Please download to get full document.

View again

of 26
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

X. ULUSLARARASI YUNUS EMRE SEVGi

Category:

Essays

Publish on:

Views: 0 | Pages: 26

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
T.C. ESKiŞEHiR V A L i L i G i i X. ULUSLARARASI YUNUS EMRE SEVGi BİLGİ ŞÖLENi BiLDİRİLERi (06-08 MAYIS ) Hazırlayan Prof. Dr. Erdoğan BOZ ESKİŞEHİR, 2011 X. ULUSLARARASI YUNUS EMRE SEVGi BİLGİ ŞÖLENi
Transcript
T.C. ESKiŞEHiR V A L i L i G i i X. ULUSLARARASI YUNUS EMRE SEVGi BİLGİ ŞÖLENi BiLDİRİLERi (06-08 MAYIS ) Hazırlayan Prof. Dr. Erdoğan BOZ ESKİŞEHİR, 2011 X. ULUSLARARASI YUNUS EMRE SEVGi BİLGİ ŞÖLENi 6-8 MAYIS. YUNUS EMRE DİV ANI'NDAN TÜRKİYE TÜRÇESİ AGIZLARINA SÖZLÜKSEL KAAŞILAŞTIRMA i Yrd. Doç. Dr. Ayşe Nur SIR ÖZET Yunus Emre, XIII. yüzyılda Anadolu'da konuşma ve yazı dili olarak kullanılan Oğuz Türkçesinin en önemli temsilcilerindendir. O, devrinin diğer Türkçe yazan şairleri ile birlikte din ve ilim dilinin Arapça, edebiyat ve sanat dilinin Farsça olduğu bir dönemde eserlerini Türkçe yazarak Türkçenin bir şiir dili olmasında mühim bir rol oynamıştır. Kullandığı kelime ve ifade kalıpları, mecaz ve ıstılahlar, deyim ve halk söyleyişleriyle Türkçe edeblleşme yolunda zengin dil haline gelmiştir. Bu çalışmada, Türkçenin en eski ürünlerinde geçen ve günümüzde başka lehçelerde veya Türkiye Tükçesi ağızlarında kullanıldığı halde Türkiye Türkçesinin ölçünlü (standart) dilinde görülmeyen fiilierin baziları ele alındı. Bu yapılırken VII. yüzyıldan başlamak sureti ile Yunus Emre Divanı ve XX. yüzyıl arasındaki dil bağı kuruldu. Bu fiilierin Eski Anadolu Türkçesi ve Osmanlı Türkçesi ile yazılmış metinlerde geçip geçmediği Tarama Sözlüğü'nden Türkiye Türkçesi ağızlarında kullanılıp kullanılmadığı tespitlerle ortaya koyuldu. Ele alınan her fiil için Divanü Lfigati't-Türk'ten, Yunus Emre Divanı'ndan ve kısmen Eski Anadolu Türkçesine ait eserlerden birkaç örnek verilerek geçtiği sayfa numaraları verildi. Bu karşılaştırmada kelimelerin anlam~ ve yapı bakımından aynı olması esas kuralımız olmuştur. Anahtar Kelime: Yunus Emre, Eski Türkçe, Eski Anadolu Türkçesi, Türkiye Türkçesi ağzıları, arkaik sözler, etimoloji. ABSTRACT Yunus Emre isa great poet of Old Anatolian Turkic as written and spoken language in Anatolia in the thirteenth century. He played role in having Turkish done poetical while Persian was used as literature and art language and Arabic as Uşak Üniversitesi, UŞAK 793 X. ULUSLARARASI YUNUS EMRE SEVGi BİLGİ ŞÖLENi 6-8 MAYIS. religion and science language. He contributed development of Turkish by using different words, similes, terms and folkloric way of speaking. In this paper, some verbs appear in Old Turlde or modem Turlde languagesor Turkey Turkish dialects and don't appear in Turkey Turkish standart language came up. It is examined the linguistic relationship between Yunus Emre Divanı and tenth century since seventh century. It is examined if these verbs appeared in the texts belong to Old Anatolian Turlde and Ottoman Turkic or Turkey Turkish dialects by using Tarama Sözlüğü. It ıs shown that in which text like Divanü Lilgati 't Türk, Yumus Emre Divanı the examples appear ~d on which paper. Base of the method is being the words same by sernantic and structural point. Key Words: Yunus Emre, Old Turkish Language, Old Anatolian Turkish Language, Archaic Words, etimology GİRİŞ Eski Türkçe dönemine ait yazılı metinlerinde geçen verilerin işlendiği sözlük ve etimolojik sözlük çalışmalarında kelimelerin Güney-Batı Oğuz grubu Tüikçelerinden Osmanlıca veya Türkiye Türkçesi ile tespiti Tanıklarıyla Tarama Sözlüğü ve Söz Derleme Dergisi, Derleme Sözlüğü yolu ile yapılmıştır. Derleme Sözlüğü'ndeki VII-XIII. yüzyıla ait kelimeler, Eski Türkçeden günümüze kadar uzanan Türk dilinin söz varlığının ortaya koyar. Yunus Emre Divan'ında geçtiği şekli dikkate alarak Eski Türkçeden bu yana Türkiye Türkçesi ağızlarında yaşayan kelimeleri ele almak suretiyle XX. yüzyıl Türkiyesi 'nde konuşulan dil bağını kurmaya çalıştık. Bu çalışmada Yunus Emre'nin Divanı'm dikkate almamızın sebebi, iman ve fikrin, ilim ve irfanın birleşimi olan şiirlerinde kullandığı dildir. Zira Yunus'un dili, çağları kuşatan bir hayat felsefesinin görüntüsüdür. 794 X. ULUSLARARASI YUNUS EMRE SEVGi BİLGİ ŞÖLENi 6-8 MAYIS Bu şiirlerde Eski Anadolu Türkçesi dönemine ait söz ve yapılar günümüze kadar taşınmıştır. Özellikle Türkiye Türkçesi ağızlarında yaşayan bu sözler, Türk dili için kayda değerdir. YUNUS EMRE DİV ANI'NDA FÜLLER ÜZERİNE BİR İNCELEME beliiile- Eski Türkçede belifıle- korkmak (ETGr.: 267), korku ile birden sıçramak, irkilmek (EUTS: 39) anlamındaki fiil, belifı korku isminden türemiş fiildir. Divanü Lugati't-Türk'te belinğle- sözcüğünün belinlemek, korku ile uykusundan sıçramak, hayvan gibi habersizce bir şeyden korkup sıçrayarak ürkmek (DLT IV: 83) anlamlarıyla görülmesi, sözcüğün Eski Türkçe dönemindeki anlamını koruduğunu gösterir: er belinğledi =adam beliniedi (DLT IV: ) Belifı ''ürkü, korku (TS I: 491) ve belifile-lbelüfıle korku ile birden sıçramak, irkilmek (TS I: 492), belifilet korkutmak, ürkütmek belifileyü durmak uykudan korku ile sıçrayıp kalkmak (TS I: 495; YTS: 30) sözcükleri özellikle Eski Anadolu Türkçesi metinlerinde geçer: Er yiğit kayda ürker ürküterden Yahşı at belifilemez ilgülerden (TS I: 492-Kadı. XIV.. 596) Bugün Türkiye Türkçesi ağızlarında belinlemek, belifılemek (I) [beğillemeh, beğillemek, beğirlemek, behikmek, belekleme (Il), belenglemek, beleniemek (1), belevünnemek, beliiiemek belinglemek, belinlemek, belinnemek (!), belünlemek, bengitdemek (1), bengitdek olmak, bengilemek, benildemek, benilemek, benillemek, benirlemek, berilemek (11), berillemek, berinğnemek, berinlemek, herkedek düşmek, beyikmek, beynemek, beynimek] şaşkınlıkla karışık korku duymak, irkilmek, ürkmek, uykudan sıçrayarak korku ile uyanmak, afallamak, şaşırmak (DS I: ) anlamlarıyla yaşayan belinle-lbelifi- sözcüğü, Yunus Emre Divanı'nda bilifıle seyrimek, sıçramak, titremek olarak kullanılmıştır: 795 X. ULUSLARARASI YUNUS EMRE SEVGi BİLGİ ŞÖLENi 6-8 MAYIS Kolmaşa virdük sözini söz ile dögdük yüzini Yaban canaw1rı gibi bilifıler andan şeş eder biti-, hitit-: (YED: 103/80-3) Türk dilinin ilk yazılı belgelerinde ur- ve tokıeylemleriyle karşılanan yazma eylemi, yine ilk yazılı kaynaklarda Çinceden alınan p 'iete ''yazı fırçası sözcüğülle +iisimden fiil yapım ekinin eklenmesiyle meydana gelen bitisözcüğü ile kullanılmıştır. Biti- eylemi, Eski Türkçede yazmak, kopya etmek (EUTS: 45) Divanü Lugati't-Türk'te yine yazmak (DLT IV: 95) anlamıyla geçer: er bitik bitidi = adam kitap yazdı (DLT II: 325-7) Biti- kelimesinin hem Eski Türkçede hem de Divanü Lugati't-Türk'te türevlerinin de kullanıldığı görülür: bitgeçilbitkeçi yazıcı, katip , bitig 1. Yazı, kitap, belge, vesika, vasiyetname , 2. Hurufat, harflar, alfabe , bitilmek yazılmak , bititkü yazdırma (EUTS: 45); bitig yazma , bitigü Türk diviti ve başka divitler , bitik kitap; mektup; yazma, yazı, yazış; yazılı şey, kağıf', bitil- yazılmak , bitin yazılmak, yazılmak, kendisi için başkasının yardımı olmaksızın yazmak , bitiş yazmakta yardım ve yarış etmek , hitit yazdırmak (DLT IV: 96-97). Uygur Türkçesinde birleşik kelime şeklinde karşımıza çıkmaktadır: bitig taş abide, yazıt, yazılı taş (EUTS: 45), çın bitig gerçek senet ve sözleşme (EUTS: 61). Türk dil coğrafyasının büyük bir bölümünde yazı ile ilgili anlam dairesinde kullanılmıştır. Buna karşılık Oğuz Türkçesinde yazı yazmak eylemi için hata etmek, günah işlemek anlamlannda yaz- eylemi ortaya çıkmıştır (Bilge, 2009: 3). Eski Anadolu Türkçesinin en önemli eseleri arasında yer alan Yusuf u Zelilla'da bitilbiti 1. Yazılmış şey, mektup 2. Satış sözleşmesi , bitile- mektup yollamak (D,emirci, 2008: 309); 796 X. ULUSLAR.AR.A.-SI YUNUS EMRE SEVGi BİLGİ ŞÖLENi 6-8 MAYIS Yunus Emre Divam'nda ise yazmak eylemi yanında biti ve biti. fiili ile bu fiilden müştak hitit- gibi türemiş fiilierin bulunması, Eski Türk yazı dili geleneğinin bir yansıması olarak düşünülebilir. i bir biti yaz mırsa varsun bir kişi söylesün anda ana uşbu işi (YZ: ) Divanda biti-: yazmak, kısmet etmek, mukadder kılmak, nasip , hitit-: kısmet etmek, nasip etmek, meydana getirmek, yazmak anlamlarında kullamlırken biti: mektup, yazılmış şey, amel defteri anlamlarında kullanılmıştır: Dostdan haber kim getürdi sorun seher yillerine Hak Çalab 'um bititmesin ayrılıgın kullarına (YED: 330/345-1) Biti sunıla e/üne itdügün gele yoluna Tanuklar bile bulma dostun düşmenüli andadur (YED: 36/44-6) İki ferişteh ine gele karşuna ko na Günahlarum yaza s ala boynuna biti (YED: 315/385-4) Derleme Sözlüğü'nde biti-, hitit- fiilieri geçmediği halde biti ismi geçmektedir: 1. [biti (I)-1, 2] defter, 2. mektup, 3. [biti (1)-3] kitap, 4. [biti (1)-5] muska, 5. [biti (I)-6] vesika, vekaletname, senet, kart, kimlik cüzdanı, tezk:ere. (DS I: 711) buş-: Eski Türkçede öfkelenmek, hiddetlenmek, kızmak, heyecanlanmak (EUTS: 55) anlamlarıyla geçen buş- fiilinin aynı anlamı içeren buşa- kullanımı da vardır. Aynı zamanda sözcüğün busuş dert, keder, kaygı busuşsuz kedersiz, üzüntüsüz (EUTS: 54) buşurkan-/boşurkan- ~'rahatsız hissetmek, kendisini kusurlu, rahatsız saymak, kaygılanmak (EUTS: 49) şeklinde türevleri ve buşı ol- öfkelenmek {Tietze, 2002: 4019 birleşik eylem olarak kullanımı da görülür. 797 X. ULUSLARARASI YUNUS EMRE SEVGi BİLGİ ŞÖLENİ 6-8 MAYIS buş- sözcüğü, sıkılnıak, can sıkılnıak; usanmak (DLT IV: 119) anlamlarıyla Divanü Lugati 't-türk'te de rastlanır: er buşdı tarudı =adam usandı, sıkı/dı, daraldı (DLT lll: 262-3) eder: Kaşgari, kelimenin puşuğ şeklinde kullanıma da işaret puşuğ puşdı = çok canı sıkıldı (D LT II: O) Yine buş- sözcüğünün buşak içi sıkıntılı, mükedder , buşuğ can sıkıntısı , buşur- can sıkılnıak şeklinde türevleri de Divan'da kullanılmıştır. Tarama Sözlüğü'nde buş-/puş- kelimeleri ö:fkelenmek, kızmak (TS I: )anlamında kullanılırken, yine aynı fiilin türevi olan buşurga- fiilinin kızmak, öfkelenmek anjamımn dışında sıkılnıak, canı sıkılnıak (TS I: 721) anlamını taşıdığını görürüz. Buş- :filinden türemiş buşu öfke (TS I: 720) ismine de sözlükte yer verilmiştir: Beş nesne öğülmüş sıfatları bô.tıl eyler: Hışım ve buşu kişinin halimliğini bô.tıl eyler... (TS I: 720- Kel. XIV ) Busa- fiili a u değişimi sonucu Eski Oğuz Türkçesi metinlerinde buşu+, buşu- şeklini almıştır. Yine Eski Türkçedeki öbke şeklinden gelen bugünkü öfke sözcüğü yerine Eski Türkçedeki busa- fiilinden gelen fakat bugün kullanmadığımiz buşu sözcüğü, Şeyyad Hamza'nın Yusuf u Zeliha'sında buş- ve buşa- şeklindeki kullanımı dikkate değerdir: İki yıl yatsun deyu ljalp,r anı IJ_ardaşları gelür ayağına düşer (YZ: ) Zelihii ljalp,r Yusufa şol dem buşar Yusufilli ljuşağını şol dem şeşer (YZ: ) Yunus Emre Divanı'nda ve bazı Eski Anadolu Türkçesi metinlerinde geçmiş olması ve bugün Anadolu ağızlarında puşuk- şekli ve 1. manda kızmak, azmak'~ anlamıyla yaşadığı 798 X. ULUSLARARASI YUNUS EMRE SEVGİ BİLGİ ŞÖLENİ 6-8 MAYIS halde ölçünlü Türkiye Türkçesinde kullanılınaması sonucudur. arkaizmin Derleme Sözlüğü'nde puşukmak 1. Manda kızmak, azmak. 2. Eşek, at vb. hayv~ar sevinçle atlayıp zıplamak. 3. Buzağı İpten kurtulup kaçmak (DS V: 3494), anlamlarıyla kaydedilen sözcüğün kızmak, öfkelenmek, öfkeden gözü dönmek anlamlarına yer verilmemiştir, ancak puşuk Kütahya 'nın merkez sınırları içerisinde halk tarafından bu anlamla kullanılmaktadır: Puşukmuş dambey gibi saldırmak 1 Puşuk- sözcüğünün buşuk-/boşu-k kızmak şeklini veren Tietze, sözcüğü morfolojik açıdan değerlendirirken şu açıklamayı yapar: buşuk-/boşuk- buş-+-uk (Tietze, 2002: 401). Buna göre puşuk sözcüğünün aslında buşuk olan fiilden türemiş fiil olduğu görülür. Yunus Emre Divanı'nda ise buşu kelimesi öfke, kızgınlık anlamlarında kullanılır: Başdur bu vücudun şô.hı başdur 'akılun taht-gô.hı Katı buşmagıl nigô.hı buşudur 'aklun düşmô.nı (YED: 336/412-5) 'Akıl gitdi buşu geldi 'akl evini buşu aldı İmdi sultô.n buşu oldı göze göstermez cihô.nı (YED: 336/412-7) göy-: Orhun Abidelen'nde köny- şeklinde /ny/ Uygur Türkçesinde köy- yanmak, kavrulınak (EUTS: 118) ünsüzüyle geçen sözcük, Eski Anadolu Türkçesinde /ny/ ünsüzünün /y/ ve /k/ ünsüzünün lg! ile gösterilmesiyle göy- şeklini almıştır. Kelime, Uygur Türkçesinde türevleri ile de kullanılmaktadır: köydür- yakmak , köyir- yakmak , köytril yakılmak , köyük tanmış, kavrulınuş , köyür-lköygür yakmak, yakmış olmak şeklinde türevlerine de rastlanır. 1 puşuk- kelimesi, tarafımızdan bu anlamıyla tespit edilmiştir. 799 X. ULUSLARARASI YUNUS EMRE SEVGi BİLGİ ŞÖLENi 6-8 MAYIS Kaşgan, Divan'da kelimenin köy- şekline yer verir ve kelimeyi ''yanmak; yakmak . olarak anlamlandım (DLT IV: 368). otunğ köydi = odun yandı (D LT Ili: ) Sözlükte söylediği sözden cayan kimse için de köysözcüğünün geçtiği bir sava yer verilmiştir: ot tese ağız köymes =ateş demekle ağız yanmaz. (DLT I: 43-13) Dtvanü Lilgati't-Türk'te köy'in türevlerine de yer verilmiştir: köytür- yakmak, yaktırmak , köyür- ~ yanmak, yaktırmak , köyük yanmış, yanık (DLT IV: 24). Tarama Sözlüğü'nde göy- fiili türemiş fiil olarak geçer: göyünmek, (göynümek (I), göynemek, gövünmek, göyenmek) ''yanmak (TS Ili: 1803) Zelha eydür yasanem anla halim Aşık oldum göynürem tutgıt elim. (TS Ili: 1803-Yuz. Şeyd. XIII. 29) İçi yanar idi göynerdi taşı Fiğan idi işi vü gussa aşı (TS Ili: 1804-Işk. XIV. 67-1) Sözlükte yine göy- kelimesinin türevlerini de görmek mümkündür: gönye gönye (göyünü göyünü) yana yana (TS Ili: 1795), göynük 1. Acı, yanık, yanmış, yanma, kızarmış, hicran, ıztırap, keder 2. Hararet (TS Ili: ), göynüklü 1. Gönül yakıcı, acıklı, yanık, tesirli, sfizişli 2. Bağrı yanık (TS Ili: 1798), göyündürme Çok acıyıp yanan bir yara (TS Ili: 1800), göyündürmek (göydürmek) Yakmak (TS Ili: 1801). Bununla birlikte birleşik eylem olarak göyünegelmek Y am vermek, iç acımak, merhamet ve şefkat duymak (TS Ili: 1803) sözcüğü geçer. Yunus'un dilinde göy- için için yanmak, parlamak anlamındadır. Bununla birlikte Eski Anadolu Türkçesi metinlerinde göyün-, gönye-, göyün-, göyündür- gibi bu kökten türemiş çeşitli şekillerin kullanıldığını da bilinmektedir. 800 X. ULUSLARARASI YUNUS EMRE SEVGi BİLGİ ŞÖLENi 6-8 MAYIS Yunus Emre Divanı ve bu dönemin başka eserlerinde kelime başındaki k:.: g- ünsüzlerinin değişimi ile göy- şeklinde kullanıldığını görmekteyiz (Tiımgtaş, 1994: 59). Turmayup söylerem sözilm günahuma göyner özüm Güniihlu Yunus 'un sözin sen kabul eylegil Çalap. (YED: 15/16-8) Dilde söylenür haberün hergiz bulunmaz eserün Götür yüzünden perdeyi didiiruna göyüneyin (YED: 217/268-7) Bir küt ile güreşdüm elsüz ayagum aldı Güreşüp basamadum göyündürdi özümi. (YED: 391/407-7) Derleme Sözlüğü'nde göy- sözcüğünün türemiş şekillerinin kullanıldığı görülür: göğnük (I) [göğüntü (1), gönük (11), göynük (I)] Az yanmış ateş karşısında renk değiştirmiş kumaş , göğnük (IV) [göynük (II)] ''Üzüntüden ağlar duruma gelme , göğnük (VI) İrin ve kan toplanıış yara, bere , göğnüksü [göğnügsü, göğüntü (II)] Yanık kokusu , göğnümek (II) [goyünmek, göğünrnek (II), gönmek, gönümek (I)] Yanacak: derecede ısınmak, hafif sararmak (DS ID: ). kakı- Kakı- sözcüğü, (birine) sinirlenmek, küfretmek anianıında olup Eski Türkçeden itibaren var olan kelimelerimizdendir (Erol, 2008: 308). Gabain sözcüğün kakın pişman olmak anlamıyla kullanıldığını belirtir (ETGr., 2000: 277). - Divanü Lugati 't-türk'te kakı- birine kızmak, darılmak anianıında kullanılmıştır. Aynı zamanda bu sözcüğünün türevleri de geçer: kakığ kakıma, kızına, istemezlik, rağmen , kakış- birbirine kızışmak, birbirinin başına vurmak , kakıt kızdırmak, ~anını sıktırmak (DLT IV: 252). ol andın kakıdı = o ona kızdı, yaptığı işten danldı (DLT ID, ) kakımak/kahımak fiili, Tarama Sözlüğü'nde 1. öfkelenmek, kızmak 2. itiraz etmek, karşı gelmek 3. azarlamak, 801 X. ULUSLARARASI YUNUS EMRE SEVGi BİLGİ ŞÖLENi 6-8 MAYIS tekdir etmek anlamlarıyla karşılanmıştır. Anlam sırasına göre örnek verecek olursak: Söğer ü buşar ana yavlak ka/ar (TS IV: 2166-Yuz. Da. XIV. 28) Pes Adem aleyhissellim işbu buyruğu oğlan/arına söyledi, Habil razı oldu ve Kabil kaladı ve eyitti... (TS IV: 2170-Enb. XIV. 29) Cariye eyitti: Bana ne söğersiz ve ka/arsız, benim elimde ne var. (TS IV: 2170-Ferec. XV. 62) Tarama Sözlüğü'nde kala- 'ın türevlerine de yer verilmiştir: kalağan öfkeli, hiddetli , kalağanlık öfkelilik~' (TS IV: ), kalamak/u gazaplı, hiddetli , kalanç 1. hiddet, öfke, sitem, serzeniş 2. kalkma, kalkış, harekete geçiş , kalanmak 1. gazaba uğramak 2. öfkelenmek , kalarzanmak hiddetlenmek, öfkelenmek, kızmak , kalatmak öfkelendirmek, kızdırmak (TS IV: ). Kelimenin birleşik eylem olarak da kullanıldığı görülür: kalağan eylemek hiddete sevk etmek, öfkelendirmek, asabını bozmak (TS IV: 2165) kalayu çağırmak hiddetle haykırmak (TS IV: 2174). -_.Eski Anadolu Türkçesinin sonuna geldiğinde sözcüğün anlamında genişleme olmuştur. Yunus Emre kala- sözcüğünü kızmak, öfkelenmek, hiddetlenmek anlamında kullanmıştır: Nefsdür eri yolda koyan yolda kalur nefse uyan Ne işün var kimseyi/e nefsüne kala buş yüri (YED: 328/403-3) Türkiye Türkçesi ağzılarında kala- fiili, [ka/anmak -2] öfkelenmek anlamıyla kullanılır (DS IV: 2604). kösül-: Kösül- uzanıp yatmak, ayakları uzatarak yatar gibi uzanmak, sere serpe oturmak anlamlarında kullanılan kelimenin kös- fiilinden geldiği ve -1- fiilden fiil yapma ekiyle türediği bilinmektedir (Gülensoy, 1997: 559). Ayak uzatmak, 802 X. ULUSLARARASI YUNUS EMRE SEVGi BİLGİ ŞÖLENİ 6-8 MAYIS uzatılmak anlamlarıyla Divanü Lugati 't-türk'te kullanılan kösül- şu savda geçer: Yo'gurkanda artuk adhakkösülse üşiyür = yorgandan ziyade ayakuzatılırsa üşür (BLT II: 137/4) Tarama Sözlüğü'nde kösülmek (kösilmek) uzanmak, ayağını uzatmak (TS IV: 2702) sözcüğü ile birlikte kösültmek (köse/tmek) ''uzatmak, ayağını uzatmak (TS IV: 2703) şekli de kullanılmıştır: Kilimince kösilen ayağını Socuk günde dondurmaya yağını (TS IV: 2702-Süh. XIV. 220) Edepsizlik edüp gafil olmak ya da köseldüp yatmak olmaz. (TS IV: 2703-Müz. XV. 339) kullanılmıştır: Yunus Emre Divanın'nda kösül- uzatmak anlamıyla Çün va 'de ire cdna çıka yukarn hana Kösülerler ayagum elüm yenüm üstine (YED: 276/340-2) Derleme Sözlüğü'nde kösül'ü hem kös- hem de kösülşeklinde görmek mümkündür: kösmek (I) [köselmek -1, kösetmek (IV)] 1. Ayağını uzatmak 2. İnsan olduğu yere yıkılıp kalmak [köselmek -1] [köslemek (IV)] 3. Pusmak, sessizleşmek, uyuşup kalmak, sinrnek 4. [kösülmek (I) -4] 5. Koyunlar sıcaktan yatmak 6. Gücü azalmak ~7. Koşarak yorulmak 8. Birini yere sermek, yıkmak, düşürmek 9. Değnekle. vurmak (DS IV: ); kösülmek (I) [kosmek kösgelmek, köskenmek kösmek (I) -4, kösülmeg (1), küsülmek (1), -2,4] 1. U zanıp yatmak, ayakları uzatarak yatar gibi oturmak, sere serpe oturmak. [kosmek kösgelmek köskenmek], [kösmek (I) -4], [kösülmeg (I)] 2. Büzülmek, toplanmak, toparlanmak. [küsülmek (I)] 3. Yorulmak, gücünü kaybetmek 4. Öfkesi geçmek, yatışmak [küsülmek (I) -2] 5. Yılmak, pısmak, korkmak (TS IV: ) 803 X. ULUSLARARASI YUNUS EMRE SEVGi BİLGİ ŞÖLENi 6-8 MAYIS. kuç- Eski Türkçede kuç-/kucul- bağdaş kurmak, kavuşturmak, kucaklamak (ETGr.: 284; EUTS: 184) fiilinin türemiş şeklini Kaşgaıi sözlüğünde yer vermiştir: kucak/kuçka/ kuçam kucak . İlk defa. Divanü Lugati 't-türk'te karşımıza çıkan bu sözcüğün yanı sıra yine kuç-'tan türeyen kuçaklakucaklamak fiili de kullanılmıştır (DLT IV: 372). Bir kuçak böz =bir kucak bez (DLT I: ) Tarama Sözlüğü'nde koçmak kucaklamak, sarılmak, bağrına basmak (TS IV: 2593) madde başıyla alınan kuçsözcüğünün kocmak, koşmak yazılışlarıyla da geçtiği görülür: Reyyan dahi Yusuf'u öper kocar Sultan oldun dir ana saçusaçar (TS IV: 2593-Yuz. Şey. XIII. 51) XV. ve XVI. yüzyıllarda kuç- fiilinin türevleri koçulmak 1. kucaklanmak 2. sarılmak , koçuş kucaklayış , koçuşmak/kocuşmak kucaklaşmak, sarmaşmak (TS IV: ), kuçak kucak (TS IV: 2710) da yaygın olarak kullanılmıştır. XVII. yüzyılda ise sözcüğün kuç kucak olmak kucak kucağa olmak birleşik eylem şeklinde kullanıldığı görülür: 680) Ayin-i ktıfir gibi kuç kucağ olup (TS IV: Ev. XVII. 8, Yunus Emre Divanı'nda kuç- kucaklamak, sarılmak, deraguş etmek sözcüğü arkaizmin sonucu olarak tespit edilmiştir: Görmez misin topragı hasları kuçmış yatur Bizi dahı anun tek ala koynma birgün (YED: 201/246-3) Türkiye Türkçesi ağızlarında kuç- sözcüğü, koçmak [kocmak, koçuşmak, kucmak, kucuklamak] 1. Kucaklamak, kucaklaşmak, sarılmak [kocmak, koçuşmak
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks