Please download to get full document.

View again

of 12
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

SİHİR-BÜYÜ... 3 Sözlük ve Şer i Tanımı:... 3 Sihir Harikulade midir?... 3 Büyü Çeşitleri:...3 Geçmiş Toplumlarda Büyü:...3 Yahudilikte Büyü:...

Category:

Art

Publish on:

Views: 0 | Pages: 12

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
SİHİR-BÜYÜ... 3 Sözlük ve Şer i Tanımı:... 3 Sihir Harikulade midir?... 3 Büyü Çeşitleri:...3 Geçmiş Toplumlarda Büyü:...3 Yahudilikte Büyü:...4 Batı Dünyasında Büyü:...4 İslam da Büyü:...4 Sihir; Anlam
Transcript
SİHİR-BÜYÜ... 3 Sözlük ve Şer i Tanımı:... 3 Sihir Harikulade midir?... 3 Büyü Çeşitleri:...3 Geçmiş Toplumlarda Büyü:...3 Yahudilikte Büyü:...4 Batı Dünyasında Büyü:...4 İslam da Büyü:...4 Sihir; Anlam ve Mâhiyeti:...4 Kur an-ı Kerim de Sihir Kavramı:... 5 Hadis-i Şeriflerde Sihir:...7 Sihrin Tarihçesi:...8 a- Eski Yunan ve Romalılarda Büyü:...8 b- Bâbillilerde Büyü:...8 c- Eski Mısır da Sihir:...9 d- Hz. Süleyman Döneminde Sihir:...9 e- Hz. Peygamber Döneminde Büyü:...10 f- Eski Türklerde Büyü:...10 Şimdiki Türklerde:...11 Amacı ve Hedefleri Açısından Büyü Çeşitleri: Ak Büyü (Koruyucu Büyü): Kara Büyü: Aktif Büyü: Pasif Büyü: Temas Büyüsü: Taklit Büyüsü:...12 Hangi Yollarla Sihir Ortaya Konulur? Büyünün Etkisi Var mıdır?...14 Eski ve Modern Büyünün Etkisi İçin Bir Örnek: Karı-Koca Arasını Ayırmak: Hârut ve Mârut:...19 Hârut ve Mârut un Öğrettikleri Neydi?...19 Hârut ve Mârut la İlgili Tefsirlerdeki İsrâiliyat Örnekleri...20 Hârut ve Mârut un Kim Olduklarıyla İlgili Rivâyetler:...20 Yeryüzüne İndirilen İki Meleğin Mâcerâsı:...20 Hârut ve Mârut Nasıl Bir Cezâya Çarptırıldılar?...21 Olayın Geçtiği Yer:...22 Rivâyetlerin Tahlili: Cinlerin İnsanların Emrine Girmesi Mümkün müdür?...23 Cinler Kaybolan Ya da Çalınan Şeyleri Bilebilir mi?...25 Hz. Peygamber e Büyü Yapıldı mı?...25 Peygamberimiz e Sihir Yapılmadığına, Yapılmışsa Tesir Etmediğine Dair Deliller: Cin; Mâhiyeti ve Hakkındaki İstismarlar, Yanlış Kabuller:...30 Sihrin ve Büyücünün Hükmü:...30 Ruh Çağırma:...31 Fal ve Falcılık:...31 Sihir/Büyü:...31 Nazarlık, Nal, Muska vb. Kullanmak:...31 Uğursuz Saymak:...32 Uğurlu Saymak:...32 Ve Günümüz:...32 Sihir/Büyü ile İlgili Bazı Kavramlar:...34 ŞA BEZE-ŞA VEZE-HOKKABAZLIK...36 KEHANET-KAHİN...36 Tanımı:...37 Hz. Muhammed in ve Davetinin Kahinlikle Bir İlgisi Yoktur: Kâhinler Yalan Uydururlar:...37 ÜFÜRÜKÇÜLÜK...39 MÜNECCİMLİK...39 FAL-FALCILIK...40 Tanımı:...40 Kur an ve Sünnette Fal:...41 Burç ve Yıldız Falı:...41 HALKA VE İP TAKMAK...42 NAZAR BONCUĞU VE MUSKA TAKMAK...42 SİHİR-BÜYÜ Sözlük ve Şer i Tanımı: Din ile ilgisi olmayan dualar ve hareketlerle ruh üzerine tesir yapmak. Buna Arapça'da sihir adı da verilir. Bir insanı istenilen şeyi yapmağa sevk eden gizli kuvvet, tabiata aykırı haller vücuda getiren etkiler. Bunları yapanlara büyücü denilir. Büyüyü şöyle tarif etmek mümkündür. Herhangi bir çıkar uğruna başkasına zarar vermeye yönelik meşru olmayan yollarla bir takım gizli kuvvetleri yönlendirerek yapılan ve gerçeğe uymayan gözbağcılık, düzenbazlık, oyunculuk şeklindeki işler. Gözbağcılık, düzenbazlık gibi oyunlarla insanları aldatan kişiye büyücü, bu kişilerin yaptığı işe büyü, bu işin meslek haline getirilmesine de büyücülük denir. Büyücülük, İslâm'dan önce Araplar'da, Rumlar'da, Hintliler'de, Mısırlılar'da yaygın idi. Özellikle Hz. Musa zamanında büyücülük itibarlı bir meslek idi. Hz. Süleyman zamanında da yaygındı. 1 Sihir; başkasından öğrenilen, bazı vasıtalarla icra edilip temrinlerle geliştirilen ve adet dışı bir görünüm taşıyan etkilemelerden ibaret olup daha çok güç gösterisinde bulunmak, çıkar sağlamak ve toplumda hakmiyet kurmak için uygulanır. İslam filozofları ve Mu tezile nin aksine sihrin varlığını kabul eden Ehl-i Sünnet alimleri bunun bazı alet ve vasıtalar, astrolojik bilgiler, hile ve maharetlerle gerçekleştirilebileceğine kanidirler. 2 Sihir Harikulade midir? İlk bakışta harikulade gibi görünürse de sihrin gerçekte öyle olmadığı ileri sürülmüştür. Çünkü sebep ve vasıtalara başvurularak gerçekleştirilen şeyler âdettendir. Mesela bir hastanın dua ile iyileşmesi âdet dışı olup, tıbbi yöntemlerle iyileşmesi tabiidir. Ancak başka bir görüşe göre zaman ve mekan itibariyle başkaları tarafından güç yetirilemediği için sihir de harikulade sayılır. 3 Büyü Çeşitleri: Büyünün kendine göre özellikleri ve çeşitleri vardır. 1) Kara büyü: Asıl sihir bu olup bazı kimseler, perilerin ve özellikle şeytanların müdahalesiyle, tabiatüstü bir takım fiiller yapabilecekleri iddiasındadırlar. 2) Mecaz yoluyla büyü: Anlaşılamaz, akıldan hariç şey demektir. 3) Beyaz yahut (tabii) büyü: Zahiren acaip, fakat aslında tabii sebeplerle meydana gelmiş bir takım fiiller yapmak sanatıdır. Hokkabaz kuleleri gibi. 4 Geçmiş Toplumlarda Büyü: Büyü, muhtelif kavimlerde mevcuttu. Keldânîler'de, Keldânî büyüsü, her yere dağılmış olan perilerin tabiat hadiselerini vücuda getirdikleri itikadına dayanıyordu. Bazı yaratıklar şeytanî bir kuvvetle mücehhez idiler. Bununla beraber, bu kuvvet erkekten ziyade kadında bulunuyordu. Cadılar ve şeytanlar insanların bedenine girmek gücüne sahip idiler. Mısır'da, Musa (a.s.)'dan evvel Mısırlılar, kanunen caiz olan bir büyü kabul ediyorlardı. Bununla beraber kanunen yasak olan büyünün her türlü icra usullerini daha az bilmez değillerdi. Sihirbazların hayata ve ölüme tasarruf ettiklerine, iyi veya kötü cinleri yardım için çağırma gücüne sahip olduklarına ve tabiat kuvvetlerini diledikleri gibi kullanabileceklerine inanıyorlardı. Uzak Şark'ta büyüye gelince: Çinliler büyünün her türlüsüne karşı derin bir alâka besliyorlardı. Konfüçyüs'ten önceki dönemlerde Wu denilen bir tür cadı, devletin sosyal yapısında resmi bir mevki sahibi idi. Büyü usulleri arasında geleceği bilerek geleceğe ait hususları söylemeye, cinleri uzaklaştırmaya çalışıyorlardı. Yunan-Roma büyücülüğü de şöyle idi: Görünmez kuvvetleri beşerin iradesine mahkûm kılmak sanatı, Yunan- Roma medeniyetinde Şark'ta olduğundan daha az rağbet bulmuş değildi. Yunan sihirbazları daha çok kendilerine hizmet edebilecekleri ümidiyle yabancı ilâhlara müracaat ediyorlardı. Tesalya kıtası gizli sanatlara mensup en meşhur adamları yetiştirmekle meşhurdu. Büyü, imparator Ogüstüs zamanında, büyük bir ehemmiyet kazanmıştı. 5 1 Şâmil İslam Ansiklopedisi: 1/ Bakıllani, el-beyan: 77-78; Fahreddin er-razi, Metalibu Aliye: 8/ ; Abdullatif Harputi, Tenkihu l-kelam: 275; M. Sait Özervarlı, TDV İslam Ansiklopedisi: 16/ Tehanevi, Keşşaf: İrhas maddesi; M. Sait Özervarlı, TDV İslam Ansiklopedisi: 16/ Şâmil İslam Ansiklopedisi: 1/ Şâmil İslam Ansiklopedisi: 1/260. Yahudilikte Büyü: Yahudilik'te sihre itikat pek revaçta idi. Perileri davet etmek, şeytanları insanın iradesine mahkûm kılmak, her türlü harikalar, hulâsa medeniyette şöhret bulmuş itikatların bütünü Yahudilik'te mevcuttu. Yahudiler büyü formüllerinde, eski zamanlardaki geleneklerden yahut yabancı dinlerden gelen cin ve peri isimlerini almışlardır. İslâm toplumlarında sihir: Müslümanlardan bazıları büyüde Yahudilerden, Suriyeliler'den, İranlılar'dan, Keldânîler'den ve Yunanlılar'dan ders almışlardır. Tütsü, tılsım, muska, cadılık, fala bakmak vs. hep oralardan gelmiştir. Müslümanlar cinlere inandıkları için bu inanç sihre inanmaya da yolaçabiliyordu. Rasûlullah (s.a.s.) isabet-i ayn a, yılan sokması ve genellikle hastalıklara karşı rukyayı yani duayı caiz görmüştür. Fakat büyü ile Hz. Peygamber'in (s.a.s.) duası arasında hiçbir ilişki yoktur. Bir takım fal kitapları vardır ki kelime ve harflerin suretiyle geleceği bilmeye çalışırlar. 6 Batı Dünyasında Büyü: Bütün milletlerin arşivleri tetkik olununca, büyüye müteallik bu türlü inançlara rastlanır. Keltler, Tötonlar, İskandinavlar, Finler, Doğu milletleriyle bu konuda bir çok esaslı benzerlikler göstermektedirler. Bugün akıl ve mantığın ilerlemesiyle büyünün ortadan kalktığına inanmak pek cesur bir davranıştır. 7 İslam da Büyü: Büyü ve büyücülük İslâm'da yasaklanmıştır. Kur'an-ı Kerîm'de büyücülerin iflah olmayacağı (Tâhâ: 20/69) belirtilmiştir. Kâfirler, kendilerini haklı çıkarabilmek, Allah'ın elçilerini yalanlamak için onları büyücülükle, büyü yapmakla suçlamışlardır. Büyücülükle suçlananlar arasında Hz. İsa (es-sâf, 61/6); Hz. Musa (ez-zuhruf, 43/49); (ez-zâriyat, 51/39), Hz. Süleyman (el-bakara, 2/102), Hz. Muhammed (el-hicr, 15/6) zikredilmektedir. Başka bir ayette, inanmayan kişilerin bütün peygamberleri büyücülükle suçladıkları görülmektedir (ez-zâriyat, 51/52). 8 Kur an da Babil de sihrin yaygın olduğuna işaret edilmekte (el-bakara: 2/102) ve Hz. Musa zamanına ait bazı sihir örnekleri (el-a raf: 7/ ) bulunmaktadır. 9 Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadisinde yedi şeyden sakınınız buyururken ikinci sırada sihir yapmayı zikretmiştir. 10 Başka bir hadiste büyü yapan kişinin küfre girdiğini belirtmiştir. Muhabbet için efsun yapmanın, ipliğe okumanın, büyü yapmanın şirk olduğunu da belirtmiştir. 11 Büyüye inanan kişinin Cennet'e giremeyeceği de 12 belirtilmiştir. Başka bir hadiste de büyücüye, müneccime, gaibden haber veren kimseye inanan kişinin Kur'an'ı inkâr etmiş olduğu belirtilmektedir. 13 Sihir; Anlam ve Mâhiyeti: Türkçede büyü kelimesiyle karşılanan Sihir, Arapça lügat anlamıyla, her ne olursa olsun, sebebi gizli olan ince şey demektir. Nitekim fecir vaktinin başlangıcına da ufuk çizgisinin inceliğinden dolayı seher denilir. Bu anlamda, yani sebebi gizli olan ince şeyleri bilmek ve tanımak anlamında sihrin küfür olmayacağı açıktır. Ancak, dinî örfteki anlamıyla sihir, sadece bu demek değildir. Sebebi gizli olmakla beraber, gerçeğin aksine tahayyül olunan yıldızcılık, falcılık, medyumluk, cincilik, şarlatanlık, hilekârlık yolunda cereyan eden herhangi bir şey demektir. Halk dilinde de sihir veya büyü denilince akla gelen bunlardır ve bütün bunlar çirkin ve bâtıl şeylerdir. Çünkü bunda esrârengiz bir şekilde hakkı bâtıl, bâtılı hak; hakikati hayal, hayali hakikat diye göstermek vardır. Nitekim, İnsanların gözlerini sihirlediler (7/A râf, 116); Sihirleri sâyesinde ipleri ve sopaları onun hayâlini büyüledi, çünkü onlar gerçekten yürüyor gibiydiler (20/Tâhâ, 66) buyrulmaktadır. Demek ki, esrârengiz, gizli sebep ile incelik, dış görünüşü itibarıyla çekicilik ve bir de kötü maksat, sihrin niteliğini belirler. Dinî örfte sihir, sebebi gizli olmakla, gerçeğin zıddına tahayyül olunan, gözbağcılık, yaldızcılık, şarlatanlık, hilekârlık tarzında cereyan eden herhangi bir şey demektir. Kendisinde, hakkı bâtıl, bâtılı hak gösterme özelliği söz konusu olduğu için, aslında ortak adı İslâm olan tüm semâvî dinler tarafından kötülenmiş ve yasaklanmıştır. Mâhiyetinde, esrârengiz gizli sebep ile incelik, dış görünüşünde câzibe, hile ve kötü niyet vardır. Bizzat ilâhî irâde ile meydana gelen olaylardan değildir. Ortaya konulabilmesi için teşebbüs edilmesi gerekli özel bir sebebi 6 Şâmil İslam Ansiklopedisi: 1/ Şâmil İslam Ansiklopedisi: 1/ Şâmil İslam Ansiklopedisi: 1/ M. Sait Özervarlı, TDV İslam Ansiklopedisi: 16/ Buhârî, Iiasâya 23; Müslim, İman, Nesâî, Tahrim: Ahmed İbn Hanbel, II, 83; IV, Ebû Davûd, Tıp: 21; Şâmil İslam Ansiklopedisi: 1/ vardır. Bu özel sebebi herkes bilemediğinden, sihir hârika gibi zannedilir. Bunun için, sebebi herkesçe bilinmeyen herhangi bir hakikat bile başkalarını kandırmak için kullanıldığı takdirde sihir olur. Bu sebebin nazarî/teorik olarak açıklanabilir bir halde bulunması da şart değildir. Az çok taklidî bir şekilde ortaya konulabilmesi de yeterlidir. Yaratılış sebebi ilmen açıklanamayan, tek başına ya da zincirleme bazı garip olaylar meydana getirebilmek sihir olmaz. Fakat insanları aldatmak için bunlardan faydalanmaya kalkışıldığı ve bu şekilde kalplere tesir ederek dolandırıcılık yapılmak istenildiği zaman bunlar sihir özelliği kazanırlar. Bunun için imansızlık, ahlâksızlık ve aldatmak, sihrin köküdür. Sihirbazlar, çeşitli bilimlerden, sanayi ve teknolojiden, edebiyattan, felsefeden, yaratılışın garip sırlarından kötü niyetleri için yararlanmasını bilirler. Bu şekilde hakkı gizlemek için yazılmış nice felsefeler, romanlar, tarih kılıklı kitaplar vardır. Vaktiyle hukemânın, yani hikmet ehli kimselerin domuzların boynuna mücevher (inci gerdanlık) takmayın nasihati, bu gibi kimselerin yüksek ilimleri öğrenerek, bunları kötü maksatlarla kullanmalarını önlemek için verilmiştir. Sihir, din açısından şiddetle kınandığı ve yapanlara ağır cezalar öngördüğü halde; bazı kayıtlarla meşrû kılınmış hususlar için de kullanılmıştır. Hz. Peygamber in Belîğ olan sözlerden bir kısmı muhakkak sihirdir (Buhârî, Nikâh 47; Müslim, Cum a 47) sözleri bu cümledendir. Ömer bin Abdülaziz de, kişinin güzel konuşması ile gerçeği etkili şekilde ortaya koymasına sihr-i helâl demiştir. Bu durumda, hakkı ortaya koyan belîğ konuşmalar helâl bir sihir olup hakkı bâtıl, bâtılı hak şeklinde gösteren belîğ konuşmalar da haram bir sihirdir. 14 Büyü anlamına gelen Fransızca ve Almanca magie, İngilizce magi, magic kelimelerinin aslının Yunanca magos tan geldiği bilinmektedir. Sihir kelimesi, Türkçede büyü kelimesiyle karşılanır. Aynı zamanda sihir kelimesi de kullanılır. Fakat, Türkçede sihir ve büyü kelimeleri tümüyle aynı anlamda kullanılmamaktadır. Kur ân-ı Kerim de geçen sihir kelimesi, büyü anlamını da taşımakla birlikte sihir, büyüden daha geniş kapsamlıdır: Büyü ile sihrin bazı şekilleri arasında farklar vardır. Öte yandan Türkçe de büyücü ile sihirbaz aynı anlama gelmemektedir. Sihirbazlıkta gözü, görüşü aldatan, hokkabazlık, el çabukluğu ve renk yanıltmasına dayanan bir gösteri anlamı da vardır. İllüzyonizm, manyetizma, hipnoz, telepati gibi teknikleri uygulayan kimse, sihirbazdır. Büyücü ise, iyi veya kötü varlıkların yardımını sağladığı varsayılan, büyü tekniğini, usullerini, tılsımlı sözleri, iksirleri, uygun materyali, muskaları, diğer ilgili maddeleri bilen ve kullanan veya öyle kabul edilen kimsedir. Daha çok el çabukluğuna dayanan, sahne showlarına, halkı eğlendirme amacıyla gösterilen teknik ve illüzyonlara, gözleri yanıltmaya sihirbazlık denilirken; cinlerle iş yaptığı zannedilen, muska ve üfürükten yararlanan, insanların zihnini etkilemeye ve çeşitli rûhî hastalıklara veya bu hastalıkları tedâviye sebep olduğu kabul edilen kimselerin tıp, bilim ve din dışı araçlar kullanarak yaptıklarına da büyü denilmektedir. Cadılar ve kâhinler, büyücülerle karıştırılırsa da aslında onlarınki bir teknik değil; şahsî kabiliyet veya istismara dayanan farklı yöntemlerdir. Medyumlar, falcılar, astrologlar da modern müneccim ve büyücüler olarak kabul edilebilir. Büyü, tabiat üstü gizli güçlerle ilişki kurularak, yahut kendilerinde gizli güçler bulunduğuna inanılan bazı tabiî/doğal nesneler kullanılarak zararlı, faydalı veya koruma gâyeli bazı sonuçlar elde etmek için yapılan işler şeklinde tarif edilebilir. Kutsalla ilişkisi bulunmaması ve ahlâkî amaç taşımaması, büyünün en temel özellikleridir; başlıca gayesi ise daima çıkar sağlamaktır. Batılı bazı araştırmacılar, din ile büyü arasında benzerlikler bularak, birbirlerini etkiledikleri, birinin diğerini doğurduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu, büyüyü tümüyle dışlayan, sihri küfür ve şirk olarak tanımlayan İslâm için, düşünülmesi bile mümkün olmayan bir bühtandır. Hatta, bu değerlendirmeyi, İslâm ın dışındaki diğer dinler için de doğru olmayan ve din düşmanlığını sergilemek için, iki zıt şey arasında ayrıntıyla ilgili ve çok küçük bir iki benzerliğin kasıtlı olarak abartılmasından dolayı ortaya atılan bir iddia ve her türlü dine bir iftira kabul ediyoruz. Din ile büyü arasında benzerlik bulanlara karşı şu görüşler ileri sürülür: Din her şeye gücü yeten bir varlığa, büyü ise tabiattaki bir güce yönelmektir. Dinin bir cemaati, büyücünün ise sadece müşterisi vardır. Dinde günah anlayışı varken büyüde yoktur. Dinde açıklık, büyüde kapalılık ve gizlilik; dinde itaat, bağlanma, büyüde muvakkat bir menfaat hesabı vardır. Dindeki duâ, ibâdet, ahlâk, dayanışma, birlik gibi temel unsurlar büyüde yoktur. Büyüde dinî uygulamalardaki mânevî, ruhanî özden, derûnî inanıştan çok dış unsurlar, katı şartlar, maddî araçlar ön plandadır. Büyü ilâhî otorite ve ahlâkî kuralların dışındadır. Büyü, inanışa göre, Tanrı veya tanrıların kudretinin üstünde bir şey yapmak veya onları zorlayarak bir gâyeyi gerçekleştirmek iddiasındadır. Halbuki dinde Tanrı ya itaat etmek, O nun hoşnutluğunu kazanmak, gazabından sakınmak, ceza veya mükâfatına göre tavır almak söz konusudur. Büyünün temel gâyesi, menfaat temini olduğundan, yerine göre dince kutsal sayılan şeyleri de kendi gâyesi için kullanarak dini istismar edebilir. Büyüde şahsî, dinde hem şahsî hem de sosyal gâye söz konusudur. Dinin devamlılığına karşılık, kişinin bilgi, yetenek ve imkânı bitince veya gâyesini gerçekleştirince büyü olayı sona erer. 15 Kur an-ı Kerim de Sihir Kavramı: 14 Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur an Dili, 1/ Hikmet Tanyu, T.D.V. İslâm Ansiklopedisi, c. 6, s Sihir kelimesi, türevleriyle birlikte Kur ân-ı Kerim de 60 yerde geçer; 2 âyette de kâhin kelimesi kullanılır. Kur an, câhiliyye toplumu üyesi müşriklerin, hak olarak gönderildiklerini tebliğ ettiklerinde, bunları alışılmadık, duyulmadık şeyler olarak değerlendirerek, peygamberlere büyülenmiş, kendisine sihir yapılmış, cinlenmiş, mecnun gibi ifâdeler yakıştırdıklarını belirtir. Yine hakkın ifadesi olan vahye de bu bir sihirdir/büyüdür dediklerini ifade eder (10/Yûnus, 2). Kur an, bu ithamları kesin bir dille reddeder. Peygamberin bir kâhin, mecnun veya sihre uğramış biri, ya da büyücü/sihirbaz olmadığını belirtir (52/Tûr, 29-30; 68/Kalem, 2; 81/Tekvîr, 22). Peygamberlerin mûcize göstermesine karşı kâfirler buna sihir demişlerdir (5/Mâide, 110; 6/En âm, 7; 10/Yûnus, 77; 27/Neml, 13, 28/Kasas, 48; 37/Sâffât, 14-15) Bunların yanında sihrin peygamberlerle ve vahiyle zerre kadar ilgisi olmayan, şeytânî bir pislik ve küfür olduğu vurgulanır. Sihir kelimesi, Kur an da hile (20/Tâhâ, 64, 69), kandırmak ve aldatmak (23/Mü minûn, 89) anlamlarında kullanılır. Sihirbazlar/büyücüler fesatçı/bozguncu (müfsid) olarak değerlendirilir ve Allah ın onların işini düzeltmeyeceği açıklanır (10/Yûnus, 81). Kur an, sihirbazların, nereye gitseler başarılı olamayacağını belirtir (20/Tâhâ, 69; 10/Yûnus, 77). Allah, sihri tesirsiz bırakacak, iptal edecektir (10/Yûnus, 81). Kur an, Hz. Mûsâ ile Firavunun sihirbazları arasındaki mücâdeleyi, değişik sûrelerde ve bazı ayrıntılarla birlikte açıklar (7/A râf, ; 10/Yûnus, 75-86; 20/Tâhâ, 56-72; 26/Şuarâ, 30-51). Bu mücâdelenin vurgulanması, her dönemde değişik biçimde ve farklı araçlarla Firavunların sihirbazlar/büyücüler (hakkı bâtıl ve bâtılı hak, akı kara ve karayı ak gösterenler, insanları çeşitli hilelerle kandıran ve oyalayanlar) ile vahyin ve Peygamberî dâvetin karşısına çıkacaklarını hatırlatır. Yine mü minlere ders ve moral verilir; kim olurlarsa olsunlar, büyücülerin ortaya koyduklarını Allah boşa çıkarıp iptal edecek, her nerede olurlarsa olsunlar büyücüler başarısız olacaklar, her iki dünyada da felâha kavuşamayacaklar, kurtuluşa eremeyeceklerdir. Süleyman ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların söylediklerine tâbi oldular. Halbuki Süleyman kâfir olmadı (Büyü yapmadı ve ona inanmadı). Lâkin şeytanlar kâfir oldular. Çünkü insanlara sihri (büyü ilmini) ve Bâbil de Hârût ve Mârût a indirileni öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek herkese Biz imtihan için gönderildik, sakın (yanlış inanıp büyü yapmaya cevaz verip de) kâfir olmayasınız dedikten sonra ancak ilim öğretirlerdi. Onlar karı ile koca arasını açan şeyleri öğreniyorlardı. Büyücüler, Allah ın izni olmadan hiçbir hususta zarar veremezler. Onlar (büyücüler) kendilerine fayda vereni değil de zarar vereni öğrenirler. Onlar kesinlikle bilmişlerdir ki, kim onu (sihri) satın alırsa (ona para verirse), onun âhiretten nasîbi yoktur. Karşılığında kendi varlıklarını sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bunu anlasalardı! (2/Bakara, 102) Allah o zaman şöyle diyecek: Ey Meryem oğlu İsa! (...) Hani İsrâiloğullarını (seni öldürmekten) engellemiştim; kendilerine apaçık deliller (mûcizeler) getirdiğin zaman, içlerinden inkâr edenler, bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir demişlerdi. (5/Mâide, 110) Eğer sana kâğıt üzerine yazılmış bir Kitap indirseydik de onlar elleriyle onu tutmuş olsalardı, yine de inkâr ediciler: Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir derlerdi. (6/En âm, 7) Firavun kavminden ileri gelenler dediler ki: Bu çok bilgili bir sihirbazdır. Sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz? Dediler ki: O nu da kardeşini de beklet, şehirlere toplayıcı (memurlar) yolla. Bütün bilgili sihirbazları (toplayıp) sana getirsinler. Sihirbazlar Firavun a geldi ve eğer üstün gelen biz olursak, bize kesin bir mükâfat var mı? dediler. (Firavun:) Evet, hem de
Similar documents
View more...
Search Related
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks