Please download to get full document.

View again

of 12
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

Türkiye de İlköğretim Okulu Müdürlüğünün Bir Meslek Olarak Mevcut Durumu: Bir Delphi Çalışması

Category:

Novels

Publish on:

Views: 0 | Pages: 12

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı 26, 2009, ss Türkiye de İlköğretim Okulu Müdürlüğünün Bir Meslek Olarak Mevcut Durumu: Bir Delphi Çalışması Ali Ekber Şahin 1 Öz Bu çalışmanın
Transcript
Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı 26, 2009, ss Türkiye de İlköğretim Okulu Müdürlüğünün Bir Meslek Olarak Mevcut Durumu: Bir Delphi Çalışması Ali Ekber Şahin 1 Öz Bu çalışmanın amacı, ilköğretim okulu müdürlüğünün Türkiye de bir meslek olarak mevcut durumunu akademik çevrelerin tüm meslekler için kabul ettikleri ölçütler çerçevesinde değerlendirmektir. Araştırma verileri üç aşamalı Delphi uygulaması sonucunda elde edilmiştir. Bulgular, ilköğretim okulu müdürlüğünün on bir meslekleşme ölçütünden hiç birini karşılamadığını, bu ölçütlerden dokuzu üzerinde katılımcıların uzlaştıklarını, iki ölçüt üzerinde ise uzlaşma oluşmadığını göstermektedir. Genel olarak değerlendirildiğinde ilköğretim okulu müdürlüğü meslek olma özelliği kazanamamıştır. Okul müdürlüğünün meslekleşmesine yönelik uygulamalara öncelik verilmelidir. Okul müdürlüğünün meslekleşme düzeyinin yükselmesinin eğitimin kalitesinin yükselmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Meslekleşme, meslek, mesleki tanınma, okul yöneticiliğinin meslekleşmesi The State of Elementary Principalship as a Profession in Turkey: A Delphi Study Abstract This study assesses elementary principalship as a profession in Turkey in light of selected characteristics that scholars agree are common to all professions. Evidence was drawn primarily from a Delphi study in three rounds. The findings indicate that the elementary principalship does not meet any of the eleven selected characteristics of profession. In general, elementary principalship can not be considered as as a profession in its current state. The main conclusion drawn is that steps must be taken to professionalize elementary elemantary principalship. In the future, the degree to which elementary principalship advances as a profession will greatly influence quality of education, elementary principalship credibility, recruitment and retention of elementary principals, and ultimately the general objectives of elementary schools in Turkey. Keywords: Professionalism; profession; professional recognition; professionalization of principalship 1 Yrd.Doç.Dr., Hacettepe Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, E-posta: 125 A.E.Şahin Giriş Türkçede karşılığı meslek olan profession sözcüğünün kökeni Latincede özellikle dinî inanışlarla ilgili olarak açıkça bildirme, beyan etme anlamına gelen professio dur (Freidson, 1986). Meslek sözcüğünün üniversite eğitimi almış, yüksek sosyal statüye sahip kişilerce yerine getirilen, öğrenilmiş bir işi ya da uğraşı ifade etmeye yönelik kullanımı yaklaşık dört asır öncesine dayanmaktadır. Meslek (profession) sözcüğü on altıncı yüzyılda İngiltere de öncelikli olarak tıp, hukuk ve ilahiyatı ifade eden bir sözcük olarak kullanılmaya başlanmıştır (Carr-Saunders ve Wilson, 1962). Sıradan insanlar ya da zanaatkârlardan ziyade, bilgilerini ve inanışlarını sadece birbirleriyle paylaşan seçkinler, meslek üyesi olarak kabul ediliyordu (Freidson, 1986). Zamanla meslek, insanların sosyal statüsüne bakılmaksızın sadece yaşamı sürdürmek için gerekli geliri sağlayan bir iş ya da uğraş anlamında yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandı. Başlangıçta az sayıda iş ve uğraş meslek olarak ifade edilirken, bugün için ise günlük dilde, aralarında okul müdürlüğünün de yer aldığı çok daha fazla sayıda iş ya da uğraş meslek olarak ifade edilmektedir. Oysaki meslek, özel bir uzmanlık alanı bilgisi, uzun ve yoğun bir akademik hazırlık gerektiren bir iş olarak tanımlanmaktadır (Carr-Sounders, 1962). Abbott (1988) mesleği soyut bilgileri belirli durumlarda ve süreçlerde uygulama; bilgi ve becerileri kullanma yetkisine sahip seçkin grup olarak tanımlamaktadır. Hoyle a göre (1995) ise meslek, toplumun gönenci için yaşamsal öneme sahip işlevleri yerine getirmede üst düzeyde bilgi ve becerileri kullanan iş ve uğraş alanlarını ifade etmektedir. Hodson ve Sullivan (2002) ise mesleği yüksek statüye sahip, bilgi temelli iş olarak tanımlamaktadır. Özellikle sosyoloji alanında 1930lu yıllardan beri meslekleri diğer iş ya da uğraşlardan ayıran özellikleri belirlemeye ve bu amaçla bir ölçütler takımı oluşturmaya yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Kuramcılar bir iş ya da uğraşın meslek olup olmadığını belirlemek için çeşitli ölçütler geliştirmişlerdir (Huges, 1965; Volmer & Mills, 1966; Hall, 1968; Wallace, 1994). Toplum için benzeri olmayan, açık ve ihtiyaç duyulan bir hizmet sunma; kuramlara dayalı bir bilgi temeline sahip olma ve bu bilgiyi kullanma; ilgili alanda yüksek düzeyde eğitim alma ve bunu diploma ile belgeleme, iş başında ve hizmet içinde sürekli eğitim hizmetleri sunma; uzmanlaşma; yetkiye ve özerkliğe sahip olma; meslek örgütlerine sahip olma; etik ilkelere sahip olma, nispeten yüksek bir ödeme bu ölçütler arasında sıralanmaktadır (Hodson & Sullivan, 2002; Wallace, 1994). Meslekleşme yönünde okul yöneticiliğinin önemli ilerlemeler kaydettiğinin belirtilmesine rağmen, bu konuda gerek akademisyenlerin gerekse de uygulayıcıların hangi düzeyde uzlaşma sağladıkları belirsizdir. Okul yöneticiliği Türkiye deki mevcut durumuyla meslekleri diğer iş ve uğraşlardan ayırmak için sıralanan ölçütleri hangi düzeyde karşılamaktadır? Bu sorulara yanıt verebilmek için öncelikle mesleklerin ana özelliklerinin anlaşılması gerekir. Aşağıda mesleklerin diğer iş ve uğraşlardan ayırıcı on özelliği kısaca açıklanmıştır. Meslekleşme ölçütleri Toplum için önemli bir hizmet sunma. Bir meslek benzeri olmayan, açık ve ihtiyaç duyulan bir hizmet sunar. Sunulan hizmet toplumdaki tüm insanların yararlanabildiği, çok önemli bir hizmet olarak değerlendirilmelidir (Hoyle, 1995). Mesleğin sunduğu benzersiz hizmetin toplumun refahına katkı yapıp yapmadığı bir meslek olarak durumunu belirlemede önemli bir ölçüt olarak kullanılabilir. Kuramlara dayalı bir bilgi temeli ve beceriler. Bilimsel yollarla elde edilmiş bilgilere ve becerilere sahip olma ve bunları kullanma meslekleri diğer iş ve uğraşlardan ayıran önemli özelliklerden biridir (Talbert & McLaughlin, 1994). Mesleklerin yürütmekle yükümlü oldukları işler oldukça karmaşık beceriler takımını, zihinsel süreçleri ve kolayca elde edilemeyen ve fazla sayıda insan tarafından sahip olunamayan bilgileri içerir. Bu açıdan bakıldığında meslekler çoğu zaman bilgi temelli işler olarak ifade edilmektedir (Larson, 1977; Friedson, 1986; Abbott, 1988; Wallace, 1994; Hodson and Sullivan 1995). İleri düzeyde üniversite eğitimi ve diploma. Kolayca elde edilemeyen ve çok fazla kişinin sahip olmadığı kuramsal bir bil- 126 Türkiye de İlköğretim Okulu Müdürlüğünün Bir Meslek Olarak Mevcut Durumu: Bir Delphi Çalışması gi temeli meslek olmanın önemli bir koşulu olarak belirtilmektedir. Bu bilgi temelini edinmek, mesleğin gerektirdiği davranışları kazanmak resmî olarak onaylanmış ya da akredite edilmiş bir eğitim programının tamamlanmasını gerektirir. Diploma, sertifika vb. belgeler meslek için gerekli eğitimin alındığının kanıtıdır. Sıradan insanlar, mesleğin gerektirdiği karmaşık bilgilere sahip olsalar dahi bunlar mesleğin uygulayıcıları olamazlar. Bir mesleğin faaliyetlerini belge olmaksızın yürütmek yasadışı bir uygulamadır (Collins, 1979). Etik ilkeler. Etik, neyin yapılıp neyin yapılamayacağının bilinmesine ilişkin doğru ve yanlış ölçütleridir. Meslek etiği, özellikle doğrudan doğruya insanla ilgili mesleklerde uyulması gereken davranış kuralları olarak tanımlanabilir. Meslek etiğinin en önemli yanlarından biri, dünyanın neresinde olursa olsun, aynı meslekte çalışan bireylerin bu davranış kurallarına uygun davranmalarının gerekli olmasıdır (Kuçuradi, 1988). Meslek etiği, geçerli meslekî davranışlara kılavuzluk eden temel değerleri ve kavramları ifade eder (Duke, 1990). Etik ilkeler meslekleşmenin en güçlü araçlarından biridir. Meslek örgütleri. Bir iş ya da uğraş alanının meslekleşme koşullarından bir diğeri de meslek örgütlerinin varlığıdır. Meslek örgütleri bir meslekten, bir işyerinden, bir çalışma alanından ya da aynı tür üretimi yapan kişilerden oluşan örgütlerdir. (Başaran, 1984). Meslek örgütleri mesleğe giriş, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, mesleğe kabul edilme, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim standartlarının belirlenmesi, etik ilkelerin belirlenmesi ve izlenmesi, özlük hakların korunması ve iyileştirilmesi gibi pek çok konuda yetki sahibidir. Üyeleri tarafından yetkilendirilen ve resmî makamlarca da tanınan meslek örgütleri bu çalışmaları yürütürler (Sadkar ve Sadkar, 2000). Meslek örgütleri bir taraftan üyelerinin sosyal ve ekonomik refahını arttırmaya yönelik faaliyetler gösterirken, diğer taraftan mesleğin sunduğu hizmetin kalitesinin artırılmasından da sorumludurlar. İş başında eğitim. Geleneksel iş ve uğraşlardan farklı olarak mesleklerde mesleğe yeni girenler için iş başında eğitim zorunluluğu vardır. Bu uygulama hizmet öncesi ve hizmet-içi eğitim uygulamalarından farklıdır. İş başında eğitimin amacı, mesleğe yeni girenlerin çalışma ortamına uyum sağlamalarına yardım etmek, onları mesleğin somut gerçekleri ile tanıştırmak ve giriş düzeyindeki bilgi ve becerilerini artırmaktır. İş başında eğitim mesleğe giriş yılında daha fazla yoğun olmak üzere sistematik bir şekilde düzenlenen ve sürdürülen programlar çerçevesinde gerçekleştirilir. Hizmet içi eğitim.. Meslekî gelişme; yeterlik sahibi meslek üyelerinin işlerine ilişkin yeni bir bakış açısı kazanmak, becerilerini geliştirmek ve yeni sorumluluklar üstlenmek amacıyla alışılmış uygulamaların ve temel yeterliklerin ötesine geçme çabası olarak tanımlanır (Duke, 1990). Uzmanlık düzeyinde bilgi ve becerilerin edinilmesi uzun zaman alan ve devamlılık gerektiren bir süreçtir. Bunun yanında, meslek üyeleri özellikle kullanılan teknoloji, bilgi ve beceriler değiştikçe kendi bilgi ve becerilerini güncellemek zorundadırlar. Bu nedenle, meslek özelliği kazanmış çalışma ortamları, üyelerinden meslekî gelişim göstermelerini bekler ve bunu destekleyici olanaklar sunar. Uzmanlaşma. Meslekleri diğer iş ve uğraşlardan ayıran bir diğer özellik de uzmanlaşmadır. Meslek üyeleri her şeyi yapabilme iddiasından çok, sınırlandırılmış bir alanın bilgi ve becerilerine ilişkin uzmanlığı gösterirler. Meslek alanının ilgili olduğu işin karmaşık oluşu üyelerinin bu alan içinde değişik alt alanlarda uzmanlaşmalarını gerektirir. Örneğin, Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) uzmanlığı sağlayacak üst düzey bir eğitime giriş sınavıdır. Uzmanlık özelliklerinden etkili bir şekilde yararlanabilmek için profesyonel çalışma ortamlarında beceri ve eğitime dayalı bir iş bölümü vardır (Abbot, 1988; Wallace, 1994). Yetki ve özerklik. İşe ilişkin kararlar üzerindeki çalışan yetkisi, meslek olmaya ilişkin bir diğer önemli göstergedir. Özellikle teknik konulara ilişkin politikaların belirlenmesi ya da kararların alınması belirli bir yönetsel merkezin denetiminde midir? Yoksa bu yetki çalışanlara mı devredilmiştir? Meslek üyeliği özelliği taşıyan iş görenler yönetimden bağımsız olarak teknik konulara ilişkin karar yetkisine sahiptirler (Larson 1977, Friedson 1986). 127 A.E.Şahin Ödeme. Meslek üyelerine yapılan ödeme, sıradan iş ve uğraşları yerine getirenlerden daha fazladır. Hizmet öncesi alınan eğitim süresinin uzunluğu, iş için gerekli bilgi ve becerinin karmaşıklığı göz önünde tutulduğunda yeterli ve motivasyonu yüksek kişilerin işe alınması ve işte tutulması için yüksek bir ödeme yapılması gerekir (Hodson ve Sullivan 1995). Ödeme, çalışanların morallerini etkileyen en önemli etkendir. (Castetter, 1992). Çalışanlar için öngörülen başlangıç maaşı ve yan ödemeler tutarı bir iş yerinin yetenekli bireyleri çekebilecek bir yer olup olamayacağı konusunda bazı belirtiler sunar. Bir meslek olarak eğitim ve okul yöneticiliği Tarihsel süreçte genel olarak eğitim örgütlerinin yönetimine ilişkin iki temel geleneğin etkili olduğunu belirtmektedir. Bunlardan birincisi emir-komuta zinciri ile işleyen, bürokrasinin egemen olduğu merkezden yönetimin uygulandığı Bonapartist gelenek; ikincisi ise bunu alternatifi olan daha ademi merkeziyetçi Anglo-Sakson gelenektir. Birinci gelenek Orta ve Güney Amerika, İslam ülkeleri ve Rusya dahil bazı Baltık ülkelerinde benimsenirken, ikincisi büyük ölçüde İngiltere, Kanada ve ABD gibi ülkelerde benimsenmiştir. Bu nedenle yönetimin bir bilim olarak serpilip gelişmesi ikinci geleneğe sahip ülkelerde gerçekleşmiştir. Eğitim ve okul yönetiminin buna bağlı olarak profesyonel bir meslek olarak özellik kazanması da yirminci yüzyılın başlarında bu ülkelerde başlamıştır. (Şimşek, 2002). Eğitim yönetimi ve okul yöneticiliği ayrı birer meslek alanıdır (Açıkalın, 1994). Bugüne kadar söylene gelen yöneticiliğin okulu olmaz düşüncesi gün geçtikçe değişmektedir. Eğitim yönetimi kapsamındaki örgütlerin yapı ve isleyişleri okullara göre daha yoğun bürokratik özellikler gösterir. Okul yöneticilerinin hiyerarşik konumları, statüleri, rolleri, yeterlikleri diğer eğitim yöneticilerinden farklıdır (Açıkalın, 1998). Sergiovanni ve diğerlerine göre (1999) okul yöneticiliğinin meslekleşmesi dikkatlice tartışılması gereken önemli bir konudur. Bu çerçevede okul yöneticilerinin uzmanlık eğitimi almalarının öğretmenlerle yöneticiler arasında bir ayrışmaya yol açıp açmayacağı, uzmanlık yetkisinin demokratik işleyişe etki edip etmeyeceği, okul yöneticiliğinde profesyonelleşmenin kadınların okul yöneticisi olmaları önünde bir engel teşkil edip etmeyeceği konuları dikkatlice ele alınmalıdır. Eğitim yöneticilerinin hizmete girişten önceki öğrenimleri sırasında, dar anlamda yönetim ve yöneticilik konularında edindikleri bilgiler oldukça sınırlıdır. Genel ve klasik öğretim yapan öğretim kuruluşları ve üniversiteleri bitirmiş olmaları, hizmet öncesi eğitim için yeterli değildir. Önemli yönetsel görevlerde bulunan uzman kişilerin görev alacağı ve hizmete yatkınlığı daha çok artıracak bir eğitimden geçmeleri gerekmektedir (Tortop, 1994, s.242). Güçlüol a (Akt. Öncü, 2003) göre, her meslek, belli bir gereksinmeden doğmaktadır. Hizmet öncesi eğitim, bir mesleğin meslek olabilmesi için temel koşuldur. Nasıl ki bir kimse hizmet öncesi eğitim görmeden doktor, avukat, mühendis vs. olamıyorsa, yöneticilik eğitimi almamış bir öğretmen de eğitim yöneticisi olamamalıdır. Ancak eğitim yöneticiliğinde durum böyle olmamaktadır. Çünkü yakın zamana kadar meslekte esas olan öğretmenliktir, yöneticiliğin okulu yoktur gibi anlayışlarla hareket edilmiştir. İyi bir öğretmenin iyi bir yönetici de olacağı varsayımından hareketle, öğretmen-yönetici tipi ortaya çıkmıştır. Bunun sonucunda da doğal olarak bu yöneticiler, örgüt içinde çelişkiye, sorun ve çatışmalara maruz kalabilmekte ve örgütün zarar görmesine sebep olabilmektedir (Öncü, 2003). Eğitim sisteminde son yıllarda, eğitim yönetiminin bir bilim olarak algılanması, yöneticinin örgütsel amaçların gerçekleştirilmesini sağlayan bir eğitim lideri olarak kabul edilmesi, bu alanın uzmanlık gerektirdiğinin bilinmesi, eğitim yöneticiliğinin meslek haline getirilmesi gerekliliği, yönetici adaylarının objektif ölçülerde seçilmesi, eğitim yöneticisinin lisansüstü ve hizmet içi eğitimle yetiştirilmesi, özlük haklarının yaptıkları için eğitim düzeyine göre düzenlenmesi, yetki ve sorumluluk dengesinin sağlanması günden güne önem kazanmaktadır (Taymaz, 2003, ) Eylül 1993 tarihleri arasında toplanan On dördüncü Millî Eğitim Şûrası nın (1993) ana temasını Eğitim Yöneticiliği ve Eğitim Yöneticisinin Yetiştirilmesi oluşturmuş, okul yöneticiliğinin meslekleşmesine yönelik önem- 128 Türkiye de İlköğretim Okulu Müdürlüğünün Bir Meslek Olarak Mevcut Durumu: Bir Delphi Çalışması li kararlar alınmıştır. Bu kararlar arasında özellikle eğitim yöneticiliğinde uzmanlaşmaya gidilmesi, üniversitelerin eğitim yöneticisi yetiştirmede ve hizmet içi eğitimlerde daha etkin kılınması, eğitim yöneticilerinin yetkilerinin ve karar güçlerinin artırılması, eğitim yöneticilerine yapılan ödemenin cazip hale getirilmesi eğitim yöneticiliğinin bir meslek olarak gelişmesine destek olabilecek nitelikteki kararlardır. Şûrada alınan bu kararların eğitim yönetiminin kuramsal bilgi temeli ile tutarlık göstermesine rağmen, Millî Eğitim Bakanlığının okul yöneticilerinin seçilmesine ve atanmasına ilişkin izlediği politikalar ve gerçekleştirdiği yönetsel düzenlemeler okul yöneticiliğinin bir meslek olarak gelişmesini desteklememektedir. Örneğin tarih ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği, yükseköğrenim görmüş olmak (Madde 7/a) koşulunu eğitim yöneticilerinde aranacak genel koşullar arasında sıralarken bu eğitimin, eğitim yönetimiyle ilgili bir uzmanlık eğitimi olmasını şart koşmamaktadır. Yine yöneticilerin seçimi için yapılacak sınav kapsamında (Madde 13) %25 ağırlığında görevin gerektirdiği temel mevzuat bilgisi dışında kalan kapsam okul yöneticiliği ile doğrudan ilgili değildir. Eğitim sistemimizde yöneticiliğin meslekleşme ve kurullaşmasına en önemli engel öğretmenlik ile yöneticilik görev değerlerinin karıştırılması olmuştur. Bu karışım öğretmen yönetici tipinin dogmasına ve öğretmen olarak yetiştirilen kişinin iki değer sistemini oynamasına yol açmıştır (Bursalıoglu, 2002, s.15). Bu çalışma şu iki soruyu yanıtlamayı amaçlamaktadır: (1) Türkiye de ilköğretim okulu müdürlüğü hangi düzeyde meslekleşmiştir? (2) İlköğretim okulu müdürlüğünün mevcut mesleki durumuna ilişkin olarak öğretmenler, okul müdürleri, müfettişler ve öğretim üyeleri arasında bir görüş birliği var mıdır? Yöntem Bu araştırmada üç aşamalı uyarlanmış Delphi Yöntemi kullanılmıştır. Bir görüş birliği sağlama aracı olarak ifade edilen Delphi yöntemi bir problem durumuna farklı açılardan bakan bireylerin ya da grupların yüz yüze gelmeden uzlaşmalarını amaçlayan bir yöntemdir. Delphi yöntemi; kararların güçlü kişi ya da gruplar tarafından etkilenme olasılığı bulunduğu durumlarda geçerli ve güvenilir sonuçlar elde etmek amacıyla kullanılabilir. Genel olarak; katılımda gizlilik, yapılandırılmış ya da yarı yapılandırılmış anketlerin ardışık olarak uygulanması, grup tepkisinin nitel ve nicel analizleri, analiz sonuçlarının katılımcılara geri bildirimi, katılımcılara her bir aşamada düşüncelerini yeniden şekillendirme ve karar verme fırsatının verilmesi, ardışık uygulamaların görüş birliği oluşana kadar devam ettirilmesi Delphi yönteminin en temel özellikleridir (Dalkey,1972; Sackman, 1975). Delphi panel gruplarının seçimi Delphi araştırmalarının başarısı büyük ölçüde ilgili alanlardaki uzman kişilerin seçimine bağlıdır. Uygun uzmanların seçimi Delphi çalışmalarının güvenirliğini artıran en önemli özelliktir. Bu nedenle, Lang a göre (1998) katılımcıların seçkisiz (rastlantısal) yöntemle seçilmesi kabul edilemez. Bunun yerine panel üyelerinin uzmanlıkları gözetilerek amaçlı seçimi gerekmektedir. Bu çalışmada, ilköğretim okulu müdürlerine ilişkin uzmanlık bilgisi, görevi ya da sorumlulukları olan dört panel grup oluşturulmuştur. Bunlar ilköğretim okulu müdürleri, öğretmenler, ilköğretim deneticileri ve eğitim yönetimi alanında görev yapan öğretim üyeleridir. Her bir gruptan 30 olmak üzere toplam 120 katılımcı ile üç aşamalı Delphi çalışması tamamlanmıştır. Aşamalar Şekil 1 de açıklanmıştır. Veri toplama araçları Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan Delphi anketinin üç kez ardışık olarak uygulanmasıyla toplanmıştır. Kullanılan ölçekte yer alan maddelerin iç tutarlılık katsayılarının (Cronbach Alpha) tamamı birinci, ikinci ve üçüncü Delphi uygulamaları için.93 ve yukarı değerlerdedir. Her üç uygulamada da her bir maddenin düzeltilmiş madde test korelasyonları.35 ile.70 arasında değişmekte olup, herhangi bir düzeltme yapılmaksızın ölçekte yer alabileceği kabul edilmiştir (Atılgan, 2006). 129 A.E.Şahin Şekil 1. Katılımcılar arasında Delphi yöntemi kullanarak görüş birliği oluşturma aşamaları. Verilerin toplanması Tablo 1. Uzlaşma ölçüleri Birinci Delphi anketinde her biri meslek ölçütü olan on bir ifade yer almış ve katılımcılardan ilköğretim okulu müdürlüğünün her bir meslek ölçütünü hangi düzeyde karşıladığını 1 Hiç, 7 Tam olmak üzere 7 li Likert tipi ölçek üzerinde değerlendirmeleri, her soru altında bırakılan boş alana ise değerlendirmelerine ilişki
Similar documents
Search Related
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks