Please download to get full document.

View again

of 19
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

TÜRKĐYE ĐL MERKEZĐ KENT ADLARININ KAYNAKLARI ÜZERĐNE BĐR ARAŞTIRMA Đbrahim GÜNER ÖZET

Category:

Software

Publish on:

Views: 0 | Pages: 19

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
Muğla Üniversitesi SBE Dergisi Bahar 2004 Sayı 12 TÜRKĐYE ĐL MERKEZĐ KENT ADLARININ KAYNAKLARI ÜZERĐNE BĐR ARAŞTIRMA Đbrahim GÜNER ÖZET Mustafa ERTÜRK ** Türkiye toprakları, tarih boyunca çok değişik kültürlerin
Transcript
Muğla Üniversitesi SBE Dergisi Bahar 2004 Sayı 12 TÜRKĐYE ĐL MERKEZĐ KENT ADLARININ KAYNAKLARI ÜZERĐNE BĐR ARAŞTIRMA Đbrahim GÜNER ÖZET Mustafa ERTÜRK ** Türkiye toprakları, tarih boyunca çok değişik kültürlerin yerleşme ve geçit alanı olmuş, bu durum yer adları açısından son derece çeşitli ve zengin dil malzemesinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Türklerin Anadolu ya yerleşmesiyle birlikte yerleşme yerlerine Türkçe adların verilmesi bu çeşitliliği arttırmış, ayrıca yabancı adlarda büyük ölçüde yerlileştirmeler olmuştur. Türkiye deki il merkezi adlarının çeşitlenmesi üzerinde rol oynayan bir diğer etmen, ülkenin doğal çevre özellikleri bakımından sahip olduğu çeşitliliktir. Günümüzde 26 il merkezinin doğal çevre ile ilgili adlar taşımakta olması, Türkiye arazisinin fizikî coğrafya özellikleri açısından sahip olduğu çeşitliliğin şehir adları üzerindeki bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Đl merkezi olan 81 kentin; 26 sı fizikî şartlara dayanan adlar, 45 i de insanlara ve topluluklara dayanan adlar taşımaktadır. Kalan 10 il merkezinin adlarının kaynakları ve anlamları ise henüz güvenle saptanamamıştır. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Đl Merkezi, Kent Adları. A Research on the Sources of Names of Turkey s Province Centers ABSTRACT Turkey has been an area of settlement and passage for a long time and this situation provided very different and rich language material for the place names. With of Turkish people s arrival in Anatolia, giving Turkish names to the settlements increased this variety. Besides this, foreign names were substituted with the Turkish ones in accordance with pronunciation system of Turkish language. Another reason that played a role in varying province names according to their sources and meanings is the assortment that Turkey has as environmental features. The fact that 26 province centers are carrying names about natural environment may be considered as a reflection of the variety of physical features of Turkey s land on province names. Of 81 province centers; 26 carry names based on physical conditions, 45 of them carry names based on people and communities. The sources and the meanings of the names of 10 province centers left haven t been determined confidently yet. Key Words: Turkey, Province Centers, Province Names. GĐRĐŞ Yer adı araştırmalarından; ülkenin dil tarihine, yerleşme tarihine ve etnik yapısına ilişkin önemli ipuçları edinilmektedir (Aksan, 1982: 103). Ayrıca yer adları, bir yerin coğrafî özellikleriyle ilgili bazı bilgiler sağlanabilen bir kaynak olması açından da önem taşımaktadır (Alagöz, 1984: 11). Bu gibi nedenlerle, yer adları ilmi (toponimi), tarihin, coğrafyanın, folklor ve diğer bazı disiplinlerin yardımcısı olarak bilim sisteminde oldukça önemli bir yere sahiptir (Karaboran, 1984: 97). Prof. Dr., Muğla Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı. ** Yrd. Doç. Dr., Muğla Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı. Đbrahim GÜNER-Mustafa ERTÜRK Türkiye toprakları dünyanın en eski yerleşim alanlarından biri üzerinde yer almaktadır. Nitekim arkeolojik, prehistorik ve antropolojik araştırmalara göre Karain mağarası, günümüzden 150 bin yıl, Yarımburgaz mağaraları ise 250 bin yıl kadar önce insanlar tarafından yerleşilmiş ve doğal mesken olarak kullanılmıştır (Şahin-Doğanay, 2000: 194). Ancak, Anadolu daki yer adlarının kökenini günümüzden en fazla 4000 yıl öncesine, yani ilk yazılı metinlerin ortaya çıktığı Hititler Dönemi ne kadar götürmek mümkün olmaktadır. Ayrıca, tarih çağlarının başlangıcından günümüze kadar uzanan süreçte ülkemiz toprakları çok çeşitli toplumların yerleşimlerine ve uygarlıklarına sahne olmuş; bu da, yerleşmelerin kuruluşları, gelişmeleri ve adlandırılmaları üzerinde derin etkiler yapmıştır. Yerleşme sistemindeki gelişmeler kimi şehirleri ortadan kaldırmış, kimi yeni şehirlerin kurulmasına yol açmış, kimi şehirleri de önemli duruma getirmiştir. Özellikle insanların yaşaması için elverişli koşullara sahip alanlardaki yerleşmelerin adları, bütün bu zaman içinde dikkate değer bir devamlılık gösterir. Örneğin, Maraş a daha Hititler zamanında Markasi, Malatya ya aynı dönemde Maldiya ve Adana ya Atana denildiği bilinir. Anadolu şehir adlarının büyük bir bölümü, Anadolu şehirlerinin Selçuklu ve Osmanlı fetihleriyle Türkleştirilmesinden önceki adlarının Türk dilinin kelime yapısına ters düşmeyecek şekilde Türkçe ye uygun telaffuzu ile korunmuştur. Bu adların çoğu klasik devirlerde (Roma-Bizans) şekillenmiş, Türk fetihlerinden sonra Türkçe telaffuzları ile söylenir olmuştur. Anadolu nun Türklerin yerleşimine açılmasından sonra kurulmuş veya imar edilerek yeniden canlandırılmış olan şehirlerin ise Türkçe adlar taşıdıkları görülmektedir Anayasası na göre, Türkiye de 72 adet valilik yönetim birimi, yani il merkezi oluşturulmuştu. Daha sonraki düzenlemelerle, il merkezi sayısı 67 ye düşürülmüştür. Ancak, döneminde yeni il yönetim birimlerinin oluşturulmasıyla günümüzde bu sayı 81 e ulaşmıştır. Bu araştırmada söz konusu il merkezi adlarının kökenleri incelenecektir. A. FĐZĐKĐ ŞARTLARA DAYANAN ĐL MERKEZĐ ADLARI Türkiye deki 81 il merkezinden 26 sı (% 32.1 i), fiziki şartlara dayanan adlar taşımaktadır. Bu tür şehir adlarının da, 13 ü topografik elemanlarla; 9 u hidrografik elemanlarla; 3 ü bitki örtüsüyle; 1 i ise madenlerle ilişkilidir (Tablo 1). 1. Topografik Elemanlardan Kaynaklanan Đl Merkezi Adları Ağrı şehri adını il sınırları içerisinde bulunan Ağrı Dağı ndan almaktadır. Ağrı adı eski Türkçe de yüksek anlamına gelen ağrı kelimesinden gelmektedir (Halaçoğlu, 1988: 479). Ağrı adının Şamanizm devri Türkçesi nden gelmiş olma olasılığı fazladır, Çünkü, Pekarsky nin Yakut Dili nin Sözlüğü nde ağr veya ağri kocaman ya da tanrı anlamındadır (Doğru, 1989: 87). 40 Türkiye Đl Merkezi Kent Adlarının Kaynakları Üzerine Bir Araştırma Tablo 1. Tabiattan ve Fiziki Şartlardan Kaynaklanan Đl Merkezi Adları ĐL MERKEZĐ KAYNAKLARI Topografik Elemanlar Hidrografya Elemanları ADLARININ ĐL MERKEZĐ ADLARI Ağrı, Tekirdağ, Bingöl, Tunceli, Van, Giresun, Trabzon, Rize, Erzincan, Kilis, Düzce, Bilecik, Karabük Artvin, Ardahan, Bartın, Sakarya, Şanlıurfa, Gaziantep, Burdur, Denizli, Zonguldak SAYISI Bitki Örtüsü Yozgat, Kırşehir, Afyonkarahisar 3 Madenler Gümüşhane 1 TOPLAM 26 Tekirdağ, Herodot a göre Somos göçmenleri tarafından Bisanthe adıyla kurulmuştur. Kent Bizans Dönemi nde Rodosto adı ile anılmıştır. 14. yüzyılda burayı ele geçiren Osmanlılar, bu adı Rodosçuk olarak değiştirdi. 18. yüzyıldan sonra kente, güneybatısındaki Tekfur Dağı ndan (bugün Işıklar Dağı) dolayı Tekfurdağ adı verildi. Cumhuriyetin ilk yıllarında kentin adı Tekirdağ olarak değiştirildi (Yurt Ansiklopedisi, 9, 1982: 6977). Günümüzdeki Bingöl ün yerinde kurulmuş olan ve 1945 yılına kadar Çapakçur adıyla bilinen yerleşim yerinin adına ilk defa Ortaçağ Đslam kaynaklarında Cebelü Cûr şeklinde rastlanmaktadır. Üzerinde çok sayıda buzul gölü bulunan Bingöl Dağı, günümüzde şehre adını vermiştir. 7 Aralık 1935 te Bingöl adlı yeni bir il kurulunca Çapakçur da bu ilin merkezi oldu yılına kadar şehrin adı (Çapakçur) ile merkez olduğu ilin adı (Bingöl) ayrı iken 1945 te şehrin adı Bingöl olarak değiştirildi. (Tuncel, 1992: ). Tunceli ili, 1936 ya değin Dersim adıyla anılmıştır ve bundan önceki adının ne olduğu bilinmemektedir. Zengin maden yataklarının varlığı nedeniyle, yöreye Farsça da Gümüş Kapı adının verildiği sanılmakta, yörenin doğal görünümü de bu savı doğrulamaktadır. Tunceli ye (Dersim) Zinigediği, Sıçangediği, Mercan Boğazı gibi belirli kapı ve geçitlerden girildiğinde, camgöbeği rengindeki som kayadan oluşan Munzur Dağları ile karşı karşıya gelinir. Dağın gümüşü andıran rengi ile ona geçit veren kapıların varlığı bir arada düşünüldüğünde, Dersim adının nesnel bir dayanağı verilmektedir (Yurt Ansiklopedisi, 10, 1982: 7293) da oluşturulan ile Tunceli adının verilmesinde de, yörenin bu doğal çevre özelliklerinin rolü bulunduğu düşünülebilir. Van yöresi, Asurlulara ait 13. yüzyıldan kalma farklı kaynaklarda Nairi ülkeleri ve dağlık ülke anlamında Urarti olarak geçer. Van kentinin Đbrahim GÜNER-Mustafa ERTÜRK tarihsel merkezi Tuşpa dır. Kentin bugünkü adının, yöreye Urartuların verdiği Vaini (Waini) adından kaynaklandığı sanılmaktadır (Herzfeld, 1968: 182). Bizans Dönemi nde Düzce nin adı Düsae Pros Olympum idi (Emiroğlu, 1984: 182). Konur Alp ın 1321 de Osmanlı topraklarına kattığı yöre, uzun yıllar Konrapa ya da Konur Alp Eli diye bir geçit alanı olarak kaldı. 16. yüzyılın ikinci yarısında Düzce kalabalık köyler tarafından pazar yeri olarak seçilmiş ve bu yüzden de ova ortasındaki köye Düzce Pazarı denilmiştir (Güngördü, 2003: 199). Muhtemelen, Düzce adı, yerleşmenin Bizans Dönemi ndeki adı olan Düsae sözcüğünün bozulmuş şeklidir. Bir kaya çıkıntısı üzerindeki Belo Kome Kalesi nin şimdiki Bilecik in nüvesini teşkil ettiği, isminin de buradan geldiği belirtilir (Güngördü, 2003: 216). Kome, Helen dilinde Köy, -Köyü) demektir. Fakat, Belo nun o dilde anlamı yoktur (Umar, 1993: 162). Ramsay a bakılırsa, Belo Kome adı, Türkçe Bilecik adının Rum ağzına uydurulmuş biçimidir (Ramsay, 1960: 60). Kentin adının bazı kaynaklarda Bele Kome diye geçmesi (Umar, 1993: 162), bu varsayımı dayanaklı kılmaktadır. Çünkü, bele sözcüğü Türkçe de iki dağın arasındaki yer anlamına gelir (Türkçe Sözlük, 1998: 258). Kilis adı, ilk kez Arap tarihçi Kudama bin Câfer in 928 dolaylarında kalem aldığı yapıtında, Arap Devletinin Doğu Roma Đmparatorluğu sınırında bir kalesi olarak, El Kilis diye anılıyor (Honigmann, 1970: 40). Şehre bu adın, 8. yüzyılda bölgeye gelen Müslüman Türkmenler tarafından verildiği veya Türk- Yakut ağzında kilis sözcüğünün düz, perdahlanmış anlamında kullanılması nedeniyle, günümüze böyle ulaştığı tahmin ediliyor. Giresun, denize doğru uzanan ve karşısında Doğu Karadeniz in başlıca adasının bulunduğu bir yarımadanın üzerinde yer alır. Yarımadadaki kale yerleşmenin çekirdeğini oluşturmuştur. Eski adı Kerasus olup bugünkü adı da bu kelimeye dayanır. Bu yerleşme yerinin veya kalenin, MÖ 670 lerde Karadeniz bölgesinde koloniler teşkil etmeye başlayan Miletoslular tarafından kurulduğu ileri sürülür. Kerasus adının civarda bol miktarda yetişen kirazdan geldiği rivayet edilir. Bir başka kaynağa göre bu isim, yarımadanın denize doğru bir boynuz gibi uzanması dolayısıyla eski Yunanca da boynuz anlamına gelen keras tan türemiştir. Kaynaklarda adı Kerasus, Cerasous, Chirizonda, Cerasonte, Kenassunde şekillerinde de geçen şehir Türk hakimiyeti döneminde bugünkü söylenişiyle anılmıştır (Emecen, 1976: 78). Trabzon, MÖ 7. yüzyılda Miletli denizciler tarafından bir ticaret kolonisi olarak kuruldu. Yerleştikleri yöreye yüzey şekillerinin masayı andıran şekiller biçiminde kıyıya doğru alçaldığını gören Miletliler, Eski Yunanca masa sözcüğünün karşılığı olan trapeza dan esinlenerek kente Trapezus adını verdiler. Zamanla Trapezus, Trapezund ve Trebizond gibi bazı değişimler geçiren bu ad daha sonra Trabzon biçiminde söylenmeye başlandı. Miletli denizciler tarafından bir ticaret kolonisi olarak kurulan Rize, eskiden Rhizios, Rhizus ve Rhizaion adlarıyla anılırdı. Bu sözcüğün 42 Türkiye Đl Merkezi Kent Adlarının Kaynakları Üzerine Bir Araştırma çeşitli anlamları vardır; bu arada, dağın dibi, eteği anlamına gelir (Umar, 1993: 689). Erzincan adının, Strabon un Đlkçağ da bu bölgede bulunduğunu belirttiği Eriza şehrinden geldiği sanılmaktadır. Yine bu bölgeden bahseden Grek kaynaklarında Aziris adıyla gösterilen şehrin de Erzincan olması mümkündür. Şehrin adı Ermeni kaynaklarında Erez, Erzng ve Erznga; Bizans kaynaklarında Aringam (Arıngam), Arsingan, Erzingan; Arap kaynaklarında ise Erzencân şeklinde geçer. Türk fetihlerinden sonra şehrin adı Erzingân, Ezirgân olarak söylenmiş, ardından da bugünkü şeklini almıştır (Miroğlu, 1995: 318). Sanıldığına göre bu ad, ilkçağ Ermeni dilinde kayalı, taşlı demek olan Eriz sözcüğünden gelmedir (Umar, 1983: 118). Bir söylenceye göre, Selçuklular Aziris adını çok beğenmiş ve buna, Rahmet yağarsa can Aziriz can, rahmet yağmazsa yan Aziriz yan biçiminde bir tekerleme uydurmuş, bu tekerlemedeki Aziriz sözcüğü zamanla değişerek Erzincan biçimini almıştır; Erzincan da bu sözcükten türemiştir (Miroğlu, 1995: 318). Türkiye nin ilk demir-çelik sanayii merkezi ve Cumhuriyet Dönemi nde kurulmuş bir kent olan Karabük, Araç Çayı ile Yenice (Filyos) Irmağı nın kavşağında, vadi tabanında ve yamaçlarında yayılır. Bük sözcüğü, ova ve dere kenarındaki çalı topluluğu, akarsu kenarındaki verimli tarlalar gibi anlamlara gelir (Derleme Sözlüğü, II, 1993: 815). Buna göre, Karabük adındaki bük sözcüğünün, vadi tabanındaki verimli tarım alanlarından kaynaklandığını düşünebiliriz. Baştaki kara sözcüğünün ise esmer, kuzey gibi anlamları vardır. Muhtemelen, Karabük adındaki kara sözcüğü, yöredeki arazinin esmer rengini belirtmektedir. Buna göre, Karabük adının, çevrenin doğal özelliklerini yansıtan bir ad olduğunu söyleyebiliriz. 2. Hidrografik Elemanlardan Kaynaklanan Đl Merkezi Adları Bugünkü Artvin Đli toprakları Milattan Önceki dönemlerde Coroksi, Çorok, Kolkis olarak anılıyordu. Çor uk adı Çor lar demek olup Sakaların büyük bir kolunun buraya gelen kesiminden almıştır (Kırzıoğlu, 1984: 89). Yöreye Artvin adının, ilk kez ne zaman ve kimler tarafından verildiği bilinmemektedir. Önceleri, Artvani olarak anılmış olup bu sözcük giderek Artvini olmuş, son olarak da Artvin biçimini almıştır. Büyük bir olasılıkla Artvani adı, Arda kök sözcüğüne wana/ana takısının eklenmesiyle türetilmiş Akarsu Ülkesi anlamında Ardana idi (Umar, 1993: 96). Ardahan kalesinde yapılan araştırmalar, yörede Đlk Tunç Çağ daki bir yerleşmenin varlığını ortaya koymuştur. Eski adı Artan dır. Artan, yalnız kentin değil, oradan geçen ve Gürcistan da Kur, Kura diye anılan önemli bir çayın da adıdır. Dolayısıyla Artan isminin aslı, Arda kök sözcüğüne wana/ana takısının eklenmesiyle türetilmiş, Akarsu Ülkesi anlamında Ardana idi (Umar, 1993: 96). 43 Đbrahim GÜNER-Mustafa ERTÜRK Sakarya Đli nin adının, Bizanslılarca Sakarya Nehri ne verilmiş olan Sangarios tan geldiği bilinmektedir (Umar, 1993: 705). Sakarya Nehri nin ortasındaki bir kum adasında kurulan pazardan adını alan Adapazarı 16. yüzyılda bir köy yerleşmesi, 17. yüzyılda bucak merkezi, 1934 te de il merkezi olmuştur. Bugünkü Bartın kenti adını, oradan geçen Bartın Çayı ndan almaktadır. Luwi dilindeki öz biçimi Parthenios olan bu sözcük, su akıntısı, pınar, dere anlamlarına gelir (Umar, 1993: 156). Đlk çağlarda günümüzdeki Burdur a göre göl kıyısına daha yakın bir konumda Limnombria (Göl Şehri) adlı bir şehrin var olduğu bilinmektedir. Bizans Dönemi nde Burdur un yerinde bulunan şehir Polydorion ismini taşıyordu ki şehrin bugünkü adı buradan gelmektedir. Bugün yöre halkının ağzındaki Buldur telâffuzu ise bu Ortaçağ şehrinin adını daha çok yansıtmaktadır (Tuncel, 1992: 427). Polydorion adı, doğanın çok nimetlendirdiği yer anlamını taşıyor. Bu ad, aslında, doğal olacağı üzere, oradaki göl ile bağlantılıydı ve göl kıyısındaki koruluklara işaret etmekteydi (Umar, 1993: ). Müslüman Araplar, Hazreti Ömer Devri nde bugünkü Gaziantep yöresini fethettikleri zaman Hititler Dönemi nden beri burası Hantap adıyla anılmaktaydı. Araplar, çevredeki su ve çağlayanlara bakarak buraya Pınar Kenti anlamında Ayntâb adını verdiler. Türkler ise Antep demeyi tercih ettiler (Yurt Ansiklopedisi, 4, 1982: 2959). Kentin adı, yöre insanının Kurtuluş Savaşı sırasında Fransızlara karşı gösterdiği kahramanlıklardan dolayı TBMM ce Gazi unvanını alarak Gaziantep şekline dönüştü. Urfa nın bilinen en eski adı Edessa, Đskender sonrasında, Selökidler Dönemi ne değin uzanmaktadır. Kente Selevkos ca verilen bu ad, Makedonya Krallığı merkezinin en eski adından alınmıştır. Đslâm Dönemi nde bölgedeki Osrhoene Krallığı zamanında kente Osrhoene adı verilmiştir (Yurt Ansiklopedisi, 10, 1982: 7367). Bu adın, bugünkü Urfa kentinin, eski bir yerleşme yeri üstünde, Selevkoslular tarafından Edessa adıyla kurulmadan önceki adı olan Süryanice Urhai/Orhai veya Arapça Er-Ruha nın Latinceleştirilmiş biçimi olduğu sanılmaktadır. Muhtemelen, Urfa adı, Süryanice Orhai sözcüğünden türemiştir. Orhai ise Arapça suyu bol anlamına gelen Vuhai den kaynaklanmıştır. Orhai nin Orhe, Orha gibi farklı kullanışları sonunda Urfa adı otaya çıkmıştır. Bir efsaneye göre ise Urfa adı Nemrut un diğer bir adı olan ve sulak yerde bulunan anlamına gelen Heywa nın oğlu Urhai den gelmektedir. Millî Mücadele yıllarında Fransızlara karşı gösterdiği kahramanlıklar dolayısıyla TBMM tarafından Şanlı unvanını alarak, ismi Şanlıurfa olmuştur. Denizli adı Türklerin Anadolu ya gelişlerinden sonra, Tonguzlu, Tonuzlu, Donguzluğ, Tenguzluğ, Tunuzlu olarak çeşitli biçimlerde 44 Türkiye Đl Merkezi Kent Adlarının Kaynakları Üzerine Bir Araştırma kullanılmıştır. 16. yüzyılda bu adlar Denizli ye dönüşmeye başlamıştır (Yurt Ansiklopedisi, 2, 1982: 2131). Cihannüma da kent, keseret ül-enhar yani suları çok ve gür olarak belirtilmektedir (Cihannüma, 1732). Sularının çokluğu nedeniyle kente Denizli adının verildiği savı oldukça kabul edilen bir sav olmuştur. Đbn-i Batuta, Donguzlu adının Domuzlar Kenti anlamına geldiğini yazar (Đbn-i Batuta Seyahatnamesi, ). Söylentiye göre, Hıristiyan nüfusun çoğunlukta olduğu dönemlerde kentte, çok domuz yetiştirildiğinden buraya Donguzlu adı verilmiştir. Zonguldak kentinin bulunduğu alan eskiden Üzülmez Deresi nin ağız kesiminde yer alan bir bataklıktı. 19. yüzyıl başlarında bu bataklığın kıyı kesiminde, üstü saz ve kamışlarla örtülü basit konutlardan oluşan küçük bir balıkçı köyü yer alıyordu. Sandraka ya da Sandrake olarak anıldığı bilinen bu küçük kırsal yerleşme adını, Üzülmez Deresi nin Đlkçağ daki adı olan Sandra dan alıyordu. Daha sonraki dönemlerde Zongalık olarak adlandırılan ve bu kesimdeki sazlık ve bataklık alanın kurutulmasıyla belirmeye başlayan yerleşmeye Zonguldak denildi. 3. Bitki Örtüsünden Kaynaklanan Đl Merkezi Adları Yozgat, 18. yüzyılda Çapanoğulları tarafından kurulmuştur. Eskiden köy olması büyük bir ihtimal dahilindedir. Yozgat ismi yabancı tarih kitaplarında ve atlaslarda Uskat, Jusgat, Youzgath, Yüzgat, Yozghourt şeklinde geçer. 18. Yüzyılda ise Yozgat adı arşiv belgelerinde açıkça göze çarpar (Özkaya, 1984: 234). Türkmen dilinde yoz otlak demektir. Horasan dan Anadolu ya göç eden Çapanoğlu aşireti sürülerini buraya yayarak burada küçük bir kasaba kurmuşlar, adına Otlak Kenti anlamına gelen Yoz Kant demişlerdir. Zamanla bu isim Yozgat şekline dönüşmüştür (Güngördü, 2003: 150). Bizans Dönemi nde, önceleri Moskissos (Mocissus) diye bilinen Kırşehir, Đmparator I. Justinianos Dönemi nde Justinianoplis adını almıştır. Ancak, bu adın ne kadar süreyle kullanıldığı bilinmemektedir. Selçuklu Dönemi nde ise kentten Kırşehri olarak söz edilmekteydi. Yakın zamana değin kullanılan bu ad, sonradan Kırşehir e dönüşmüştür (Yurt Ansiklopedisi, 7, 1982: 4909). Afyon kentinden 220 m. yükseklikte, oldukça dik bir tepe üzerinde kurulmuş olan Afyonkarahisar Kalesi, MÖ 1350 de Hitit Đmparatoru II. Mürşil tarafından yaptırılmıştır. O zamanki adı Hapanova olan kale, Bizans egemenliği sırasında Akroenus adını aldı (Ana Britannica, 1, 1986: 59). Bölgenin Selçukluların eline geçmesinden sonra, burada oturan boylardan bazıları, üstünde kurulu olduğu kayalara bakarak kaleye Karahisar adını verdiler. Osmanlı Padişahı II. Selim Dönemi nde onarım gören kaleye Osmanlılar, en iyi Türk afyonunun bu çevrede yetişmesi nedeniyle, Afyonkarahisar adını verdiler (Emecen, 1988: 443). 45 Đbrahim GÜNER-Mustafa ERTÜRK 4. Madenlerden Kaynaklanan Đl Merkezi Adları Gümüşhane yöresinde bilinen ilk kent adı, Antikçağ daki Argiropolis tir (Argyropolis). Bu adın, eski Yunanca da gümüş anlamına gelen Argis ten kaynaklandığı sanılmaktadır (Yurt Ansiklopedisi, 5, 1982: 3213) de bütünüyle Osmanlıların eline geçen ve Canca diye anılan yöreye, 1534 te, madenlerinin zenginliğinden dolayı Gümüşhane adı verilmiştir (Tuncel, 1996: 273). B. ĐNSANLARA ve TOPLULUKLARA DAYANAN ĐL MERKEZĐ ADLARI Türkiye deki 81 il merkezinden 45 i (% 55.6 sı), insanlara ve topluluklara dayana
Similar documents
View more...
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks