Please download to get full document.

View again

of 21
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

Kabİr Azâbı İle İlgİlİ Bazı Hadîslerİn İsnadları Üzerİne Bİr İnceleme

Category:

Art & Photos

Publish on:

Views: 0 | Pages: 21

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
EKEV AKADEMİ DERGİSİ Yıl: 18 Sayı: 59 (Bahar 2014) 265 Kabİr Azâbı İle İlgİlİ Bazı Hadîslerİn İsnadları Üzerİne Bİr İnceleme Öz İslâm inancına göre Peygamberler, Yüce Allah tarafından insanlar arasından
Transcript
EKEV AKADEMİ DERGİSİ Yıl: 18 Sayı: 59 (Bahar 2014) 265 Kabİr Azâbı İle İlgİlİ Bazı Hadîslerİn İsnadları Üzerİne Bİr İnceleme Öz İslâm inancına göre Peygamberler, Yüce Allah tarafından insanlar arasından seçilmiş özel bazı vasıflara sahip kişilerdir. Hz. Muhammed (s.a.s.) de hem bir beşer hem de O nu diğer insanlardan ayıran bazı peygamberlik özelliklerine sahiptir. O nun (s.a.s.) hasâisine dâir rivâyet edilen bazı hadîslerin zâhirinden çıkan manâların aklîliğinin sorgulanarak reddedilmesi son derece yaygın bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Aslında hadîslerin tashîh ve taz îfi bir başka deyişle kabul veya reddi kendi içinde belli kurallara ve aşamalara göre yapılan bilimsel bir süreçtir. Dolayısıyla ilk planda hadîslerin zâhirlerine bakılarak aklîliğinin sorgulanması ve onlar hakkında detaylı bir araştırma yapılmadan hüküm verilmesi doğru bir yaklaşım değildir. İnceleyeceğimiz hadîsler, hadîs edebiyatının ilk kaynaklarından itibaren birçok kaynakta yer almış ve içerik olarak birbirine benzemesine rağmen üç ayrı ortamda geçmiştir. Çok sayıda sahabî tarafından Hz. Peygamber e nispet edilen ve muhtevasında mezarlara yaş hurma dalı dikilmek sûretiyle kabir azâbının hafifletilmesi temennisi belirtilen bu hadisler de tetkîke tâbi tutulmadan makûl olmadıkları gerekçesiyle reddedilmiştir. Çalışmamızda reddedilen bu hadîslerin isnâdları incelenecek ve sened bakımından onların sıhhati hakkında hüküm verilecektir. Anahtar Kelimeler: Sened, Kabir Azâbı, Hadis, Sünnet, Sened Tenkîdi A Study on the Attributions of some Hadith Related to Grave s Punishment Abstract According to Islam, the prophets are chosen among the people who have some special features by Allah (the God). Besides of the human being, the Prophet has a number of superhuman abilities of Prophethood. It is extremely a common problem encountered to reject the Hadiths by questioning the logicalness of the meaning of some proceed talks and behaviors that narrated by Him. In fact, the strong and weakness of Hadiths, in other words, their acceptance or rejection is a scientific process which is done according to certain rules and steps in its own. Therefore, it is not an accurate method to query the logical of Hadiths by looking at their appearance without a detailed research about adjudication at first. The Hadiths we studied on have been involved in many sources from the first sources of the Hadith literature and although the contents of the Hadiths are similar to each other, has passed in three distinct environments. The Hadiths which proportioned to the Prophet by a lot of companions and hopping to alleviate the punishment of grave by planting palm stick on graves are being rejected because of not being subjected to tests reasonably. In our study, the attribution of these rejected Hadiths will be examined and their authenticity will be adjudged in the term of admissibility. Keywords: Sanad, Punishment of the Grave, Hadith, Sunnah, Sanad Criticism. *) Yrd. Doç. Dr., Bingöl Ünv. İlahiyat Fakültesi (e-posta: Veysel ÖZDEMİR (*) 266 / Yrd. Doç. Dr. Veysel ÖZDEMİR EKEV AKADEMİ DERGİSİ GİRİŞ Hadîsin sıhhati hakkında değerlendirmelerde bulunmak önemli ve bir o kadar da mes ûliyet gerektiren bir iştir. Allah Resûlü (s.a.s.) in Kim bile bile benim söylemediğim bir sözü bana isnâd ederse cehennemdeki yerine hazırlansın! 1 şeklindeki ifadeleri, kendisine ait olmayan bir sözün kendisine izâfe edilmesinin ne kadar sorumululuk isteyen ve tehlikeli bir iş olduğunu ortaya koymaktadır. Aslında Hz. Peygamber e yalan isnâdı, tabir-i câizse madalyonun bir tarafıdır. Madalyonun diğer tarafı ise ona ait olan hadîslerin gelişigüzel, keyfi, sistemsiz bir şekilde ve parçacı bir yaklaşımla ona ait olmadığını söylemektir. Şüphesiz bu tavır da Dinde olan bir şeyi dinden çıkarmak anlamına gelmektedir. Nitekim Resûlüllah (s.a.s.) in, bizzat Yüce Allah tarafından verilen peygamberlik görevinin gereği olarak İslâm Dîni ile ilgili birçok açıklaması bulunmaktadır. Hz. Peygamber in bu kapsamdaki bir sözü gelişigüzel bir şekilde reddedildiği takdirde durum ne olacaktır? Dolayısıyla hadîslere ön yargı ile yaklaşıp, parçacı yaklaşımla ve özellikle de aklı daima ön planda tutarak hadîsleri hakkında gelişigüzel yargılarda bulunmak sakıncalı bir davranıştır. Zîra Hz. Peygamber in kendisine ait hasâisi, duâsı ve peygamberlikten kaynaklanan olağanüstü durumları söz konusudur. Bu bağlamda çeşitli platformlarda ve kaynaklarda yukarıda geçtiği üzere gelişigüzel ve parçacı bir yaklaşımla, özellikle de akla uymadığı gerekçesiyle reddedilen 2 veya Hz. Peygamber e ait olmadığı iddia edilen kabir azâbı ile ilgili üç ayrı bağlamda gerçekleşen üç hadîsin sened yönünden sıhhat değerlendirmesini yapacağız. Hz. Peygamber in hadîsleri ile alakalı hemen hüküm vermemek, hadîs alanında uzman kişilerin araştırmalarına havale etmek aslında en doğru yoldur. Hadîslerin değerlendirilmesi yani Hz. Peygamber e izafe edilen bir haberin O na ait olup olmadığının araştırılması bazı kurallara göre yapılan bir işlemdir 3. Esasında hadîs ilminde bu işlem sened ve metinden oluşan iki kısmın ayrı ayrı değerlendirilmesi şeklindedir. Sıhhati noktasında üzerinde çalışacağımız hadîs aslında içeriği itibariyle birkaç konuyu bir arada bulunduran ve üç farklı zaman diliminde, değişik mekânlarda kısacası farklı 1) Muhammed b. İsmaîl el-buhârî, Sahîh, (thk. Mustafa Dîb el-buğâ), I-V, Dâru l-ulûmi l-insâniyye, Dımeşk, 1413/1993, İlm, 38; Cenâiz, 33; Müslim b. Haccâc, Sahîh, (thk. Muhammed Fuâd Abdulbâkî), I-III, Çağrı Yayınları, İstanbul, 1992, Mukaddime, 2; Ebû Dâvud Süleymân b. el-eşâs, Sünen, I-IV, Çağrı Yayınları, İstanbul, 1992/1413, İlm, 4; Ebû Îsâ Muhammed b. Îsâ et-tirmizî, Sünen, I-V, Çağrı Yayınları, 1992/1413, İlm, 8; Ebû Abdillah Muhammed b. Yezîd İbni Mâce, Sünen, I-II, Çağrı Yayınları, İstanbul, 1992, Mukaddime, 4; Muhammed b. Abdirrahmân ed-dârimî, Sünen, I-II, Çağrı Yayınları, 1992/1413, Mukaddime, 25. 2) Bu hadîsin yüzeysel gerekçelerle ve sadece akli çıkarımlarla, sistemsiz bir şekilde reddedilmesine dair örnek için bkz. Mehmet Okuyan, Kur ân-ı Kerim e Göre Kabir Kavramı ve Kıyamet-Âhiret Süreci, Düşün Yayıncılık, İstanbul, 2013, s ) Hadîslerin değerlendirilmesi hakkında geniş bilgi için bkz. Abdullah Aydınlı, Hadîslerin Değerlendirilmesi, Diyanet İlmi Dergi (Diyanet Dergisi), 1985, cilt: XXI, sayı: 2, s ; a.mlf., Hadîslerin Değerlendirilmesi II, Diyanet İlmi Dergi (Diyanet Dergisi), 1985, cilt: XXI, sayı: 3, s KABİR AZÂBı İLE İLGİLİ BAZı HADÎSLERİN İSNADLARı ÜZERİNE BİR İNCELEME 267 bağlamlarda yaşanmış olaylara ait metinlerdir 4. Muhtevası birbirine benzer kabir azâbı ile ilgili bu üç hadîsin metin ve içerik tahlîlini ikinci çalışmamıza te hîr ederek bu makalede isnâdlarını tahlîl ve tenkîde tâbi tutacağız. HADÎSLERİN SENEDLERİ AÇISINDAN TENKÎT VE TAHLÎLİ Hadîsleri sened açısından tahlîle tabi tutarken öncelikle hadîs kaynaklarında yer alan bütün tarîklerini tespit edip isnâd şemaları oluşturacak, daha sonra rivâyetlerin isnâdlarında bulunan râvîler tanıtılıp, cerh ta dîl durumlarına temas edilecektir. Son olarak ise hadîsler; müntehâsına, sened sayısına, ittisâline ve sıhhatine göre genel bir değerlendirmeye tabi tutulacaktır 5. Hadîslerin bütün râvîleri tek tek incelenmeyecek, her bir sahâbîden gelen rivâyet ayrı ayrı ele alınarak elimizdeki ilk kaynağına kadarki râvîleri incelenecektir. Böylelikle hak- 4) Bu hadîslerin metinleri şöyledir: Birinci hadîs: Hz. Peygamber Medine bahçelerinden bir bahçenin yanından geçiyorken kabirlerinde azab olunan iki insanın sesini işitti. Hz. Peygamber: Bunlar azab olunuyorlar, ancak azabları büyük bir şeyden dolayı da değildir buyurduktan sonra, şöyle devam etti: Evet, onların biri idrarından sakınmazdı, diğeri ise insanlar arasını bozmak için laf taşır(dedikodu yapar)dı.. Sonra yaprakları soyulmuş yaş bir hurma dalı istedi. Dalı iki parçaya ayırdı. Her birinin kabri üzerine bir parça koydu veya dikti. Ya Resûlallah! Bunun niçin yaptınız? denildi. Bunlar yaş kaldıkları müddetçe veya kuruyuncaya kadar onlardan azab hafifletilir. buyurdu. İkinci hadîs: Resûlullah (s.a.s.) bir kabre uğrayıp başında durdu. Bana yaprakları soyulmuş iki hurma dalı getirin! dedi. (Getirilince) dallardan birisini baş tarafına diğerini ise ayakları tarafına koydu. Ya Resûlullah, bu ona bir fayda verir mi? diye soruldu. Resûlullah (s.a.s.) Bu dallar yaş kaldıkları müddetçe o kişinin kabir azabının birazının hafifletileceğini umuyorum. buyurdu. Üçüncü hadîs: (Câbir anlatıyor:) Resûlullah (s.a.s.) ile beraber yürüdükten sonra geniş bir vadiye geldik. Resûlullah (s.a.s.) hacetini gidermek için ayrıldı. Ben de bir su kabı ile kendisini takip ettim. Resûlullah (s.a.s.) (kendisini perdelemek için) etrafına bakındı fakat bir şey göremedi. Birden vadinin kenarında iki ağaç gözüne ilişti. Resûlullah (s.a.s.) hemen bunlardan birine giderek dallarından birinden tuttu ve Allah ın izniyle bana itaat et! buyurdu. Dal ona, sahibine huysuzluk eden burnu gemli deve gibi itaat etti. Öteki ağaca da gitti ve dallarından birinden tutarak: Allah ın izniyle bana itaat et! dedi. O da öteki gibi itaat etti. İkisinin ortasına varınca aralarını kapadı ve Allah ın izniyle benim üzerime kapanın! dedi. Hemen kapandılar. Câbir diyor ki: Resûlullah (s.a.s.) beni yakınında hissederse uzaklaşır korkusuyla (oradan) uzaklaştım ve oturdum. Kendi kendime konuşuyordum. Tesadüfen yanı başıma baktım. Bir de ne göreyim, Resûlullah (s.a.s.) geliyor. O iki ağaç da birbirinden ayrılmış ve her biri gövdesinin üzerine doğrulmuştu. Resûlullah (s.a.s.) in bir an durduğunu gördüm. Kafasıyla şöyle yaptı. (Ebû İsmail başıyla sağa ve sola işaret etmiştir.) Sonra bana doğru geldi. Yanıma gelince: Ya Câbir, benim durduğum yeri gördün mü? diye sordu. Evet, ya Resûlullah! dedim. Öyle ise şu iki ağaca git, her birinden birer dal kes ve benim yerimde durduğun vakit, bir dalı sağına, bir dalı da soluna koyuver! dedi. Câbir dedi ki: Ben kalkarak bir taş aldım. Onu kırıp, keskinleştirdim. Bana göre keskin olunca gidip o iki ağacın her birinden birer dal kestim. Sonra onları sürükleyerek geldim ve Resûlullah (s.a.s.) durduğu yerde durdum, birini sağıma, diğerini soluma bıraktım. Sonra Resûlullah (s.a.s.) gelerek, Ya Resûlallah! Bunu neden yaptık? dedim. O da Ben içlerinde azab gören iki kabrin yanından geçtim. Bu iki dal yaş kaldığı sürece şefaatim sayesinde o iki kişinin azaplarının hafifletilmesini istedim. buyurdu. 5) Selçuk Coşkun, Hadîse Bütüncül Bakış (Tesbît-Anlama-Anlatma Bağlamında Bir İnceleme), İFAV, İstanbul, 2011, s. 120. 268 / Yrd. Doç. Dr. Veysel ÖZDEMİR EKEV AKADEMİ DERGİSİ larında bilgi verilen râvîlerden hareketle hadîslerin her bir tarîkinin ayrı değerlendirmesi yapılacak sonuçta ise hadîslerin senedleri hakkında genel bir sıhhat değerlendirmesi yapılacaktır 6. A. Rivâyetlerin Tarîklerinin Tespiti ve İsnad Şemalarının Oluşturulması İsnad yönünden bir hadîs incelenmeye başlamadan önce kaynaklardaki bütün tarîklerinin tespit edilmesi bir zorunluluktur. Bunun hemen sonrasında ise üzerinde daha kolay yorum yapma imkânına sahip olabilmek için isnâd şemasının oluşturulması gerekmektedir 7. Esasında bu metin tahlîlinde de bir gerekliliktir ve büyük bir kolaylık sağlamaktadır 8. İsnad yönünden tenkide tabi tutacağımız üç hadisten birincisi İbn Abbâs (ö. 68) 9, Ebû Bekre (ö. 51), Câbir b. Abdillah (ö. 78), Enes b. Mâlik (ö. 93), Ebû Umâme (ö. 86) ve Ebû Hureyre den (ö. 58) İkincisi Ebû Hureyre ve Ya lâ b. Siyâbe den (ö.?), üçüncüsü ise sadece Câbir den gelmektedir. Bu üç hadîs çok sayıda musannıfın kitaplarına kimisi birkaç ayrı bab altında - tahrîc etmiş olduğu, geniş sened ağlarına sahip hadîslerdir. Hz. Peygamber e nispet edilen bu rivâyetler hadîs edebiyatının ilk döneminden itibaren kaynaklarda yerini almıştır. Bu eserlerin müellifleri arasında; Veki b. Cerrâh (ö. 197), Tayâlîsî (ö. 204), Abdurrezzâk (ö. 235), İbn Ebî Şeybe (ö. 235), Ahmed b. Hanbel (ö. 241), Hennâd b. Serî (ö. 243), Abd b. Humeyd (ö. 249), Dârimî (ö. 255), Buhârî (ö. 256), Müslim (ö. 261), Ebû Dâvud (ö. 275), İbn Mâce (ö. 275), Fesevî (ö. 277), Tirmizî (ö. 279), Bezzâr (ö. 292), Nesâî (ö. 303), İbnu l-cârûd (ö. 306), İbn Huzeyme (ö. 311), Ebû Avâne (ö. 316), Tahâvî (ö. 321), İbn Hibbân (ö. 354), Beyhakî (ö. 458), Beğavî (ö. 516), İbn Hacer (ö. 852) gibi musannıflar bulunmaktadır. Hadîslerin geçtiği kaynakların müelliflerinin kimler olduğu hakkında gelen bir bilgi verdikten sonra senedlerini tenkîde tâbi tutacağımız hadîslerin rivayet ağlarını daha rahat görebilmek ve üzerinde kolaylıkla yorum yapabilmek amacıyla isnad şemalarını şu şekilde arz edebiliriz 10 : 6) Coşkun, Hadîse Bütüncül Bakış, s ) Daha geniş bilgi için bkz. Coşkun, Hadîse Bütüncül Bakış, s ) Daha geniş bilgi için bkz. Mehmet Emin Özafşar, Hadîsi Yeniden Düşünmek Fıkhî Hadîsler Bağlamında Bir İnceleme, Ankara Okulu Yayınları, Ankara, 1998, s ) Makalemizde bütün ölüm tarihleri sadece hicri olarak verilecektir. 10) Birinci hadîsin isnâd şemasını, tarîklerinin çok oluşundan dolayı iki tablo halinde sunacak; diğer iki hadisi ise birer tabloda vereceğiz. KABİR AZÂBı İLE İLGİLİ BAZı HADÎSLERİN İSNADLARı ÜZERİNE BİR İNCELEME 269 270 / Yrd. Doç. Dr. Veysel ÖZDEMİR EKEV AKADEMİ DERGİSİ KABİR AZÂBı İLE İLGİLİ BAZı HADÎSLERİN İSNADLARı ÜZERİNE BİR İNCELEME 271 272 / Yrd. Doç. Dr. Veysel ÖZDEMİR EKEV AKADEMİ DERGİSİ 1. BİRİNCİ HADİS 1.1. İbn Abbâs tan Gelen Rivâyetler İbn Abbâs tan gelen rivâyetlerin sened ağı İbn Abbâs tan gelen rivâyet çok sayıda kollara ayrılarak hadîs literatüründe yerini almıştır. Bu rivâyeti İbn Abbâs tan Mücâhid b. Cebr (ö. 102) ve Tâvus b. Keysân (ö. 106) almış, onlardan da birçok râvî nakletmiştir. Dolayısıyla İbn Abbâs dan gelen rivâyetleri, daha sistematik inceleyebilmek için Mücâhid ve Tâvus dan gelen rivâyetler şeklinde iki kısıma ayırmak mümkündür Mücâhid b. Cebr den gelen rivâyetlerin sened ağı ve râvîlerinin cerh-ta dil açısından incelenmesi Bu rivâyetin yer aldığı en eski kaynaklardan Tayâlîsî (ö. 204) ve Ahmed b. Hanbel in (ö. 241) tarîklerini inceleyelim. KABİR AZÂBı İLE İLGİLİ BAZı HADÎSLERİN İSNADLARı ÜZERİNE BİR İNCELEME Tayâlîsî nin râvîleri Tayâlîsî nin Müsned inde bulunan bu hadîsin 11 isnâdındaki râvîler şunlardır: İbn Abbâs Mücâhid el-a meş Şu be Tayâlisî. a. Abdullah b. Abbâs b. Abdilmuttalib b. Hâşim (ö. 68) Resulullah (s.a.s.) in amcası Abbâs ın (ö. 32) oğlu olan Abdullah hicretten üç yıl önce doğmuştur. Resulullah (s.a.s.) in vefatında 13 veya 15 yaşında olduğu rivâyet edilmiştir 12. İbn Abbâs Hz. Peygamber hayatta iken küçük yaşta olduğu için bizzat Resûlullah (s.a.s.) den az sayıda 4, 9, 10 veya 10 dan fazla rivâyette bulunduğu söylenmektedir 13. Bu demek oluyor ki İbn Abbâs ın rivâyetlerinin çoğu mürseldir. Ancak sahâbe mürseli hadîs ilminde makbûl olarak görülmekte hatta hadîsçilerin bu konuda icmâ ettikleri rivâyet edilmektedir 14. Çünkü irsâl yapan sahabî bu hadîsi bir başka sahabîden almıştır. Yani rivâyeti alınan kişi de bir sahabîdir ve sahabîler cehâletle ittisaf edilemezler 15. Ayrıca sahâbe mürselinde ismi verilmeyen kişinin sahâbî olduğuna, bütün sahâbîler de udûl sayıldığına 16 göre senedden sahâbînin hazfi, hadîsin sıhhatine zarar vermez. Çünkü haberin 11) Süleymân b. Dâvud et-tayâlîsî, Müsned, (thk. Muhammed b. Abdulmuhsin et-türkî), I-IV, Dâru Hicr, y.y., 1419/1999, II, 198, IV, ) Ebû Ömer Yûsuf b. Abdillâh b. Muhammed b. Abdilberr, el-istîâb fî Ma rifeti l-ashâb, (Alî Muhammed el-bicâvî), I-IV, Dâru l-ceyl, Beyrût, 1412/1992, III, ) Hâfız Ahmed b. Ali b. Hacer el-askalânî, Tehzîbu t-tehzîb fî Ricâli l-hadîs, (thk. Adil Ahmed, Alî Muhammed Muavviz), I-VII, Dâru l-kutubi l-ilmiyye, Beyrût, 1425/2004, III, ) İmâdu d-dîn Ebu l-fidâ İsmâîl b. Ömer b. Kesîr, el-bâ isu l-hasîs Şerhu İhtisâri Ulûmi l-hadîs, (thk. Fâdıl Mahmûd Avvad), Müesseseü r-risâle Nâşirûn, Dımeşk, 1432/2011, s ) Şemsuddîn Ebi l-hayr Muhammed b. Abdirrahmân es-sehâvî, Fethu l-muğîs bi-şerhi Elfiyeti l-hadîs, (thk. Abdulkerim b. Abdillah, Muhammed b. Abdillah b. Fuheyd), I-V, Mektebetü Dâri l-menâhic, Riyâd, 1426, I, ; Zafer Ahmed el-osmânî et-tehânevî, Kavâ id fî Ulumi l-hadîs, (thk. Abdulfettâh Ebû Ğudde), Dâru l-beşâiri l-islâmiyye, Beyrût, 1428/2007, s ) Ebû Amr Osman b. Abdirrahmân eş-şehrzûrî İbnu s-salâh, Ulûmu l-hadîs (el-mukaddime), (thk. Nûruddîn Itr), Dâru l-fikr, Dımeşk, 2008, s. 56; Abdurrahmân b. Ebî Bekr es-suyûtî, Tedrîbu r-râvî fî Şerhi Takrîbu n-nevâvî, (thk. Ahmed Ömer Hâşim), Dâru l-kitâbi l-arabî, 1427/2006, s Sahâbe hadîs ulemâsının geneli tarafından udûl kabul edilmekle beraber az sayıda da olsa hepsinin udûl olmadıklarını iddia edenler de olmuştur. (Ebû Sa îd Salâhuddîn Halîl b. Keykeldî b. Abdullah el-alâî, Câmiu t-tahsîl fî Ahkâmi l-merâsîl, (thk. Hamdî Abdulmecîd es-selefî), Âlemu l-kutub, Beyrût, 1407/1986, s ) Ancak sahâbe adalet yönünden tenkît dışıdır ve onların sadece zabt yönünden tenkît edilebilmeleri münkündür. Çünkü sahâbenin özellikle de hadîs rivâyeti ile meşgul olanların yalan söylediği veya haklarında yalan isnâdı vâki değildir. Nitekim Hz. Aişe nin; Sahâbenin en çok kızdığı huy yalancılıktı. (Ahmed b. Hanbel, VI, 152.) ve Berâ b. Âzib in; Hepimiz hadîsleri doğrudan Hz. Peygamber den işitmezdik. İşimiz gücümüz vardı. Ancak insanlar o zamanlar asla yalan söylemezdi ve hadîsi işiten işitmeyene rivâyet ederdi. (Hasen b. Abdirrahmân er-râmehurmûzî, el-muhaddisu l-fâsıl beyne r-râvî ve l-vâ î, (thk. Muhammed Accâc el-hatîb), Dâru l- Fikr, Beyrût, 1391/1771, s. 235.) sözleri bunun kanıtıdır. Bununla birlikte sahâbe de bir beşerdir ve yanılmaları, hata yapmaları ve hadîsleri yanlış algılamaları imkân dâhilindedir. (Selahaddin Polat, Mürsel Hadîsler ve Delil Olma Yönünden Değeri, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Mart, 2010, s. 109) Zaten sahâbenin birbirini hatalı rivâyetten ötürü zaman zaman tenkît edip düzeltmelerde 274 / Yrd. Doç. Dr. Veysel ÖZDEMİR EKEV AKADEMİ DERGİSİ kaynağını vermek, kaynağın adil olup olmadığını tespit içindir 17. Dolayısıyla hadîs ulemâsı sahâbe mürselini özellikle de İbn Abbâs ın mürsellerini kabulle karşılamıştır. Hicri 68 yılında Tâif de 70 vefat eden 18 İbn Abbâs ın muksirûndan, abâdileden 19, Kur ân ın tefsirini ve Hz. Peygamber in sünnetini en iyi bilenlerden biri 20 oluşu gibi özellikleri güvenirliği için yeterli kanıtlardır. b. Mücâhid b. Cebr el-kureşî (ö. 102) Tâbiînin meşhur âlimlerinden biri olan Mücâhid b. Cebr in künyesi Ebû l-haccâc dır. Hz. Ömer in hilafeti esnasında hicri 21 yılında Mekke de dünyaya gelmiştir 21, ömrünün sonlarına doğru Kûfe ye yerleşmiştir 22. Rivâyet ettiği kişiler arasında İbn Abbâs birinci sırada gelir. Ondan Kur ân ı, tefsiri ve fıkhı öğrenmiştir. Ayrıca Ebû Hureyre (ö. 57/58), Hz. Âişe (ö. 58), Sa d b. Ebî Vakkâs (ö. 55), Abdullah b. Amr (ö. 65), İbn Ömer (ö. 73), Râfi b. Hadîc (ö. 73/74), Câbir b. Abdillah (ö. 78) ve Ebû Sa îd el-hudrî (ö. 74) gibi sahâbîler başta olmak üzere akranları olan Tâvus b. Keysân (ö. 106), Atâ b. Ebî Rebâh (ö. 114) ve daha birçoklarından rivâyet etmiştir. Kendisinden de akranları olan İkrime (ö. 105), Tâvus, Atâ başta olmak üzere Amr b. Dînâr (ö. 126), Ebû z-zübeyr (Muhammed b. Müslim ö. 126), Mansûr b. el-mu temir (ö. 132), Süleymân b. Mihrân el-a meş (ö. 147/148), Eyyûb es-sahtiyânî (ö. 131), Katâde (ö. 117) ve daha birçokları rivâyette bulunmuştur 23. bulunduğu bilinen bir husustur. Bu konuda en meşhur sahabî Hz. Aişe dir (ö. 57). Onun yapmış olduğu bu faaliyet, bir kitabı kapsayacak derecede çoktur. Bkz. Bedruddîn ez-zerkeşî, el-icâbe li Îrâdi me stedrekethu Âişe ale s-sahâbe, (thk. Saîdu l-afğânî), el-mektebu l-islâmî, Beyrût, 1390/1970; Nevzat Âşık, Sahâbe ve Hadîs Rivâyeti (Tahammül, Nakil ve Tenkîdleri), İzmir, 1981, s ) Polat, Mürsel Hadîsler, s ) İbn Abdilberr, el-istîâb, III, ) Abâdile; Abdullah kelimesinin çoğuludur (Ebû l-fazl Cemaleddîn Muhammed b. Mükerrem İbn Manzûr, Lisânu l-arab, I-VI, Dâru l-meârif, Kahire, tsz., IV, 2782.) ve fıkıh kültürü ve fetvaları ile öne çıkan dört tane Abdullah isimli sahâbîye denir. Raşit Küçük, Abâdile, DİA, I, 7. Ahmed b. Hanbel abâdilenin Abdullah b. Amr, Abdullah b. Abbâs, Abdullah b. Ömer ve Abdullah b. Zubeyr olduğunu söylemiştir. İbnu s
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks