Please download to get full document.

View again

of 42
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

Şirvanlı Habîbullâh ın Esmâ-i Hüsnâ Şerhi

Category:

Philosophy

Publish on:

Views: 7 | Pages: 42

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi 17, İstanbul 2016, ADEM CEYHAN Şirvanlı Habîbullâh ın Esmâ-i Hüsnâ Şerhi Şirvanli Habîbullâh s Commentary of Esmâ-i Hüsnâ ÖZET Bilindiği gibi, Türk edebiyatı
Transcript
Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi 17, İstanbul 2016, ADEM CEYHAN Şirvanlı Habîbullâh ın Esmâ-i Hüsnâ Şerhi Şirvanli Habîbullâh s Commentary of Esmâ-i Hüsnâ ÖZET Bilindiği gibi, Türk edebiyatı tarihinde tevhid, münacat, esmâ-i hüsnâ şerhi, kırk hadis çevirisi vb. dinî edebiyat türleri mühim bir yer tutmaktadır. 16. asır şairlerinden Şirvanlı Hatiboğlu Habîbullâh da elimizde esmâ -i hüsnâ şerhi, kırk hadis tercümesi ve Hz. Ali nin yüz sözünün çevirisi türünden birer manzum Türkçe eseri olan edebî şahsiyetlerdendir. Hayatı hakkında biyografik, bibliyografik kaynaklarımızda bilgi bulunmayan Habîbullâh, bu eserleri Memlûk sultanı Kansu Gavri yle görüşüp konuşmaya bir vasıta olması için, H. 918/ M yılında Mısır da meydana getirmiştir. Müellif hattıyla olan yazma nüshada, sırasıyla esmâ -i hüsnâ şerhi, Hz. Peygamber in kırk hadisinin ve Hz. Ali nin yüz sözünün tercümesi yer almaktadır. Şairin bu kitapçıklardan ibaret eserine Sultân Hitâbı Hac Kitâbı umumî adını koyması, onu ithaf ettiği hükümdarın yardımı sayesinde Hicaz a gidip hac farizasını yerine getirme niyetinde olduğunu düşündürmektedir. Hatiboğlu Habîbullâh, söz konusu kitabının ilk parçasında Allah ın, İslâmî literatürde esmâ -i hüsnâ olarak vasıflandırılan güzel isimlerinden 99 unu Türkçeye tercüme ve şerh etmiştir. Her bir isme ikişer beyit ayıran şair, önce o adın dilimizdeki karşılığını vermiş; sonra havâss ı, başka bir ifadeyle tesir ve faydasından kısaca bahsetmiştir. Bu yazıda, Şirvanlı Habîbullâh ın hayatı ve eserleri hakkında bilgi verildikten sonra Esmâ -i Hüsnâ Şerhi, yeni harflere aktarılmış; aynı kitapçığın metnine diliçi çevirisi de ilâve edilmiştir. ANAHTAR KELİ MELER Hatiboğlu Habîbullâh, Şirvan, Mısır, Esmâ -i Hüsnâ Şerhi, kırk hadis, Hz. Ali, yüz söz, Sultan Kansu Gavri. ABSTRACT As is known, the types of religious literature such as tevhid, münacat, commentary of esmâ-i hüsnâ, na t, the translation of forty hadiths etc. are important in the history of Turkish literature. Şirvanlı Hatiboglu Habibullah who was a poet of 16th century wrote various Turkish verse books like the commentary of esmâ-i hüsnâ, the translation of forty hadiths, the translation of Caliph Ali s hundredsayings. Şirvanlı Hatiboglu Habibullah that there is not any knowledge about his life in bibliographic and biographic sources wrote these books in 1512 in Mısır for a means to talk to Kansu Gavri who was the sultan of Memlük. According to an entry in the end of the manuscript, it was written by poet s hand and there is sequentially chapters such as tevhid, na't, sebeb-i te'lif, the eulogy of Kansu Gavri, commentary of Esmâ-i Hüsna, the translations of Prophet Mohammed s forthy hadiths and Caliph Ali s hundred-sayings in it. The fact that the poet named his work, consisted of booklets, as Sultân Hitâbı Hac Kitâbı, makes us think he had intention of going to Hejaz to carry out Hajj duty with the help of the Sultan to whom he dedicated the book. Hatiboglu Habibullah translated and commented the 99 most beautiful names of Allah into Turkish in the first part of his book. Each name was explained in two couplets. After poet gave Turkish translations of the names, he mentioned their influence and benefit. In this article, firstly it was given information about Şirvanlı Habîbullâh s life and works; then the Commentary of Esmâ-i Hüsnâ was presented as transcribed text with it s translation into today s Turkish. KEYWORDS Hatiboğlu Habîbullâh, Şirvan, Mısır, the Commentary of Esmâ-i Hüsnâ, forthy hadiths, Caliph Ali, hundred-sayings, Sultan Kansu Gavri. Makalenin Geliş Tarihi: / Kabul Tarihi: Prof. Dr., Celal Bayar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, 14 DİVAN EDEBİYATI ARAŞTIRMALARI DERGİSİ Giriş Bilindiği gibi, klâsik Türk edebiyatında tevhid, münacat, na t, hilye, miraciye, kırk hadis tercümesi vb. eserler, dinî edebiyatımızın mahsulleri arasında yer alır. Anılan türler hakkındaki akademik çalışma ve yayınlar, dinî düşünce ve hisleniş mahsulü o edebî verimlerin gelişim seyrini başlangıcından son zamanlara kadar takip edebilmemizi sağlamaktadır. Edebiyat tarihimizde Allah ın esmâ -i hüsnâ, yani en güzel isimler olarak vasıflandırılan adları konusunda da çeşitli eserlerin meydana getirildiği bilinmektedir. Söz konusu dinî-edebî metinlerde Allah ın bir hadiste bildirilen 99 ismi sayılır; onların manaları üzerinde durulur ve havâss ı, yani tesir ve faydaları anlatılır. Aslında edebiyat tarihimizin 11. asırdan 20. asır başlarına kadar olan ve hâkim karakterine göre İslâmî Türk Edebiyatı olarak da adlandırılan devrinde, Allah ın isim ve sıfatlarının geçmediği eser yok gibidir dense, herhâlde bu, gerçek dışı bir iddia değil, bir hakikatin ifadesi olacaktır. Zira o asırlarda meydana getirilen hemen bütün eserler besmeleyle, yani rahmân ve rahîm Allah ın adıyla başlar; sonra Allah a hamd, Onun son peygamber i Hz. Muhammed e selâm ve dua edilir; bu bahislerin ardından asıl konuya gelinir. Divanların, mesnevilerin çoğunun baş taraflarında tevhid, münacat, na t, miraciye gibi dinî şiirlere yer verildiği malûmdur. Hem bu gibi dinî edebiyat eserlerinde, hem de kaside, gazel, kıt a, rubaî gibi farklı şekillerde yazılmış şiirlerde Allah ın isim ve sıfatlarının anıldığına rastlamak mümkündür. Arap, Fars ve Türk edebiyatı tarihinde, esmâ -i hüsnâyı açıklayan, onların tesir ve faydalarından bahseden müstakil eserler de telif edilmiştir. (Bu tür eserler hk. topluca bilgi için bk. Yılmaz 1998: 4-6). 15. asır edebî şahsiyetlerinden olduğu anlaşılan Hızır bin Yâkub un H. 809/ M da yazdığı ve Cevâhirü l-maânî adını verdiği eserindeki hacimli esmâ -i hüsnâ bölümü (Direkçi 2010: ), Allah ın isimlerinin mana ve tesirlerini bahis konusu eden metinlerin edebiyat tarihimizdeki en kıdemlileri arasında sayılır. Şeyhoğlu nun H. 901/ M yılında yazdığı Havâss-ı Esmâ -i Hüsnâ adlı eseri (Öztürk 2015: ), 16. asır şairlerinden Subhî nin H. 930/M senesinde tamamladığı manzum Esmâ ü lhüsnâ Şerhi (Koyuncu 2014: ), yine aynı asrın tanınmış mutasavvıflarından İbn Îsâ-yı Saruhânî nin H. 948/ M de bitirdiği mesnevi Şirvanlı Habîbullâh ın Esmâ-i Hüsnâ Şerhi 15 şeklindeki Esmâ-i Hüsnâ Şerhi (Külekçi 1997), Nahîfî nin Zilka de 953/ tarihinde nihayete erdirdiği ve Şerh-i Şâfî ismini verdiği kitapçık (Koyuncu 2015: ), bu tür metinlerden birkaçıdır. Daha önceki bazı çalışma ve yayınlarda anılan Şirvanlı Hatiboğlu Habîbullâh da edebiyat tarihimizde esmâ -i hüsnâ şerhi meydana getirdiği bilinen edebî şahsiyetlerden biridir. Agâh Sırrı Levend ( ), Hatiboğlu nun bu kitapçığını Dinî Edebiyatımızın Başlıca Ürünleri adlı makalesinde, aynı türdeki diğer bazı metinler arasında bibliyografik bir not şeklinde kaydetmiş (Levend 1972: 50); Sadık Yazar ise Anadolu Sahası Klâsik Türk Edebiyatında Tercüme ve Şerh Geleneği adlı doktora tezinde kısaca tanıtmıştır. (Yazar 2011: ). Biz bu yazımızda, ilkin Şirvanlı Hatiboğlu Habîbullâh ın hayatı ve eserleri hakkında bilgi verecek; sonra Esmâ -i Hüsnâ kitapçığını ele alıp inceleyecek ve onun metnini, müellif hattı nüshasına dayanarak sunacağız. Şirvanlı Hatiboğlu Habîbullâh ın Hayatı Şirvanlı Hatiboğlu Habîbullâh ın hayatı hakkında şuara tezkireleri 1, eş-şekāyıku n-nu mâniye, tercüme ve zeyilleri, Keşfü z-zunûn... ve zeyilleri, Sicill-i Osmânî, Osmanlı Müellifleri... gibi biyografik ve bibliyografik kaynaklarımızda her hangi bir bilgiye rastlanamamıştır. Hatiboğlu Habîbullâh, başka bazı şair ve yazarlarımız gibi, elde eserleri bulunmasına rağmen, hayatı hakkında malûmat görülemeyen edebî şahsiyetlerden biridir. Anılan kaynaklarda onun hayatı ve eserlerine dair bilgi bulunmamasının muhtemel sebeplerinden biri, Osmanlı Devleti merkezinden uzak bir memlekette doğmuş veya yetişmiş, sonra oradan ayrılıp Mısır a gitmiş olmasıdır. Bu mevzuda akla gelen sebeplerden biri de üç eseri ihtiva eden kitabının yaygınlık kazanamayıp büyük bir ihtimalle tek 1 Alî Şîr Nevâyî, Mecâlisü n-nefâyis adını koyduğu ve H. 896 (M ) yılında tamamladığı şuara tezkiresinde Mîr Habîbullâh isimli bir genç şairden bahseder. Nevâyî, Mîr Sadr ın oğlu olduğu, tahsilde bulunduğu ve ud çaldığını bildirdiği bu şairin şiirleri için Farsça bir matlaı örnek vermiştir. (Eraslan 2001: 173). Ancak söz konusu şairin adından önceki Mîr sıfatı, kadılık, müderrislik gibi bir ilim mesleğine mensup olmadığını, idarî bir vazife gördüğünü düşündürmektedir. Memleketi hakkında bilgi verilmeyen Mîr Sadr ın oğlu Mîr Habîbullâh ın, Şirvanlı Hatiboğlu Habîbullâh tan farklı bir edebî şahsiyet olduğunu söylemek, herhâlde yanlış olmayacaktır. 16 DİVAN EDEBİYATI ARAŞTIRMALARI DERGİSİ nüsha hâlinde kalmasıdır. Ayrıca, söz konusu kitapta yer alan metinlerin edebî yönden pek başarılı bulunmamış, bundan dolayı biyografi ve bibliyografya yazarlarınca gözardı edilmiş olması da ihtimal dahilindedir. Şairin hayatı hakkında, Sultân Hitâbı Hac Kitâbı adını koyduğu ve sonundaki kayda göre, hem nâzımı, hem de kâtibi (müstensihi) olduğu eserinden bazı bilgiler edinmekteyiz: Kitabın son iki sayfasında bulunan şu beyitlerden telif edildiği yıl, şairinin adı, babasının ismi yahut mesleği ile kendi memleketini öğrenmekteyiz: Gėçmiş idi tis a mie bir śemāne hem aşer Hicret-i Ĥayru l-beşerden kim temām oldı zeber ( ) Nāžım u kātib Ģabíbu llāh Ĥašíb oġlı bilüŋ Şehr-i Şervān dan Ĥudā-rā bir du ā aŋa ķıluŋ (Süleymaniye Ktp. Ayasofya bölümü, nr. 1860, vr. 99b-100a). [İnsanların en hayırlısı olan Hz. Muhammed in hicretinden 918 yıl geçmişti, kitap tamamlandı. ( ) Bunu nazmeden ve yazanın Şirvan şehrinden Hatiboğlu Habîbullâh olduğunu bilin ve Allah için ona bir dua edin...] Bu beyitleri, şairin Sultân Hitâbı Hac Kitâbı nı Hicrî 918/ Milâdî 1512 yılında tamamladığını, adının Habîbullâh, babasının isminin Hatib yahut mesleğinin hatiplik, imamlık, kendisinin Şervan şehrinden olduğunu göstermektedir. Bilindiği gibi Şervan (yaygın söyleyişe göre Şirvan), Kafkas şehirlerinden biridir. Hazar denizinin batı sahilinde ve Kafkas sıradağlarıyla Kür nehrinin aşağı mecrası arasında bulunan bu memleket, VII. asrın ortalarında Müslüman Araplar tarafından ele geçirilerek İslâm beldeleri arasına katılmıştır. (Aydın, 2010: 204). Şervan da hüküm süren Şirvanşah Ferruh Yesâr, H. 906 (M. 1500) senesine kadar burada hâkim olmuş; fakat anılan yılda Şah İsmail e yenilmiş ve ölmüştür. Bu sırada Şah İsmail, Bakü ve Şemâhî yi zaptedip birçok Sünnîyi katlettirmiş; Şirvanşahlar Osmanlılara başvurarak Safevilere karşı yardım talebinde bulunmuştur. (Aşurbeyli, 2010: 212). 15 ve 16. asırda türlü sebeplerle Azerbaycan dan göçen şairlerin olduğu malûmdur. (Akpınar, 1994: 24). Hatiboğlu Habîbullâh ın da dahilî kargaşa veya siyasî baskılar üzerine, güvenli ve rahatça yaşayabileceği bir memlekete yerleşme ümidiyle şehrinden ayrıldığı söylenebilir. Şirvanlı Habîbullâh ın Esmâ-i Hüsnâ Şerhi 17 Şairin kitabının sebeb-i telif kısmında hayatı ve hangi maksatla böyle bir eser yazma isteği duyduğu konusunda bazı bilgiler edinmekteyiz. Buradan öğrendiğimize göre, Hatiboğlu, İlâhî takdir sonucu Şirvan dan çıkıp çeşitli memleketleri gezmiş; seyahatleri sırasında şaşılacak şeylere şahit olmuş; hem göç ve kavuşma, hem de rahat ve musibetler görmüştür. Her hâl ü kârda şükür ve sabır, onun için iyi bir yol arkadaşı olmuştur. Nihayet Mısır a varan ve buradaki câmi ye yerleşen şair, birçok ilim ve fazilet sahibi kişiyi tanımış; sultanın da hâl den, sözden, şiir ve edebiyattan anlayan, bilgili bir insan olduğunu öğrenmiştir. İçinde hükümdarla görüşüp konuşma isteği hisseden, fakat böyle bir ziyaret için uygun sebep bulamayan Şirvanlı, düşünür ve maksadına erişmeye vesile olacak bir çare bulur: Yüce Allah ın güzel isimleri, Hz. Peygamber in bazı hadisleri ve Hz. Ali nin veciz sözleri hakkında manzum bir eser yazarak onu sultana ithaf edecektir. Adını Sultân Hitâbı Hac Kitâbı koyacağı bu eser, kendisi dünyadan gittiğinde ardında devamlı kalacaktır: Ģaķ Te ālā nuŋ ķażāsından ķader oldı ıyān Ol ma āníden maŋa geldi ŝuver budur beyān Kim bilādı gezdüm ü gördüm acā ib Taŋrıdan Vaŝl ü hicret revģ u rāģat hem meŝā ib Taŋrıdan Şükr ü ŝabrı küll-i ģāle var idiler ĥoş refíķ Kim bulundı Mıŝr Cāmi nüŋ šaríķı yā şefíķ Geldüm ü girdüm ne gördüm çoķını ehl-i kemāl Ģāl-i sulšāní bu kim var ārif-i ģāl ü maķāl (vr. 4 a-b) (...) Ŝoģbet-i sulšāna meyl ėtdi göŋül yoķ bir sebeb Kim erişem cān gibi ālí-mekāna bi t-šarab Geldi ģayret vėrdi ġayret aķla vü dėdi ġulām Kim ne oldı silk-i nažma çek revān dürlü kelām Ya ni var esmā -i ģüsnā Ģaķ Te ālā nuŋ yaķín Muŝšafā vü Murtażā nuŋ sözleri şeksiz mübín Ma nilerin ŝūret-i nažma verüp düzet kitāb Eyle kim bilsüŋ ĥalāyıķ nef i ola li ś-śevāb 18 DİVAN EDEBİYATI ARAŞTIRMALARI DERGİSİ İsmini Sulšān Ĥišābı Ģac Kitābı ķoy revān Kim gidersen bu cihāndan ol ķalur ĥoş cāvidān Söylegil hem medģ-i sulšānı kim oldur bir imām Ālim ü āmil cihānda kāmil ü ādil temām (...) Var leālí sözleri sen çek aŋa píşkeş revān Kim olur bir ĥoş sebeb dürlü ģadíśüŋ cāvidān (vr. 5a-6a) Şair, kitabını yazış sebebini anlattıktan sonra sultanı övmekte; bu methiyeden, onun telif sebebi bölümünde kast ettiği âlim, âmil, kâmil ve âdil idarecinin, Memlûk hükümdarı Kansu Gavri (saltanatı: ) olduğu anlaşılmaktadır. Hatiboğlu nun da işaret ettiği gibi, Kansu Gavri, hâl ve söz bilir, yani irfan sahibi, edebiyata vâkıf, şahsen de dinî, dünyevî konularda şiirler yazan bir şairdir. (Yavuz, 2002). Onun Kansu Gavri yi överken, kendisine hitaben yapmaya gücü yetmediği için medih işini bırakmasını söylediği şu söz, kadı olduğunu düşündürmektedir: Gerçi yārduŋ ķāēiyā ķıl sözde ammā bil yaķín Kim muķaŝŝır medģidin sen ķıl du āya iĥtiŝār (vr. 9b) İşte Şirvanlı Habîbullâh, esmâ -i hüsnâ şerhi, Hz. Peygamber in kırk hadisinin tercümesi ve Hz. Ali ye ait yüz veciz sözün çevirisinden ibaret eserini, Sultan Kansu Gavri nin iltifatına mazhar olmak ve yardımı sayesinde Hicaz a gitmek için meydana getirmiştir. Şirvanlı Habîbullâh ın Eserleri Şairin, hükümdarın maddî desteğiyle hacca gitme niyetini düşündüren Sultân Hitâbı Hac Kitâbı nda -biraz önce de ifade ettiğimiz üzere- sırasıyla şu eserleri yer almaktadır: 1. Esmâ -i Hüsnâ Şerhi Hatiboğlu, bu eserini Allah ın 99 ismi vardır; yüzden bir eksik. Kim bu isimleri ezberlerse Cennete girer. Onlar şunlardır: ( ) (Tirmizî, Da avat, 82) mealindeki hadisin teşvikiyle yazmıştır. Aruzun fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün kalıbıyla meydana getirdiği bu kitapçığında, Şirvanlı Habîbullâh ın Esmâ-i Hüsnâ Şerhi 19 Allah ın her bir ismi için iki beyit tahsis etmiş; ilk beyitte o adın manasını, ikincisinde ise havâss ını, yani tesir ve faydalarını anlatmıştır. Eser şekil yönünden incelendiğinde, şairin birçok mısrada imale ve ara-sıra da zihaf gibi vezin hatalarına düştüğü görülür. Bu ölçü aksaklıkları konusunda birkaç örnek vermek gerekirse, şu beyitler gösterilebilir: (İmale ve zihaf bulunan heceler koyu yazılmıştır): Gel mübārek sem ilen işit ģadíś-i bes ŝaģíģ Kim Ģaķ uŋ esmā-i ģüsnā var dėmiş fāş ü ŝaríģ Yüz adedden var bir eksük ol mübārek ismler Ŝayanı bil Cennete girer murādına yeter (vr. 10b) Bu sebebden nažm ėtdüm ma nilerin hem ĥavāŝ Söyledüm budur ŝuver oķı vü bul bir ĥoş menāŝ (vr. 11a) Hatiboğlu nun bu şerhinde ve diğer iki eserinde zaman zaman kafiye kusurlarına da rastlanır. Meselâ, onun şu beyitlerinde redifle yetindiği veya kırk gibi kapalı heceyle biten bir Türkçe kelimeyi, aruz yönünden 1, 5 hece değerinde saydığı anlaşılmaktadır: Ya ni her mü min kim oķır lafž u ma nísin bilür Cennete dāĥil olur ģūrí ilen ayşı sürür (vr. 10b) Ķırķ pāre etmege yaz ķırķ gün bunı temām Külle yevmin ķırķını ye kim gider açluķ temām (vr. 19a) Kim bunı yaza yuva ĥoş mā ilen andan sepe Her ne kim mezrū ı var yaĥşı bite ĥoş ĥoş bite (vr. 23b) (Başka bazı örnekler için bk. vr. 26b, 37a, 42b). Selâm, temâm, müdâm, revân gibi kelimeleri çeşitli beyitlerinde mükerrer olarak kafiye yapan şair, ger (eğer, şayet), hoş misali sözcüklere de aruz kalıbının zorlamasıyla haşiv (fazlalık) olarak sıkça yer verir. Bazı ağızlarda ve tarihî Türkçe metinlerde olduğu gibi, bu eserde de ile edatının -n eki eklenerek (ilen) şeklinde yazıldığına şahit oluyoruz. YukarıdaX vezin ve kafiyeye dair naklettiğimiz örnekler arasında da ile kelimesinin ilen biçiminde yazıldığı görülmüştü. Bu konuda başka bir misal olsun diye şu beyitteki kullanış anılabilir: 20 DİVAN EDEBİYATI ARAŞTIRMALARI DERGİSİ Oldur ol Ģaķ kim yaķín var cāmi -i küll-i ŝıfāt Andan özge Taŋrı yok źātı ilen vėrür ģayāt (vr. 11b) Elimizdeki eserde bazı ekler, dil bilgisi bakımından dikkat çekici mahiyettedir. Meselâ, şart eki -sa, -se nin geniş zaman eki fonksiyonunda kullanılması, ismin bulunma hâli ekinin ara-sıra -de şeklinde değil, -te biçiminde yazılışı, bunlardan birkaçıdır. İşte söz konusu kullanışlar için ikişer örnek: Her kim oķısa dün ü gün bunı bil Ģaķķ-ı beźūl Saķlasa küll-i belādan sözini ķıla ķabūl (vr. 31a) [Her kim bu ismi gece gündüz okusa, bil ki, çok cömertçe bol bol veren Cenab-ı Hak, sözünü kabul ederek onu bütün belâlardan muhafaza eder.] Kim bu ismi oķısa ĥamse mi e her ŝubģ u şām Nūr-ı aynı 2 bāšını žāhir gibi görse müdām (vr. 39a) [Kim bu ismi her sabah akşam beş yüz kere okusa, onun gözünün ışığı, gizli olan şeyleri, işlerin iç yüzünü devamlı görünen gibi görür...] Başladum Taŋrı adına kim ašāsı āmdur Bu cihānda āĥirette raģmi ĥāŝ in āmdur (vr. 11a) [Bu dünyada bağışlaması (inanan, inanmayan ayırt etmeksizin) umumî, ahirette ise (müminlere) has olan Allah ın adıyla (söze) başladım.] Her kim oķısa bunı ĥalvette dā im ĥalveti Nūr-ı Ģaķ dan dopdolu ola bula çoķ selveti (vr. 36a) [Her kim bu ismi yalnız başına okusa, o yalnızlık köşesi, daima Hakk ın nuruyla dopdolu olur; o kişi çok gönül huzuru bulur.] Hatiboğlu, kitabında menâs (vr. 11a) atîd (vr. 17a) fudayl (vr. 17b), nakme (vr. 35b) half (vr. 38b), merâm (vr. 41a) misali garip, yani manası herkesçe anlaşılmayan Arapça kelimeler de kullanmaktadır. Kendisinin bazı garip kelimelerin yanına manalarını not etmesi, büyük 2 Bu kelime, yazmada yâ (y) harfiyle değil, kesre (esre) ile, yani tamlama teşkil edecek şekilde yazılmıştır. Biz yanlış olduğunu düşünerek bunu aynı biçiminde yazmayı terch ettik. Şirvanlı Habîbullâh ın Esmâ-i Hüsnâ Şerhi 21 bir ihtimalle vezin ve kafiyenin sevk ettiği bu garabetin farkında olduğunu gösterir. Eserin muhtevasına gelince Daha önce de işaret ettiğimiz gibi, şair esmâ -i hüsnâdan her bir isme iki beyit tahsis etmiş; ilk beyitte o adın manasını vermiş; ikinci beyitte ise tesir ve faydalarından bahsetmiştir. Fakat söz konusu isimlerin okunuş miktarı ve zamanını nasıl belirlediğini söylememiş; başka bir ifadeyle buradaki bilgilerin dayanak ve kaynağını bildirmemiştir. Şairin, en güzel isimleri dilimize çevirirken ve onların havassına temas ederken, edebî sanatlardan en çok tezatı tercih edişi dikkat çeker. Hatiboğlu, birçok beytinde var- yok, bâkî- fânî (vr. 11b), dün ü gün (vr. 16a), gide- gele (vr. 17a), muhyî- mümît (vr. 20a), şer- hayr (vr. 23a), sır- ayân (vr. 26b), hatâ- savâb (vr. 27a) gibi manaca birbirine zıt kelimeleri kullanmaktadır. Habîbullâh Efendi nin bu kitapçığı hakkında bir fikir vermek için eserinden bir örnek gösterelim. Şair, Azîz isminin manasını ve havassını şöyle ifade etmektedir: el- Azízü Ģaķ adímü l-miśl ve ġālib var bedí un fi l-cemāl Vāģid ve ulu tecellíden celāli lā-yezāl Ger dilersen izzet ü ikrām ü nuŝretni temām el- Azízü ŝubģ vaķti vird ķıl ėy mír-i Şām (vr. 10a-b) [Cenab-ı Hak, misli olmayan, galip, güzellik konusunda eşi-benzeri bulunmayandır. O birdir ve yüce tecelliden ululuğu bitimsizdir. Ey Şam ın reisi, eğer onun tam izzet, ikram ve yardımını dilersen, el-azîz adını sabah vakti devamlı söyle!..] 2. Erbaîn Söz (Kırk hadis) tercümesi Şirvanlı Hatiboğlu Habîbullâh ın Sultân Hitâbı Hac Kitâbı nda yer alan ikinci eseri, bir kırk hadis tercümesidir. Şair, Arap, Fars ve Türk edebiyatındaki kırk hadis derleme, tercüme ve şerhlerinin çoğunda görüldüğü üzere, Ümmetimin dinî işlerine dair kırk hadis ezberleyen kimseyi Allah Teâlâ fakihler ve âlimler topluluğu arasında diriltir mealindeki hadisin müjdesine mazhar olmak ümidiyle ezberlenmesi kolay kırk 22 DİVAN EDEBİYATI ARAŞTIRMALARI DERGİSİ hadisi nazma çektiğini anlatır. Mukayese sonucunda anlaşıldığın
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks