi sakin' bjr ses tonuyla. Üzerimdeki bu kıyafetle neredeyse görünmezim*^. Sonra başını eğip, kaldığı evdeki diğer kiracılardan ödünç aldığı kıyafetlere şöyle bir göz gezdirdi\qn dört yaşındaki Cal dan aldığı siyah, düşük belli kot pantolon*, onun annesinden aldığı siyah, polo yaka tişört ve Juno nun ona (iki numara küçük gelen postallarıyla, tıpkı casus filmlerinden fırl^apıış gibiydi. Gerçekten de hayatı b^yufıca hiç bu kadar fark edilemez olmamıştı. Delidolu ve sorumspz annesinden aldığı belki de tek özelliği, sıra dışı giyim tarzıydı. ^Daisy monotonluktan hoşlanmazdı ve sıradan kıyafetler giymeyi sevmezdi. Kaşlarını çattı. Bu istisnai bir durumdu, çünkü ev sahibinin kayıp kedisini bulmak için görev başındaydı. 6 HE1DI R.ICF. Juno artık endişe etmeyi bırak da, bana şu kasketi ver, diyerek önünde uzanan duvara bir kez daha baktı. Buraya tırmanabilmem için, bana yardım etmen gerekecek. ^ Juno elindeki siyah yün kasketi arkadaşına uzattı. Bu beni suç ortağı yapar mı? \ (/ Daisy kasketi başına geçirip, buklelerini içeri sokmaya çalıştı. Saçmalama. Burada suç işlemiyoruz//1 Juno yüzünde korku dolu bir ifâdeyle ona baktı. Elbette suç işliyoruz. Buna başkasının mülküne îzihsiz girmek derler. Cezayı hafifletici nedenler var, dedi Daisy, Bayan Valdermeyer in perişan yüzünü aklına getirerek. Bay Pootles on beş gündür ortalarda yok. (Ve ^çevrede bahçesine şöyle bir bakma nezaketini göstermeyen tek kişi, bizim şu anti sosyal yeni komşumuz. Bay Pootles açlıktaki ölmek üzere olabilir ve onu kurtarmak bizim elimizde. ^ Belki de bakmıştı^, ama bir şey bulamamıştır, dedi Juno çaresizlik içinde. Bundan şüpheliyim. Kayıp bir kedi için zahmete girecek bir tipe benzemiyor. Nereden biliyorsun? Adamla tanışmadın bile. Çünkü bizimle tanışmaktan kaçıyor, dedi Daisy. Esrarengiz yeni komşuları, çift cepheli bu büyük malikâneyi üç ay önce harabe halinde satın almış ve şaşılacak kadar kısa bir süre içinde restore ettirmişti. Fakat Daisy nin tüm girişimlerine, kapısının altından attığı nota ve evdeki temizlikçi kadına bıraktığı mesaja rağmen adam, Bayan Valdermeyer in bekarlara kiraladığı evde kalan komşularıyla tanışmaya tenezzül etmemiş ve kayıp Bay Pootles i arama çalışmalarına da katılmamıştı. Aslında tam anlamıyla kaba biriydi. Daisy bir gün önce onun dikkatini çekmek için son bir girişimde bulunarak, bir tabak ev yapımı kurabiyeyle kapısına gitmişti. Fakat adam teşekkür etmek bir yana, tabağı bile geri getirmemişti. Belli ki sıradan komşularının problemleriyle ilgilenemeyecek kadar zengin ve bencil biriydi. Aynı zamanda kadınların yüreğini ağzına getirecek kadar da yakışıklıydı. Daisy onu birkaç kez, malikânenin önüne park ettiği spor MELEK YÜZLÜM 7 arabasına doğru yürürken görmüştü. Adam uzun boyu ve adaleli vücuduyla etrafına bir kadının başım döndürmeye yetecek kadar erkeklik hormonu yayıyordu ve bu durumunun farkında olduğu, her halinden belliydi. Neyse ki Daisy artık erkeklere karşı tamamen duyarsızdı. Onların, kadınları oyuncak gibi gören bencil ve küstah yaratıklar olduğunu düşünüyordu. Tıpkı bir yıl önce davetkâr gülümseyişi, şık kıyafetleri ve maharetli elleriyle hayatına giren, üç ay sonra da gururunun ve yüreğinin bir parçasını alıp hayatından çıkan Gary gibi... O günden sonra Daisy, bir daha bu yakışıklı çapkınlara av olmayacağına dair kendi kendine yemin etmişti. İhtiyacı olan, kibar ve güvenilir bir erkekti. Karakteri dürüst, onu sevip sayacak, hayattan beklentileri kendisiyle aynı ve ünlü bir modacının etiketini taşıyan ürünle, bir süpermarket markası arasındaki ayrımı bilecek birini istiyordu. Öfkeli bir iç çeken Juno, arkadaşının ^düşüncelerini dağıttı. Adama şu aptal kediyi sormayı neden denetlediğini hâlâ anlamıyorum. j Birkaç kez onu gördüğümde denedim, ama arabayla öyle hızlı uzaklaşıyor ki, yetişmek için maraton k^şpcusu olmam lazım. Pekâlâ, ama haneye tecavüzdepiyaka!anırsan sakın beni suçlama. Korkma. Evde olmadığından âminim. Ön kapıda arabası yok. Kontrol ettim. Çok dikkatli olacağım. Bahçeye girdiğimi anlamayacak bile. / N \ İ ' Bu senaryoyla ilgili küçük bir problemimiz var, dedi Juno. Senin dikkatli olduğunu hiç hatırlamıyorum. Çaresiz kalırsam olabilirim. En azından elimden gelenin en iyisini yapacağım. ^ Juno alaylı bir kahkaha atarak eğildi ve parmaklarını birbirine sımsıkı kenetleyerek bekledi. Daisy arkadaşının ellerine ayağını basarak, duvara tırmanmaya çalıştı. O anda üzerindeki dar tişörtün yukarı doğru sıyrıldığını ve beyaz teniyle, kırmızı saten sutyeninin bir kısmının göründüğünü fark etti. 8 HE1D1 RICE Lanet olsun! diye mırıldanıp, yere geri atladı. Yine ne oldu? diye fısıldadı Juno. ) Kollarımı kaldırdığımda göbeğim görünüyor. Yani... ' ) Daisy kaşlarını çatarak arkadaşına, hakti. Kamuflaj etkisi yok oluyor. Ama ne yapacağımı biliyoruırç. Sutyenimi çıkaracağım. Tanrı aşkına Daisy. Neden? Tişört sutyenimin dantellerineaakılıyor. Sutyeni çıkarırsam, tişört de o kadar yukarı çıkmaz.. Ama bunu yapamazsın. Göğüslerin sallanır. Ne fark eder? İşim sadece birkaç dakika sürecek. Daisy satenle dantel karışımı sutyeninin kopçasını açtı ve çıkarıp arkadaşına uzattı. Şu seksi iç çamaşırlara neden tutkun olduğunu bir türlü anlayamıyorum, dedi Juno. ^ Beni kıskanıyorsun,? dedi Daisy gülümseyerek ve bir kez daha ayağını Juno nun kenetlenmiş ellerine bastı. Göğüsleri tişörtünün altında erotik bir biçimde sallanıyordu. Neyse ki etrafta onun bu halini fark edebilecek kimse yoktu. Her zaman feminist olmasıyla gurur duymuştu, ama göğüsleri sutyensiz gezemeyecek kadar dolgundu. Kendini güçlükle yukarı çekip, sonunda duvarın tepesine ulaştı. Tamam. İşte oldu, diye mırıldanıp büyük bir kestane ağacının yaprakları arasından, komşunun bahçesini incelemeye başladı. Ay ışığı evin arka pencerelerine vuruyordu. Daisy tuttuğu nefesini geri verdi. Evde kesinlikle kimse yoktu. Bunu gerçekten yapacağına hâlâ inanamıyorum, dedi Juno çalıların arasından. Bunu Bayan Valdermeyer e borçluyuz. O kediyi ne kadar çok sevdiğini biliyorsun, diye fısıldadı Daisy duvarın üzerinden. Aslında ev sahibesine, kedisini bulmaktan çok daha fazlasını borçlu olduğunu düşünüyordu. Sekiz yıl önce annesi Lily bir kez daha hayatının erkeğini bulduğunu söyleyip onun peşinden gittiğinde, Daisy ona hiçbir şey diyememişti. On altı yaşındaydı, Londra da yalnız başınaydı ve korkuyordu. İşte o zamanlar, yardımına Bayan Valdermeyer koşmuştu. MELEK YUZLUM 9 Ona bir yuva ve daha önce kimseden görmediği kadar güven vermişti. Bu nedenle Daisy ona çok şey borçluydu ve o borcunu her zaman öderdi. Şunu da unutma, diye devam etti sözlerine. Bayan Valdermeyer evini müteahhitlere satabilir ve çok zengin bir kadın olabilirdi, ama bunu yapmadı. Çünkü biz onun ailesi gibiyiz. Ve aile fertleri birbirine her zaman destek olmalıdır. En azından Daisy öyle olması gerektiğini düşünüyordu. Hep birbirine bağlı bir ailesi olmasını istemişti. Eğer güvenilir bir annesi ve kardeşleri olsaydı... Bayan Valdermeyer in de senin tutuklanmanı isteyeceğini sanmıyorum, diye fısıldadı Juno karanlıkta. O adamın yüzündeki yara izini de unutma. Şaka kaldıracak birine hiç benzemiyor. Duvarın arka tarafına atlamaya hazırlanan Daisy, öne doğru eğildi. Bana bir iyilik yap ve bir saat içinde geri dönmezsem, polisi ara, dedi ve kendini karanlıkta boşluğa bıraktı.^ Ne için? Seni hapse tıkmaları için mi? diye mırıldandı Juno arkadaşının arkasından. ; U n u t bunu, sırf Melrose nin, öplü olsun diye kendime sahte bir nişanlı bulmayacağım. Connor Brody telefonu kulağıyla omzu arasına sıkıştırıp, beline sarılı nemli havluyu çıkardı. Adam akşam yemeğinden sbpra sinirinden çılgına döndü, dedi Connor m şirketinde işletme 'müdürü olan Daniel Ellis. Nasıl bir panik içinde olduğu scsindph, açıkça anlaşılıyordu. Şaka yapmıyorum Connor. Seni Mitzi yi haftan çıkarmaya çalışmakla suçladı. Bizi anlaşmayı bozmakla tehdit/ediyor. Connor kanepenin ürerinde duran dar spor pantolonu alıp, tek eliyle giydi. Bir yandan^ ona bütün gün işkence eden baş ağrısına ve bir daha ömrü boyunda görmek istemediği Mitzi Melrose denen o kadına içinden küfrediyordu. Kadın masanın altından ayağını bacaklarımın arasına soktu Daniel. Ben hiçbir şey yapmadım. $ 10 HEIDI RİCE Normalde Connor, ilk adımı kadınların akmasından rahatsız olmazdı. Fakat o akşam Eldridge Melrose nin genç karısı Mitzi sürekli ona asılmıştı ve Connor, onunla ilgilenmediğini açıkça belli etmişti. Çünkü evli kadınlarla asla flört etmezdi; Üstelik kadının arazi milyarderi olan kocasıyla çok önemli biçartkişma yapmanın eşiğindeydi. Zaten bütün vücudu botoks ve sil^önla dolu kadınları asla çekici bulmazdı. Ama Mitzi bunları bir türlü anlamak istememiş ve işte sonuç bu olmuştu. Connor m üzerinde aylardır çalıştığı bir anlaşma, hiç yoktan yere suya düşmek üzereydi. Yapma Connor. Eldridge (Melrose anlaşmadan çekilirse, tekrar başladığımız noktaya döneriz. ^ Connor karanlık salonu^ bir köşesinde, yerden tavana kadar uzanan camların yanında bulunan bara doğru yürüdü. Daniel in sızlanmaları başını daha da kötü ağrıtmıştı. Zonklayan şakaklarını ovup, bir kadeh viski doldurdu. Sırf Eldridge ın azmış karısı hakkındaki kuruntularını çürütmek için nişanlı rolü yapmaya hiç niyetim yok. Anlaşma olsun ya olmasın, umurumda değil. Connor pahalı viskinin çocukluğundan aklında kalan ucuz içkilerden çok farklı olan kokusunu içine çekti ve sonra kadehini bir yudumda bitirdi. O günlerden beri ne çok yol kat etmiş olduğunu geçirdi bir an aklından. Bir zamanlar hayatta kalabilmek için hiç de gurur duymadığı şeyler yapmak zorunda kalmıştı. Şimdi sadece basit bir iş anlaşması için dürüstlüğünden bir kez daha ödün veremezdi. Daniel sızlanmaya devam ediyordu. Lanet olsun Connor, geç bunları. Bu işi çok abartıyorsun. O küçük siyah randevu defterinde, seninle nişanlı rolü yaparak iki hafta geçirmek için canım verecek binlerce kadın vardır. Senin açından bunun bir zorluğu olacağını sanmıyorum. Daniel sen hangi çağda yaşıyorsun? Benim küçük siyah bir defterim falan yok. Hem olsa bile, çıktığım kadınlar arasında böyle bir teklifi yanlış anlamayacak tek bir kişi yok. Bir kadına tek taş yüzüğü verdiğinde, sonrasında ne söylersen söyle, pembe hayallere dalmasına engel olamazsın. Daha iki ay önce, sırf bu sebeple Rachel den ayrılmamış mıydı? Rachel ciddi bir ilişki aramadığını söylediğinde, Connor ona inan MELEK YÜZLÜM 11 mıştı. İlişkileri sadece seksten ve iyi vakit geçirmekten ibaret olacaktı. Ama sonra Connor, Rachel in evlilik ve bebek hayalleri kurduğunu öğrenmişti. Ve bir daha aynı riske girmeyi asla göze alamazdı. Çözüm bu kadar basitken bu anlaşmayı tehlikeye soktuğuna inanamıyorum, dedi Daniel. Ama inanmalısın. Connor boş kadehi bara bıraktı. Başındaki zonklama gittikçe şiddetleniyordu. Seninle on gün sonra görüşürüz. Eğer Melrose bana zarar vermek için anlaşmayı bozmaya kararlıysa, bırak bildiği gibi yapsın, deyip öksürmeye başladı. Hey, sen iyi misin dostum? Pek sayılmaz, dedi Connor. O sabah uçakla New York tan dönerken mikrop almış olmalıydı. Şimdi de başına Melrose ve seks düşkünü karısıyla ilgili bu mesele çıkmıştı. Neden birkaç gün dinlenmiyorsun? Aylardır nefes almadan çalışıyorsun. Connor zonklayan alnını soğuk cama yaslayıp, dalgın dalgın bahçeye baktı. On saatlik kesintisiz bir uyku çekersem, kendime gelirim, diye mırıldandı. / Yine de birkaç gün tatil yapmayı düşünmelisin. O gösterişli eve daha yeni taşınmamış miydin? Birkaç ^ün; dinlenip, yeni evinin tadını çıkarmalısın. ü ' Tamam, bunu düşüneceğim, diye yalan söyledi Connor. Daha sonra görüşürüz Daniel. x \ J O evi bir açık arttırmada ani bir hevesle satın almış ve restore ettirmek için bir servet harcamıştık Otuz iki yaşma gelmişti ve nedense artık sabit bir yeri olması gerektiğine dair aptalca bir fikre kapılmıştı. Şimdi ev hazırdı ve her şeyiyil; istediği gibi olmuştu. Ama Connor oraya taşınır taşınmaz kendini hapsolmuş gibi hissetmeye başlamıştı. Bu, ona çocukluğundan kalan tanıdık bir duyguydu. Gerçeği kabullenmesi gerekiyordu. Bir yere sürekli bağlanmak ona iyi gelmiyordu. Çözümü ise çok basitti. Evi satıp, yüklü bir kâr elde edecek ve bir daha asla kendine ait bir yer satın alma aptallığında bulunmayacaktı. Bazı insanlar kök salmaya ve istikrara ihtiyaç duyarlardı, ama Connor onlardan biri değildi. Onun için en uygunu oteller veya kira- 12 HE1D1 RİCE hk evlerdi. Dünyaya, kendisinden miras kalmasını istediği tek şey, Brody İnşaat ı. Bu kadarı onun için yeterliydi. 7 Telsiz telefonu kanepenin üzerine bıraktık Bu küçük hareketle bile omuz kasları sızlamıştı. Çocukluğunda, shbahları babasının kemer darbelerinin yaralarıyla uyandığı günlertlçn beri, hiç bu kadar acı çekmemişti. Eski günleri anımsayınca, kötü anıları kovmak istermiş gibi gözlerini yumdu. ^y Yeniden açtığında ise, karanlık. hahçede bir kıpırtı fark etti. Gözlerini kırpıştırıp, hareket eden gölgeye odaklandı. Sonra gölge yavaş yavaş bir siluete dönüştü. Şüphe çekecek şekilde siyahlara bürünmüş ve çiçek tarhına doğru yavaşça ilerleyen ince bir siluet... Connor elini cama yaslaiyıb/ gözlerini kısarak dikkatle baktığında, arka duvarın yanındaki^ bir ağacın altına giren gölgenin beyaz teninin parlaklığını gördü., Öfkeyle bir küfür savurdu. Bugün daha da kötüye gidebilir miydi?, Hızlı adımlarla salonu geçerken, ağrıyan kasları ve başı, sanki adrenalinle dolmuştu. Bahçesindeki aşağılık herif her kim ise ve her neyin peşindeyse, çok büyük bir hata yapıyordu. Kimse Connor Brody ye bulaşmaya cesaret edemezdi. Şimdi onu çevreleyen tüm bu zenginlik ve ince zevke rağmen Connor, Dublin in en tehlikeli sokaklarında büyümüştü ve mecbur kaldığında nasıl dövüşüleceğim gayet iyi bilirdi. Bu evi istemiyor olabilirdi, fakat hiç kimsenin de oradan bir parça koparmasına izin vermeye niyetli değildi. MELEK YÜZLÜM 13 ~ İKİNCİ BÖLÜM ~ P is İ pisi, Daisy ye gel. Haydi, güzel k^eciicik... Daisy sesini fısıltı halinde tutmaya çalışırken, koltuk altjarmdan terler akıyor ve giydiği yün kasket başını kaşındırıyordu. ^ Ortancaların arasına girip, karanlıkta etrafı kolaçan etti, ama yine bir şey bulamadı. Neden yanma bir feaeij'lılmayı akıl edememişti ki? Sonunda pes etmek zorunda kaldı.\b)ıi çok anlamsızdı. Duvardan atlarken, neredeyse boynunu kıracaktı. On dakika boyunca bahçeyi aramış, parmakları güllerin dikenlerine takılmıştı, ama hiçbir şey bulamamıştı.. \ \ Eğilerek ortancaların arasından çıktığında, karanlıkta yankılanan köpek havlamasını duyuncp, korkudan kaskatı kesildi. Çığlık atmamak için elini ağzına kapajdı. Bayan Pettigrevv in azgın köpeği Edgar ın sesini tanıyınca, kklbi delice çarpmaya başlamıştı. Neyse ki artık kayıp 6ay Pootles için elinden geleni yaptığını biliyordu ve içi rahat bir/şekilde eve dönebilirdi. Kedi her nereye kamışsa kaçmıştı, ama yabani komşularının bahçesinde olmadığı kesindi. 14 HE1DI RICE Doğrulup duvara doğru yürümeye hazırlanırken, köpek havlaması birdenbire kesildi. Belli belirsiz ayak sesledi duyan Daisy, omzunun üzerinden arkasına baktı ve karanlık bit siluetin, üzerine kâbus gibi çöktüğünü son anda gördü. ı 1 Adaleli bir kol beline dolanıp, ayak laf ip ı yerden kesti. Sırtı güçlü bir erkeğin çıplak göğsüyle temas ettiğinde, genç kadının korkudan nefesi kesildi. ' y ' Şimdi elime geçtin, seni küçükbaş belası! diye mırıldandı, derinden gelen bir ses. \ Daisy çığlık atmaya hazırlanırken, iri bir el ağzını kapadı. Hayır, ufaklık. Arkadaşlarım çağırmayacaksın, dedi ses İrlanda aksaıııyla. ^ v Genç kadın belini saran koldan kurtulmak için çırpındı, ama başarılı olamadı. Bu sırada onu zapt eden kişi, onu eve doğru sürüklemeye başlamıştı., Sabah gazetelerde çıkacak manşetleri düşünen Daisy nin başı dönmeye başlamıştı. KAYIP KEDİ UĞRUNA BOĞULARAK ÖLDÜRÜLEN KADIN... Daisy havaya nafile tekmeler sallarken, bol pantolonu da kalçalarından aşağı kaymıştı. O anda onu saran kol gevşedi ve genç kadın, çimenlerin üzerine tepe taklak düştü. Emekleyerek kaçmaya çalışınca, aynı el bu kez de pantolonunun belinden yakaladı. Ve ardından hayret dolu bir ses yükseldi. Hey, bu saten külot da neyin nesi? Daisy panik içinde yalpalayarak, pantolonunu çekiştirdi. Sen de kimsin? diye haykırdı adam. Daisy, sesin sahibinin çıplak göğsünü, siyah kaşlarını, dalgalı siyah saçlarını ve geniş omuzlarını seçebiliyordu. Yanakları utançla kızarırken, tüm vücudu öfkeyle titredi, ama ağzından tek çıkan şey ümitsiz bir çığlık oldu. Adam uzanıp kasketini çıkardığında, Daisy nin saçları omuzlarına döküldü. Sen kızsın! Daisy sinirli bir hareketle saçlarını gözlerinin önünden çekti. Bu adam ne cesaretle ona karşı kaba kuvvet kullanıyordu? Uzanıp kas MELEK YÜZLÜM 15 ketini geri aldı. Ben kız değilim. Yetişkin bir kadınım seni şehir eşkıyası! Adam, öne doğru bir adım atıp, hafifçe eğildi. Peki, yetişkin bir kadın benim evimin sınırları içinde ne yapıyor? Daisy pantolonunu sıkıca tutup geriledi. Öfkesinin yerini yavaş yavaş sağduyu almaya başlamıştı. Bu adamla tartışıp da ne yapacaktı? Adam neredeyse onun iki katıydı ve yüzündeki tehditkâr ifade hiç de iyiye işaret değildi. Oradan bir an önce tüymesi gerekiyordu. Koşmak için geriye döndü, ama bu kez de güçlü parmaklar kolunu kavradı Hiç sanmıyorum hanımefendi. Gitmeden önce bazı cevaplar bekliyorum. Bırak beni! diye haykırdı Daisy. Fakat adam onu daha sıkı tutup, verandanın merdivenlerine doğru sürükledi. Sonra da sürgülü cam kapılardan geçirip, geniş bir mutfağa soktu ve ışığı açıp onu hafifçe iterek deri bir koltuğa oturttu. Daisy ayağa kalkmaya çalışınca, adam koltuğun kollarını tutup onu olduğu yere hapsetti. Nemli saçlarından tiir damla su genç kadının kazağına damladı. Oradan da sutyensiz göğüslerine doğru aktı. O anda adamın buz mavisi gökleri göğüslerine takıldı ve Daisy nin göğüs uçları sertleşti. Yitof! utançla kızarmıştı. Neden sutyenini çıkarmıştı ki sanki? y Olduğun yerde kal, dedi adam H Ya da istersen sana hak ettiğin dayağı atayım. \ \ ) Daisy nin yüreği ağzına gelmişti. Yakından adamın yakışıklılığı çok daha çarpıcıydı. Siyah keşikti, belirgin elmacık kemikleri, buz mavisi gözleri, yanağındaki yara izi ve genç kadının hayatında gördüğü en uzun kirpiklerle adam tam bir erkek güzeliydi. Bana dayak atamazsın, diye fısıldadı Daisy. Beni kışkırtma, dedi adam, sert bir sesle ve doğrulup parmaklarını dalgalı saçlarının)arasına geçirdi. Yine de şanslısın. Ben kadınlara zarar vermem. Beni korkudan neredeyse öldürüyordun. Bu zarar vermek değil mi? 16 HE İDİ RICE Bahçemde hırsız gibi geziyordun. Ne bekliyordun, yoluna kırmızı halılar sermemi mi? ) Daisy verecek mantıklı bir cevap bulamadan, adam dönüp mutfak tezgâhına doğru yürüdü. Genç kadın, ynım yürüyüşünde bir tuhaflık sezmişti. Sanki sallanan bir gemideiyürüyonnuş gibiydi. Adamın sırtındaki çapraz yara, izlerini fark ettiğinde ise, Daisy nin nefesi daraldı. Bu adam hı kını ise, daha önce düşündüğü gibi zengin, şımarık ve kendini beğenin iş bir çapkından ibaret değildi. Yüzündeki ve sırtındaki yara idleri, şiddet dolu zor bir yaşam sürmüş olduğunu gösteriyordu. ^Bib,zamanlar o yaraların ne kadar acı verdiğini düşünen ve içinde uyanan acıma duygusuna engel olamayan Daisy, alt dudağını ısırrp\$treyen ellerini birbirine sımsıkı kenetledi. Onu yeniden kızdırmâmalıydı. Neler yapabileceği hakkında hiç bir fikri yoktu. t ^ Adam bir bardak su doldurup, tekrar ona döndü. Kalçasını tezgâha yaslayıp suyu bir dikişte bitirdi ve bardağı elinden bıraktı. Sonra boğuk boğuk öksürdü' ve koluyla alnını ovaladı. Ellerini tezgâha yaslayıp, çenesini göğsüne bastırdı ve bitk
Similar documents
View more...
Search Related
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks