Please download to get full document.

View again

of 12
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

MÜ MİN KALİTESİ. Nureddin Yıldız Hocaefendi nin tarihli (185.) Hayat Rehberi dersidir.

Category:

Research

Publish on:

Views: 0 | Pages: 12

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
MÜ MİN KALİTESİ Nureddin Yıldız Hocaefendi nin tarihli (185.) Hayat Rehberi dersidir. Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillah ve s salatü ve s selamu ala rasulillah. Şeddad bin Evs isimli sahabi
Transcript
MÜ MİN KALİTESİ Nureddin Yıldız Hocaefendi nin tarihli (185.) Hayat Rehberi dersidir. Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillah ve s salatü ve s selamu ala rasulillah. Şeddad bin Evs isimli sahabi -radıyallahu anh- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizden bir söz naklediyor. Biz kendimize sevgili Peygamber efendimizden -aleyhisselatu vesselam- on dört asır sonra hayat ölçüsü, hayat rehberi olacak bir kural çıkarmak için bu hadisi şerifi dinleyelim. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurmuş ki: Allah, her şeyin iyisini yapmayı emretmiştir. O kadar ki öldürdüğünüz zaman iyi öldürün, keseceğiniz zaman güzel kesin, bir hayvan boğazlayacağınız zaman bıçağınız bileylenmiş olsun. Kurban bayramında hatırlanacak bir söz değil bu aslında. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Ümmet ini terbiye etmek, eğitmek için gönderilmiş bir peygamberdir bütün peygamberler gibi. Sadece kurban bayramında veya piknikte bir tavuk boğazlarken hayvanı nasıl tutup keseceğimizi anlatmıyor. Çünkü mü minin kalitesi, merhameti, iyiliği, sadece bayramlarda ortaya çıkan bir kalite değildir. Bu sözü tekrar dinleyelim. Ne buyuruyor? Allah her yapılan işe güzel yapmayı emretmiştir. Her şeyde kaliteyi kader olarak yazmıştır Allah. Öldürdüğünüz zaman bile bu kaliteyi istiyor. Bir hayvan boğazlarken bıçağın bileylenmiş olmasını, bu işin önceden yapılmış olmasını istiyor Allah. Allah ın kalite isteyişi kulundan, en uç noktada örneklendiriliyor. Asıl konu kurban kesmeyi tarif etmek değil, balık avlamayı tarif etmiyor. Öldürmek, insanın belki de hayatı boyunca hiç karşılaşmayacağı bir şeydir. Hayvan kesmek, boğazlamak yüz Müslümandan biri veya ikisinin senede bir defa karşılaşacağı bir iştir. En uç, en son, hiç karşılaşılmayacak bir işten örnek veriyor sallallahu aleyhi ve sellem Efendi miz. Eğer mü min öldürmek gibi esasen ürkütücü, bir tür vahşet saklayan bir işi yaparken bile kaliteden, güzellikten, iyisini yapmaktan söz ediyorsa Allah, mü min öldürürken bile -ki yapacağı ihtimali olan bir iş değil- kalite istiyorsa günlük hayatında on defa, yirmi defa belki yüz defa yaptığı bir işte kalite istiyor mudur, istemiyor mudur? Bunu düşünmesini istiyor Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendi miz mü minden. Mü min, kaliteli insandır. Namazında da kalitelidir. Yemek yiyişinde de kalitelidir. Yürüyüşünde de kalitelidir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin yürüyüşünü tarif ederken ashabı kiram, Bir yerden iniyor gibi yürürdü. Sallanmaz, koşmazdı. Vakur yürüyüşü vardı. diyorlar. Örneğimiz o. Ashabı kiram da onu taklit ettiler, Allah ın razı olduğu kullar oldular. Mü min olarak biz de çaresiz Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizi taklit edeceğiz. Yürüyüşünde, oturuşunda, konuşmasında, ibadetinde her şeyinde... Mü min namazda nasıl tadili erkâna, her şeye dikkat ediyorsa konuşurken de kaliteli cümle kullanacak. İmla hatası ile yapmayacak mü min. Argo konuşmayacak. Yerken rahat, huzurlu, midesini de düşünen bir yemek yiyecek. İsraf da etmeyecek, eziyet de etmeyecek. Aç da kalmayacak şişmeyecek de. Mü min kaliteli insandır. Her şeyde kalitelidir. Şimdi vereceğimiz örneklerle ele aldığımızda mü minin kalitesinden ne kastettiğimiz iyi anlaşılacak inşallah. Mü min sadece namazda Rabb inin huzurunda değildir. Mü min trafikte araç kullanırken de Rabb inin huzurundadır. Var mı Allah ın gözünden uzak durabildiğimiz bir yer? Var mı meleklerin sağımızda/solumuzda bizi takip etmediği zaman? Melekelerin bizimle olmadığı bir zamanımız var mı? O zaman mü min aracını/bisikletini park ederken bile mü min olarak park eder. Mü minin arabasını park etmesinden kalitesi belli olmalıdır. Evet, ashabı kiram araba kullanmadılar ama onların yaşam tarzına, deveyi/katırı kullanmalarına baktığımız zaman araba kullansalardı nasıl kullanırlardı onu tahmin ediyoruz. Bisiklet kullansalardı mescitte milletin ayakkabısını çıkaracağı yere bisikletini bırakıp giderler miydi, gitmezler miydi buradan tahmin ediyoruz. Kul hakkı deyince ödleri patlayan sahabi, gece on ikide kornaya basar mıydı basmaz mıydı bundan tahmin ediyoruz. Hastanede onkoloji bölümünde yatan hastasını ziyaret edip efkârlanınca hastanenin önünde sigara içerler miydi, içmezler miydi buradan tahmin ediyoruz. Mü min kaliteli insandır. Allah tan alır kalitesini. Öldürmez. Öldürecekse öldürmesinde bile bir kalite vardır. Mü min; hayvanını boğazlarken, bir tavuk bile keserken Allah tan terbiye görmüş, Muhammed aleyhisselamın okulunda okumuş bir insan olduğu belli olan insandır. Evet, mü minler arasında da kalite farkı var. Herkes kaliteli, imandan dolayı kaliteli ama bu kalitenin de bir miktar şüphesiz farkı var. Ashabı kiram zirve yaşamış insanlar. Biz de inşallah ashabı kiramı örnek alıp onların kalitesine doğru koşmaya çalışıyoruz. Dileriz Rabb imiz bizi buna muvaffak eder ama hastanenin önünde hastasından dolayı efkârlanıp sigara tüttürüp orada hastaların oksijenini zehirleyen Müslüman da kalite sıfırlara yakındır. Hiç kızmaya, küsmeye gerek yok. Filanca, sigaraya haram demiyormuş. demeye de gerek yok. Aklın ne diyor? Tıp ne diyor? Dünya ne diyor? Filanca hoca haram dese ne olur, helal dese ne olur? Aklın nerede senin? Mü min, kaliteli insandır. Bir parktan, bir konuşmadan, bir şakadan, bir espriden mü min tanınır. Girdiği okul, tâbi olduğu sistem, Allah la bağlantıları, Muhammed aleyhisselamın sisteminde olmuş olması mü minin eli kolu salınmış olmamasını gerektiriyor. Mü minin terbiyesi belli olmalı. Kardeşler; bu, ashabı kiramın üzerinde o kadar yaşandı ki... Ashabı kiram Hatay a geldiler. Orada, Rumca bilen insanlara hangi dille konuştular da bir haftada koca şehir Müslüman oldu? Broşür mü dağıttılar? Slayt mı gösterdiler? Ne yaptılar da insanlar Tamam, bu İslam güzeldir. dediler? Arapça biliyorlardı, onlar da Rumca biliyorlardı. Nasıl konuşular, ne dediler? Ben eminim ki hiçbir şey konuşamadılar. Ama oradaki insanlar onların yirmi sene öncesini biliyorlardı. Muhammed aleyhisselamın okuluna girmeden önceki hâllerini biliyorlardı. Ne tür canavarlıklar işleyeceklerini/işleyebileceklerini biliyorlardı, sonra bir hafta karşılarında melekler gibi merhametli, nazik bir insan görünce anladılar ki İslam insanı bu hâle getiriyor. Konuşmaya gerek kalmadı. Reklama gerek kalmadı. Kitaba, broşüre, slayta gerek kalmadı. Cd dağıtmaya gerek kalmadı. Görüntüleri en iyi konuşma olarak insanlara tesir etti. Allah onlardan razı olsun. Mü min, kaliteli insandır. Yürüyüşünde kalitelidir. Konuşmasında kalitelidir, sofrasında helalliğiyle, nezaketiyle kalitelidir. Lokma çiğneyişinde bile mü minin kaliteli insan olduğu belli olur. Tıpkı namazında, haccında Allah a kulluk yaptığı alanlarda kalitesi, vasfı, farkı ortaya çıktığı gibi... Bizim mü min kalitemiz, her şeyden önce Allah a ibadet ederken ortaya çıkmalıdır. Bir numaralı kalite aradığımız yer ibadettir. Sevgili Peygamber aleyhisselam efendimiz, mü minin kalitesinden bahsederken ne buyuruyor? Sen görmüyorsan da o seni görüyor ya o şuurla ibadet et. diyor. Kalite bu işte. Namaza durmak var, bir de Rabb inin huzurunda namaza durmak var. Bir camide namaz kılmak var, bir de Allah ın evinde namaz kılmak var. Bir abdest alıp kıbleye dönmek var, bir de abdestle paklanıp Rabb inin önünde O nunla konuşmak için ayakta durma var. Kalite farkları bunlar. Mü minin ibadeti, mü minin en üst kalitesini göstereceği bir alandır. Mü min ibadet yapar, bu ibadetini Rabb i ile baş başa yapar. Mekke den, hacdan döndükten sonra Keloğlan masalları anlatır gibi haccını anlatmaz. Gittik, yürüdük, yorulmadan tavaflar ettik. Bilsen Arafat ta nasıl dualar ettik. diyemez mü min. Rabb iyle yaşadığı o aşkı, o heyecanı bir insana aktaramaz. Aktardığı zaman zaten sorun başlamış demektir. Mü minin ibadetinde kalite vardır. O ibadete geçti mi ayağındaki çiviyi alsanız hissetmez onu zaten. Mü min namaz kılarken kaşınmaz, eğilip bükülmez, esneyemez. Neden? Çünkü o namaz kılmaya gelmedi, Rabb inin huzuruna geldi. Mü min, Kur an ı anlamasa bile değil mi Allah konuşuyor, tir tir titrer Kur an okunurken, okurken. Mü min kalitesi bu. Kalitemizin belli olacağı/olması gereken bir başka alan da Allah hakkındaki kanaatimizdir. Allah hakkında ne düşünüyoruz? Allah deyince aklımıza ne geliyor? Bu da mü minin kalitesidir. Bu kaliteyi Buharî ve Müslim in rivayet ettiği bir hadisi şerifte Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz bizim kulağımıza küpe gibi döküyor. Buyuruyor ki Allah dedi ki: Kulum beni nasıl biliyorsa ben öyleyim. Sahih hadisi şerif bu. Mecaz yok, bir şey yok. Sen Allah ı ölen kullarını cehenneme atan bir görevli gibi görüyorsan Allah öyledir. O nu Rahim ve Rahman olan bir Allah olarak biliyorsan O öyledir. Nasıl biliyorsan Allah ı, nasıl umut ediyorsan öyledir. Bunun için Allah buyuruyor ki Kulum beni şöyle bir arkadaşlarının yanında ansa Rabb imiz var, Allah ımız var. dese ben onu onun arkadaşlarından çok daha iyi bir yerde meleiâlâda, arş etrafındaki meleklerin yanında Kulum, filanca! diye anarım. buyuruyor. Sen Allah ı nasıl biliyorsun? Nasıl tanıyorsun? Eğer Allah'ı sen sadece camilerde namaz kılmayı emreden bir Allah olarak biliyorsan o da sadece sana dünyada namaz kılma fırsatı verir. Eğer sen Allah ı Şeriat ı olan, dinini dünyaya hükümran etmek için peygamber göndermiş bir Allah olarak biliyorsan o da seni bütün dünyaları kurtaracak kadar geniş yürekli bir mü min yapar. Herkes Allah ı nasıl biliyorsa o şekilde bir Allah bulacak, bir Rabb bulacak. Mü minin kalitesi devreye girdiğinde, sahabi kafasıyla düşünmeye başladığında mü min; âlemlerin Rabb i olan Allah a iman eder. Üç yüz küsur sene öldürmeden Ashabı Kehfi mağaralarında bekletme kudretine sahip olan Allah a iman etmiş olur. Peygamberlerini ve dostlarını yalnız bırakmayan, asla ihmal etmeyen Allah a iman eden, Allah ı öyle bilen biri en sıkıştığı gününde Allah ı yanında bulur. Ama sigortasına güvendiği kadar Allah a itimat etmeyen de hiçbir zaman Allah ı yanında bulamaz. Kalite meselesidir bu. Tamam, herkes mü min; tamam, herkes sonunda cennete girecek. Ama bir de kalite var, bir de üstün üstü var. Bir de heyecanla Allah'a sarılmak var. Bir de ölünce muhakkak akrabalar bir Yasin okurlar, diye işte Yasin'in Allah ına iman etmek var. Bir, yüz on dört suresi ile Kur an ını indiren Allah a iman eden var. Bir de Yasin, işte Tebareke filan birkaç surelik Kur ana iman edip Allah a bağlanmak var. Mü min kaliteli insandır. Yüz dört kitap onun beyninde yer bulmuş bir insandır. Öbür türlü kalite zafiyeti söz konusudur. Mü minin kalitesinin belli olduğu en önemli alanlardan birisi de mü min, Allah ın nimetlerini itiraf eden insandır. Nimetleri Allah tan bilir. Postacıya şükretmez. Nimetin sahibine şükreder. Postacıyı da takdir eder. Aracıyı, kargoyu da memnun eder ama asıl göndereni unutmaz. Nimetlerini bilir Allah ın. Başta sağlıklı olmak, sıhhatli olmak üzere iman nimeti, mü min kardeşlerin sahibi olma nimeti, gören göz/duyan kulan nimetine sahip olmayı idrak eder mü min. Nankör değildir mü min. Hiçbir zaman nankör olmaz. Altmış sene, yetmiş sene sapasağlam yaşatan Allah ı yetmiş sene sonra filan hastalıkla imtihan etti kulunu diye nankörlükle karşılamaz mü min. Bu kadar yaşadığıma şükrederim. der. Bu kadar sıhhatin şükrünü zaten yapamamıştım. der. Hep hasta da olsa sakat da olsa Değil mi cennette bana ebedî bir hayat verecek, yirmi sene-otuz sene beni imtihan etse ne olur? diye düşünür. Cennet nimetini takdir eder. Mü min, kaliteli insandır. Vasıfsız iş yapmaz. Defolu mal kullanmaz, defolu iş yapmaz. Çakma ibadet yapmaz mü min. Her şeyi kaliteli yapar. Rabb im görüyor ya. der. Tuvalete girerken bile Rabb im böyle istemiyor, diye sağ ayakla tuvalete girmez. Tuvalete girişinde, taharet yapmasında bile Peygamber den terbiye görmüş insan olmanın farkı mü minde hissedilir. Ashabı kiramda hissedildiği için Allah onlardan razı oldu, beğendi. Peygamber i aleyhisselatu vesselam de bize örnek olarak onları bıraktılar. Mü minin insanlarla ilişkisinde de kalite vardır. Anası ile babası ile ilişkisi kalitelidir. Herhangi bir evlat gibi değildir. Allah tan ve Peygamber inden sonra üzerinde en büyük hak sahibi olarak anasını, babasını görür. Onları cici ihtiyar, hacı dedeler olarak bulduğu zamanda da şükreder. Çekilmez, sıkıntılı bir anne-baba oldukları zaman da şükreder. Sinirli zamanında da gevşek zamanında da tatilde de keyifli zamanında da yazlıkta da kışlıkta da mü min; annesini, babasını Allah ın önündeki en büyük imtihanı olarak görür. Bu, onun kalitesidir. Babası malına zarar da verse evini de yaksa; annesi ona beddua da etse o, onların kapısında paspas olmayı bilerek mü min kalitesini gösterir. Bunlar zamanında benimle ilgilenmemişler; hep ağabeyimle ilgilenmişlerdi. İşte, ağabeyim erkek diye ona bakmışlardı. deyip şeytanın vesveselerine kapılmaz. Onlar benimle ilgilenmedi. Ben Rabb imin hatırı için onlarla ilgileniyorum. diyen insanda mü min kalitesi vardır. Müşrik bile olsalar Allah yoktur! bile deseler hâşâ, mü min buna rağmen evlatlık vazifesini ihmal etmez. Bu, mü min farkıdır. Bunu yapabilen insan Allah ın arşının gölgesinde gölgelenmeyi hak etmiş insandır. Mü minin insanlarla ilişkisi kalitesinden kaynaklanan bir statüde olmalıdır, dedik. Bunlardan bir tanesi de -insanlarla ilişkimizden bir tanesi de- çocuklardır. Mü min, çocuklarıyla ilişkisinde mü min farkını gösterir. Evvela onları Allah ın insanoğluna ihsan edeceği en büyük nimetlerden birisi olarak görür. Evlat nimettir. Evlat nimettir. Evlat nimettir! Bütün nimetler gibi derttir. Allah dikensiz gül de yaratmadı, dertsiz evlat da yaratmadı. Çünkü diken gülün katkısından, gülün güzelliğinden dolayı görmezden gelinir. Evlat da Allah ın nimeti olduğu için, kuluna ihsanı olduğu için bir insan; çocukluğundan yirmi beş yaşında evlenip çocuk sahibi oluncaya kadar süreyi hesap ettiğimizde bir çocuk peşinde yirmi beş otuz sene koşuyor. İnsan, bir çocuk için bu kadar umutla bekliyor. Demek ki çok büyük bir nimet. Nimet ne kadar büyükse o kadar da külfet, o kadar da sıkıntı, o kadar da imtihan demektir. Bu mü min kalitesidir. Kelepur evlat beklemez. Okuyacak, yazacak, çizecek, ibadet edecek, Otur! deyince oturacak, Kalk! deyince kalkacak, Üzme! deyince üzmeyecek. Yıkadığını kirletmeyecek, kirlettiğini yıkayacak! Cennette böyle evlatların olur senin! Dünyadaki evladın ya sağlığında kusur olacak ya ahlakında kusur olacak ya dininde kusur olacak ya hırçın olacak bir şey olacak. Tortusu çıkmayan nimet cennette var, dünyada yoktur. Dertsizlik diyarı cennettir. Dünya olduğu gibi varlığıyla derttir zaten. Şu dünya olmasa biz ne güzel cennette olacaktık şimdi. Varlığı dert dünyanın. Evlat da derttir. Bu da şunu gösteriyor ki bize mü min kalitesi evlada Allah ın nimeti olarak bakar, her nimetin külfet getireceğini bilir. Onlara beddua etmez. Dua eder. Sabırlı olur, onların iyiliği için çalışır, onların cehennem ateşine düşmemesi için uykusuz kalır. Eziyet çeker. Gerekiyorsa hacca gitmez onlar ifsat olmasın, bozulmasın diye. Bu mü minliğin kalitesidir. Bu mü min kalitesini koruyabilen insan, Allah ın yardımına müstahak insandır. Sinirlenince çocuklarına beddua eden, ne konuştuğu belli olmayan insan, vasfı düşük insandır. Vasfı düşük mü mindir. Evet mü mindir. Çünkü Lailaheillellah Muhammedur Resûlullah diyen muhakkak cennete girecek ona aykırı bir iş yapmadıysa. Ama cennet var, cennet var. Bir cennet var gireceksin, bir de cennet var gireceksin ki ilk komşun Muhammed aleyhisselam olacak. Kalite budur. Fark budur. Şehitlerle, salihlerle, sıddıklarla beraber olunan yer var, bir de işte sana da bir yer ayırmışlar oradasın, o yer var. Kesinlikle cennette sayamayacağımız kadar katman, derece farkı var. Her iki derece arasındaki fark şu oturduğumuz topraktan gökyüzünü görebildiğimiz yere kadardır. diyor Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz. Cennette bir sürü derece farkı var. Nerede Ebu Bekir olmak? Nerede Ömer bin Hattab olmak? Ama Ömer bin Hattablık yapabilenler elbette onların derecesinde olacaklar. Kaliteyi yakalayan, yakaladığı kalitenin biiznillah karşılığı neyse orayı bulacak. Mü min, sılayı rahiminde de kaliteli insandır. Onu küstüren akrabasına bile Allah ın hatırı için gider, onu ziyaret eder, onunla ilgilenip sılayı rahimle bağını koparmaz kalitesinden dolayı. Ona gelip giden, ona alaka gösterenle zaten alakası vardır. Ama bir de Allah sılayı rahim emrettiği için, o bağı koparmamaya çalışmak da mü minin kalite farkıdır. Bu kaliteyi aynı zamanda komşuların üzerinde de görürüz. Mü minin komşuluğu da kalitelidir. Eğer onun banyosundaki musluk açıldığında alttaki/yandaki komşusu su sesinden rahatsız oluyorsa mü min kaliteli mü min olduğu zaman banyo saatini de komşusunun rahatsız olmayacağı zamana göre ayarlar. Bu daireye para verdik biz. Müteahhit böyle yapmış. diyen gavur değil elbette ama kaliteli mü min Komşu rahatsız olmasın, banyoyu şu saatten sonra yapmayayım. diyen mü mindir. Mü min budur. Böyle bir nesil yetiştirip ashabı kiramı böyle terbiye edip gitti Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz. Onların peşinden gidenlerin örneği bu olmalıdır, bundan başka hiçbir örnek gerçek bir örnek değildir. Mü min kalitesi hayvanlarla ilişkilerinde de belli olur. Hayvanlarla ilişkilerinde nasıl belli olur? Dinler peygamberini. Diyor ki peygamber: Hayvanların yüzüne vurmayın. Evet, at kamçılanır. Gitmez başka türlü. Katır kamçılanır, eşek kamçılanır ama yüzüne vurulmaz. Hayvanın yüzüne de vurmaz çünkü Muhammed aleyhisselamın terbiyesini görmüştür o. Hayvana yaratıldığı şeyin dışında iş yaptırmaz mü min. Çünkü Peygamber i öyle tembih etmiştir. Mü min zevk için hayvan avlamaz. Avlanmaz asla avlanmaz. Mü mini aç bırakırsın ama zevk için etini yemeyeceği bir hayvanı avlamaz mü min. Çünkü o, Allah ın mahlûkudur. Ona eziyet olur. Hayvanla oynamaz. Hedef tahtası yapar, avını oraya atar. Hedefini oraya vurur. Mü min hayvanlara -sinek bile olsa sivrisinek bile olsa- ateşle ceza vermez. Ateş yakarak hayvan öldürmez mü min. Velev ki haşere olsun. Velev ki muzur fareler olsun. Çünkü Peygamber i şöyle tembih etmiştir: Ateş Allah ın azabıdır. Hayvanlara onunla ceza vermeyin. Mü min, kaliteli insandır. Sineği öldürmesi caiz. Mü min, sineği öldürürken kaliteli öldüren adamdır. Zehirler, paspasla vurur, öldürür ama ateş yakıp sinekleri öldürmez. Tarla farelerini öldürmez. Neden? Peygamber i öyle tembih etmiştir. Hayvanlarla ilişkide bile kendisine kural getirilmiş bir insan olduğunu hisseden mü min, Allah ın rızasına daha yakın mü mindir. Bereketle yaşayan mü mindir. İbadetinde de aynı şuur ve kaliteyle iş yapması muhtemel insandır. Tabiatla, eşya ile bile mü minin kalite farkı vardır. Bir sahabi bir harkın kenarında abdest alırken aleyhisselatu vesselam Efendi miz sahabinin ibrikteki suyu bol bol döktüğünü görmüş. Ne yapıyorsun sen, böyle ne yapıyorsun? buyurmuş. Ya Resûlallah! Yani bir abdest alırken de mi israf olacak? gibi bir soru sorunca da buyurmuş ki Sizden biriniz bir derenin kenarında dere akıyor, şarıl şarıl akıyor- abdest alırken bile israf etmesin. Derede nasıl israf edeceksin ki? Aldığın su dereye dökülüyor zaten. Mantığın; tabiatı, eşyayı düzenli kullanan bir mantık olsun, demektir bu. Derede israf olmaz su zaten. Alıp yukardan aşağı döksen gene dereye gidecek. Sen derede bile bu şuur, bu kalite ile yaşıyor musun? Ona bak. Mü min farkı budur. Mü min işinde de kalitelidir. İşinden belli olur mü min. Vasıfsız iş yapmaz. Kelepur iş yapmaz. Mü min terzi ise eğer terziliğinde mü minliği görülmelidir. Diktiği düğmeden belli olmalıdır. Hani Peygamber aleyhisselam efendimizi hatırlayınız. Bir mezar kazılırken eğri büğrü kürek sallayınca ashabı kiram, Ne yapıyorsunuz ya, şu mezarı düzgün kazın. deyip köşeli, cetvelle çizilmiş gibi açıları belli olan bir mezar tarif etmiş. Sonra buyurmuş ki Ya bu mezar eğri de olsa düzgün de kazılsa ölüye bir faydası yok bunun ama siz yaptığınız işi iyi yapın. Allahu Ekber. Allahu Ekber. Şu, Muhammed aleyhisselamın eğitimi işte. Mezarın ölüye bir faydası yok. Mermer kazsan ne olur, demirden mezar yapsan ne olur? İçine imanla girdin mi kurtulacaksın, imansız girersen helak olacaksın. Yağmur yağsa mezarına ne olur, yağmasa ne olur? Ama se
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks