Please download to get full document.

View again

of 14
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

KADIŞEHRİ YÖRESİNDE MEVCUT ZİYARETLERİN BÖLGE HALKININ DİNÎ, KÜLTÜREL ve PSİKO- SOSYAL HAYATINA ETKİSİ 1

Category:

Public Notices

Publish on:

Views: 0 | Pages: 14

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
KADIŞEHRİ YÖRESİNDE MEVCUT ZİYARETLERİN BÖLGE HALKININ DİNÎ, KÜLTÜREL ve PSİKO- SOSYAL HAYATINA ETKİSİ 1 Özet Prof. Dr. Ömer YILMAZ 2 Kadışehri, Yozgat iline bağlı beş bin civarında nüfusa sahip küçük
Transcript
KADIŞEHRİ YÖRESİNDE MEVCUT ZİYARETLERİN BÖLGE HALKININ DİNÎ, KÜLTÜREL ve PSİKO- SOSYAL HAYATINA ETKİSİ 1 Özet Prof. Dr. Ömer YILMAZ 2 Kadışehri, Yozgat iline bağlı beş bin civarında nüfusa sahip küçük bir ilçedir. Burası kuruluş tarihi itibariyle kadim medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir yerleşim birimidir. Cumhuriyet ilan edilmeden önce de bir ilim membâıdır. Adından da anlaşıldığı gibi buralarda kadılar ve âlimler yetişmiş, yılları arasında bir medrese ihdas edilmiştir. İlçenin coğrafi sınırları içinde tam on dokuz adet ziyaret/türbe bulunmaktadır. Bu türbelerde yatan zatlardan kimlikleri tam bilinmeyenlerin Horasan erenlerinden olduğu düşüncesi ağır basmaktadır. Buralarda uygulanagelen bazı ritüellerin kitabi din ile uyuşmadığı, hatta bid at ve hurafe kabilinden olduğu görülmektedir. Gerçi eskiye oranla Diyanet in de ikazları sonucu mum yakma ve çaput bağlama gibi bazı adetler terk edilmiştir. Bilindiği gibi uzun kış gecelerinde belirli mekânlarda toplanan halk, bu tür mekânlarda medfûn kimselerin kahramanlık hikâyelerini dinleyerek büyümüş, bunları nesilden nesle aktararak sözlü bir geleneğin/edebiyatın oluşumuna vesile olmuşlardır. Bu türbelerde yatan zatların ortak noktaları düşmana karşı iyi bir cengâver olmaları, kötüleri yenmeleri, iyilere ve iyiliklere ön ayak olmaları, zayıf ve güçsüzlerin imdadına yetişmeleridir. Yöre halkı karşılaştıkları sıkıntı ve çaresizlik durumunda buralara gidip dua etmekte, darlığın, kıtlığın ve sıkıntının geçmesi için teberrüken dualarına ve istimdatlarına başvurmaktadırlar. Bunlar sadece sıkıntı ve kadastrof durumunda değil, sulh ve sükûnet döneminde de kendilerine müracaat edilen Allah ın saygın kulları olarak bilinirler. Bu cümleden hareketle türbe ziyaretlerinde insanların eşyayı ve insanları kutsallaştırma ihtiyacı, bulundukları beldenin manevi hamiliği, popüler dindarlık, sivil din, aracı kullanıp Tanrı ya yalvarmada vesile kılma temayülü, ölüme güler yüzle bakabilme anlayışı, metafizik bilinmezlere cevap arama isteği, akla meydan okuma, kadınların sosyal hayata katılma arzuları, ruhsal rahatlama, toplumsal birliktelik ve paylaşım gibi bir takım olgular görüyoruz. Bu haliyle bahse konu zevata atfedilen menkıbe, keramet ve tasarruf halkın dini, psikolojik ve sosyo-kültürel hayatının şekillenmesinde önemli görevler icra etmektedir. Bununla birlikte bölgede mevcut ziyaretlerin her birinin ortak noktası, bu gibi zevatın çocuğu olmayan kadınlara, yaşı büyüdüğü halde konuşamayan ve yürüyemeyen çocuklara, felç geçirmiş hastalara yardımcı olduklarına inanılmaktadır. Keza bu gibi yerler yağmur duası için toplanılan, toplumsal kutlamaların yapıldığı ve adak kurbanlarının kesildiği yerlerdir. Gözlemlerimize göre aynı zamanda bu ziyaretgâhlar bir anlamda çevre koruyuculuğuna da öncülük etmektedir. Çünkü bu mekânların etrafında bulunan ağaçların kesilmesine kötü gözle bakılmakta, bunlar günah sayılmakta, bunu yapanların başına bir belanın geleceğine inanılmaktadır. Özetle Müslüman halkın değer atfettiği bu gibi mekânlar kutsalla olan ilgiyi daha dinamik tutmaya vesîle olmaktadır. Yine buralarda buluşan insanlar, bir şeylerini öteki ile paylaşarak toplumsal aidiyetlerini tazeleme imkânı bulmakta, birbirlerinin dertleriyle hem-hal olmaktadırlar. Bu gibi yerleri ziyaret etmek her ne kadar dinen şart olmasa da bu durum, dindarın arzuladığı bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır. Tabir yerindeyse kitabi din in yanında bir de halkın muhayyilesinde yer edinmiş yaşayan din (Volksglaube) gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Çünkü halk, bu kimseleri Allah ın saygın ve sevgili kulları olarak görmekte ve bunları birer model insan olarak tasavvur etmektedir. Bütün bu gerekçelerden hareketle biz bu tebliğimizde anılan bölgede popüler dindarlığın uğrak mekânları olarak halkın rağbet ettiği, çeşitli vesilelerle etrafında toplandıkları türbe ziyaretlerine bakacağız. Böyle bir ihtiyacın arkasında yatan bazı saiklere, haklarındaki menkıbelere ve tabir yerindeyse uzmanlık alanlarına değineceğiz. Anahtar Kelimeler: Kadışehri, Evliya, Ziyaret, Ocak, Türbe 1 Tebliğin hazırlanmasında yakın desteklerini yanımda gördüğüm Kadışehri İlçe Müftüsü Abdullah YALMAN ve çevre din görevlilerine, ziyaretler hakkında bilgilerini paylaşan tüm köylü vatandaşlarımıza teşekkür ederim. 2 Bozok Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı, eposta: 438 Abstract Effects OF Religious Sights in Kadışehri Region on the Religious, Cultural and Psychosocial Life of People Kadışehri is a small town with a population of around five thousand in Yozgat. This place considering its first settlements, is an old settlement which has hosted ancient civilizations. Before the proclamation of the Republic it was also a fount of knowledge. As the name suggests, judges and scholars trained here, and a madrasa was foundedin There are nineteen tombs/visiting sights within geographic boundaries of the district. The idea of that the persons lying in the tombs whose identities are unknown are from Khorasan Dervishes has a strong influence. Some rituals practiced here seem that are not compatible with the religion of the book, in contrast they are considered as superstitions and irreligious innovations. Nonetheless with the warnings by Diyanet (Presidency of Religious Affairs of Turkey) burning candles and bounding pieces to trees have been mostly abandoned. As it is known people who gathered in certain places in long winter nights grew up listening to stories of heroism of who were buried in such places and these people also have formed the literature by passing the stories of holy people to next generations through oral tradition. The common characteristics of the personalities who buried in the tombs are: they fought against the enemies, overcome the evil people, worked for goodness and good people, and helped poor and powerless people. The local people were visiting these places in case of distress and desperation and asking help from God for the sake of the holy personalities in the tombs people. Not only in case of distress, but also known during peace and tranquility such places were visited. Considering above mentioned issue, we observe the need of people for sanctifying persons and things, spiritual patron of their towns, popular piety, civil religion, using means to beg God, desire for peaceful death, answers for metaphysical matters, spiritual relaxation, and social cohesion. In this context, the personalities who are the subject of this study keep an important role in terms of formation of religious, psychological and socio-cultural life. Besides, the common point of the visiting sights of the region is the belief that such personalities help childless women, teenagers who cannot speak or walk, and paralyzed patients. Similarly, these places are gathering points for performing prayer for rain, areas of celebration and slaughtering animals. According to our observations these places also contribute to environmental protection in a sense, because cutting of trees around them is considered as evil action and whoever commit such action are believed to face a trouble in the future. In sum, the places where Muslims attribute values provide more dynamic interest in the issue of sacred. Moreover when people meet in such places, they are able to share something with the other and to refresh the social inclusion, and to share troubles and good news witch each other. Although it is not a religious obligation to visit such places, such actions emerge as a result of pious desire. In other words we are facing with the reality of living religion (Volksglaube) as a result of practice of people, besides the religion of the book. It is because people consider such holy personalities in the tombs as model persons who are respected and beloved servants of God. All in all, in the presentation we will examine the visiting sights which are the places of popular religion. We will analyze the reasons behind such desires for visit and stories about the holy personalities. 439 1. Giriş Tebliğimizin esasını oluşturan Kadışehri, Yozgat iline bağlı beş bin civarında nüfusa sahip küçük bir ilçedir. Burası kuruluş tarihi itibariyle kadim medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir yerleşim birimidir. Cumhuriyet ilan edilmeden önce bir ilim menbaıdır. Adından da anlaşıldığı gibi buralarda kadılar ve âlimler yetişmiş, yılları arasında bir medrese kurulmuştur. Her ne kadar bu medresenin yeri tespit edilememiş ise de meşhur ulemadan Müftü-Müderris Davut Efendi ve damadı Seyid Efendi nin müderrislik yaptığı bilinmektedir. 3 İlçenin coğrafi sınırları içinde tespit edebildiğimiz kadarıyla tam yirmi iki adet ziyaret/türbe bulunmaktadır. Bu türbelerde yatan zatlardan kimlikleri belli olmayanların Horasan erenlerinden olduğuna inanılır. Buralarda uygulanagelen bazı ritüellerin Kitâbî din ile uyuşmadığı hatta bid at ve hurafe kabilinden olduğu doğrudur. Ancak eskiye oranla bunların gittikçe azaldığı gözlemlenmektedir. Bilindiği gibi uzun kış gecelerinde belirli evlerde ve âdeta halk akademisi gibi işlev gören köy odalarında toplanan halk, bu tür mekânlarda metfun kimselerin kahramanlık hikâyelerini, menkıbelerini dinleyerek büyümüş; bunları nesilden nesle aktararak şifahi/sözlü bir geleneğin/edebiyatın oluşumuna vesile olmuşlardır. Bu türbelerde yatan zatların ortak noktaları; düşmana karşı iyi bir cengâver olmaları, kötüleri yenmeleri, iyilere ve iyiliklere ön ayak olmaları, zayıf ve güçsüzlerin imdadına yetişmeleridir. Yöre halkı karşılaştıkları sıkıntı ve çaresizlik durumunda buralara gidip dua etmekte; darlığın, kıtlığın ve sıkıntının geçmesi için teberrüken dualarına ve istimdatlarına başvurmaktadırlar. Bunlar sadece sıkıntı ve kadastrof durumunda değil, sulh ve sükûnet döneminde de kendilerine müracaat edilen Allah ın saygın kulları olarak bilinirler. Bu cümleden olmak üzere kültür mirasımızın irfan halkalarından olan tekke ve medrese ile de onun tamamlayan bir parçası olan köy odaları kitabi bir varoluşun yanı sıra şifahi kültürün dokunduğu mekânlardır. 4 Bütün bu gerekçelerden hareketle biz bu tebliğimizde anılan bölgede popüler dindarlığın uğrak mekânları olarak halkın rağbet ettiği, çeşitli vesilelerle etrafında toplandıkları türbe ziyaretlerine bakacağız. Bunları yaparken ziyaret/türbe olarak rağbet gören bu mekânların tarihen sabit olup olmadıklarını sorgulamak, yapılanların doğru olup olmadığını irdelemek ve incelemek ya da bunları yargılamak gibi bir niyetimiz ve görevimiz yoktur. Doğrusu folklorik ve sosyolojik olmaları hasebiyle bu bizim alanımıza giren bir konu da değildir. Belki bazılarına göre olması gereken bunlar değil ama olan budur diyerek konuya yaklaşmak istiyoruz. İlçede bulunan ziyaretler alfabetik olarak sıralanmıştır. Ancak türbeler hakkında detaylı bilgi vermekten sarf-ı nazar edilecektir. Önce konunun daha iyi anlaşılabilmesi için Kadışehri nin tarihî, coğrafi ve demografik yapısına kısaca göz atılacak, akabinde ziyaretler/türbeler ile ilgili bilgilerin daha iyi anlaşılabilmesi için evliya kültü hakkında genel bir malumat verilecektir. 2. Kadışehri nin Coğrafi ve Demografik Yapısı Yozgat iline bağlı Kadışehri ilçesi; doğuda Tokat/Sulusaray, güneydoğuda Sivas iline bağlı köyler, kuzeybatıda Sorgun ve Çekerek, güneyinde Akdağmadeni ve Saraykent ilçesine bağlı köylerle komşudur. Böylece ilçe Yozgat-Sivas ve Tokat sacayağında yer almaktadır. Bu haliyle Kadışehri Yozgat a 117, Tokat a 115, Sivas a 150 km. uzaklıktadır. Kadışehri nin kuruluşu hakkında yeterli bilgi ve belge bulunmamakla birlikte mevcut dokümanlardan ilçenin tarihinin oldukça eski yıllara dayandığı görülmektedir. 5 İlçenin güney kısmında tunç devrinden 3 S. Burhaneddin Kapusuzoğlu, Yozgat Medreseleri Tekke ve Zaviyeleri, Yozgat Belediye Yayınları, Ankara 1999, s S. Burhaneddin Kapusuzoğlu, Bozoknağme,Mükay Ofset, Ankara 2007, s kalma iki adet çatal höyük ve tarım arazisi içerisinde bir yassı höyük yer almaktadır. Kadışehri ismi, 1530 yıllarına dayanan kaynaklarda yer alır. Bu yıllarda Sivas-Tokat Sancağı, Zile kazasının Özükavak nahiyesine bağlı, 27 hane ve bir mücerredden oluşan küçük nüfuslu bir köydür. 6 Mülki taksimat bakımından Osmanlı Dönemi nde bir müddet ilçe merkezi, 1904 yılında ise nahiye yapılmıştır. Cumhuriyet e takaddüm eden 1921 yılında Kadışehri Devecidağı ismiyle ilçe olmuş ve Tokat iline bağlanmıştır yılında Çekerek, ilçe merkezi haline gelince Devecidağı buraya bağlanmıştır yılında tekrar Kadışehri ilçesi adıyla bir teşkilatlanma söz konusudur yılında bir bucak merkezi olarak Yozgat Merkez kazasına bağlıdır. Bir zaman sonra Kadışehri ilçe olmaktan çıkarılmış, eski ismi Köhne olan, bugünkü Sorgun ilçesine bağlanmıştır. Daha sonraki tarihlerde Çekerek ilçe olmuş, bu defa Kadışehri nahiye olarak bu ilçeye bağlanmıştır. Nihayet Kadışehri, tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan kanunla tekrar ilçe hüviyetini kazanmıştır. İlçe Nüfus Müdürlüğü verilerine göre 2014 yılı nüfus sayımında şehir merkezi 5177, Halıköy beldesi 2118 olmak üzere yirmi beş köyüyle birlikte toplam nüfusu kişidir. 3. Evliya Kültünün Halk Üzerindeki Tesirleri Halk İslam anlayışında (folkbelief/volksglauben/volksfrommigkeit) teberrüken duası alınan, Tanrı ya yaklaşma ve yakınlaşmada aracı kılınan zevat etrafında teşekkül etmiş dinî bir algı mevcuttur. Bir başka ifadeyle Kitâbî din yanında bir de Yaşayan din denilen bir olgu söz konusudur. Nitekim Diyanet İşleri Başkanlığının 1996 yılında müftülükler vasıtasıyla yaptırdığı bir araştırmada Ülkemizin inanç coğrafyası çıkarılmış, Türkiye de 1236 türbe olduğu tespit edilmiştir. Üstelik Türk halkının yarısının bir türbe ziyaretinde bulunduğu gözlemlenmiştir. 7 Şüphesiz böyle bir gereksinimin pek çok sebebi vardır. En önemlisi bu ihtiyaç insani bir insiyaktan doğmuştur. Nitekim Hz. Peygamber in sakalına ve ayak izine gösterilen hürmet, hacda Hacerü l- Esved e dokunma arzu ve iştiyakı bu cümledendir. Çoğu kere buralarda yatan ve kimliği bilinmeyen zevat, Blondel in ifadesiyle ahlaki hayatın üstün insanları olarak kabul edilirler. 8 Bir Fransız filozof Yaşayanları ölüler idare eder. demiştir. Bu sözün gerçeklik payını yadsımak mümkün değildir. Böyle bir kült sadece İslam/tasavvufta değil diğer din, millet ve mistik anlayışlarda da vardır. Bir Hint-Müslüman tarihçi bölge sakinlerinin büyük kısmının dindarlığın somut görünümü olan türbelerin bereketi sayesinde İslam a girdiklerini söyler. 9 Evliya kültü noktasında Ricâlü l-gayb inancının dinî ve kültürel hayatımızın şekillenmesinde, halk İslam anlayışının tezahüründe önemli görevler yerine getirdiğini belirtmemiz gerekir. İslam coğrafyasının geneli bir tarafa, Ülkemizin her karış toprağında bir evliyanın yattığı, Napolyon un ifadesiyle Eğer bir yeryüzü devleti kurulacak olsa tereddütsüz başkenti İstanbul olur. diye methettiği bu şehirde 10 ve diğer pek çok kadim beldede Fatihasız adım atmanın neredeyse imkânsız olduğu bilinmektedir. Müslüman halkın değer atfettiği bu gibi kutsal mekânların pek çok önemi ve etkisi vardır: Öncelikle buralar sosyo-kültürel hayatta kişinin kutsalla olan ilgisini daha dinamik tutmaya vesile olmaktadır. Çünkü insanlar soyut olarak tasavvur ettikleri kutsal varlık Tanrı ile olan ilişkilerini daha konuşulur, görünür, hatta dokunulur hâle getirme eğilimi taşırlar. Üstelik bunun için O na bir makam/mekân bile tayin ederler. Bu mekânı da (Beytullah/Cami) tapınak olarak kendi yerleşim yerlerinin tam merkezine oturturlar. Yine bu tür 6 Orhan Sakin, Bozok Sancağı ve Yozgat, Ankara Ofset, Ankara 2004, s Ali Köse-Ali Ayten, Türbeler Popüler Dindarlığın Durakları, Timaş Yayınları, İstanbul 2010, s Maurice Blondel, Mistisizm, çev. Ö. Gözel, Dergah Yayınları, İstanbul 2008, s Annamarie Schimmel, Tanrı nın Yeryüzündeki İşaretleri, çev. E. Demirli, Kabalcı Yayınları, İstanbul 2004, s Fatih Şeker, Osmanlı Entelektüel Geleneği, Dergah Yayınları, İstanbul 2015, s mekânlarla insanın ebedî âlemle olan ilişkisi daima hatırlarda canlı ve etkin kılınmak istenir. Neticede insanlar nazarında fâni âlem yerine ebedî âlemin tercihi dikkatlere sunulur, hesap verme inancından hareketle onların sürekli iyilik yapması özendirilir. Bu yaklaşım, aynı zamanda hayatı kutsallaştırmak, nesneyi anlamlandırmak gayesi taşır. N. Sami Banarlı nın (ö.1974) dediği gibi; Evliyâ ruhu ile bizzat Allah nûru arasında hiç bir fark yoktur. Evliyâ ruhunun inanmışlara himmeti, bir bakıma, Allah ın şefkat ve merhametidir. 11 Evliya kültü ve onunla irtibatlı diğer anlayışlar dinî ve ferdî boyutla birlikte, kültürel ve sosyal, toplumsal bir fonksiyon da icra ederler. Zira buralarda buluşan insanlar, bir şeylerini öteki ile paylaşarak toplumsal aidiyetlerini tazeleme imkânı bulur, başkalarının derdiyle hemhâl olurlar. Erol Güngör (ö.1983) bu bağlamda tarihte devlet gücü karşısında kendisini mağdur ve güçsüz görenlerin bu gibi yerlere sığındıklarını ifade etmektedir. 12 Evliya türbeleri hakkında Ülkemizde bir araştırma yapan Ali Köse bu konuda ilginç gözlemlerini paylaşır. Yazar, bu türbelerde yatan zevatın belki mensup olduğu din ve mezhebe bile bakılmaksızın içinde bulunduğu, topraklarında gömülü olduğu toplumdaki her tür insanın birlikte yaşamalarına büyük katkı sağladıklarını, onları bir araya getirmede vesile rol üstlendiklerini belirtir ve böylece sivil dinin toplumun bir arada tutulmasını sağlayan bir değer olduğunu iddia eder. Yine Anadolu nun hemen hemen her yerleşim biriminde tepede bir türbenin bulunması, o yerleşim biriminin manevi muhafızı anlamına gelmektedir. 13 Schimmel (ö. 2003) ise konuya daha farklı bir zaviyeden yaklaşıp türbe ve kabir ziyaretlerinin, pek çok kadının dışarı çıkmasına yönelik nadide imkânlar sunduğuna değinir. 14 Her ne kadar Ülkemizde vatandaşlık için din ve kültür yegâne belirleyici unsur olmasa da paylaşılan ortak değerler toplumsal birlik ve beraberliği sağlamlaştırmakta ve sosyal yapıyı güçlendirmektedir. Ömer Lekesiz peygamber makamlarını, evliya türbelerini barındıran şehirlerin insanların maneviyatına yaptığı büyük katkıyı dile getirir. Ona göre, her makam yeni bir sorumluluk yüklenerek olgunlaşmaya, her türbe yeni bir bakış açısı kazanarak kullukta saflaşmaya basamak teşkil eder. 15 Evliya kültüne dair algı ve anlayışlar sadece Müslümanlara has bir olgu değildir. İspanya nın Müslümanlardan geri alınmasında başarılı olamayan Katoliklerin, halkın nazarında saygınlığı olan bir azize mekân (Aziz Yahya) icat ederek bu kutsal yeri savunmada büyük bir başarı elde ettikleri görülür. O halde bazı nesnelere ve mekânlara kutsiyet izafe etme geleneğinin sadece İslam a özgü bir durum olmayıp bütün dinlere, millet ve medeniyetlere mahsus bir olgu şeklinde telakki edildiği görüyoruz. Benzer bir durum bizden daha fazla üstelik her şeyi akla uyarlayan Batı için de geçerlidir. Katolik Hıristiyanlara göre (Evanjelik azizlik kültünü reddeder) şehirlerin yanı sıra ülkelerin bazen bir bazen de birden fazla koruyucu azizleri vardır. 16 Yapılan araştırmalar, felaket (katastrof) olarak algılanan olayların hemen akabinde kiliselere giden Amerikalıların sayısında önemli bir artış olduğunu, bu noktada gidilen bu kiliselerin birçoğunun da herhangi bir azize izafe edildiğini gösterir. Yine Moğol İstilası sonrasında Anadolu da yaşanan sosyal çalkantılarda insanlar veli, evliya ve erenlerin manevi güçlerinden yararlanmak ve buralarda teselli bulmak maksadıyla türbe, tekke ve dergâhlara akın etmişlerdir. Evliya kültü öneminin dine hayat hakkı tanımayan komünizmin hüküm sürdüğü Sovyet Cumhuriyetlerinde bağımsızlığını kazanan halkların yeniden İslam a dönmelerinde büyük bir işlev üstlendiği muhak- 11 N. Sami Banarlı, Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Kubbealtı Yayınları, İstanbul 2008, s Erol Güngör, İslam ın Bugünkü Meseleleri, Ötüken Yayınları, İstanbul 2000, s Köse-Ayten, age., s Ömer Yılmaz, Geçmişten Günümüze Tasavvuf ve Tarikatlar, Akçağ Yayınları, Ankara 2015, s Ömer Lekesiz, Şirazeden Şirazeye, Timaş Yayınları, İstanbul 1997, ss Geniş bilgi için bkz. Kemal Polat, Katolik Hıristiyanlıkta Azizlik ve Azizler, Salkımsöğüt Yayınları, Erzurum 2008, s kaktır. Nitekim bu konuda araştırma yapan bazı Batılı sosyal antropologlar Kırgız, Kazak, Azerbaycan da yüz yı
Similar documents
View more...
Search Related
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks