Please download to get full document.

View again

of 324
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

Osmanlı İmparatorluğu Tarihi

Category:

Spiritual

Publish on:

Views: 17 | Pages: 324

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
Osmanlı İmparatorluğu Tarihi VI ZlukuAc ev
Transcript
Osmanlı İmparatorluğu Tarihi VI ZlukuAc ev am4mcm BU CİLT: Sâde Türk tarihinin değil, dünya tarihinin en muhteşem ve kudretli hükümdarlarından olan Kanûnî Sultan Süleyman devrini ihtivâ edecektir. 46 yıl Osmanlı tahtının Hftkanı olan Süleyman devrinde Tiirk sınırlan, Fas tan Kafkasya ya, Habeşistan'dan Rus ovalarına, Viyina önlerinden Hind Okyanusuna kadar uzanıyordu. Bu devirde, Türk devleti ve milleti ilimde, sanatta, mimarlıkta, asnn en yüksek seviyesine ulaşmıştı. Bütün dünya kralları, imparatorları, kumandanları, Türk kudret ve asftleti karşısında boyun eğmişlerdi. Altıncı cilt kitabımız, işte bu şan, şeref ve ihtişam dolu devrin tarihi olacaktır. TENİ MATBAA İs t a n b u l 1965 BİRİNCİ KISIM Birinci Süleyman «Kanûnî» Kanunî Süleyman ın Birinci Viyana muhasarasına Birinci Süleyman «Kanûnî» Babası: Yavuz Sultan Selim Annesi: Hafsa Hatun Doğduğu yer: Trabzon Doğduğu tarih: (27 Nisan 1495) (1 Şaban 955) Pazartesi Hükümdar olduğu tarih: (30 Eylül 1520) (17 Şevval 926) Pazar. Hükümdar olduğu sırada yaşı: 25 sene, 5 ay, 4 gün Hükümdarlık müddeti: 45 sene, 11 ay, 7 gün. Vefat tarihi: (6 Eylül 1566) (20 Safer 974) Cuma Vefatı sırasmda yaşı: 70 sene, 4 ay, 10 gün. BÎRtNCt SÜLEYMAN «KANÛN! SULTAN SÜLEYMAN» (M ) (H ) Kanûnî Devri haltlnnha.: Yarım asra yakın devam eden bu devir, Türk milletinin dünya ölçüsünde yarattığı büyük ve cihanşümul hâdiseler, siyasî, askerî, İçtimaî ve kültürel sahalarda meydana getirdiği eserler ve inkılâplarla safha safha ve güzel bir tasnif içinde tetkik edilmesi icap eden bir devirdir. 46 sene müddetle bütün dünya siyasetinin mihveri olan bu şanlı devri, kronolojik bir sıra ile yazıvermek basit ve kolaydır. Fakat böyle yapıldığı takdirde, her biri ayn ayn cihanşümul ehemmiyet taşıyan hâdiseleri parçalıyarak teselsülü kaybetmek gibi ehemmiyetli bir mahzur vardır. Bu düşünce ile, Hint Okyanusundan, Atlas kıyılarına kadar uzanan bu dünya imparatorluğunu Avrupa, Asya ve Afrika da, Akdeniz ve Hint Okyanusundaki faaliyetleri bakımından bir tasnife tâbi tutacağız. Ancak böyle olduğu takdirde Süleyman asrının hakikî çehresini, haşmet ve azametini tebarüz ettirebileceğimize kaniiz. Esasen bundan evvelki ciltlerimizde de tarihî hâdiseleri bu şekilde tasnife tâbi tutarak hazırlamıştık. I ilk günler vukuatı, Canbirdi Gazâlî isyanı, ilk Macaristan seferi, Belgrad ın zaptı, Venedik ile münasebetler, Ro Osmanlı İmparatorluğu Tarihi 7 dos fethi, elçiler, İbrahim paşa sadrazam oluyor, Hain Ahmed paşa hâdisesi. II Avrupa devletleriyle olan münasebetler. III Asya devletleriyle olan münasebetler. IV Denizlerdeki hareketler: A Akdeniz de B Hind Okyanusunda V Kanûnî devrinde dünya devletlerinin durumu: İspanya, Portekiz, İngiltere, Rusya, Fransa, Lehistan, Almanya ve Avusturya, İran, Venedik Cumhuriyeti, Cineviz Cumhuriyeti, Papalık, Napoli krallığı, Milano dukalığı, Floransa dukalığı. VI İç meseleler: A Sadrazamlar, vezirler. B İsyanlar. D Şehzâdeler meselesi. F Müteferrik memleket içi meseleleri. V II Kanûnî devrinin umumî görünüşü. A Kanûnî nin şahsiyeti. B Kanûnî nin aile durumu, C Devlet adamları, D İlim adamları, E Şiir ve şairler, F İndeksler. KANÜNÎ SULTAN SÜLEYMAN İlk günler: A Kanûnî nin tahta cfilûsu : Yavuz Sultan Selim, Çorlu yakınında Sırt köyünde 22/21 Eylül 1520 gecesi vefat etmişti. Sultan Selim in vefatı haberi bilhassa ordudan gizlenmişti. Yeniçerilerin, âdet hükmün» getirdikleri bazı tatsız hâdiselerin vukuu düşüncesiyle Pîri Paşa haklı olarak böyle hareket etmişti. Bir an evvel yeni padişah a, tahtın yegâne vârisi olan ve o sırada Manisa da bulunan veliaht şehzâde Süleyman a haber göndermek lâzımdı. Pîri Mehmed paşa, Yavuz un vefat ettiği Sırt köyündeki ordugâhtan, Silâhtarlar kethüdası Süleyman Ağayı, kimseye haber vermeden gizlice, bir mektupla Manisa ya gönderdi (22 Eylül Cumartesi). Rumeli Beylerbeyi Ahmed Paşayı da İstanbul a gönderdi. Şehzâde Süleyman, babasının vefatı haberini alır almaz yola çıktı ve 30 eylülde Üsküdara vasıl oldu. Pîri Paşa, solaklan toplıyarak padişahın vefatı haberini bildirdi. Bunlar, Çaldıran ve Ridâniye galibi Büyük Selim in vefatı haberini duyar duymaz külâhlarını yere atarak feryat ve figana başladıkları gibi, matem alâmeti olmak üzere de çadırlarım yıktılar. Pîri paşa ayni zamanda hazine arabalarını mühürleyerek İkinci vezir Mustafa paşa ve Ferhad paşa muhafazasmda İstanbul a göndermişti. Kendisi de, yeni hünkârı karşılamak üzere ulak kıyafeti ile alelâcele İstanbul a koştu. Sultan Süleyman gemiden karaya çıktı ve saraya doğru yürüdü. Yeniçeriler saf halinde dizilmişlerdi. Artık kaçınılmaz bir âdet hükmüne giren cülûs bahşişlerini istediler. Pîri Paşa o gün öğleden sonra İstanbul a gelebilmişti. Biat m e Osmanlı İmparatorluğu Tarihi 9 rasiminin ve cenaze merasiminin ertesi günü yapılacağı ilân edildi. 1 ekim 1520 pazartesi günü Sultan Süleyman, yanında veziriazam Piri paşa olduğu halde Enderundan çıkarak Divan odasına geldi. Çavuşların heyecanlı alkışlariyle karşılandı, devlet erkânı, müftü ve diğer erkân burada padişaha biat ettiler. Sultan Selim in cenazesi öğleden sonra İstanbul surlarına. yaklaştı. Sultan Süleyman, vezirler ve ulemâ üe birlikte şanlı babasının cenazesini şehir dışında karşıladı. Cenazeyi yayan olarak takip etti. Vezirlerle diğer devlet erkânı tabutun altma girdiler. Cenaze namazı Fatih camiinde kılındı. Sultan Süleyman, babasının gömüldüğü yere bir türbe, bir cami, bir mektep inşa edilmesi emrini verdi. Bu yapılan cami, «Sultan Selim» camiidir. Sultan Süleyman'ın cülûsunun üçüncü günü hazine açılarak askerin bahşişleri verildi. Süleyman, Manisa da yanında bulunan lalası Kasım Paşayı vezirliğe tayin etti. Kanunî Süleyman ın ilk icraatı: o Bundan sonra Sultan Süleyman, derhal adlü ihsan siyasetinin esaslarını vazetmeğe başladı. Babası Yavuz Selim, harekâtmda hudut dinlemez, kimseye danışmaz, uzun uzadıya tahkike lüzum görmeden kararlarını verir, tatbik ederdi. Bu yüzden haksızlıklar, zulümler yaptığı olurdu. Onun zamanında veziriazamların salâhiyeti çok mahdut idi. Ancak padişahın emirlerini tatbik ederlerdi. Halbuki Kanûnî Süleyman, kitabımızın sonunda da karakterini tafsilen bildireceğimiz gibi, ifrat ve tefrite kaçmıyan, hareketlerinde normal olan bir insandı. Hareketlerini din ve örflere, kanunlara uydurmak suretiyle tanzim ederdi. Devlet idaresinde muayyen usul ve kaidelere tâbi olunmasını isterdi. Kanûnî Süleyman devrinde Osmanlı devleti, bilhassa bir hukuk devleti olarak şöhret bulmuştur. Adalet müessesesi 10 Osmanlı İmparatorluğu Tarihi gayet mazbut hale konulmuştur. Memurlar arasında rüşvet ve nüfuz kullanılarak ehliyetsiz kimselerin mühim mevkilere getirilmesine aslâ müsaade edilmemiştir. Sultan Süleyman önce, babasının Mısır dan getirdiği altı yüz kadar Mısırlı yı derhal memleketlerine iade etti. Sonra, İran ile ipek ticaretinin yasak edildiğine dair padişah iradesine aykırı harekette bulundukları için mallan devletçe müsadere edüen tüccarın zararını telâfi için bir milyon akçe dağıttı. Maiyeti efradı tarafından kötü işler yapıldığı için Silâhtar Ağasını derhal azletti. Yine bu sırada şiddeti, zulmü dolayısiyle «Kanlı» lâkabını almış olan Donanma Kaptanı Cafer beyin, tersane kethüdası tarafından suiistimali ortaya çıkarılmıştır. Padişah derhal bir tahkik heyeti teşkil ederek neticede suçu sabit görüldüğünden idam edildi. Bu âdilâne icraat, memleketin her tarafından süratle duyuldu ve memlekette yeni hükümete ve hükümdara karşı itimat fevkalâde arttı. Herkes, haksızlığa uğramıyacağma, fe nalık yapanların derhal cezalandırılacaklarına emin olarak huzur içinde çalışmağa başladı. Bunlar iyi şeylerdi. Devlet ile milleti birbirine yaklaştırıyordu. Şu anlatacağımız vak a da Kanûni devrinin, o zamanki muasır devletlerde görülmesine imkân olmıyan âdilâne bir harekettir: Sultan Süleyman, vergilerin âdilâne bir tarzda tarh ve tevziini esas ittihaz ederdi. Devlete fazla varidat temin etmek için halkın vergilerle tazyikini aslâ istemezdi. Mısır dan her sene hükümet merkezine «Mısır hâzinesi» adiyle bir vergi gönderilirdi. Bu vergiyi ilk gönderen vezir, Mısır valisi Hadım Süleyman paşadır. Bu Mısır vergisi, senede sekiz yüz bin duka altını idi. Süleyman paşadan sonra Mısır valiliğine Hüsrev paşa tayin edilmiş ve o sene Mısır vergisi olarak İstanbul a, eski vergiden 400,000 duka altını fazlasiyle «Bir milyon iki yüz bin» duka göndermişti. Bu fazlalık, derhal Kanûnî Süleyman ın dikkatini çekmiş, bunun, halkın kudreti dışında tazyik suretiyle alınıp alınmadığını öğrenmek üzere tahkikat icra ettirmiştir. Hüsrev paşa bu fazlalığın «O sene Mısır da irvâ ve iskaa işleri Osmanlı İmparatorluğu Tarihi 11 nin daha muntazam yapıldığı için mahsulün fazla olması yüzünden husule geldiğini, ayni zamanda selefi Süleyman paşa tarafından donanma inşası için fazla masraf edildiğini, halbuki kendi zamanında böyle bir masraf yapılmadığı için vergi miktarının hakikî olduğunu arzederek kendini müdafaa etti. Buna mukabil Sultan Süleyman, bu vergi fazlalığım normal bulmıyarak Mısır beylerbeyi Hüsrev paşayı azletmiş ve yine Süleyman paşayı Mısır valisi tayin ederek, bu fazla vergiyi de hâzineye mal etmemiş, arazinin sulanması için sarf edilmesini emretmiştir. Şu anlattıklarımız da göstermektedir ki, Sultan Süleyman devri «memleketin kanunlarla idare edilir» bir devresini teşkil etmesi bakımından dikkate şayandır o Canbirdi Gazâlî isyanı, Mastaba muharebesi: (6 şubat 1521) Canbirdi Gazali, Yavuz'un Mısır seferi sırasında metbuu olan Mısır Sultanına hiyanet ederek Osmanlı devleti hizmetine giren Memlûk kumandanlanndandır. Bir rivâyete göre Gazâlî, Hırvat cinsinden bir İslavdır ve İkinci Bayezid zamanında akıncılar tarafından esir edilerek Mısır sultanına hediye edilen yirmi esir içinde Mısır a gönderilmiştir. Gazâlî, genç bir hükümdarın Osmanlı devleti başma geçmesinden istifade ederek eski Mısır sultanlığını ihya ve kendi sultanlığım ilân etmek niyetinde idi. Alenen isyana teşebbüs etmeden önce de bazı tedbirler almıştı: 1 OsmanlIların can düşmanı olan İran Şahı İsmail ile münasebetlere girişmişti. Gazâlî nin bu isyanından ümide kapılan Şah İsmail de, her ihtimale karşı derhal harekete geçmek icap ederse hazırlıklı bulunmak üzere Osmanlı devleti hududuna asker tahşidine başlamıştı. 2 Rodos Şövalyeleri üstâd-ı âzami, Fabrizio de Carretto ya gönderdiği adamlariyle ittifak teklif etmiş ve şövalyelerden süâh ve cephane yardımı almış, hattâ mütehassıs topçulaar da getirtmiştir. 12 Osmanlı İmparatorluğu Tarihi 3 Yavuz zamanında, kendisi gibi Mısır sultanına hiyanet ederek Osmanlı devleti hizmetine geçmiş ve Yavuz tarar fından Mısır valisi tayin edilmiş bulunan Hayrbay a da mektup yazarak maksadını izah etmiş ve onun da yardımım istemiştir. O sırada Canbirdi Gazâlî, Şam Beylerbeyi ünvaniyle, Suriye, Lübnan ve Filistin umumî valisi bulunuyordu. Mısır valisi Hayrbay, Gazâlî nin mektubuna kaçamaklı bir cevap verdi ve «Teşebbüsünde muvaffak olabilmesi için, bir beylerbeyi idaresinde bulunan Halep şehrinin zaptedilmesinin zarurî olduğunu» bildirdi. Fakat ayni zamanda da Hayrbay, Gazâlî'den aldığı mektubu «Alâi» adında mahrem bir adamı vasıtasiyle sür atle İstanbul a, Kanûnî Sultan Süleyman a gönderdi. Hâdise mühimdi. Ehemmiyet verilmez ve ihmal edilirse Mısır ve Suriye elden çıkabilirdi. Genç hükümdar, hâdisenin ehemmiyetini takdir ederek derhal üçüncü vezir Ferhad Paşa kumandasındaki dört bin Yeniçeri ve dört bin süvariyi Suriye üzerine şevketti. Dulkadırlardan Şehsuvaroğlu Ali bey de, kuvvetleriyle Ferhad paşaya iltihak etmek emrini aldı. Canbirdi Gazâlî, yirmi otuz bin kişilik bir kuvvetle Hama, Humus taraflarını yağma ve tahrip ettikten sonra Halep şehrini muhasara etti. O sırada Halep Beylerbeyi Karagöz Paşa idi. Karagöz Paşa alelâcele, Trablus, Hama, Humus Sancak beylerini de kuvvetleriyle birlikte etrafına toplayarak şiddetli bir mukavemet gösterdi. İşte bu sırada, Ferhad paşadan evvel, Şehsuvaroğlu Ali bey, Halep şehri önüne vasıl oldu. Ferhad paşayı beklemeden Gazâlî kuvvetleri üzerine hücum etti. Türk kuvvetlerinin tahmininden büyük bir sür atle kendi üzerine doğru geldiğini gören Gazâlî Halep muhasarasını terke mecbur olmuştu. Şehsuvaroğlu Ali bey kuvvetleri, bir rivayete göre Ferhad paşa yetişmeden önce Gazâlî kuvvetlerini perişan etmiştir. Diğer bir rivayete göre de Halep muhasarasını bırakıp Şam a doğru çekilen Gazâlî kuvvetlerini, Ferhad paşa ile birleşen Şehsuvaroğlu kuvvetleri sür atle takip ederek Şam önüne vasıl olmuşlardır. Osmanlı İmparatorluğu Tarihi 13 Daha evvel Şam'a girmiş bulunan Canbirdi Gazâlî, Yavuz Selim in Şam da bıraktığı Yeniçeri muhafızlarını bir ziyafete davet ederek alçakça hepsini kılıçtan geçirmişti. Bundan sonra Şam'dan çıkarak Mastaba mevkiinde Türk kuvvetleriyle 6 şubat 1521 de çarpıştı. Muharebe altı saat sürdü. Sonunda Gazâlî kuvvetleri perişan oldu. Katliâmdan kurtulabilenler kaçtı. Gazâlî'ye gelince, bir rivâyete göre o da canını kurtarmak için kaçmağa yeltenmiş ise de takip edilerek yakalanmış ve başı kesilmiştir. Başka bir rivâyete göre de kaçtıktan sonra kendi adamlarından biri, vaadedilen mükâfata imrenerek gizlendiği yeri haber vermiştir. Canbirdi Gazâlî nin Suriye de isyam iki ay kadar sürmüş, Mısır fethinden sonra tayin edildiği valiliği de üç sene dört ay kadar devam etmiştir. Kanûni Sultan Süleyman, Şam valiliğine Anadolu Beylerbeyi Ayas Paşayı tayin etmiştir. Ferhad paşa da, Şah İsmail in herhangi bir hareketini kontrol etmek üzere Kayseri civarında Erciyeş dağı eteğinde ordusiyle birlikte beklemeğe memur edilmiştir. Kanûni Süleyman bu sırada 17 Mayıs 1521 de, babası namına yaptırdığı «Sultan Selim = Selimiye» camiinin temel atma merasimini yaptı. Camiin temeline ilk taşı bzzat padişah koydu. Yavuz Sultan Selim in türbesi de bu cami ile beraber yapılmıştır (Sultan Selim camiinin inşası 1522 yılında ikmal edilmiştir.) Gazâlî nin kesilmiş başı İstanbul a geldiği sırada padişah ta, Macaristan a göndermiş olduğu elçisi Behram çavuşun, Macar kralı «Layoş = Lajos II.» tarafından tahkir edilerek öldürdüğü haberini almıştı. fcanünî SULTAN SÜLEYMAN IN BÎRİNCt SEFER-I HÜMAYUNU «İlk Engerûs seferi = Belgrad Seferi» (18 Mayıs 1521) Bu sırada Macaristan kralı Jagellon hanedanına mensup kralların İkincisi olan Lajos II. dir. (Osmanlı tarihlerinde bu krala «Layoş» denilir. Kanûni Sultan Süleyman, Macaristanın o güne kadar veregelmekte olduğu vergiyi istemek üzere Macar kralına, Behram çavuş adında bir elçi göndermişti. Macaristan o sırada müthiş bir malî sıkıntı içinde bocalamakta idi. Halk tabakası fakirdi ve ağır vergiler altında ezilmekte idi. Genç Macar kralı, bu malî sıkıntısı dolayısiyle Osmanlı devletine karşı vermekle mükellef olduğu haracı vermek istemedi. Ve, devrin en kudretli hükümdarının elçisini. Milletlerarası hukuku hiçe sayarak tahkir etti ve bir rivayete göre idam ettirdi. İşte bu ilk seferi hümayun, bu haksız ve çirkin cinayet dolayısiyle ve haklı olarak açıldı. OsmanlIlar Macaristan a «Engerûs» dedikleri için bu sefere «Engerûs seferi» denilir. Türk elçisinin haksız yere idamı üzerine Kanunî Sultan Süleyman 18 Mayıs 1521 de bu sefere çıkmıştır. Rumeli Beylerbeyi Ahmed paşa, İpsala ya gitmek emrini aldı. Anadolu da bulunan üçüncü vezir Ferhad paşa da Rumeliye geçmek emrini aldı. Dânişmend-Reis kumandasında kırk kadar çektiriden mürekkep bir filo, Karadeniz yoluyle Tuna ya gönderildi. Bu seferden maksat, vaktiyle İkinci Murad, Fâtih Sultan Osmanlı İmparatorluğu Tarihi 15 Mehmed ve İkinci Bayezid taraflarından muhasara edilip te zaptolunamıyan ve orta Avrupanın en müstahkem bir kalesi olan «Belgrad» ın alınması idi. Sultan Süleyman, babasının, İkinci Bayezid le Fâtih in türbelerini ziyaret ettikten sonra 18 Mayısta İstanbul dan hareket etti ve 27 Mayıs günü Edirne ye vasıl oldu. Edirne de asker ve halk tarafından büyük tezahüratle karşılandı. Padişah, sefer hazırlıklarının ikmali için Edirne de beş gün kadar kaldıktan sonra «Filibe» ye hareket etti. Orada kendisini Rumeli Beylerbeyi Ahmed paşa karşıladı. Burada, harp plânını gözden geçirmek üzere bir divan aktedildi. Bu divanda, Rumeli beylerbeyi Ahmed paşa «Belgrad» ı kontrol altmda tutup doğrudan doğruya Budin üzerine gidilmesi fikrini, veziriâzam Pîri Mehmed paşa da, doğruca Belgrad üzerine hareketle, Orta Avrupa nın kilidi mesabesinde olan bu kalenin zaptı fikrini müdafaa etti. Padişah ta Budin üzerine gidilmesi temayülünde idi ise de, veziriazamın ve onunla birlikte diğer bir kısım vezirlerin reylerine uyarak Belgrad üzerine gidilmesine karar verildi. Belgrad, Türkiye hududuna çok yakındı. Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği bir yerde kurulmuştur. Belgrad ın yakınında, Sırbistan'ın eski hükümet merkezi olup, o sırada bir Sancak merkezi olarak OsmanlIların elinde bulunan Semendire şehri mevcuttur. Karadeniz yoliyle Tuna ya sevkedilmiş olan gemiler bu nehir üzerinden Belgrad a doğru hareket e t mekte idiler. Ayrıca bu civardaki Sancak beyleri tarafından 400 kadar da «At kayığı» hazırlanmıştı. «Filibe» den sonra Sultan Süleyman Sofya ya vardı (16 haziran 1521). Daha evvel Suriye seferi dolayısiyle Anadolu ya gönderilmiş bulunan ve aldığı emir üzerine Rumeli'ye geçerek İpsala da ordugâhım kurmuş olan Üçüncü Vezir Ferhad paşa, barut, kurşun ve harp levazımı yüklü 3000 deve ile Sofya da padişaha mülâki oldu. Ayrıca Anadolu'dan topladığı 30,000 deve de bir günlük mesafeden kendisini takip etmekte idi. Sofya, Semendir, Alacahisar, Vidin reâyası, araba un ve arpa tedariki ile mükellef tutuldular. Burada dikkate şayan olan nokta, bu on bin araba un ve arpanın paralarının halka peşin 16 Osmanlı İmparatorluğu Tarihi olarak verilmesidir. O asırda Avrupa da orduların girdiği ülkeler harabeye dönerdi. Halkın nesi var nesi yoksa cebren ve parasız elinden alınırdı. Halbuki Kanûnî devrinde ordunun girdiği ülkeler harap olmak yerine mamur olurdu. Burada Kanûnî Süleyman a ait bir fıkrayı anlatmadan geçemiyeceğiz: (Bir gün divanda vezirleriyle beraber otururken Kanûnî Süleyman: Velinimet kimdir? Diye sorar. Vezirler hiç düşünmeden cevap verirler: Elbet velinimet şevketlû efendimizdir! Derler. Kanûnî bu cevabı beğenmez ve şunları söyler: Filhakika velinimet reâyâdır ki, ekip biçme emrinde rahat rs huzuru kendilerine haram ederler. (Burada reâyâ, köylü, çiftçi yerinde kullanılmıştır.) Kanûnî Süleyman, asıl velinimetin, köylü vc çiftçi olduğunu ifade etmekle, halka büyük kıymet vermekle şüphesiz, asrının içtimai düşüncelerinin çok üstüne çıkmıştır.) Kanûnî Sultan Süleyman, Belgrad ın zaptı için daha evvel Belgrad ın yakınlarında bulunan «Zemlin» ve «Şabaç = Böğürdelen» kalelerinin alınmasını lüzumlu gördü. Harp di vanında böyle kararlaştırılmıştı. Rumeli Beylerbeyi Ahmed paşa, «Niş» ten Şabaç a gönderildi. Bundan sonra Mimaloğlu.Mehmed Bey kumandasındaki akıncılar Transilvanya ya, Yahya Beyoğlu Bâli Bey de Hırvatistan a sevkedildi. Padişah ta, Alaşehir yolu ile «Şabaç = Böğürdelen» üzerine yürüdü. Şabaç kalesi, Belgrad m batısında ve Sava nehri üzerindedir. Bu kale 1471 tarihinde, Fâtih devrinde Belgrad ı tazyik edebilmek için kurulmuş, fakat sonradan Macarların eli» ne geçmişti. Bu sırada Ahmed paşa kaleyi şiddetle tazyik etmekte idi. Kale kumandanı olan Simon Logodi kısa bir müddet kaleyi müdafaa etti ise de sonunda kale bizzat Kanûnî nin kumanda ettiği Türk ordusu tarafından raptedildi. (8 temmuz 1521). Kanûnî Süleyman ertesi günü Rumeli Beylerbeyi Ahmed Osmanlı İmparatorluğu Tarihi 17 Paşanın ve harbe iştirak eden Sancak beylerinin tebriklerini kabul etti ve pek muhteşem bir alayla kaleye girdi. Bu kale, padişah olduğu glindenberi Sultan Süleyman'ın ilk zaptettiği kale idi. Bunun için: Evvel fethettiğim kaledir, mamur olmak gerektir. Dedi. Ve kalenin derhal tahkim ve imarına başlandı. Bundan sonra Sirmi ye geçilebilmesi için Sava nehri üzerine köprü kuruldu. İnşaat dokuz gün sürdü. Köprünün inşası müddeti zarfında Sultan Süleyman nehir kenarında bir çardak altında kaldı. Askerin bir kısmı Sava yı geçti. Sirmi prensesi önce teslim olacağı haberini gönderdiği halde, sonradan kaçtığı haber alındı. Bunun üzerine Avlonya Sancak.beyi Bâli Bey, Sirmi prensesinin merkezi olan Kulpeniza kalesinin zaptına gönderildi. Zemlin kalesi, Semendire beyi Hüsrev beyin şiddetli top ateşlerine dayanamıyarak T
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks