Please download to get full document.

View again

of 24
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

TÜRK HALK EDEBİYATININ KAPSAMI ÜZERİNE

Category:

Journals

Publish on:

Views: 0 | Pages: 24

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
TÜRK HALK EDEBİYATININ KAPSAMI ÜZERİNE Halk kelimesi sosyolojik bir terim olup bir milletin aydın kesimi, devlet yöneticileri ve ordu mensupları dışındaki büyük insan topluluğunu ifade eder.halk edebiyatı
Transcript
TÜRK HALK EDEBİYATININ KAPSAMI ÜZERİNE Halk kelimesi sosyolojik bir terim olup bir milletin aydın kesimi, devlet yöneticileri ve ordu mensupları dışındaki büyük insan topluluğunu ifade eder.halk edebiyatı da bu topluluğun edebî zevkini karşılamak için sözlü olarak ortaya konan, kendine özgü bir dili ve üslûbu bulunan edebiyat kolu şeklinde tanımlanabilir. Türk halk edebiyatının başlangıcı İslamiyet öncesine kadar uzanır. Divanu Lûgati t- Türk te bugünkü halk edebiyatı ürünleri ile benzerlik gösteren birçok parça vardır. İslamiyet in kabulünden sonra İran ve Arap edebiyatı etkisinde gelişen klasik Türk (divan) edebiyatı, özellikle aydınlar ve Saray tarafından ilgi görünce, halk edebiyatı hep ikinci planda kalmış ve halkın ilgisiyle varlığını bugüne kadar devam ettirmiştir. Klasik Türk (divan) edebiyatı alanında eser vermiş olan aydınlar içinde halk edebiyatını gündeme getiren ilk isim Ziya Paşa dır. Ziya Paşa Şiir ve İnşa makalesinde bizim gerçek edebiyatımızı halkın ortaya koyduğu ürünlerin oluşturduğunu belirtmiş ve dikkatleri halk edebiyatı ürünlerine çekmiştir. Daha sonra Rıza Tevfik, Ziya Gökalp ve M. Fuat Köprülü özellikle folklor u bir bilim olarak ele almak gerektiği üzerinde durarak bu konudaki derleme ve araştırmalara dikkat çekince, halk edebiyatı üzerindeki bilimsel araştırmalar başlamıştır. Ancak Türk halk edebiyatı XX. yüzyılın başlarından itibaren yerli ve yabancı araştırmacılar tarafından ilgi görmüş ve 1960 lardan itibaren bazı Türk üniversitelerinde ders olarak okutulmaya başlanmıştır. Bu alandaki çalışmalar köklü bir geleneğe dayanmadığı için ileri sürülen görüşler ve yapılan tasnifler henüz tam bir kabul görmemiştir. Günümüzde halk edebiyatının önemli problemlerinden biri halk edebiyatı olarak adlandırılan edebiyatın içinde yer alacak ürünlerin neler olması gerektiği ile ilgilidir. Liselerde okutulan edebiyat kitaplarında halk edebiyatı; Anonim halk edebiyatı (folklor), âşık edebiyatı ve tekke edebiyatı (dinî-tasavvufî edebiyat) olarak üç bölümde ele alınmıştır. Pertev Naili Boratav, 100 Soruda Türk Halk Edebiyatı (İstanbul 1969) adlı eserinde Türk halk edebiyatının bölümleri arasında tekke edebiyatına yer vermemiş, Nihat Sami Banarlı ise edebiyat ders kitaplarındaki tasnifi benimsemiştir (TA, c. XVIII, s ). Umay Günay halk edebiyatını tanımlarken 1 tekke edebiyatına da yer vermiş (Âşık Tarzı Şiir Geleneği ve Rüya Motifi, Ankara 1986, s. 8), ancak daha sonra Büyük İslâm Tarihi adlı eserde yer alan incelemesinde, tekke edebiyatını da halk edebiyatı içinde göstermekle beraber (c. XIV, s ) tekke edebiyatı ürünleri üzerinde durmamıştır. Öte taraftan D. Mehmet Doğan Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi ndeki Halk Edebiyatı maddesinde (c. IV, s ) edebiyatın esasta şahsî, halk edebiyatı olarak adlandırılan edebiyatın içinde yer alan folklorun mâşerî, yani halkın ortak malı olduğunu, şahsî ürünler olan âşık edebiyatı ürünlerinin halk edebiyatı dışında yer alması gerektiğini belirtmiş; dinî-tasavvufî edebiyattan ise hiç söz etmemiştir. Türk halk edebiyatı alanında ilk sayılabilecek derlemeleri yapan Ignácz Kúnos un 1925 yılında yayımladığı Türk Halk Edebiyatı adlı eserini tanık gösteren D. Mehmet Doğan, Kúnos un adı geçen eserine yalnız anonim halk edebiyatı ürünlerini aldığını belirterek ileri sürdüğü görüşün doğruluğunu ispata çalışmıştır. D. Mehmet Doğan ayrıca halk edebiyatı ürünlerini tür ve biçim ayrımı yapmadan türler adı altında 1. Manzum türler, 2. Seyirlik oyunlar, 3. Halk hikâyeleri, 4. Masal ve efsaneler, 5. Atasözleri ve deyimler, 6. Bilmeceler ve fıkralar şeklinde tasnif etmiştir. Saim Sakaoğlu, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi ndeki Halk Edebiyatı maddesinde (c. XV, s ), teferruat sayılabilecek bazı hususlar dışında, D. Mehmet Doğan ın görüşlerine katıldığını; ancak halk edebiyatı konusunda daha belirli bir çerçeve ortaya koyabilmek için D. Mehmet Doğan ın türlerden hareketle yaptığı sınıflandırma yerine, anonim Türk halk edebiyatı, âşık edebiyatı ve tekke edebiyatı dallarından hareket edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Halk edebiyatı teriminin ilk defa kim tarafından, ne zaman ve hangi kapsamla kullanıldığı bilinmemekle beraber Rıza Tevfik, Peyam gazetesinin 20 Şubat 1329/5 Mart 1914 tarihli 20. sayısının Edebî İlave sinde yer alan Folklor- Folklore başlıklı makalesinde folklor kelimesini daha sonra benimsenen halkbilim karşılığı olarak kullanmış ve bu konuya dikkat çekmiştir. Halk edebiyatı terimine M. Fuat Köprülü Türk Edebiyatında Âşık Tarzının Menşei ve Tekâmülü Hakkında Bir Tecrübe adını taşıyan makalesinde (Millî Tetebbular Mecmuası, c. I, nr. 1 [Mart 1915-Nisan 1331], s. 5-46), yer vererek: Bizde halkiyyat denilen şube-i marifetin saha-i şumulüne giren şifahî halk edebiyatı ile tarih-i edebiyatın başlıca 2 mevzu-ı tedkikini teşkil eden klasik havas edebiyatı arasında üçüncü bir silsile-i mahsulata tesadüf ediyoruz ki âşık edebiyatı unvan-ı manidarı altında büyük bir kitle teşkil ediyor. (ae., s. 5) demiştir. Köprülü bu ifadeleriyle iki hususu vurgulamıştır. Bunlardan birincisi sözlü halk edebiyatının halkiyyat içinde yer aldığı, ikincisi ise âşık edebiyatını halkiyata dahil etmediğidir. Günümüzde halkiyat terimi folklor karşılığı olarak kullanıldığına göre Fuat Köprülü nün halkiyyat a daha geniş bir anlam yüklediği sanılmaktadır. Fuat Köprülü, ilk baskısı 1926 da yapılan Türk Edebiyatı Tarihi adlı eserinde halk edebiyatı terimini birkaç defa ve birinde de tırnak içinde kullanılmıştır (s. 156). Türklerin İslâmiyet i kabul ettikten sonra, dinî edebiyat yanında halk edebiyatını da devam ettirdiklerini, canlı kalan halk edebiyatının Müslüman Türkler arasında da değerini koruduğunu söylemiştir. Bu eserde ve daha sonra yazdıklarında Köprülü halk edebiyatı terimini sık sık kullanmış; ancak bu terimin kapsamı hakkında herhangi bir bilgi vermemiştir. Ziya Gökalp halk edebiyatı ile ilgili ürünleri daha çok halkiyye başlığı altında ele almış, Tarih ve Kavmiyat adlı makalesinde (Küçük Mecmua, sy. 17 [25 Eylül 1922], s ) şifahî an aneler olarak adlandırdığı halk edebiyatı ürünleri içinde âşık edebiyatından söz etmemiştir. Günümüzde halk edebiyatı olarak adlandırılan edebiyatın kapsamı hakkında farklı görüşler ileri süren araştırmacıların bu görüşleri normal karşılanabilir. Bununla beraber, halk edebiyatı başlığı altında yer aldıkları yaygın bir kanaat olan anonim halk edebiyatını, âşık edebiyatını ve dinî-tasavvufî halk edebiyatını ortaya koyanların ve bunları okuyup yaşatanların halk olduğu göz önünde bulundurulursa, her üç bölümü halk edebiyatı adı altında toplamanın hiç de yanlış olmadığı söylenebilir. Özellikle âşık edebiyatını ve dinî-tasavvufî edebiyatı ortaya koyanların, büyük çoğunlukla usta-çırak geleneğinden yetişmiş olmaları ve okuma-yazma bilmemeleri bu görüşün doğruluğunu destekleyen diğer önemli bir husustur. Halk edebiyatı adı altında değerlendirilen anonim halk edebiyatını, âşık edebiyatını ve dinî-tasavvufî halk edebiyatını oluşturan nazım-nesir tür ve biçimler şöyle sınıflandırılabilir: 3 I. Anonim halk edebiyatı (folklor): Sahibi belli olmayan, yani halkın ortak malı sayılan bütün nazım-nesir tür ve biçimler bu bölümde yer alır. A. Manzum olanlar a) Nazım biçimlerine göre: Türkü, mâni. b) Nazım türlerine göre: Ninni, ağıt, güzelleme, koçaklama, taşlama, muamma. B. Nazım-nesir karışık ya da nesir olanlar: Tekerleme, bilmece, atasözü, deyim, alkış, beddua. C. Anlatıma dayananlar: 1.Masal, fıkra, efsane. 2.Halk hikâyeleri. 3.Seyirlik oyunlar: a) Köy seyirlik oyunları. b) Şehir seyirlik oyunları: Karagöz, orta oyunu, meddah, kukla. II. Âşık edebiyatı: Âşık edebiyatı ürünlerini de manzum ve mensur ürünler olarak ikiye ayırmak mümkündür. A. Manzum olanlar. varsağı. a) Nazım biçimlerine göre âşık edebiyatı ürünleri: Koşma, destan, semai, b) Nazım türlerine göre âşık edebiyatı ürünleri: Güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt, muamma (anonim halk edebiyatında da yer alan ürünlerdir.) B. Mensur olanlar: Halk hikâyeleri. Halk hikâyelerinin içinde genel olarak manzum parçalar da bulunur. III. Dinî-tasavvufî halk (tekke) edebiyatı: Bazı araştırmacıların tekke edebiyatı olarak adlandırdıkları bu bölüme tekke dışında gelişen ve dinî yönü ağır basan eserler de girdiğinden, tekke edebiyatı teriminin anlamını daha da genişleterek 4 dinî-tasavvufî edebiyat olarak adlandırmanın daha uygun olacağı sanılmaktadır. Dinî-tasavvufî halk edebiyatı içinde yer alan ürünler de şöyle sınıflandırılabilir: A. Manzum olanlar: Bunların içine hem halk edebiyatında hem klasik edebiyatta görülen nazım şekilleri ve türleri girmektedir. a) Nazım şekilleri: Dinî-tasavvufî edebiyat ürünleri için yaygın olarak kullanılan ilâhî dış özellikleri bakımından nazım biçimini, konu bakımından nazım türünü ifade eder. Dinî-tasavvufî edebiyatta ilâhî dışında pek çok şiir koşma nazım biçimiyle veya mâni katarıyla söylenir. Klasik edebiyat nazım biçimleri olan gazel, kaside, mesnevi, kıt a, tuyuğ ve müstezat gibi nazım biçimleriyle söylenmiş dinîtasavvufî halk edebiyatı ürünleri de vardır. Bu ürünleri klasik edebiyat ürünlerinden ayıran en önemli özellik, daha çok halktan kişiler tarafından ve divan oluşturmak amacı dışında söylenmiş olmalarıdır. b) Nazım türleri: Dinî-tasavvufî edebiyatta başlıca konu din ve tasavvuftur. Allah ın varlığı ve birliği, Hz. Muhammed in doğumu, yetişmesi, İslâm dinini yaymak için giriştiği mücadeleler, savaşları; dört halife, sahabe ve diğer İslâm büyükleri, tasavvufun özellikleri, dünyanın fâni, ahiretin baki oluşu en çok işlenen konulardır. Ele aldıkları konulara göre dinî-tasavvufî edebiyat ürünlerini şu türlere ayırmak mümkündür: İlâhî, nefes, devriye, nutuk, şathiye, mevlid. Diğer türler ve konuları ise şöyle sıralanabilir: Tevhid: Allah ın varlığını, birliğini ve yüceliğini söz konusu eden manzumelerdir. Münacaat: Allah a yalvarmak ve sığınmak maksadıyla söylenen manzumelerdir. Na t: Hz. Muhammed i övmek, faziletlerini dile getirmek için söylenen manzumelerdir. Nasihatnâme: İnsanlara yol göstermek veya öğüt vermek maksadıyla söylenen manzum veya mensur eserlerdir. Vücutnâme: İnsanın yaradılışı ile ilgili manzum ve mensur eserlerdir. 5 Bunların dışında dinî-tasavvufî edebiyatta yaygın olmayan birçok tür daha vardır (geniş bilgi için bk. Abdurrahman Güzel, Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı, s ). Belli bir türe girmeyen; ancak halk tarafından büyük bir ilgi görmüş olan manzum dinî-destanî hikâyeler de dinî-tasavvufî edebiyat içinde yer alabilir. Muhammed Hanefi Cengi, Kesikbaş Hikâyesi, Geyik Hikâyesi, Güvercin Hikâyesi, Deve Hikâyesi, Ejderha Destanı, Muhammed Destanı, Hâtun Destanı, İbrahim Destanı, İsmail Destanı, Kız Destanı, Hz. Fâtıma Destanı, İbrahim Edhem Destanı, Maktel-i Hüseyin adı altında toplanan manzumeler bunların başlıcalarıdır. Bu manzumelerde daha çok Hz. Muhammed in mucizeleri, insana ve diğer canlılara (mahlukata) duyduğu sevgi ve şefkat, İslâm dininin yüceliği yanında, Hz. Ali nin Hz. Muhammed e olan bağlılığı, İslâm ı yaymak için giriştiği mücadeleler ve kahramanlığı söz konusu edilmiştir. B. Mensur eserler: Dinî-tasavvufî edebiyat da anonim Türk halk edebiyatı ve âşık edebiyatı gibi sözlü olduğundan mensur eserler, manzum eserlere göre daha azdır. Bunların içinde Hz. Ali cenkleri başta olmak üzere menakıbnâmeler, kısas-ı enbiyalar, dinî-tasavvufî efsaneler önemli bir yer tutar. Halk edebiyatının genel özellikleri: Halk edebiyatı başlığı altında yer alan manzum ürünlerde nazım birimi genellikle dörtlüktür. Dörtlük sayısı türlere göre değişkenlik göstermekle beraber, daha çok 3-8 arasındadır. Hece ölçüsü ve daha çok yarım kafiye kullanımı bu manzumelerin diğer özellikleridir. Dinî-tasavvufî edebiyat ürünlerinde ve XVII. yüzyıldan itibaren bazı saz şairlerinin şiirlerinde aruz ölçüsü ve beyit nazım birimi de kullanılmıştır. Dil sadedir; bazı İslâmî terimler dışında yabancı kelime azdır. En çok aşk, sevgili, gurbet, din ve tasavvuf, ayrılık, ölüm, vatan, zamandan şikâyet gibi konular işlenmiştir. Mensur eserlerde cümleler kısa ve anlaşılırdır. Devrik cümle yok denecek kadar azdır. Birtakım arkaik kelimeler yanında mahallî kelimelere de rastlanmaktadır. Bibliyografya: Ignácz Kúnos, Halk Edebiyatı Numuneleri: Türkçe Ninniler, İstanbul 1341; a.mlf., Türk Halk Edebiyatı, İstanbul 1343/1925; Sadettin Nüzhet (Ergun) Mehmet Ferid (Uğur), Konya Vilayeti Halkiyat ve Harsiyatı, Konya 1926; 6 Murat (Uraz), Halk Edebiyatı Şiir ve Dil Örnekleri, İstanbul 1933; M. Fuad Köprülü, Türk Halk Edebiyatı Antolojisi, İstanbul 1935; a.mlf., Türk Sazşairleri, Ankara 1962; a.mlf., Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul 1981, tür. yer.; a.mlf., Edebiyat Araştırmaları, Ankara 1986, tür. yer.; a.mlf., Türk Edebiyatında Âşık Tarzının Menşei ve Tekâmülü Hakkında Bir Tecrübe, Millî Tetebbular Mecmuası, c. 1, sy. 1 (Mart- Nisan 1331), s. 5-46; Osman Cemal Kaygılı, İstanbul da Semai Kahveleri ve Meydan Şâirleri, İstanbul 937; İhsan Ozanoğlu, Âşık Edebiyatı: Medhal, Kastamonu 1940; Ahmet Kutsi Tecer, Köy Temsilleri, Ankara 1940; Otto Spies, Türk Halk Kitapları Mukayeseli Masal Bilgisine Bir İlave (trc. Behçet Gönül), İstanbul 1941; Pertev Naili Boratav, Halk Edebiyatı Dersleri, Ankara 1942; a.mlf., Halk Hikâyeleri ve Halk Hikâyeciliği, Ankara 1946; a.mlf., 100 Soruda Türk Halk Edebiyatı, İstanbul 1969; a.mlf., 100 Soruda Türk Folkloru, İstanbul 1973; Mehmet Halit Bayrı, İstanbul Folkloru, İstanbul 1947; Hasan Eren, Türk Saz Şairleri Hakkında Araştırmalar, Ankara 1952; Mustafa Nihat Özön, Edebiyat ve Tenkid Sözlüğü, İstanbul 1954, tür. yer.; M. İlhan Başgöz, İzahlı Türk Halk Edebiyatı Antolojisi, İstanbul 1956; Hikmet İlaydın, Türk Edebiyatında Nazım, İstanbul 1958, s ; Ferruh Arsunar, Gaziantep Folkloru, İstanbul 1962; Şükrü Elçin, Anadolu Köy Orta Oyunları: Köy Tiyatrosu, Ankara 1964; a.mlf., Halk Edebiyatına Giriş, Ankara 1981; a.mlf., Halk Edebiyatı Araştırmaları, c. I-II, Ankara 1988; Cevdet Kudret, Karagöz, c. I-III, Ankara 1968; a.mlf., Orta Oyunu, Ankara 1973; Metin And, Geleneksel Türk Tiyatrosu, Ankara 1969; Hikmet Dizdaroğlu, Halk Şiirinde Türler, Ankara 1969; Mehmet Tuğrul, Mahmutgazi Köyü Halk Edebiyatı, İstanbul 1969; Vasfi Mahir Kocatürk, Türk Edebiyatı Tarihi, Ankara 1970, s ; Eflatun Cem Güney, Folklor ve Halk Edebiyatı, İstanbul 1971; Ömer Asım Aksoy, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, Ankara 1971, c. I, s ; c. II (1976), s ; Mehmet Önder, Şehirden Şehire: Efsaneler, Destanlar, Hikâyeler, c. I-II, İstanbul 1972; Ziya Gökalp, Halk Klasikleri -I- Nasreddin Hoca nın Latifeleri, Diyarbakır 1972; a.mlf., Makaleler, VII (haz. M. Abdulhalûk Çay), Ankara 1982 (25 Eylül 1922), s ; E. Kemal Eyüboğlu, Şiirde ve Halk dilinde atasözleri ve Deyimler, c. I, II, İstanbul 1973; Saim Sakaoğlu, Gümüşhane Masalları: Metin Toplama ve Tahlil, Ankara 1973; a.mlf., 101 Anadolu Efsanesi, İstanbul 1976; a.mlf., Anadolu-Türk 7 Efsanelerinde Taş Kesilme Motifi ve Bu Efsanelerin Tip Kataloğu, Ankara 1980; a.mlf., Türk Bilmecelerinde Soru Kalıplaşması ve Kalıp Bilmeceler, Köz, sy. 3, Erzurum 1980, s ; a.mlf., Halk Edebiyatı, DİA, c. XV, s ; Muhan Bali, Ercişli Emrah ile Selvi Han Hikâyesi, Varyantların Tesbiti ve Halk Hikâyeciliği Bakımından Önemi, Ankara 1973; Mehmet Kaplan v.dğr., Köroğlu Destanı, Ankara 1973; a.mlf. v.dğr., Yeni Türk Edebiyatı Antolojisi, c. II, İstanbul 1978, s ; a.mlf., Hikâye Tahlilleri, İstanbul 1979, s. 9; Fikret Türkmen, Âşık Garip Hikâyesi Üzerine Mukayeseli Bir Araştırma, Ankara 1974; a.mlf., Hikâye, DİA, c. XVII, s ; İ. Hilmi Soykut, Türk Atalar Sözü Hazinesi, İstanbul 1974; Umay Günay, Elazığ Masalları, Erzurum 1975; a.mlf., Âşık Tarzı Şiir Geleneği ve Rüya Motifi, Ankara 1986; a.mlf., Türk Halk Edebiyatı, Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, İstanbul 1989, c. XIV, s ; Ata Terzibaşı, Terkük Hoyratları ve Mânileri, İstanbul 1975; Bilge Seyidoğlu, Erzurum Halk Masalları Üzerinde Araştırmalar, Ankara 1975; Mehmet Özbek, Folklor ve Türkülerimiz, İstanbul 1975; Ensar Aslan, Çıldırlı Âşık Şenlik Hayatı, Şiirleri ve Hikâyeleri, Ankara 1975; Dursun Yıldırım, Türk Edebiyatında Bektaşî Tipine Bağlı Fıkralar, Ankara 1976; Özdemir Nutku, Meddahlık ve Meddah Hikâyeleri, Ankara 1976; Ehliman Ahundov-Semih Tezcan, Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri, Ankara 1978; Amil Çelebioğlu Yusuf Ziya Öksüz, Türk Bilmeceler Hazinesi, İstanbul 1979; Âmil Çelebioğlu, Türk Ninniler Hazinesi, İstanbul 1982; Cem Dilçin, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, Ankara 1983, s ; Nurettin Albayrak, Folklorumuz ve Erzincan, Erzincan 1983; a. mlf., Ansiklopedik Türk Halk Edebiyatı Terimleri Sözlüğü, İstanbul 2004; Ansiklopedik Türk Halk Edebiyatı Sözlüğü (genişletilmiş 2. bsk.), İstanbul 2009; a.mlf., Dinî Türk Halk Hikâyelerinden Geyik, Güvercin ve Deve Hikâyeleri Kaynakları ve Metin Tesisi (yüksek lisans tezi 1993), Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü; a.mlf., İbrahim b. Edhem, DİA, c. XXI, s ; a.mlf, Türk Halk Edebiyatı Literatürü, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, c. V, sy 10 (2007), s. 9-42; Âzerî Türklerinin Halk Hikâyeleri (haz. Alhan Altan Araslı), Ankara 1985; Divanü Lügat-it Türk Tercümesi (çev. Besim Atalay), Ankara , c. I, s. 139, 489; c. II, s. 86, 164; c. III, s. 232; L. Sâmi Akalın, Türk Dilek Sözlerinden Alkışlar, Kargışlar, Ankara 1988; Ahmet Yaşar Ocak, Türk Folklorunda 8 Kesik Baş, Ankara 1989; Suat Batur, Türk Halk Edebiyatı, İstanbul 1988; Abdurrahman Güzel, Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı, Ankara 1999; Doğan Kaya, Âşık Ruhsatî, Sivas 1999; a.mlf., Anonim Halk Şiiri, Ankara 1999; a.mlf., Âşık Edebiyatı, İstanbul 2000, a.mlf., Halkbilim Araştırmaları, İstanbul 2002; a.mlf., Ansiklopedik Türk Halk Edebiyatı Terimleri Sözlüğü, Ankara 2007; Özkul Çobanoğlu, Âşık Tarzı Kültür Geleneği ve Destan Türü, Ankara 2000; a.mlf., Halkbilimi Kuramları ve Araştırma Yöntemlerine Giriş, Ankara 2008; Metin Özarslan, Erzurum Aşıklık Geleneği, Ankara 2001; Rıza Tevfik in Tekke ve Halk Edebiyatı ile İlgili Makaleleri (haz. Abdullah Uçman), Ankara 2001, s ; Cemal Kurnaz Mustafa Tatçı, Türk Edebiyatında Şathiyye, Ankara 2001; M. Öcal Oğuz, Halk Şiirinde Tür, Şekil ve Makam, Ankara 2001; Yahyâ Âgâh, Tarikat Kıyafetlerinde Sembolizm, İstanbul 2002; Nail Tan, Folklor: Halkbilimi-Genel Bilgiler, İstanbul 2003; M. Öcal Oğuz-Metin Ekici-Mehmet Aça v.dğr., Türk Halk Edebiyatı El Kitabı, Ankara 2004; Erman Artun, Âşıklık Geleneği ve Âşık Edebiyatı, Ankara 2001; a.mlf., Dinî-Tasavvufî Halk Edebiyatı, Ankara 2002; a.mlf., Anonim Halk Edebiyatı Nesri, İstanbul 2004; a.mlf., Türk Halkbilimi, İstanbul 2005; a.mlf., Türk Halk Edebiyatına Giriş,İstanbul 2008; Mustafa Okan Baba, Halk Edebiyatı Terimleri Sözlüğü, İstanbul 2007; Süleyman Şenel, Kastamonu da Âşık Fasılları- Türler/Çeşitler/Çeşitlemeler, c. I-II, İstanbul 2007; Ali Çelik, Türk Halk Şiiri Antolojisi, İstanbul 2008; Ensar Aslan,Türk Halk Edebiyatı, Ankara 2008; Agâh Sırrı Levend, Halk ve Tasavvufî Halk Edebiyatı, TDI, c. XIX, sy. 207 (1 Aralık 1968), s ; Nihat Sami Banarlı, Halk Edebiyatı, TA, c. XVIII, s ; D. Mehmet Doğan, Âşık Edebiyatı, TDEA, c. I, s ; a.mlf., Halk Edebiyatı, a.e., c. IV, s ; Abdulkadir Karahan, Âşık Edebiyatı, DİA, c. XV, s ; Abdurrahman Güzel, Türk Edebiyatının Şubelere Taksiminde İhmal Edilen Bir Disiplin Olarak Dinî Tasavvufî Türk Edebiyatı, Uluslararası Türk Dünyası Halk Edebiyatı Kurultayı Bildirileri Mayıs 2000, s TÜRK HALK ŞİİRİNDE BİÇİM ve TÜR SORUNU Türk edebiyatının diğer alanlarına göre halk edebiyatı adı altında yer alan ürünler daha geç bir dönemde ele alınıp incelenmeye başlanmış, belki bunun sonucu olarak önemli sayılabilecek bazı sorunları günümüze kadar süregelmiştir. Bu sorunlardan biri de Türk halk şiirinde biçim ve tür sorunudur. Özellikle Türk halk şiiri içinde yer alan bazı ürünlerin tür mü, biçim mi olduğu tartışmaları hâlen devam etmekte, bazen de tür ve biçimin şiirin farklı iki özelliği olduğu göz önünde bulundurulmadan gelişigüzel kullanılmakta ve bu durum, başta akademik çalışmalar olmak üzere, ders kitaplarında ve edebiyat eğitimi alan öğrenciler arasında kavram kargaşasına yol açmaktadır. Tür ve biçim kavramları gibi çeşitli vesilelerle adından söz edilen tarz, form, yapı, tip, eşkal, forma, nev, enva,
Similar documents
View more...
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks