Please download to get full document.

View again

of 17
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

Sınıf Çalışmalarında Kültür ve Gündelik Yaşamın Yükselişi: Tarihsel Bir İzlek ve Gelecek Umudu

Category:

Entertainment & Humor

Publish on:

Views: 0 | Pages: 17

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
Sınıf Çalışmalarında Kültür ve Gündelik Yaşamın Yükselişi: Tarihsel Bir İzlek ve Gelecek Umudu Hayriye ERBAŞ * Öz Özellikle 1970 li yıllardan bu yana tüm dünyayı saran ekonomik, siyasal ve teknolojik anlamda
Transcript
Sınıf Çalışmalarında Kültür ve Gündelik Yaşamın Yükselişi: Tarihsel Bir İzlek ve Gelecek Umudu Hayriye ERBAŞ * Öz Özellikle 1970 li yıllardan bu yana tüm dünyayı saran ekonomik, siyasal ve teknolojik anlamda radikal değişimlerle karşı karşıyayız. Bu değişimlere koşut ve karşılıklı etkileşim içinde, bilim anlayışı ve pratiklerinde de değişimler gerçekleşmiştir. Bu yazıda tüm bu değişimlerin sınıf çalışmalarına yansımalarına ilişkin genel bir değerlendirme yapılmaya çalışılacaktır. Bu değerlendirmede hareket noktası, günümüzde Marksist sınıf çalışmalarında sınıf yapısını ve sınıf oluşumunu anlamada iki eğilimin olduğu ve bu iki eğilimin ilişkilendirilmesinin gerekliliği düşüncesidir. Bu eğilimlerden ilki daha çok ekonomik faktörlere odaklanarak sınıf yapısını anlamaya yönelen eğilim; diğeri ise kültür ve gündelik yaşama odaklanan eğilimdir. Bu odaklanma farkına karşın, her iki eğilimin de alana ya da somut olana yönelme açısından geçmişten daha analitik olduğu söylenebilir. Bu yazıda ileri sürülen ve tartışılmaya çalışılan şey bu iki eğilimin de önemli olduğu ve ancak iki eğilimin ilişkilendirilmesi ile sınıf yapısı ve oluşumunun kavranabileceği tezidir. Bu bağlamda sınıf çalışmalarında kültür ve gündelik yaşama odaklanılması kendi başına anlam taşımadığı gibi; dahası sınıf yapısının ve oluşumunun bütün olarak kavranmasına engel de olabilmektedir. Nasıl ilişkilendirildiği de önemli olan, sınıfla ilişkilendirilmiş kültür ve sınıfla ilişkilendirilmemiş kültür kullanımı ayrımının önemine dikkat çekilmektedir. Bu makalede, ilk olarak sınıf analizinde önemli yeri olan, kültür ve gündelik yaşam boyutundan çok ekonomik ve iş yaşamının önemli görüldüğü nesnel sınıf konumu üzerinden yürütülen çalışmalara kısaca yer verilecektir. Ardından sınıf analizinde kültürün hangi kuramsal zeminler üzerinden yükseldiği ve sınıf oluşumunu anlama açısından nasıl ele alınması gerektiği tartışılacaktır. Son olarak da, Türkiye örneğinde ekonomik ve kültürel boyutların nasıl ilişkili olduğu, yıllar önce bir alan araştırmasında saptanan ancak bugün daha da görünür olan bazı bulgulara göndermede bulunularak değerlendirilmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: sınıf, kültür, siyaset, gündelik yaşam, üretim, yeniden üretim Makale Gönderim Tarihi: Makale Kabul Tarihi: * Prof. Dr. Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Sosyoloji Bölümü, 10 Emek Araştırma Dergisi (GEAD), Cilt 7, Sayı 11, Haziran 2017, s Rise of Culture and Everyday Life in Class Studies: A Historical Trail and Hope for the Future Abstract We have been facing radical changes in economics, politics and technology especially since the 1970s, at the world scale. In parallel and mutually interacting with these changes, the understanding of science and practices also changed. This article attempts to make a general evaluation about the reflections of all these changes in class studies. The point of departure in this assessment is that class studies contains two trends in the sense of class structure and class formation in current Marxist class analysis, and the idea that it is necessary to relate these two tendencies. The first tendency is the trend that focuses on economic factors; and the other trend is the one that focuses on culture and everyday life. Despite different focal points, it is possible to claim that these two tendencies are more analytical than the past in terms of orientation to the concrete reality. What is asserted and discussed in this article is that these two tendencies are important, but class structure and formation can be conceived only by relating these two tendencies. In this sense, focusing on culture and everyday life in class analysis does not make sense on its own, and it may also prevent us from understanding class structure and formation as a whole. It is also important to distinguish the use of culture related with class and culture not related with class, in this sense. In this article firstly, studies based on the objective class position which gives importance to economical and work-related factors rather than cultural and everyday life and has an important place in class analysis, will be briefly mentioned. Next, it is going to be discussed how the view giving importance to culture is rising in class analysis, its theoretical background and how it could be taken into consideration in the sense of understanding class formation better. Finally, it will be evaluated how the cultural and economic dimensions are interrelated in the case of Turkey, based on some findings of a field study conducted many years ago but becoming more visible today. Keywords: class, culture, politics, everyday life, production, reproduction Sınıf Çalışmalarında Kültür ve Gündelik Yaşamın Yükselişi: Tarihsel bir İzlek ve Gelecek Umudu 11 Giriş Geçmiş ve gelecek şimdinin yaşanan gerçekliğinin derinliklerinde gizlidir ve bize düşen geniş anlamda işçi sınıfı kültürü tanımlamasının kullanılması üzerinden bu gizli mekanizmaların ve senaryoların açığa çıkarılmasıdır. Kapitalizmin geçirdiği değişimler ile bağlantılı olarak 1970 ler sonrasında ve özellikle de Sovyetlerin dağılmasının ardından Marksizm in ve genel anlamda sınıfın sosyal bilimlerdeki yeri konusunda önemli bir kırılma yaşanmıştır. Bu kırılma ile birlikte bir özne olarak sınıfın toplumu anlamada ve geleceği kurmada artık önemini yitirdiği ve bu nedenle de üzerinde odaklanılacak asıl mesele olmadığı yönündeki eğilim zamanla hız kazanarak yükselişe geçmiştir. Bu kırılmada özellikle de gelişmiş Batı Avrupa da artan refaha koşut olarak artık sınıfsız bir topluma doğru gidildiği savunusu üzerinden sınıfın varlığının inkarı ve toplumsal dönüşümün asıl aktörü olarak sınıfın öneminin inkarı yelpazesinde yer alan bir bakışla yoğun tartışmalar yükselmiş ve bu tartışmalarla biçimlenen çalışmalar yapılmıştır. Sınıfın varlığını inkar etmeseler de sınıfın toplumun dönüştürücü motoru olduğu konusunda Marksizm e sistematik eleştiri özellikle 1923 yılında Almanya da kurulan Frankfurt Okulu temsilcilerinden gelmiştir. Geliştirdikleri kuram eleştirel kuram olarak anılan Okul un temel görüşleri pozitivizmi eleştirme üzerine kuruludur. Marksizmin içinde kaldıklarını savunmuş olsalar da, onların Marksizmi pozitivizmin tuzağından kurtarma çabası ile başlayan çıkışları onları, Marksizmin sınıftan ve sınıfın toplumu dönüştürmede asıl güç ve aktör olması düşüncesinden uzaklaştıkları ve sonraki süreçte de sınıfın öneminin azaldığı konusundaki söylem(ler)in güçlenmesinde önemli işlev gördüğü bir noktaya taşımıştır. Sınıf inkarı konusunda genel anlamda postmodernist söylem çok etkili olmuştur. Sınıfın öneminin azalması sürecinde postmodernist olmasa da başta İdeolojinin Sonu (The End of Ideology-1962) kitabı olmak üzere, Daniel Bell in, çalışmalarında işlediği düşünceleri özel bir yere sahiptir ve adeta bu yükselişin habercisidir. Sonraki yıllarda ise Francis Fukuyama nın Tarihin Sonu ve Son Adam (The End of History and the Last Man -1992) adlı kitabında işlediği tarihin sonu tezi de, sınıfın tarihin dönüştürücü gücü olmadığı konusundaki görüşün doruk noktasına taşınmasında etkili olmuştur. Sınıf inkarı konusunda Weberyan anlayışın yanı sıra Ellen Meiksin Wood un 1986/1992 de yayımlanan Sınıftan Kaçış: Yeni hakiki Sosyalizm (The Retreat from Class: A New true Socialism) adlı kitabında yeni hakiki sosyalistler (YHS) olarak adlandırdığı post-marksistler de bu kırılmada etkili olmuştur. Bu düşünürler yine Wood un deyimi ile sosyalist projenin sınıfsızlaştırılması üzerinden radikal demokrasi söylemini oluşturmuşlar ve toplumsal dönüşümün faili olarak da sınıfın yerine söylemi koymuşlardır. 12 Emek Araştırma Dergisi (GEAD), Cilt 7, Sayı 11, Haziran 2017, s Bu söylem, 1960 lar sonu ve 1970 lerde gündeme oturan Avrokomünizm ya da Avrososyalizme koşut olarak yükselir ve özellikle siyasal alanla üretim ilişkileri arsındaki ilişkiler açısından siyasal alanın da belirleyiciliğine vurgu yapan Althusser ve Poulantzas tan beslenir. Söylemin esas sorunu söylemin gücünün vurgulanması değil, söylemin gerçeğin yerine konulması biçiminde işleyen ve sınıftan kaçan ontolojik duruştur. Sınıf analizinin somut olana yönelmek yerine söyleme bakılarak yapılmasının gerekliliği ya da yeterliliği düşüncesidir. Kaldı ki sınıf yerine farklı çelişki ve çatışmalarla oluşan yeni toplumsal hareketlerin söylemine ağırlık verilir ve sınıf söylemi de bu söylemlerden sadece biri olarak değerlendirilir. Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe, sonraki çalışmalar üzerinde önemli etkisi olan, sınıf ve sınıfın toplumsal dönüşüm açısından anlamını birlikte yazdıkları Hegemonya ve Sosyalist Strateji (1985/1995) adlı kitapta ortaya koyarlar. Laclau ve Mouffe un yaklaşımına göre toplumsal çelişki üretim ilişkileri düzeyinde değil, politik ve ideolojik ilişkiler düzeyinde ortaya çıkar. Dolayısıyla işçi sınıfı artık toplumsal dönüşümün öznesi değildir. Hatta sınıf kavramı yerine halk ya da kitle kavramlarını kullanarak çelişkinin halk ile devlet arasında ve bu nedenle de ekonomik değil, siyasal düzeyde olduğunu ileri sürerler. Sonuçta vardıkları nokta ise radikal demokrasi olarak adlandırılan demokrasiye varma mücadelesinde sınıf yerine yeni toplumsal hareketleri (YTH) koyarak YTH lerin dönüştürücü gücünü vurgularlar (Erbaş ve Coşkun, 2007). Sınıf inkarının etkisine rağmen bugün yeniden kapitalizmin ilk yıllarına benzeyen yapısal ve tarihsel bir dönüşüme tanıklık etmekteyiz. Gelişmiş ülkelerde yaşanan bir işçileşme sürecinden farklı bir kapitalizm ve işçileşme süreci yaşayan azgelişmiş/geri-bıraktırılmış (underdeveloped) ülkelerde zaten mevcut olan bazı yapısal özelliklerin gündelik yaşamda daha da yükselişe geçmiş olması özellikle de ülkeleri ve aynı ülkelerin belli dönemlerini karşılaştırma açısından önemlidir. Gelişmiş ülkeler üzerinden geliştirilen sınıf teori ve modellerinin özellikle azgelişmiş ülkelerde sınıf yapısını çözümlemede yetersiz oluşu kültür ve gündelik yaşamın önemini daha da öne çıkarmıştır. Gerçi şimdilerde yaşanan küresel kapitalizm krizleri ile birlikte gelişmiş olarak kabul edilen ülkeler için de kapitalizmin sorunları ve dolayısıyla da sınıf yapısı giderek azgelişmiş ülkelere benzemekte ve vahşi kapitalizme dönüşmektedir. İki yüzyıl önceki kapitalizm ile günümüz kapitalizmi bazı özellikler açısından daha çok benzeşirken 1945 ler sonrası ile 1980 ler arası dönemden çok farklı özellikler göstermekte ve bu nedenle de doğal olarak bu farklılıkların sınıf yapısına ve gündelik yaşama yansımaları daha kolay gözlemlenmektedir. Bu değişimlerle birlikte sınıf, sosyal bilimlerde yeniden önem kazanmakta ve bu yeniden yükselişte değişen bilim metodolojisi ve paradigmasının da etkisi ile, sınıfın daha farklı bir biçimde ele alınmasının gerekliliği giderek daha da iyi anlaşılmaktadır. Bu yazıda sınıf çalışmaları açısından, gündelik yaşam ve kültürün gün geçtikçe artan önemi ve sürecin nasıl gerçekleştiği ele alınmaya çalışılacaktır. Bu çabada, ağırlıklı olarak tartışmalar ve çalışmalar üzerinden sınıf Sınıf Çalışmalarında Kültür ve Gündelik Yaşamın Yükselişi: Tarihsel bir İzlek ve Gelecek Umudu ve kültür ilişkisinin tarihsel seyri ve önemi tartışılacaktır. Bu tartışmada, zaman zaman 1993 te gerçekleştirilen bir alan araştırmasının kültür ve sınıf ilişkisi açısından önemli olduğu düşünülen ve kaleme alındığı yılları aşarak, bugün için de geçerliliğini korumanın ötesinde, giderek daha da görünür olan ilgili bazı tespitlerine göndermelerde bulunulacaktır. 13 Sınıf Çalışmalarında Değişim Sınıf, sosyal bilimlerde çok sık ve yaygın kullanılıyor olsa da onun neye karşılık geldiği konusu üzerinde en az uzlaşının olduğu kavramdır (McNall vd. 1991: 1). Üzerinde uzlaşının olduğu tek şey sınıf konusunda Marksist ve Weberyan olmak üzere iki genel ve karşıt sınıf perspektifinin olduğudur (Wright, 2005). Marksist ve Weberyan sınıf perspektiflerini ayıran en temel ölçüt ise sınıfın toplumsal dönüşümün asıl faili/aktörü olup olmaması konusudur. Ancak Marksist sınıf çalışması yapanlar içinde de bir çeşitlenme mevcuttur. Bu çeşitlenme genel bir değerlendirme ile 1) soyutlama düzeyi (Carchedi, 1977, 2) nesnel ya da öznel düzleme odaklanma ile ilişkili olarak biçimlenir (Wright, 1991). Her ne kadar Marksist olup olmadıkları sorunlu olsa da, Marksist perspektif içinde de artık sınıfın toplumsal değişme açısından nesnel ve öznel anlamda önemli olmadığını vurgulayanlar bulunmaktadır. Tarihe ve tarihsel değişmeye odaklanılarak yapılan üst soyutlama düzeyinde sınıf analizlerinde, belirli bir an ve mekana odaklanılmaması, dolayısıyla da kültürün ve gündelik yaşamın dışarıda bırakılması olasılığı yüksektir. Diğer taraftan soyutlama düzeyi çok düşük olarak yapılan analizlerde de tarihsel boyutun dışarıda bırakılması olasılığı yüksektir. Bu noktada soyutlama düzlemine nasıl, hangi veriler ve hangi çıkarsamalar üzerinden ulaşıldığı sorusu önem kazanmaktadır. Dolayısıyla da bu yazıda benimsenen ve yıllarca önce ileri sürdüğüm yaklaşım, gerçek anlamda toplumsal gerçekliğin nesnel ve öznel (mikro ve makro) boyutları da işin içine katarak üst soyutlama düzeyine çıkılmasının önemi ve gereğidir. Sınıf konusunda genellikle Marksist gelenekte üst soyutlama düzeyinde gerçekleştirilen çalışmalar daha yaygınken, Weberyan gelenekte gündelik yaşamın daha çok yer bulabildiği alt soyutlama düzeyinde gerçekleştirilen çalışmalar daha yaygındır. Bu bağlamda üst soyutlama düzlemine taşınmadığında kültüre ve gündelik yaşama odaklanılmasının belirli bir anı ve mekanı anlamada önemli olabileceği ancak, toplumsal ve tarihsel çözümleme yapma konusunda bir anlam taşımadığı söylenebilir. Bu nedenle de hangi amaçla ve hangi unsurlar üzerinden kültüre ve gündelik yaşama odaklanıldığı, buna bağlı olarak da üst soyutlama düzlemine nasıl ve hangi ilişkiler kurularak varıldığı farklı perspektifler açısından kritik ve ayırt edici noktadır. Marksist sınıf analizini Weberyan sınıf analizinden ayıran temel şey, hiç kuşkusuz sınıfın sosyal çatışma ve değişmenin temel belirleyicisi yani faili olması konusudur. Bu anlamda kültür ve gündelik yaşamın özellikle üretim ve yeniden 14 Emek Araştırma Dergisi (GEAD), Cilt 8, Sayı 11, Haziran 2017, s üretim açısından ne anlam taşıdığı Marksist sınıf perspektifi açısından önemlidir. Bu temel üzerinde uzlaşı konusunda Laclau ve Mouffe farklı düşünse de diğer Marksistler için bu düşünce geçerlidir. Nesnel Sınıf Açısından Değişim Harry Braverman ın (Harry Frankel) Labor and Monopoly Capital: The Degradation of Work (1974) adlı çalışmasındaki işin değersizleştirilmesi (degradation of work) kavramsallaştırması emeğin dönüşümünü ve bağlantılı olarak sınıfın değişen yapısını anlamak açısından önemlidir. Sermaye birikimine, teknolojiye ve buna bağlı olarak değişen emek süreçleri üzerinden nesnel düzlemde sınıf yapısına odaklanan bu çalışmasında Braverman emek süreci teorisi açısından alana önemli katkılar sunmuş, daha sonraları başta Erik Olin Wright olmak üzere pek çok düşünüre öncülük edecek olan, iş süreçlerinin kontrolü açısından kapitalist yönetimin başarılarının detaylarını ve bunun vasıfsızlaştırma (deskilling) ve değersizleştirme (degradation) açısından anlamını işlemiştir. Ona göre daha fazla kar amacı ile iş süreçlerinin ayrılması ya da parçalanması, emek içi bölünmeyi ve bunun işleyişinin de yönetime daha fazla kontrol gücü vererek işçilerin sermaye birikimi tarafından belirlenmesi ve biçimlenmesi sürecini getirmiştir (Braverman 1974/1998: 96). O na göre bu değişim sürecinde işçiler bir makine gibi görülmekte ve daha fazla sömürüye maruz kalmaktadırlar (Braverman 1974/1998:124). Özellikle 1945 lerden sonra ABD nin dünya işbölümü içindeki yerini güçlendirmesiyle hegemon güç olmaya ve dünyayı biçimlendirmeye başlaması ABD nin diğer toplumlar için toplum modeli olarak da kabul görmesi açısından önemlidir. Bu dönem, özellikle ABD de orta sınıfın yükselişi ve bu yükselişle birlikte demokrasinin sosyalist yolla değil, zaten ABD örneğinde olduğu gibi, liberal yolla başarılacağına ve ABD nin demokrasisinin böylesine bir mit üzerinden tüm dünyaya örnek oluşturacağına ilişkin bakışın oluştuğu ve güçlendiği dönemdir. Bu dönemde işçileşme süreçleri farklı ve orta sınıfı şişkin olmayan azgelişmiş ülkeler bile tüm politikalarını kısmen zorunluluktan kısmen de örnek almaktan kaynaklı ABD nin öncülüğünde oluşturmuştur. Bu durum sınıf çalışmalarına da yansımış ve işçi sınıfı konusundaki çalışmalar daha çok orta sınıf üzerine odaklanmış ve özellikle, Marksist olup olmadığı konusu tartışmalı da olsa, Ralf Dahrendorf un (1959) sınıf analizi sınıf çalışmaları açısından önemli etkiler bırakmıştır. Dahrendorf, emeğin ve sermayenin parçalanmasına koşut olarak, işçi sınıfının da sermaye sahibi olması ile işleyen bir sınıf hareketinin olduğu ve orta sınıfın şirket ortaklığı nedeni ile de çatışmanın artık radikal mücadeleler yolu ile çözülebilir uzlaşmaz çelişkiler değil, kurumsallaşma ile çözüleceği biçimindeki tezini işlerken; Daniel Bell (1962) ve sonrasında Alvin Toeffler (1980) teknolojinin belirleyiciliğini öne çıkararak geleceğin arzulanan bilgi toplumu ya da sanayi-sonrası toplumunun teorisini yapmakta ve işçilere ve herkese güzel bir gele- Sınıf Çalışmalarında Kültür ve Gündelik Yaşamın Yükselişi: Tarihsel bir İzlek ve Gelecek Umudu cek muştulamaktaydılar. Yine aynı yıllarda öznesiz bir toplum anlayışına sahip olsa da emek tartışmalarında önemli bir isim olan Andre Gorz (1982) un emeğin parçalanması ve prekaryalaşma vurgusu, emeğin değişen yapısını anlama açısından önemlidir. Sınıf tartışmalarında Marksizmin tarihsel vurgusunun ve makro anlamda teorileştirmeye ağırlık veriyor oluşunun Marksizm içinde analitik Marksizm in gelişmesini bir anlamda engellediğinden söz edilebilir. Aslında Engels in kapitalizmin çok erken döneminde yaptığı işçi sınıfının durumuna yönelik çalışması İngiltere de İşçi Sınıfının Durumu (1845) analitik Marksizm in öncü çalışmalarından biri olarak değerlendirilebilir. Ancak bu anlayışın gelişmesi ve bu anlayışla biçimlenen sınıf çalışmalarının yapılması son yıllara kadar pek de gerçekleşememiştir. Sınıf pozisyonlarının ne olduğuna dair sorunsallaştırmaya bağlı olarak girişilen sınıf konumlarının belirlenmesi ya da emeğin niteliğini analiz etme çabaları da analitik Marksizmin alanına girebilir. Bu çabada olan isimler arasında Poulantzas (1973; 1979); Charchedi (1977); Wright (1978; 1979; 1980; 1983; 1984; 1985); Goldthorpe (1982) Roemer (1982) Przeworkski (1985) sayılabilir. Bunlardan Marksist olanlar arasında özellikle Wright sadece bunu dile getirmekle kalmayıp, ayrıca bunu gerçekleştirmeye çalışarak analitik Marksizmin olanaklılığını göstermeye çalışmıştır. Analitik Marksizm genel anlamda (Bloom ve Kivinen, 1987) tarihsel ya da kapitalist mantığa dayalı Marksist anlayışın karşıtı olan diyalektik Marksizm olarak adlandırılmaktadır. Bu, olguyu temel alarak analiz etme eğiliminde olma anlamına gelir ki, bu da özellikle sosyoloji açısından önem taşımaktadır. Buradan hareketle Marksistler kendi içinde iki gruba ayrılırlar. Birinci gruptaki düşünürler, kapitalist sınıf yapısının sömüren ve sömürülen olmak üzere karmaşık olmayan ve kolayca anlaşılabilir iki zıt kutba ayrıldığı görüşünü benimseyenler ve bu doğrultuda çalışmalar yapanlardır. Bu grupta yer alan düşünürlerce yapılan analizler sınıf içi bölünme ya da sektörel farklılaşma, çalışma ilişkileri ve topluluk ilişkileri ya da devletin ve ideolojinin sınıfın kolektif örgütlenişindeki rolünü içerir (Wright, 1991: 17). İkinci grupta yer alan düşünürler ise analizlerinde sınıfın giderek yükselen karmaşık yapısını öne çıkararak sınıf yapısında gömülü mekanizmaların açığa çıkarılmasını önemserler. Bunun günümüz kapitalizminde sınıf oluşumunu/formasyonunu anlama açısından ve özellikle de sınıf ittifakları ve sınıf ayrışmalarının/segmentlerinin radikal demokrasi ya da sosyalist politik projelerinin yanında yer alma süreçlerini anlama açısından önemli olduğunu düşünürler. Dolaysı ile ikinci gruptaki analizler bir biçimde kültür ve gündelik yaşamı daha da çok dikkate almak durumundadırlar. 15 16 Emek Araştırma Dergisi (GEAD), Cilt 8, Sayı 11, Haziran 2017, s Kültür
Similar documents
View more...
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks