Please download to get full document.

View again

of 25
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

Zeitschrift für die Welt der Türken Journal of World of Turks ŞEYH AHMED VE MANZUM SÖZLÜĞÜ NAZMÜ L-LEÂL

Category:

Gadgets

Publish on:

Views: 0 | Pages: 25

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
ZfWT Zeitschrift für die Welt der Türken Journal of World of Turks ŞEYH AHMED VE MANZUM SÖZLÜĞÜ NAZMÜ L-LEÂL ŞEYH AHMED AND HIS POETIC DICTIONARY OF NAZMU L-LEAL Abdülkerim GÜLHAN Özet: Şeyh Ahmed 17.
Transcript
ZfWT Zeitschrift für die Welt der Türken Journal of World of Turks ŞEYH AHMED VE MANZUM SÖZLÜĞÜ NAZMÜ L-LEÂL ŞEYH AHMED AND HIS POETIC DICTIONARY OF NAZMU L-LEAL Abdülkerim GÜLHAN Özet: Şeyh Ahmed 17. yüzyılda yaşamış hakkında fazla bilgi olmayan güçlü bir şair ve sözlükçüdür. Şeyh Ahmed in yazdığı Nazmü l-leâl adlı Arapça-Türkçe manzum sözlük, bazı başka manzum sözlüklerde ve eski kaynaklarda adı geçmesine rağmen, günümüzde yeterince tanınamamıştır. Dört yazma nüshasından hareketle tanıtılmaya çalışılan manzum sözlük, toplam 659 beyit; 5 rubai, 1 müstezad olmak üzere 57 farklı bölümden oluşmakta ve yaklaşık 3000 den fazla Arapça kelimeye Türkçe karşılıklar içermektedir. Şair hakkında kısa bilgiden sonra, eserin manzum özellikleri, sözlük metodu, Türkçe kökenli kelimler yönünden zenginliğinden hareketle, kendi türü içerisinde yeri ve önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Antep, Şeyh Ahmed, Nazmü l-leâl, manzum sözlük. Abstract: Şeyh Ahmed, a little known but in fact a strong poet and vocabulary writer, lived in the 17 th century. Nazmu l-leal, an Arabic-Turkish poetic dictionary written by Şeyh Ahmed, is not a well known work and we do not run into its name in other classical dictionaries and works. We have tried to introduce this work to the world of science on the basis of its four manuscripts. The work consists of 659 couplets, 5 rubais and 1 mustezad and explains the Turkish meanings of some 3000 of Arabic vocabulary. After a short introduction of the poet we have concentrated on poetic characteristics of the work, the methods used in it, and the importance of the work on the basis of its richness with regard to its vocabulary of Turkish origin. Key words: Antep, Şeyh Ahmed, Nazmu l-leal, poetic dictionary. 201 Gaziantep Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dil ve Edebiyatı Bölümü nün Nisan 2008 tarihinde düzenlediği Uluslararası Gaziantep Araştırmaları Sempozyumu nda sunulan Şeyh Ahmed ve Nazmü l-leal Adlı Manzum Sözlüğü başlıklı yayımlanmamış bildirinin genişletilmiş şeklidir. Yrd. Doç. Dr., Balıkesir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Balıkesir Abdülkerim Gülhan Şeyh Ahmed ve Manzum Sözlüğü Nazmü l-leâl Şeyh Ahmed and His Poetic Dictionary of Nazmu l-leal Giriş 17. yüzyılda yaşamış olan Şeyh Ahmed, meşhur sözlükçü ve tarihçi Mütercim Asım ın altı göbek önceki dedesidir. Mütercim Asım dan bahseden İslâm Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, Son Asır Türk Şairleri, Osmanlı Tarih ve Müverrihleri (Âyîne-i Zurefâ) gibi kaynaklar, dedesi Şeyh Ahmed ve eseri Nazmü l-leâl in adını da anmışlardır (İA., 1965: 665; Kaçalin, 2006: 200; İnal, 1969: 54; Mehmet Cemalettin, 2003: 67). Ömer Asım Aksoy, Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten in 1959 yılı sayısında, Şeyh Ahmed ve iki nüshasından hareketle, manzum sözlüğü Nazmü l-leâl hakkında tanıtıcı bilgi vermiş; ayrıca eserin Antep müftüsü Hâkî Abdurrahman tarafından h. 1168/ m tarihinde Savġu l- Meâl fî-şerhi Nazmü l-leâl adıyla şerhedildiğine dair değişik kaynaklarda bilgilere rastladığını da kaydetmiş; Gaziantep Kültür Dergisi nin Ocak 1961 tarihli 37 numaralı sayısında yayımladığı ve daha sonra ayrı basımı yapılan bir çalışma ile de hem müellif hem de eseri hakkında makalesindeki bilgilere yenilerini eklemiştir (Aksoy, 1988: ; Aksoy, 1961). İnci dizisi veya incilerden oluşmuş manzume anlamına gelen Nazmü l- Leâl, Şeyh Ahmed in h. 1051/ m yılında yazdığı Arapça-Türkçe manzum sözlüktür. Manzum sözlük şerhi Subha-i Sıbyân Şerhi Hediyyetü l- İhvân ile manzum sözlük Nazmü l-cevâhir in mukaddimelerinde, Keşfü z- Zünûn Zeyli nde müellif ve eserine atıfta bulunulmuştur (Mehmet Necib, 1308: 3; Hasan Aynî, 1250/1835: 2, 5; Bağdatlı İsmail Paşa, 1971: 660). Manzum sözlükler hakkında bilgi veren bazı önemli çalışmalarda (Kılıç 2001: 19-20; Öz, 1999: 16-18; Şentürk ve Kartal, 2004: , 380, , ; Kartal, 2003: 24-41) tanıtılan otuzdan fazla eser arasında, Nazmü l-leâl ismine rastlayamayınca, eserle ilgili bulgularımızı bir sempozyumda bilim alemi ile paylaşmıştık (Gülhan, 2005). Bu çalışmamızda da, müellifi ve yazma nüshalarından hareketle, eserini tanıtmaya ve değerlendirmeye çalışacağız. 2. Şeyh Ahmed Şeyh Ahmed in hayat hikâyesi, tahsili ve görevleri hakkındaki pek fazla bilgiye sahip değiliz. Hakkında bilgi bulabileceğimiz az sayıda kaynak arasında; ondan dolaylı olarak, daha çok da Mütercim Asım ın dedelelerinden olması sebebiyle, söz eden bazı eserler yanında; Ömer Asım Aksoy un adı geçen iki çalışmasını ve eseri Nazmü l-leâl in mukaddimesinde yer alan kendi ifadelerini sayabiliriz. Ömer Asım Aksoy 1959 yıllarında Şeyh Ahmed ailesinin hayattaki üyelerinden edindiği bilgilerle bir soy ağacını çıkarmış, bir yıl sonraki araştırmaları ile de şecereyi genişletmiştir. 17. yüzyılda yaşamış olan Şeyh Ahmed, üyeleri hep Şeyh veya Dede olarak anılan önemli bir aileden gelmektedir ve 1959 larda Antep in Çarpın köyünde varlığını sürdüren Cenanî ailesinin dedelerindendir. Onun beş göbek önceki dedesi Şeyh Osman Semerkandî, Orta Asya dan Maraş a ZfWT Zeitschrift für die Welt der Türken Journal of World of Turks göçüp orayı vatan tutmuş; Şeyh Ahmed ise babası Şeyh Mehmed ile birlikte Antep in Çarpın köyüne yerleşmiştir. Keşfü z-zünûn Zeyli nin Nazmü l- Leâl maddesinde de müellifin adı, köyüne istinaden, Ahmed Carbin olarak geçer (Bağdatlı İsmail Paşa, 19071: 660) da Cenanî ailesinin en yaşlısı Rıza Cenânî nin elinde bulunan ve amcasından kaldığını söylediği bir deftere göre ailenin soy ağacı; Şeyh Osman-ı Semerkandî Abdülgaffar - Abdülaziz - Kâtip Ahmed - Şeyh Mehmed - Şeyh Ahmed - Nureddin Hamza Hamza - Osman-ül Husulî - Mehmed Cenanî - Elhac Mehmed Emin - İshak Hakkı Pş. Ahmed Asım şeklindedir (Aksoy, 1988: 206). Ömer Asım Aksoy, meşhur sözlük ve tarihçi Mütercim Asım ın da şecerede yer alan Mehmet Cenanî nin oğlu olduğunu hatırlatarak bu listede yer almamasını, listenin sahibi Ahmet Asım ın Mütercim Asım kolundan gelmemesine ve kendi atalarına göre şecere tutmasına bağlar; ailenin bundan sonraki şecere listesini aşağıdaki şekilde verir: Mehmed Cenanî Elhac Mehmed Emin Mütercim Asım İshak Hakkı Pş. Hâmid Nevres 203 Kadir Pş. Rasim Pş. Ahmed Asım İsmail Cenanî Şevket Cenanî Ali Cenanî Riza Cenanî Ayrıca, Şeyh Ahmed in Şeyh Feyzullah adındaki bir oğlu tarafından gelen şeceresini de çıkarır. Şeyh Ahmed, Nureddin adındaki oğlu tarafından Cenanî ailesinin atası olduğu gibi, aile üyelerinden Zeki Savcı nın verdiği aile şeceresine göre Şeyh Feyzullah adındaki oğlu tarafından da başka bir kolun atasıdır. Bu ikinci şecerede Şeyh Ahmed in torunları şöyle görülmektedir: Şeyh Feyzullah - Şeyh Müslim - Şeyh Kara Dede - Büyük Hüseyin Dede - Haci Bekir Dede - Hüseyin Dede. Şecerede bundan sonra erkek evlât görülmemekte; Hüseyin Dede nin kızı Hatice, onun oğlu Halil Rifat bulunmaktadır. Zeki Savcı da Halil Rifat ın oğludur (Aksoy, 1988: 206). Ömer Asım Aksoy, 1960 ta da yine yaşayan üyelerinin anlatımlarına dayanarak, aile hakkında yeni bilgiler elde eder. Şeyh Ahmed in oğlu Şeyh Feyzullah kolundan gelen aile üyelerinden, dedeleri hakkında şifahî bilgiler Abdülkerim Gülhan Şeyh Ahmed ve Manzum Sözlüğü Nazmü l-leâl Şeyh Ahmed and His Poetic Dictionary of Nazmu l-leal 204 edinir. Aile üyeleri, Çarpın, Karadede, Göveççe köylerinde; Özen, Özbay, Yıldırım, Doğan, Bilgiç soyadları ile devam etmektedir. Karadede köyünde yaşayan Mehmet Özen den alınan bilgiye dayanılarak ailenin geniş bir soy ağacı verilmiştir 1 (Aksoy, 1961: 1-2). Yine Mehmet Özen in anlatımına göre, en büyük dedelerinin adını taşıyan, okuma yazma bilmeyen amcaoğlu Osman Özen; yılan, akrep sokmalarına, yele karşı nefes etmektedir. Ataları ile ilgilli bazı efsanevî bilgiler nakledilir 2 (Aksoy, 1961: 3-4). Şey Ahmed in kişiliği etrafında da bazı keramet söylentileri üretilmiştir. Şeyh Ahmed iyi bir hattatmış. Bir rivayete göre, Bağdat seferine giden IV. Murat a bir gecede Kur an-ı Kerîm yazarak hediye etmiş, Padişah da kendisine mermerleriyle ünlü Çarpın köyünü arpalık olarak vermiştir (Aksoy, 1988: 207). Aksoy un Osman Özen Dede den dinlediği bir rivayete göre de Şeyh Ahmet, IV. Murat a hediye ettiği Kur an ın bir sayfasını eksik yazmış. Bir süre sonra padişah bu eksikliği fark ederek bir tatarla haber göndermiş. Ayağında postal, elinde dahra 3, bağ budamakta olan Şeyh Ahmed tatarı görünce, bağ çubuğundan yaptığı kalemle birşeyler yazar gibi yapmış ve Git Kur an tamam oldu. demiş. İstanbul daki Kur an durduğu yerde tamamlanmış (Aksoy, 1961: 3-4). Yalnız, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi nin Mütercim Asım Efendi maddesinde, Ataları arasında Nazmü l-leâl yazarı Şeyh Ahmed Şihabî Efendi ile Çarpınlı Hattat Şeyh Ahmed Efendi gibi şair, lugatçı ve hattat birçok şahsiyet vardır. (Kaçalin, 2006: 200) denilerek, hem iki ayrı Şeyh Ahmed den söz edilmiş Haci Bekir Dede: Haci Bekir Dedenin dört oğlu: Şerif Ağa (Doğan), Aziz Ağa (Doğan), Haci Fazlı (Bilgiç), Koca Murtaza (Doğan). Şerif Ağa (Doğan) ın oğlu Ahmet; Şeyh Ahmet in oğlu Şerif, Şerif in oğlu Mehmet ve Ahmet. Aziz Ağa (Doğan) ın oğlu Mustafa; Mustafanın oğlu Mehmet; Mehmet in oğlu Osman ve Aziz. Haci Fazlı (Bilgiç) in oğlu Bekir; Bekir in oğulları Bekir, Mehmet, Fazlı, Mahmut ve Ahmet. Koca Murtaza (Doğan) oğlu Murtaza; Murtazanın oğlu İsmail; İsmailin oğlu Murtaza. Hüseyin Dede: Hüseyin Dedenin oğlu Osman Ağa; Osman Ağa nın oğulları Ahmet Ağa, Mehmet Ağa ve Hüseyin Ağadır. Ahmet Ağa nın oğlu Halil Özbay; Halil in oğlu Ahmet Özbaydır. Mehmet Ağa nın oğulları Baki, Osman ve Fazlıdır. Baki nin oğulları: Sait Özen, Ahmet Özen ve İdris Özendir. Osman ın oğulları; *Osman Dede (Özen) ve Abidin Özen dir. Abidin in oğulları Osman ve Mikdat tır. Fazlı nın oğulları: Yasin Özen ve *Mehmet Hoca Özen dir. Mehmet Hoca Özen in oğulları: Ökkeş, Fazlı, Abdülkadir, Hayri, Cafer, Muharrem ve Muhtardır. Hüseyin Ağanın oğulları: Mustafa ve Mehmettir. Mehmet in oğulları; Kâmil Özbay, Zarif Özbay, Salman ve Abdo Yıldırım dır. Salman ın oğulları Mustafa ve Salmandır. Abdo Yıldırımın oğlu Şakir Yıldırımdır. (Aksoy, 1961: 1-2) Şeyh Osman-ı Semerkandî, Maraş ta ölmüş. Hoca, cenazesini yıkarken ustura yok muydu tutunacak? Çakı yok muydu tırnak kesecek? diye söylenince Osman-ı Semerkandî teneşirden fırlayıp uçmuş; Pazarcık ovasına düşmüş. Şimdi yattığı Osmandede köyü, Narlı nın batısında imiş. Şeyh Osman-ı Semerkandî, çift sürerken oradan geçen zamanın padişahı kendisinden su istemiş. Yakınlarda su yokmuş. Osman Dede, bulundukları yere bir saat uzaklıkta bulunan Bağlama çayından uzanıp bir tas su almış, padişaha sunmuş. Bir kaç yıl önce Şeyh Osman-ı Semerkandî, bir zatın rüyasına girerek merkadinin tamir ettirilmesini istemiş. Bu iş bir ustaya verilmiş. Usta onarım sırasında terbiye dışı davranışlarda bulunmuş ve yatır ile alay etmeye başlamış. Bu sırada gözü kör olmuş (Aksoy, 1961: 3-4). Bir çeşit budama bıçağı (Derleme Sözlüğü, 1993: 1329). ZfWT Zeitschrift für die Welt der Türken Journal of World of Turks hem de Nazmü l-leâl yazarının künyesi Şeyh Ahmed Şihabî şeklinde, diğer kaynaklardan farklı olarak verilmiştir. Ömer Asım Aksoy un verdiği bilgiye göre, Şeyh Ahmed ve babası Şeyh Mehmed in mezarları Gaziantep te, Balıkdağı ile Kuzanlı arasında yapılan doğumevinin olduğu yerdeymiş ve onun çocukluğunda sancılanan atlar, o mezarlar etrafında dolaştırılırmış (Aksoy, 1988: ). Şeyh Ahmed kendisi de Nazmü l-leâl in giriş bölümünde, hayatıyla ilgili bazı noktalara değinmiştir. Buradan edindiğimiz bilgilere göre babası, Şeyh Osman sülalesinin seçkin bir üyesidir; okul çağından önce kendisine ilim öğretmeye çalışmış, dört yaşında onu yetim bırakmış; kardeşleri de değişik yaşlarda öldüğünden, baba ve ağabey baskısından uzak yaşamış; yine de kendi kendini yetiştirmiş ve yaşadığı birçok zorluklara rağmen böyle önemli bir eser meydana getirebilmiştir. Bu konudaki bazı beyitler şöyledir: Velîkin ben żaóîfiñ dâsitânı Ne yüzden óarż ider gûş it beyânı Niøsâb-ı mektebe sinnim müsâóid Değilken øhażret-i merhûm vâlid O şemó-i dûdmân-arây-ı óirfan Güzîn-i ùhânedân-ı Şeyh óoùsmân Ve-ùzâ-ġavùsü z-zemâni l-meróaşiyyü óaleyhi r-raøhme mâ-merra l-óaşiyyü Baña taøhøsîl-i óilme øhırøs u iøkdâm İdüb çoøk beùzl økıldı himmet-i tâm Ne sûd ammâ ki taøkdîr-i İlâhî Olub saóyinde anıñ sedd-i râhı Süùhan kûteh irişüb øhükm-i taøkdir Olub bir gün mîzâcı ġayr-ı taġyîr Żamîrin naøkş içün levøh-i øzuhûra Getürdüb ben dil-efgârı øhużûra Olub mûyı sefîde eşki rîzân Te essüfle didi giryân u sûzân Saña kim oldı cây âġûş-ı ümmîd øhayâtımdan ben oldum ġayr-ı nevmîd ùhüdâya eyledim øhıføzıñ emânet Diyüb dâru l-beøkâya økıldı rıøhlet 205 Abdülkerim Gülhan Şeyh Ahmed ve Manzum Sözlüğü Nazmü l-leâl Şeyh Ahmed and His Poetic Dictionary of Nazmu l-leal 206 Degildim çâr-sâle belki şol dem Pey-â-pey nûş idüb zehr-âb-ı mâtem Ne bir øhaùsùs-ı peder øhayùsiyyedârı Ne tehdîd-i birâder berg ü bârı Bu gûne bî-kesî vü ùhurd-sâlî Hezârân dâğ-ı dil medhûş ü lâlî Belâ deştinde økaldım zâr ü giryân Yetîm sufte-dil ü ġamgîn ü nâlân Her ol ferzend kim ol bî-pederdür Gerek şeh-zâde olsun der-be-derdür Bu gûne fevc fevc esbâb-ı taóøtil Nice óarż ider o imkân-ı taøhøsîl Eger men ser-güùzeştüm økılsam îrâd Diler bir başøka defter økılmaøk inşâd (150b-153b) 2.1. Müellifin Sözlük Görüşü Eserin dil ve üslup özelliklerini incelemeye geçmeden önce, müellifin kendi eseri ve genel olarak sözlük hakkındaki söylediklerine bakmakta yarar var. Müellif, eserin mukaddimesinde bu konudaki bazı fikirlerini dile getirmiştir. Ona göre çocukların eğitiminde, Kur an hatminden sonra yapılması gereken ilk iş, ilim yolundaki zorlukların kolaylaştırılması için Arapça ve Farsçanın sözlüğünün öğrenilmesidir: Pes andan øsoñra baód-ez-ùhatm-i økur ân Budur şâyeste-i taólîm-i øsıbyân Ki Tâzî yâ Derî bir óilme øtâlib Olursa budur evvel aña vâcib Kim evvel øhıføz ide anıñ luġâtın Bile tâ øsoñra âsân müşkilâtın (145a) Şeyh Ahmed e göre, mensur metinleri ezberlemek zor olduğundan, sözlük manzum olmalı; bu sebepten nasıl Şahidî 4, Farsçanın sözlüğünü nazma çektiyse, kendisi de eksikliğini gördüğü Arapçanın sözlüğünü nazmetmiştir. Gerçi kendisinden önce Ferişteoğlu 5 Arapçanın manzum 4 5 Tuhfe-i Şahidi, Mevlevî şeyhlerinden Muğlalı Şahidî İbrahim Dede nin 16. yüzyılda yazdığı Farsça-Türkçe manzum sözlüktür. Ferişteoğlu Abdüllatif veya Abdüllatif İbn Melek in, Ferişteğolu Lügati (İbni Ferişte Lügati) olarak bilinen ve 13. yüzyılın sonlarında yazılmış olan eseri, Arapça-Türkçe ilk manzum sözlük kabul edilmiştir (Öz, 1999: 4). ZfWT Zeitschrift für die Welt der Türken Journal of World of Turks sözlüğünü yazmış ancak cahiller onun anlamını tahrif ettiği gibi, veznini de bozmuştur; o sözlüğü çocuklara bu şekilde öğretmek, faydadan çok zarar verir. Ona göre sözlüğün kelime öğretme yanında bir amacı da vezin ve sanat bilgisi vermektir. Bu bakımdan her bölümü farklı bir vezinde yazdığını, her bölümün sonunda vezini belirttiğini, bazı Arap vezinlerini de kullandığını; bölüm sonlarında, kendisinin beyt-i mütercem dediği, bir mısraı Arapça, diğer mısraı da onun Türkçesi olan beyitlere yer verdiğini söyler. Bu konudaki bazı beyitler şöyledir: Pes imdi øhıfż-ı menùsûre øtabîóat Çeker ġâyet de renc ü derd ü óusret Anıñçün Şâhidî rûøhına raøhme Çeküb Fürsiñ luġâtın silk-i naøzma Ne deñlü baøhr ki istiómâle maøkrûn økılub her gûşesin gencîne-meşøhûn Güher-ùhîz eylemiş øsaøhn-ı beyânda økomış bir yâdigârın bu cihânda Luġât-ı Tâzîde gördüm ki yoøk ben Bunuñ mânendi bir şâd-âb gülşen Buña ùhod beùzl-i himmet andan evlâ Kim olmışdur óulûm-ı dîne mebnâ Egerçi eylemiş İbn-i Firişte Hezârân raøhmet ol nigû-sirişte Bu lisn üzre belî bir naøzm-ı dil-cû Ki øsan her økıøtóası bir óıøkd-i lüòlû Ne sûd ammmâ ki anı dest-i cühhâl økılub erbâb-ı dâniş gibi pâmâl Ne økoymış maónisinde istiøkâmet Ne vezninde rekâketden selâmet Olub heb sımøt-ı naøzmı pâre pâre økamu dönmiş durıb güsiste-târe øsabîye böyle taólîm itmek anı Virüb sûdında efzûnter ziyânı økılub óayn-ı şuóûrın ġayr-ı bî-nûr økalur ser-menzil-i teşùhîøsden dûr 207 Abdülkerim Gülhan Şeyh Ahmed ve Manzum Sözlüğü Nazmü l-leâl Şeyh Ahmed and His Poetic Dictionary of Nazmu l-leal økomaz mîzân-ı øtabóında o øhâlet Miyân-ı naøzm u neùsri farøka øtâóat Murâd itdim ki ger tevfîøk-i Bârî Bu vâdîde økılursa baña yârî Bu lisn üzre økılam bir nażm-ı ġarrâ Şu deñlü şûùh u şîrîn øhâlet-efzâ Ki bir sencîde-øtabó üstâd-ı kâmil K ola envâó-ı óilme ùzâtı şâmil økılub taøktîó-i veznin cümle tefhîm Anı bir mübtedîye økılsa taólîm 208 økıla øtabóın anıñ baøhr-i güher-zâ Kef-i endîşesin gencîne-peymâ Olub âùhir o bir genc-i feżâòil Ola óâlemde bir dânâ-yı kâmil (145b-147a) 3. Nazmü l-leâl in Nüshaları Bu çalışmada eserin dört nüshasını kullandık. Balıkesir İl Halk Kütüphanesi 394/4 demirbaş numarasında kayıtlı Mecmua-i Eşâr, 205x x70 mm. boyutlarında, sırtı siyah bez, siyah ebruli mukavva cilttir; mecmuadaki diğer metinler ta lik hattıyla yazılmış ve farklı özelliklerde kağıtlar kullanılmıştır. Mecmua içerisinde, biri hurufata dair, diğeri Usûl-i Eşâr-ı Arabî başlıklı iki nesir risale; Nabî nin Hayriyyesi; Rıfkî, Meylî Mehmed, Rahmî, Hüznî, Edîb, Fehîm, Fıtnat, Niyâzî, Feyzî, Mehmed Raşid e ait şiirler ve bir takvim; en sonda, 144b-206a varakları arasında yer alan Nazmü l-leâl üç ay filigranlı kağıda, 11 satırlı, cetvelsiz, harekeli nesih hattıyla Muhammed Nazîf El-Ezînevî tarafından Ezîne de, h. 1236/ m tarihinde istinsah edilmiş; nüshanın sayfaları bugünkü rakamlarla numaralandırılmıştır. Başlıklar, vezinler ve bazı önemli beyitler, son kısmında yer alan beş mesnevideki muvaşşah sanatını oluşturan harfler kırmızı mürekkeple yazılmış, ayrıca anlamdaş kelimelerin altına kırmızı kalemle aynı numaralar verilmiş, Arapça kelimelerin üstleri çizilmiş, ancak bu usûl 183b den sonra terk edilmiştir. Metnindeki referanslar Balıkesir nüshasına göre verilmiştir. Dört nüshanın da başlama ve bitiş beyitleri aynıdır: Başlama: İlâhî nâmıñ itdim tâc-ı nâme Ki merġûb ola nâmem ùhâøsøs u óâmme Bitiş: Fâóilâtün fâóilâtün fâóilât økaøsr ile oldı remel âb-ı øhayât ZfWT Zeitschrift für die Welt der Türken Journal of World of Turks Diğer üç nüshayı bizzat görme imkânımız olmadı, mikrofilmlerini veya fotograflarını elde edebildik. Bu nüshalara ait bazı şeklî bilgiler kataloglardan yararlanılarak verilmiştir. Çorum İl Halk Kütüphanesi 1880/2 numarada kayıtlı nüsha, ayni cilt içerisinde yer alan dört eserden ikincisidir, bugünkü rakamlarla numaralandırılmış Nazmü l-leâl, nüshanın 15a-45b yaprakları arasında yer alır. Harekeli nesih hattıyla cetvelli olarak 15 satırlı çift sütuna, Osman bin Ahmed El-Konevî tarafından h. 1230/ m.1814 tarihinde istinsah edilmiştir. Başlıklar kırmızı mürekkeple yazılmıştır. Değişik yerlerde, Vakafehû alâehli l-ulûm Es-Seyyid Ahmed Feyzî Müftî-i Çorum 1296 (ya da 1256) yazılı mühür vardır. TÜYATOK un hazırladığı müsvedde katalog bilgilerine göre, 210x x80 mm. ebatlarında, sırtı siyah bez, üzeri ebru kâğıt kaplı mukavva cilt, şapka filigranlı kâğıttır. Katalogda eserin müellifi, Emri Çelebi Edirnevî olarak gösterilmişse de Nazmü l-leâl metninin başladığı yere, Keşfü z-zünûn Zeyli in 2. cilt, 660. sayfa, 2. sütunundan alınan bilgiler ışığında, müellifin adı El-Ahmed Carbin İbn. Osman El-Mar aşî şeklinde derkenar edilmiştir. Elmalı Halk Kütüphanesi 3042/1 numarada kayıtlı nüshaya ait bilgilerin bir kısmı TÜYATOK un kataloğundan alınmıştır (TÜYATOK, 1982: ). Katalog ta eserin adı Nazmü l-lealî ; müellif adı da Çorum nüshasında olduğu gibi, Emrî Çelebi Edirnevî olarak yanlış yazılmıştır. 165x x55 mm. boyutlarında, 1b 54b yapraklarında, üzüm filigranlı renkli kâğıda, Kayseri de Elmalı tarafından bozuk ta lik hattıyla; mukaddimede 13, sözlük kısmında 11 satır olarak yazılmıştır. Sırtı kahverengi meşin, ebrî kâğıt kaplı, sağ deffesi kopuk bir cildi vardır. Arapça sözcükler kırmızı mürekkeple yazılmış ve üzerleri çizilmiştir. Kenarlarda bazı kelimelerle ilgili açıklamalar, Ahterî, Vankulu gibi sözlüklere atıflar vardır. İstinsah kaydı olarak: Temme fî-yedi l-elmalı fî-şehr-i Kayserî ibaresi yer alır. Viyana Nüshasını, Türk Dil Kurumu Kütüphanesi Mikrofilm Arşivi 27 numarada kayıtlı filmden elde edebildik. 46b 78b yaprakları arasında, ta lik hat
Similar documents
View more...
Search Related
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks